Tehlikeli
Derviş Ali'm bu ikrara beli dir
Dilim söyler ama kendim delidir
Allah bir Muhammed Tanrı Ali'dir
Men Ali'den başka Tann görmedim

Canan demirer, Fosforlu Cevriye'yi inceledi.
 04 Oca 22:42 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ah cevriye fosforlu cevriye. Hiç sevilmemis hor görülmüş insan yerine konulmamış sokak kızı cevriye. Polis den kaçtığı bir gece bir adamla karşılaşır ona sığınır cevriye. İlk kez kadın olarak değil de insan yerine konulur cevriye.. ve aşık olur cevriye eli eline bile değmeyen adama aşık olur ama adam kaçak. Kaçması lazım saklanması lazım. Peki ne yapacaktı cevriye ona menfeatsiz yaklaşan tertemiz aşkla sevdiği adam için bir şey yapacak mıydı? Tabi ki YAPACAKTI

Halil Yavuz KAYA, İpek Sabahlık'ı inceledi.
24 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Osman Balcıgil'in, Celile ve Yeşil mürekkep kitaplarından sonra bu kitap. İlk ikisi kadar yüksek seviyede sarmasa da... bana, bir döneme imzasına atan bir kadın yazarımızın biyografisi etrafında tarihe göz atma (tabii ki hatırlama babında) fırsatı tanıdı bu kitap.
Hatice Saadet Baraner... Yazar bu ismin nasıl Suat Derviş'e evrildiğini kitabın son sayfasına koymuş olsa da, 1905- 3 Temmuz 1972 arasına sıkışmış, inişli çıkışlı, kah zirvede, kah yerlerde 67 yıllık yaşam kavgası veren, vazgeçemediği iki şey, yazmak ve ipek sabahlığı olan bu kadın bu Suat Derviş kim? Öğrenmek istiyorsanız okumalısınız.
Kendini işine, sanat, edebiyat ve gazeteciliğe adamış, içine doğduğu köklü, aristokrat bir aile de el bebek, gül bebek yetişmiş ve dolayısıyla "ben" odaklı yaşam tarzını benimsemiş, "iş"i, "aşk"a daima benimsemiş. Ama yine de başından dört evlilik geçmiş, on yedili yaşlarında Nazım Hikmet'in de aşık olduğu, ona şiir yazan Nazım, aynı zamanda Suat'ı Babali'ye ilk adımı attıran kişidir. Beni Fosforlu Cevriye ile kendine çeken ilk kadın gazeteci ve yazarlarımızdan, varsıl bir ailenin iki kızından küçüğü dür. Babaları, Türkiye'nin ilk kadın doğum doktorlarından Prof. unvanına sahiptir. Anne ve baba tarafları saraydan gelmektedir. Çok iyi eğitim almıştır. Fransızca, Almanca'yı anadili gibi konuşmakta İngilizce bilmekte, şan ve piyano dersleri almakta hatta müzik eğitimi için iki kardeşte Almanya'ya göndermiştir aileleri.
Bu arada içindeki yazma tutkusu Nazım'ın verdiği cesaret ile alevlenmiş ve henüz yirmi yaşında bir çok hikayeye, dört romana da imza atmıştı ki, bazı romanları Almancaya çevrilmişti.
Birinci büyük savaş ve sonrası işgal altında İstanbul da, yedi yıl Almanya da, sonra ikinci büyük savaş ve çekilen sıkıntılar, ardından dokuz yıl Fransa da, çok partili hayata geçiş ve siyasi çalkantılar, darbeler ve meslekte müthiş düşüşlerle geçen bir hayat.
Suzet Doli, (Suat'ın S si- Derviş'in D si ) müstear ile Almanya da Almanca yazmalar. Berlin i bu romanlarla fethediş.
Yaşamı ne zikzaklar çizen, ne inişler çıkışlar gösteren süreçti ama. Romantizm den, halkın içine giriş, halkın sorunları ile sosyal olgulara yelken açış, iktidarların yanlışlarını çekinmeden kaleme almak, Türkiye de kadın sorunları ile ilgileniş, Halkın içine ve sorunları ile ilgilendikçe, hızla çöküşlerin yaşanması. Zenginliği de yoksulluğu da yaşayış, köşklerde de konaklarda da dadılarla yaşamayı da nohut oda bakla sofayı da kabullenebilmek. Şahane gözleriyle neleri görmedi ki, ama şeker hastalığının etkisiyle ruhu olan yazmayı ve yazdıklarını okuyamaz oldu o güzel gözler. Çıtı pıtı yüreği heyecan dolu bir genç kızlıktan sosyalizme kadar varan bir yaşamdı onun öyküsü.
Ama bir şey vardı ki hiç vaz geçmedi. Öldüğünde üzerinde o vardı. İpek Gecelik...

