• _Dünya’yı Değiştiren Kitaplar Listesi_

    1. odysseia (homeros, mö 8. yy)
    2. tom amca'nın kulübesi (harriet beecher stowe, 1852)
    3. frankenstein (mary shelley, 1818)
    4. 1984 (george orwell, 1949)
    5. things fall apart (chinua achebe, 1958)
    6. binbir gece masalları (çeşitli yazarlar, 8-18. yy)
    7. don kişot (miguel de cervantes, 1605-1615)
    8. hamlet (william shakespeare, 1603)
    9. yüzyıllık yalnızlık (gabriel garcía márquez, 1967)
    10. ilyada (homeros, mö 8. yüzyıl)
    11. sevgili (toni morrison, 1987)
    12. ilahi komedya (dante alighieri, 1308-1320)
    13. romeo ve juliet (william shakespeare, 1597)
    14. gılgamış destanı (yazarı bilinmiyor, mö 22.-10'uncu yüzyıllar)
    15. harry potter serisi (jk rowling, 1997-2007)
    16. elçinin masalı (margaret atwood, 1985)
    17. ulysses (james joyce, 1922)
    18. hayvan çiftliği (george orwell, 1945)
    19. jane eyre (charlotte brontë, 1847)
    20. madam bovary (gustave flaubert, 1856)
    21. üç krallığın hikayesi (luo guanzhong, 1321-1323)
    22. batıya yolculuk (wu cheng'en,1592)
    23. suç ve ceza (fyodor dostoyevksy, 1866)
    24. gurur ve önyargı (jane austen, 1813)
    25. su kenarı (shi nai'an, 1589)
    26. savaş ve barış (leo tolstoy, 1865-1867)
    27. bülbülü öldürmek (harper lee, 1960)
    28. geniş, geniş bir deniz (jean rhys, 1966)
    29. ezop masalları (aesop, mö 620-560)
    30. candide (voltaire, 1759)
    31. medea (euripides, mö 431)
    32. mahabharata (vyasa, mö 4. yy)
    33. kral lear (william shakespeare, 1608)
    34. genji'nin hikayesi (murasaki shikibu, 1021'den önce )
    35. genç werther'in acıları (johann wolfgang von goethe, 1774)
    36. dava (franz kafka, 1925)
    37. kayıp zamanın izinde (marcel proust, 1913-1927)
    38. uğultulu tepeler (emily brontë, 1847)
    39. görülmeyen adam (ralph ellison, 1952)
    40. moby-dick (herman melville, 1851)
    41. their eyes were watching god (zora neale hurston, 1937)
    42. deniz feneri (virginia woolf, 1927)
    43. ah q'nun gerçek hikayesi (lu xun, 1921-1922)
    44. alice harikalar diyarında (lewis carroll, 1865)
    45. anna karenina (leo tolstoy, 1873-1877)
    46. karanlığın yüreği (joseph conrad, 1899)
    47. monkey grip (helen garner, 1977)
    48. mrs. dalloway (virginia woolf, 1925)
    49. kral oidipus (sophocles, mö 429)
    50. dönüşüm (franz kafka, 1915)
    51. the oresteia (aeschylus, mö 5. yy )
    52. cinderella (yazarı ve tarihi bilinmiyor)
    53. howl (allen ginsberg, 1956)
    54. sefiller (victor hugo, 1862)
    55. middlemarch (george eliot, 1871-1872)
    56. pedro páramo (juan rulfo, 1955)
    57. the butterfly lovers (halk hikayesi, çeşitli versiyonlar)
    58. canterbury masalları (geoffrey chaucer, 1387)
    59. the panchatantra (mö 300 dolaylarında vişnu sharma'ya atfedildi. )
    60. the posthumous memoirs of bras cubas (joaquim maria machado de assis, 1881)
    61. the prime of miss jean brodie (muriel spark, 1961)
    62. the ragged-trousered philanthropists (robert tressell, 1914)
    63. song of lawino (okot p'bitek, 1966)
    64. altın defter (doris lessing, 1962)
    65. geceyarısı çocukları (salman rushdie, 1981)
    66. nervous conditions (tsitsi dangarembga, 1988)
    67. küçük prens (antoine de saint-exupéry, 1943)
    68. usta ile margarita (mikhail bulgakov, 1967)
    69. ramayana (mö 11. yy, valmiki'ye atfedilir)
    70. antigone (sophocles, mö 441)
    71. dracula (bram stoker, 1897)
    72. karanlığın sol eli (ursula k le guin, 1969)
    73. yeni yıl şarkısı (charles dickens, 1843)
    74. américa (raúl otero reiche, 1980)
    75. kanun önünde (franz kafka, 1915)
    76. cebelavi sokağı'nın çocukları (naguib mahfouz, 1967)
    77. ıl canzoniere (petrarch, 1374)
    78. kebra nagast (çeşitli yazarlar, 1322)
    79. küçük kadınlar (louisa may alcott, 1868-1869)
    80. dönüşümler (ovid, ms 8)
    81. omeros (derek walcott, 1990)
    82. ivan denisoviç'in yaşamında bir gün (aleksandr solzhenitsyn,
    83. orlando (virginia woolf, 1928)
    84. rainbow serpent (aborjin hikaye döngüsü, tarihi bilinmiyor)
    85. hayallerin peşinde (richard yates, 1961)
    86. robinson crusoe (daniel defoe, 1719)
    87. kendi şarkım (walt whitman, 1855)
    88. huckleberry finn'in maceraları (mark twain, 1884)
    89. tom sawyer'in maceraları (mark twain, 1876)
    90. the aleph (jorge luis borges, 1945)
    91. çiftçinin ağıtları (m.ö. 2000 dolaylarında eski mısır halk hikayesi)
    92. kral çıplak (hans christian andersen, 1837)
    93. the jungle (upton sinclair, 1906)
    94. the khamriyyat (ebu nuwas, 8. yüzyılın sonu- 9. yüzyıl)
    95. the radetzky march (joseph roth, 1932)
    96. kuzgun (edgar allan poe, 1845)
    97. şeytan ayetleri (salman rushdie, 1988)
    98. gizli tarih (donna tartt, 1992)
    99. the snowy day (ezra jack keats, 1962)
    100. toba tek singh (saadat hasan manto, 1955)
  • Ahmet Ümit:
    – Cebelavi Sokağı’nın Çocukları – Necip Mahfuz
    – Binbir Gece Masalları – Anonim
    – Gülün Adı – Umberto Eco
    – Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
    – Ben Ruhi Bey Nasılım? – Edip Cansever

