Şempanzelerle paylaştığımız bir davranış aslında kahkaha ama psikolog Robert Provine'ın da gözlemlediği gibi, formlar birbirinden biraz farklı. Şempanzelerde art arda nefes alıp verme şeklinde görülen basit bir hah-uh-hah-uh-hah serisi söz konusuyken, bizlerde nefes almadan devam eden çok daha coşkulu bir ha-ha-ha-ha serisi görülüyor.
->Alışkanlık, otomatikleşecek kadar çok tekrarlanmış davranıştır.
→Alışkanlıkların nihai amacı hayatın sorunlarını olabildiğince az enerji ve çaba harcayarak çözmektir.
→Her alışkanlık şu dört adımı kapsayan bir geri bildirim döngüsüne ayrılabilir: işaret, istek, tepki ve ödül.
→Davranış Değişikliğinin Dört Yasası daha iyi alışkanlıklar inşa etmek için kullanabileceğimiz basit bir kural takımıdır. Bu kurallar (1) görünür kılın, (2) çekici kılın, (3) kolaylaştırın, (4) tatminkâr kılın olarak sıralanabilir.
Kendimizi çok karmaşık varlıklar sanıyoruz. Çözebilmek için de karmaşık düşünceler içinde boğulup duruyoruz. Halbuki basit işte. Korkularımızın ve arzularımızın altını kısabilirsek biraz daha mutlu yaşabiliriz Osman.
Şunu anlayın: Herkes gibi siz de mantıklı olduğunuzu düşünüyorsunuz ama değilsiniz. Mantıklılık doğuştan var olan bir güç değil, eğitim ve denemeyle elde edilir. Athena'nın sesi şu anda içinizde bulunan yüksek gücün yerini tutar, sakin olup odaklandığınız anlarda belki fark ettiğiniz bir potansiyel, uzun uzun düşündükten sonra size gelen en kusursuz fikirdir.
Zihniniz duygularla aşağıya çekildiğinde bu yüksek güçle bağlantı kuramazsınız. Tıpkı meclisteki Periles gibi başkalarının draması size de bulaşır, insanların size verdiği tepkilere göre tepki verirsiniz, deneyimlediğiniz heyecan, özgüvensizlik ve kaygı dalgaları odaklanmanızı zorlaştırır. Dikkatiniz bir o yana, bir bu yana çekilince, kararlarınıza rehberlik edecek mantıklı standart bulunmayınca, koyduğunuz hedeflere asla ulaşamazsınız.
Her an içsel Athena'nızı geliştirmek gibi basit bir karar verip bunu değiştirebilirsiniz. Ardından mantıklılık en fazla değer verdiğiniz şey olur ve size rehberlik eder.
İlk göreviniz sürekli olarak fikir ve kararlarınıza bulaşan şu duygularınıza bakmaktır. Kendinizi sorgulamayı öğrenin:
Bu öfke ya da kırgınlık niçin var? Sürekli ilgi çekme gereksinimi nereden geliyor? Böyle bir inceleme altında duygularınız size hükmetmeyi azaltacaktır. Başkalarının verdiklerine tepki göstermek yerine kendi adınıza düşünmeye başlayacaksınız. Duygular
geri teper. Şimdi dingin bir ruhla çok geniş bir seçenek ve çözüm yelpazesini gözden geçirebilirsiniz. Ses gittikçe berraklaşacaktır.
Harekete geçmeden, düşünecek ve stratejilerinizi yeniden değerlendireceksiniz.
İnsanlar bitmek bilmeyen dramaları ve önemsiz duygularıyla çevrenizi kuşatınca, bu dikkat dağılmasından hoşlanmayacak, onların ötesini düşünmek için mantığınızı kullanacaksınız.
Sürekli antrenman yaparak güç kazanan bir sporcu gibi
Çok basit bir soru soruyordu: Bazı insanlar, neden ve hangi hakka dayanarak başka insanları hapse atıyorlar, işkence ediyorlar, sürgüne gönderiyorlar, kamçılıyorlar ve öldürüyorlar? Oysaki kendileri de tıpkı işkence ettikleri, kamçıladıkları, öldürdükleri insanlar gibiler.