Ah en çok bu tepe ışıklı Gün doğmadan önce ağarmış avuçlarımızda Al tutmuş toprağını Ses geçmiş kayasına Taşları süt gibi içmiş Gönlün gül muştusunu Her tepeyi tek tek alıyoruz geceden Ayın çekimi gibi çekiyorlar bizi Düşüyoruz üstlerine Bir halice düşer gibi Gün doğmadan önce Her tepe Sanki bir düğünün kına gecesi Bir tepede Kırılmış dökülrr.üş mezarlar Dağılmış bir ocağın taşları gibi Doğurduktan sonra Yatağına yıkılan bir kadın gibi bu tepe Daha aşağılarda Karıncaların güne doğru yürüdüğü vadi Sağda kendi bal düşüne dalmış arıların Bir iş mezmuru okur gibi vızıldayışlar
Şiir
Toprak duvarlar arasında yansıyan Taze ve canlı loşluk testideki su Ve bahçelere taşınan semaverler Buğularıyla birbirlerine selam verirler Sulhun sessizliğin sağlığın Havayı soluyan ciğerleri Gibi kaynayıp dururlar Uçarı bahar konuşmalarında Kırmızı yumurta Elimizi göğsümüzden açan ekmek Pınar tüyü menekşelerle Bir aşk gibi sarar çay zamanı Ey aya düşen kızlar Baka baka ayı uçurumlaştıranlar Aya çiçek fırlatanlar bir bahar gecesi Sırları ifşa edilenler gök gürültüsünde Kırın yeniliklerini bekleyenler Dağlara açılan yolağızlarında Ve ufku gülle çevrili kentler Şiraz özentili kasabalar Kiraz ağaçlarıyla Şiraz'a dönüşenler Sizi buluyorum bir kere daha içimde Yaşlıysam da gençsem de Bir ölüm gibi gurbetleşmiş biriysem de ülkemde Taşları düşlerimle bir kılıç gibi ikiye böldüğümde Yerine gelmemiş adaklarımla Kurban gibi boynunu uzatan kelimelerimle Taşları ikiye böldüğümde İnsanı ölmeden içine gömdükleri Hayalden ırak Akşam taşlarını
Şiir
Henüz yaralanmamış insanların, yaralanana söyleyecek çok sözü olur. Henüz düşmemiş olanlar, düşenin yerini kolayca tarif eder. Çünkü hissetmediği acıyı küçümsemek kolaydır. "Ben olsam..." diye başlayan cümleler, deneyimsizliğin küstah rahatlığıyla dökülür, dillerden. Sanki o yoldan geçmiş gibi konuşur, sanki o taşa hiç takılmayacakmış gibi emin olur. Oysa başkasının gecesi, uykusu bölünmeyene her zaman kısa gelir.
Sayfa 210
Alıntı
Necip Fazıl’sa ihtilâl gecesi Ankara’daymış. Ertesi günü alelacele İstanbul'a dönmüştü. İhtilâlin kansız olduğu yo­lundaki iddiayı kabul etmiyor ve otele girip çıkanların rivâyetine istinaden Ankara'daki hendeklerin ceset dolu olduğunu iddia ediyordu.
"Görmez tabii, benim gözümle bakmıyor ki..."
... Kur'ân, Ramazan ayında indi. O ay, ayların en hayırlısı oldu. Kur'an, Kadir Gecesi'nde indi. O gece, bütün gecelerin en hayırlısı ve en fazîletlisi oldu. İçinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı oldu. Eğer Kur'ân senin kalbine ve hayatına inerse, insanların en hayırlılarından olursun! Elinden, dilinden ve yüreğinden rahmet tevzî eden bir «rahmet insan»ı olursun."
Sayfa 63 - Yüzakı Yayıncılık, İstanbul 2019·Kitabı okuyor