    Hakan Günday:
    – Zamanın Farkında – Şule Gürbüz
    – Boncuk Oyunu – Hermann Hesse
    – Pal Sokağı Çocukları – Ferenc Molnar
    – Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar
    – Sandman – Neil Gaiman

    Mario Levi:
    – Karamazov Kardeşler – Dostoyevski
    – Deniz Feneri – Virginia Woolf
    – Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust
    – Veba – Albert Camus
    – Dava – Franz Kafka

    Pınar Kür:
    – Akıl ve Tutku – Jane Austen
    – Meşin Gece – Reşat Nuri Güntekin
    – Dönüşüm – Kafka
    – Büyük Umutlar – Charles Dickens
    – Handan – Halide Edip Adıvar

    Sezgin Kaymaz:
    – İnci Gibi Dişler Zadie Smith
    – Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez
    – Dur Bir Mola Ver – Tom Robbins
    – Oz – Adam Fowler
    – Golem ve Cin – Helene Wecker

    Semih Gümüş:
    – Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi – Theodor W. Adorno
    – Genç Bir Romancının İtirafları – Umberto Eco
    – Katedral – Raymond Carver
    – Dokuz Öykü – J. D. Salinger
    – Kalabalıkta Yüzler – Valeria Luiselli

    Yekta Kopan:
    – Enayinin Portföyü – Kurt Vonnegut
    – Toprak Ev – Woody Guthrie
    – Baştankara – Sine Ergün
    – Dank – Sinem Sal
    – Kabuslar Pazarı – Stephen King

    Hamdi Koç:
    – Buz ve Ateşin Şarkısı / Taht Oyunları serisi – George R. R. Martin
    – Madde 22 – Joseph Heller
    – Yanardağın Altında – Malcolm Lowry
    – Fil – Raymond Carver (Carver’ın Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitaplarından herhangi biri okunabilir)
    – Anna Karenina – Tolstoy (İş Bankası Kültür Yayınları çevirisi)

    Necmiye Alpay:
    – Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    – Kırmızı Saçlı Kadın – Orhan Pamuk
    – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque
    – Varolmayan Şövalye – Italo Calvino
    – Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz

    Kaynak: https://sanatkaravani.com/...ak-kitaplar-listesi/
  • Soi [insanın kendisi] kendini ölü, yaşamın kaynağından kopmuş duyduğunda ben olur; ancak bu, genç Marcel için bilinçli
    bir tutum olmaktan çok bedenin bir itkisidir, tıpkı üzüntülü ruh halleri içinde Wordsworth ile Coleridge için olduğu gibi. İnsanın yaşıyor olduğunu bilmesinin, ancak bunu hissedememesinin; daha çok yaşamın var olduğunu, ama başka bir yerde bulunduğunu ve kendisinin bir biçimde ondan kopmuş olduğunu hissetmesinin getirdiği bir durumdur. İnsanın bir başkasına dokunmakla azaltılabileceğini hissettiği bu belli belirsiz, belirli bir odağı olmayan özlem, gerçekleştirilmesi için çok az şey gerekiyormuş gibi göründüğü, buna karşılık o çok az şey, her şey demek olduğu için böylesine engelleyicidir.
  • Marcel üzülerek "aynı duygular, önceden belirlenmiş bir düzene göre, bütün insanların yüreklerinde eşzamanlı olarak ortaya çıkmı­yor"u keşfettikten hemen sonra şunu anlatır: "Bazen yalnız ol-
    maktan duyduğum coşkuya, bu duygudan açık biçimde ayırmakta güçlük çektiğim bir başka duygu eklenirdi: Kollarım
    arasında sıkı sıkıya tutabileceğim bir köylü kızının gözlerimin önünde belirmesi arzusunun harekete geçirdiği bir duygu." Marcel bu anıyı izleyerek farkına varır ki, böyle kollarının arasına almayı arzuladığı kadına bir anlamda her gün dolaştığı korular ve kırlık alanlar varlık kazandırmışsa, bir anlamda da o, bu koruların ve kırlık alanların ete kemiğe bürünmesidir, Marcel'in onun aracılığıyla bütün manzaraya sahip olabileceği benzersiz bir varlıktır. "Çünkü o zaman'', der Marcel, "kendim olmayan
    her şey, yeryüzü ve onun üzerindeki mahluklar bana daha değerli, daha önemli, yetişkin insanlara göründüğünden daha ger­çek bir varoluşla bezenmiş görünürdü". Öyleyse, insan bir kadını arzularken, daha sonraki yaşamında olduğu gibi, o kadının
    bize vereceği zevki düşünmez, "çünkü insan kendini düşünmez, yalnızca kendinden kaçmayı düşünür [car on ne pense pas a soi, on ne pense qu'a sortir de soi]".
  • “Bir kimse,” diyor Gabriel Marcel, “hiç olan şeyden, hiçbir şey anlamamak hakkına her zaman sahiptir.” Yani herhangi bir şeyin mânâsı hiçe, yokluğa, ziyana, hüsrana irca edilebiliyorsa, insan olarak bizim yüzyüze geldiğimiz olaylar ve nesneler herhangi bir anlam taşımayacaksa, bir yokluğun ifadesi, bir saçmalığın belirtisi olacaksa, bu olaylardan ve nesnelerden bütün zamanlar boyunca hiçbir şey anlamamız mümkündür. Daha doğrusu hiçe indirgenebilen şeylerden hiçbir şey anlamamakta haklıyız. Bir şeye niçin sahip olduğumuz, bir işi niçin yaptığımız sorusuna “hiç” diye cevap verme durumunda isek, bilmeliyiz ki o şey sahip olunmaya değmeyecek, o iş yapılmaya değmeyecektir. Üstelik anlamı son tahlilde hiçe indirgenebilecek bir şeyin ayrıca anlaşılmaya lâyık olmadıklarını da söyleyebiliriz.

