İyi olan, doğru olandır, doğru olan yaşamdır. Yaşam akıldır, akıl Tanrı’dır.
Yolculuğa başladığında, merdivendeki basamakların sırası karışmış olabilir ya da bir sonraki basamak sana fazla büyük gelebilir. Böyle bir durumda, yolculuk rotanda bazı değişiklikler yapabilirsin. Basamakları yeniden sıralayabilir ya da araya yeni bir basamak ekleyebilirsin. Yeter ki adım atmaya devam et; araya yeni basamaklar eklemen ya da belki de birkaç kez aynı basamağı tekrarlaman gerekir. Hepimizin işleri çıkışları olur, astronotların bile! Merdiven ne kadar hızlı çıktığın önemli değil. Önemli olan; ilerlemen, doğru yöne gitmen ve korkunla yüzleşmek için çaba göstermendir.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Güvensizlik İkliminde Frontal Korteks İflası
Kişi, sadece Akılcı Kontrol Merkezi (dlPFC) ile hareket eden bir Mr. Spock gibidir. Şu önemli noktayı gözden kaçırmayalım. Düşünce ile duygular arasında ayrım yapan kişiler, genel olarak duyguları güvenilmez bulur ve ilkine yoğunlaşırlar. Duygular, kişiyi hislere boğar, yüksek sesle şarkı söyletir, süslü püslü giydirir. Bu bakış açısına göre, Duygusal Karar Merkezinden (vmPFC) kurtularak daha akılcı ve fonksiyonel oluruz. Üzgünüm ama Damasio tarafından da açık ve net bir şekilde ortaya koyulduğu gibi, durum hiç de böyle değil. Duygusal Karar Merkezi hasarına uğrayan kişiler, karar almakta zorlanmanın yanı sıra, kötü kararlar almaya da yatkındırlar. Arkadaş ve partner seçiminde yanılırlar ve negatif geri bildirimlere kulak asmazlar. Örneğin farklı stratejiler için ödül oranlarının değiştiği ama katılımcıların bundan haberdar olmadığı bir kumar oyunu düşünelim. Katılımcılar oyun stratejilerini değiştirmekte serbestler. Kontrol grubundaki kişiler, ödül oranlarının nasıl değiştiğini tam olarak açıklayamasalar da stratejilerini optimal düzeyde değiştirmektedir. Duygusal Karar Merkezi hasarı olan bireyler ise ödül oranlarının nasıl değiştiğini dile getirebiliyor olsalar da stratejilerini değiştirmemektedirler. Duygusal Karar Merkezi olmadığında, negatif geri bildirimin ne olduğunu yine de bilebilirsiniz ancak bunu içinizde hissetmeyi bilmediğiniz için davranışlarınızı değiştirmezsiniz. Daha önce gördüğümüz gibi Akılcı Kontrol Merkezi olmadığında, metaforik süper ego da olmaz ve aşırı saldırgan ve cinsellik düşkünü bireyler ortaya çıkar. Duygusal Karar Merkezi olmadığında ise davranışlar farklı şekilde uygunsuzlaşır. Mesela bu tür kişiler biriyle uzun süre sonra karşılaştıklarında, "Selam, görüyorum ki biraz kilo almışsın," derler. Bu söze gücenen eşi tarafından ayıplanan
Sosyoloji
...özlemek, özlememizin konusu olan kişiyle aramızdaki mesafenin uzaklığından, arada geçen zamandan ve sair şeyden bağımsız olarak daima bir yönelme, bir konum alma meselesi değil midir? Bu yüzden beni özledin mi ya da seni özledim değil, bana ve sana demek daha doğru. Özlemenin çağrışımları: öz, öze çekmek, kendi özünü onun özüne yöneltmek, ya da senin özünde onun özünü aramak, onun özünün seninkinde azalmasından telaşlanmak, yeniden ona doğru dönüp ondan beslenmeye, bir şeyler almaya çalışmak, ondan bir şeyler kapmak için vücudunu bir duruşa ayarlamak, avına doğru hamle yapan bir hayvan gibi. Dünyada yeni bir yer belirlemek. Böyle olunca mesafenin niceliğinden ayrılan bambaşka bir şey, sadece bir enlem-boylam, bir konum meselesidir özlemek.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Kitabın belki de en uzun cümlesi diyebilirim. Soluksuz kaldım :)
Ve geometrinin en basit konularına ilişkin muhakeme ederken bile yanılan ve mantığa aykırılıklara düşen insanlar olduğu için, benim de bir başkası kadar yanılgıya açık olduğum yargısına vararak önceden kanıtlamalar diye kabul etmiş olduğum tüm nedenleri yanlış sayıp reddettim ve nihayet uyanıkken sahip olduğum tüm düşüncelerin aynılarının o sıra hiçbiri doğru olmasa da aklımıza uyurken de gelmiş olabileceklerini göz önünde tutarak herhangi bir şekilde zihnime girmiş olan her şey sanki düşlerimin yanılsamalarından daha gerçek değilmiş gibi davranmaya karar verdim.
Sayfa 37 - İş kültür·Kitabı okuyor
"koşulsuz sevgi" olarak ifade edebileceğimiz "er-Rahman" isminin tecellisi olan peşin sevginin tüm yaratılmışları kuşattığını, buna binaen bizim de başta evlatlarımız olmak üzere çevremizdeki hemen herkesi böyle peşin ve koşulsuz bir sevgiyle sevdiğimizi söyleyebiliriz. Fakat konu burada kapanmaz. Zira Rabbimizin bir de "er-Rahim" ismi var. Rahman isminin tecellisiyle birçok ikrama mazhar olan kişi bu lütufları doğru yolda güzel bir şekilde kullandığında, yani iyilik istikametinde tercihlerde bulunduğunda ikinci bir rahmete daha ulaşır.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı