Her şeyi basite indirgeyerek yorumlama eğilimimiz, pasif saldırganlık stratejisinin niçin bu kadar etkili olduğunu ve bunca insanın bilinçli ve bilinçsizce kullandığını anlamamıza yarar. Tanım olarak pasif saldırgan davranışlarda bulunanların aynı anda hem pasif hem de saldırgan olduklarını söyleyebiliriz. Dışarıdan bakınca, uysal, dost, itaatkâr hatta sevecen görünürler. Aynı anda içlerinden planlar yaparlar, düşmanca hareketlere kalkışırlar. Saldırganlıkları genelinde ufak tefek sabotaj girişimleri, sizi sinirlendirecek sözler gibi gizlidir. Ama çok açık biçimde zararlı da olabilir.
Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
Yalanlarımı
Kötülüklerimi yüzüme vur artık
Utandır beni yaşadığıma
Çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı
Sonra geç karşıma
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım
Yeniden yaşayalım geçmiş gelecek bütün yılları
Bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün, bana keder
Benim ellerimde kanlı diken yaraları
Senin ellerinde kanlı güller
Kontes geri geldiğinde bırakın iki eski dost gibi olmayı, kendilerini anlamayan bir kalabalığın içinde yalnızca birbirini anlayan olağanüstü iki dost gibi sohbet ediyorlardı.
Kur'an'daki zulüm kavramı aynı anda üç olumsuzluk ifade etmektedir:
1. Yönetimde despotizm,
2. Emperyalizm (sömür ve istila),
3. Cehalet (akıl ve ilim düşmanlığı).
Zulmün kelime anlamında hem despotizm hem istila hem de karanlık var. Karanlık, Kur'an dilinde cehaletin öteki adıdır. Zulüm hem akıl ve ilim düşmanlığının hem de özgürlük ve adalet düşmanlığının adıdır.
Kur'an bir tek insan tipine düşmanlığa izin vermektedir: Zalim:
"Zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez." (Bakara 193)
"Size ne oluyordu Allah yolunda ve 'Ey Rabbimiz bizi, halkı zulme sapmış şu kentten çıkar; katından bize bir dost gönder, katından bize bir yardımcı gönder!' diye yakaran mazlum ve çaresiz erkekler, kadınlar, yavrular için savaşmıyorsunuz!" (Nisa 75)
Kur'an, açık zulme dikkat çektiği gibi örtülü, maskeli, pasif zulümede dikkat çekmektedir. Bu ikinci tür zulüm, zalime seyirci kalmak şeklinde sergilenen zulümdür ki zulmün en kahpe türüdür. Bu kahpe tür, zalime yaptığı işin normal hatta iyi olduğu kanaatini verir. Pasif zulüm, zalim üreten bir zulümdür. Zulme meşruiyet kazandıran bir nametliktir:
"Zulmedenlere eğilim göstermeyin! Yoksa ateş sizi sarmalar. Allah'tan başka dostlarınız kalmaz, size yardım da edilmez." (Hud 113,Bakara 193,Nisa 105)
Zulme dolaylı destek daha çok aydınlar ve servet kodamanları tarafından verilmektedir. Bunlar için söz gümüşse sükut altındır. Aydınlar susunca zulüm kökleşir. Aydınların uyarı görevini yaptığı toplumlarda zulüm bulunabilir ama egemen olamaz.