    Şuur sahibi bir insan her şeyden önce “Niçin yaşıyorum?” sorusuna tatminkâr bir cevap bulmak, bu konuda açık bir fikre sahip olmak zorundadır. Ancak ondan sonra, maddî temas kurduğu her şeyle, düşüncesi aracılığıyla ilintide veya alışverişte bulunduğu unsurlarla münasebetini hayata verdiği anlam açısından ayarlayacak, ne için yaşadığını bilmekle de hayatına mânâ veren ne ise onun dışında kalanlarla bağlarını koparacaktır. Bu çerçeve dâhilinde, Müslümanın küfr ile içli dışlı olması imkânsız olduğu gibi küfrün özünü öğrenme faaliyetinin dışında bulunması da tabiidir. Müslüman için küfrün küfr olduğunu bilmek yeterlidir. Ayrıca onu özünden kavrama çabası göstermeye yeltenmesi boşunadır. Çünkü küfr ziyandır, hüsrandır, yokluktur ve hiçtir. Müslüman hiçten hiçbir şey anlamaz.

    İtikad ettiği hususları iman bölgesine alabilmiş, daha doğrusu iman lütfuna erişmiş bir Müslüman, bu seviyeye varmakla her şeyden önce insan olarak kendinin kâinattaki, âlemlerdeki yerini tespit etmiş, hayatına hangi mânânın hâkim olduğunu kavramış, yaşamasının sebepleri üzerindeki tereddütleri ortadan kaldırmıştır.

    Müslümanın anladığı, benimsediği, kendinin saydığı şeyler varsa onun anlamadığı, reddettiği, kendinin gayrisi saydığı şeyler de var demektir. Şahadet kelimesi bir kazanç külliyesi olduğu kadar nelerin feda edilmiş olduğunun, nelerden vazgeçildiğinin de belgesidir. Bir şey alınırsa karşılığında bir şey verilir.

    Demek ki içinde yaşadığımız medeniyetin bize sunduğu yaşama tarzından da, bu medeniyetin düşünme kalıplarından da hiçbir şey anlamamak mümkün ve belki de gereklidir. Müslüman olaya şöyle yaklaşabilir: Yaşadığım bu hayat, sahibi olduğum bu bilgiler, beni Müslüman kılan “mânâ” bakımından nasıl bir yere sahiptir? Hayatım kul olarak mevcudiyetimin bir gereği, kulluk vazifelerimi yerine getirmekte kullanabildiğim bir vasıta mıdır? Bu sorulara cevabım “evet” ise, yapacağım şey hayatımı daha etkin bir tarzda devam ettirmek, bilgilerimi paylaşabileceğim ortam veya ortamlar bulmaya çalışmaktan ibarettir.

    Ama eğer, hayatım ve yaşama tarzım kulluğumun gereği değil de bana isteklerim hilâfına kabul ettirilmiş bir yapıda ise kendi hayatımdan hiçbir şey anlamamak benim hakkımdır. Bilgilerim helâl ve haram arasındaki çizgiyi çekmeme yardımcı oluyorsa, bu bilgilere sıkıca sarılırım, yok eğer bu bilgiler benim kul olarak mevcudiyetime bir katkıda bulunmuyor, hayatımın seyrinde zikzaklar çizmeme sebep oluyor, kul olduğumu kavramada önüme engeller koyuyorsa, bu bilginin “hiç” olduğunu düşünme hakkına sahibim.

    Her şeyin başında varla yok arasında bir ayrım bulunduğunu, insan hayatının bu ikisinden birini şuurla seçmek suretiyle anlam sahibi olabileceğini kavramak gerek. Eğer insanın gerçekten sarahatle anladığı, mânâlandırdığı şeyler varsa, ancak o zaman bazı şeyleri mânâsız bulmakta hak sahibi olabilir.