Ayşegül tatilde, bir alıntı ekledi.
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

24 Ocak 1980 Kararları'nı Turgut Özal'ın hazırladığı söylendi. Oysa bu kararların mimarı 24 Ocak 1980'den 20 yıl sonra Türkiye ekonomisinin başına geçecek olan Dünya Bankası (WB) memuru Kemal Derviş'ti.

Küresel Ekonomik Kriz ve Yeni Dünya Düzeni, Ramazan Kurtoğlu (Sayfa 71)Küresel Ekonomik Kriz ve Yeni Dünya Düzeni, Ramazan Kurtoğlu (Sayfa 71)

Memduh Şevket Esendal, Temiz Sevgiler, Ankara 1965
HAYAT NE TATLI

Temmuz, öğle vakti. Komşuda bir kadın sesi... Neye bağırdığı anlaşılmıyor. Belki çocuğuna hay­kırıyor. Müezzinin duvarlarından tahtabaşa (taraça) bir kedi atladı. Birkaç ev ötede, bir tavuk gıdaklıyor, bir horoz da ona yardım ediyor, sanki dem tutuyor!

Anası, aşağıda iki komşu hanımla oturmuş, her nedense ateşlenmiş, hızlı konuşuyor. Belki dedi­kodu yapıyor. Tekir kedi, minderin üstünde uzanmış, dört ayağını germiş, uyuyor.. Eski kırık konsolun üstünde kırık fanusları ile anasının gelinlik saksonya lâmbaları, helezonlu, yaldızlı bir çift su bardağı, boncuk kapakları altındı uyuyup duruyor. Köşede kara örtü altında "Hilye-i Saadet"... Her şeyi yerli yerinde hayat her vakit olduğu gibi...

Hafız Nuri Efendi kapının arkasından şemsiyesini aldı, yavaşça sokağa çıkı ı Neden? Bir işi mi var? Birini mi görecekti? Hiçbir işi yok. Hiç çıkmasa da olabilirdi Ancak çıkmış bulundu. Ayaklan onu dört yol ağzına doğru götürdü. Bir yanında bakkal, bir yanında da tekkenin mezarlık duvarı, karşısında iki evin arasında bir bos arsadan demiryolu görünüyordu. Bu boş arsacıkta yan yatırılmış bir bayram salıncağı duruyordu. Evlerden birinin kamburlaşmış belini üç uzun direkle desteklemişler. Sarı teneke­den bir tramvay arabası titreyerek, sarsılarak geçti, Yediktik tarafına gitti. Sokaklar boş, derviş kılıklı, inmeli bir adam, kolunun birini önüm doğru sallandırarak, ayağının birini sürükleyerek geçti. Sokak yeniden boş kaldı Birden bire bir gürültü duyuldu. Tren geliyor. Edirne'den gelen bir yük treni yerleri sarsarak, evleri sarsarak, hızla geçip gidiyor. Baş döndürücü bir geçiş. İki evin arasındaki dar aralık­tan, vagonların geçtiği görülüyor! Geçti, geçti sonda birden bire bitti. Oooooh Nuri Efendi, rahatsız olmuştu. Edirne'den İstanbul'a kadar gel missin. Sirkeci kaç adımlık yer! Şöyle yavaş yavaş, kâmil kâmil gitse olmaz mı?... Deli gibi sanki kelle götürüyor.

...

Meva, Satranç Oynayan Derviş'i inceledi.
29 Eki 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nasıl yazsam nasıl başlasam da anlatsam? Ne güzel ne şahane bir kitaptın öyle.. Hayır bir kitap değildi okuduğum, çok nadir hissederim bunu, bazı kitapları okurken sizi öyle doyurur öyle doyurur ki sanki bir kaç kitap okumuş gibi hissedersiniz..
Ali Ural'ın ilk kitabı bende..belki çoğu insanın çokça okuduğu 'Posta kutusundaki mızıka' adlı kitabın yazarı..
Kitaba gelince, 41 insan.. Yazarın şahane yorumlarıyla 41 sanatçı..
bakın Michelangelo' yu nasıl anlatıyor ;

"Ey renkleri Tanrı'nın tezgahından tuvaline taşıyan çırak! Dört ruhunu masaya yatır! Ressam, heykeltıraş,mimar ve şair. Hangisi sensin bak? Ey ölümü,günahı,umutsuzluğu ve yakarışı dört ana renk yapıp, bütün eserlerini bu renklerin tonlarından elde eden simyacı! Ey Michelangelo! Ekleyerek değil Eksilterek bütünü arayan üstad!"
Ne güzel kalemi var ah ne güzel..
Belki bi yerlerde okuduğumuz bildiğimiz nice insan var.. Abdülkâdir-i Geylânî,Yusuf Has Hacip,Lokman Hekim,Uluğ Bey,Fuzûli,Mimar Sinan..ve nicesinden biri Descartes :

" 'Ben'imin büsbütün mükemmel olmadığını ve 'Ben'den daha mükemmel bir varlığın olduğunu seziyorum.Bu seziş bana nereden geliyor? Yokluktan gelemez.Kendimden de gelemez.Öyleyse o seziş bana öyle bir varlık tarafından verilmiş olmalı ki, O benden mükemmel ve bütün kemâlâtı nefsinde toplayan bir varlık olsun.En mükemmel varlık Tanrı'dır ve bize kemâlât O'ndan gelir".diye haykırıyor..
Ve niceleri..nicesini anlatan, 167 sayfacığa sığdıran Ali Ural..kalemine sağlık..

Keyifli okumalar.. :)

Kitap Tutkunu AhRaZ, bir alıntı ekledi.
16 Eki 2017 · İnceledi

Varlık...
"Ben'imin büsbütün mükemmel olmadığını ve 'Ben'den daha mükemmel bir varlığın olduğunu seziyorum.Bu seziş bana nereden geliyor? Yokluktan gelemez. Kendimden de gelemez. Öyleyse o seziş bana öyle bir varlık tarafından verilmiş olmalı ki , O benden mükemmel ve bütün kemâlâtı nefsinde toplayan bir varlık olsun. En mükemmel varlık Tanrı'dır ve bize kemâlât O'ndan gelir." Descartes

Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 105)Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural (Sayfa 105)
Hüseyin Ankara, bir alıntı ekledi.
 26 Eyl 2017

Halil Sezai'den ''paramparça''yı dinleyip Bir filtre kahve, bir de tiramisu siparişi vermek geliyor içimden:
''Ellerimi açsam yalnız sana
Ağlasam çocuk gibi
Eskileri anlatsam
Derviş gibi abdal gibi tapar gibi...''

Sana Hep Benden Söz Edecekler, Şiir Sokaktadır (destek yayınları)Sana Hep Benden Söz Edecekler, Şiir Sokaktadır (destek yayınları)
Ruh Adam, Sur'a Üflenene Kadar'ı inceledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

TARİHİ BİR SERÜVEN
Açıkcası kitabı Sarı Satluk Baba'yı merak ettiğim için almıştım ama bu kadar haz alcağımı zannetmiyordum. Kitap içerik olarak oldukça akıcı ve sade bir dille yazılmış. Sarı Saltuk Baba İslam ve Türklük adına davranışlarıyla örnek olması ve Balkanların türkleşmesini sağlamak için görevlendiren bir derviş-eren aynı zamanda bir savaşçı. Bu görev Ahmed Yesevi tarafından veriliyor. Olaylar o kadar güzel gelişiyorki Holywood tarzında filmi çekilebilir. Bazı ilahi olaylar anlatılıyor kitapta tarihsel açıdan gerçekliğini bilemiyorum ama içerik olarak okuması çok keyifli. Bazen Sarı Saltuk Baba başka bir insanın suretine bürünüyor, bazen kurt oluyor, başka alemlere geçiyor, ejderhalarla savaşıyor, Moğolların büyücü kamları, şamanları ve cadılarıyla savaşıyor... Saltuk Baba'nın en büyük görevi ise o dönemdeki en önemli islam düşmanı ünlü Hülagü Han'ı yenip islamı kurtarmak. Kitapta bolbol dipnotlar var, Saltukname'den, Evliya Çelebi'den, İbn-i Bibi vb. bu da kitabın gelişigüzel yazılmadığının ıspatı. Dikkatimi çeken bir diğer hususta her kesime eleştirilerin olması; mesela Abbasi Halifesi kitapta yer yer eleştiriliyor, bazen Halifeye saldıran Hülagu'yu haklı buluyorsunuz, Selçuklu Sultanları'da eleştiriliyor ama yinede herşeye rağmen İzzeddin Keykavus'a liderlik veriliyor, Haşhaşiler kitapta alışık olmadığımız tarzda şaşırtıcı bir şekilde anlatılmış, tabi eleştiriler rastgele değil tarihsel esaslara dayanıyor. Böyle olunca da kitap bana göre daha kaliteli oluyor. İncelemeleri biraz karışık yazıyor olabilirim kusuruma bakmayın...
Herkese tavsiye ederim güzel bir kitap.