• RAB diyor ki, “Gelin, şimdi davamızı görelim. Günahlarınız sizi kana boyamış bile olsa kar gibi ak pak olacaksınız. Elleriniz kırmız böceği gibi kızıl olsa da yapağı gibi bembeyaz olacak.

    (Yeşaya 1:18)
  • Kaynanaların öpülen elleri, kabul günleri, uysal gelin bakışları, gülücükler, titiz bir ev kadını görünme çabaları, yuvayı yapan dişi kuştur numaraları, ovulan lavobolar, tencere karaları, bir hamam böceği gibi kolayca ezilebilir mi?
  • “Karton kutulara doldurduğu tabak, çanak, iskemleler, masalar, bir evi kuran bütün ayrıntılar taşındı eve. SeTencerelerin birinin içinde eski evden bir hamam böceği gizlenmiş. Tencereyi ters çevirip böceği yere düşürdü; ezdi ayağıyla.
    Kaynanaların öpülen elleri, kabul günleri, uysal gelin bakışları, gülücükler, titiz bir ev kadını görünme çabaları, yuvayı yapan dişi kuştur numaraları, ovulan lavabolar, tencere karaları, bir hamam böceği gibi kolayca ezilebilir mi?
    Şimdi ezdiği bu böcek, kim bilir, bütün tencerenin gizlerine nice yumurtalar bırakmıştır.”
  • Açık konuşmak gerekirse çocuk kitabı gözüyle okumadım. Kitabın arka kapağındaki yazısında bir cümlesi beni okumaya itti oda başkahramanımız Jamesin anne babasının hayvanat bahçesinden kaçan gergedanın yemesi. Otla beslenen hayvan yanlış duymadınız Sonra yazarın Çarlie’nin çikolata fabrikası hikayesini yazdığını öğrenince absürtlükte sınır tanımadığını tahmin edip elime aldım.
    Kitaba gelirsem anne babası gergadan tarafından yenmiş gudubet teyzelerinde kalmak durumunda kalmış James, adeta külkedisi gibi zorlu koşullarda yaşar iken tuhaf bir şekilde evlerinin bahçesinde hiç meyve vermemiş şeftali ağacının tek meyve vermesi ve kısa sürede devasa boyuta ulaşarak İngiltere’nin bilmem ne kasabasında ilgi odağı olmuştur. Lanet teyzeler bu ilgiyi paraya dönüştürürken bizim James şeftaliye çıkmış sığınmış, böceklerle arkadaş olmuştur. Kısa süre sonra şeftali daha da büyüyerek dalından kopup lanet teyzelerin ezer İngiltere’nin meşhur uçurumundan denize düşmesiyle hikaye ilerler. Bu sırada gelin böceği, solucan, kırk ayak, ateş böceği, ipek böceği, çekirge örümcekle birlikte gudubet teyzelerinden çok çektiklerini anlatır tıpkı James de olduğu gibi. Direk sonla birleştirirsem hiçbir işe yaramadan evin içinde Mutsuzluk halinde yaşayan canlıların ekip ruhu oluşturup tuhaf bir şekilde şeftaliyle birlikte farkında olmadan özgürlükler ülkesi adıyla anılan Amerika’ya doğru yolculuğu ne kadar tuhaftır değil mi :) sanki doğa kurallarını james ve böcek arkadaşlarına göre kullanıp Amerika’yı çekim alanı yaratmış martıların taşıdığı şeftaliye pusula olmuştur :) Böceklerde dahil bu tuhaflıkta amerikada yer bulabilmiş paraya para dememişlerdir sosyal açıdan ise toplumca kabul edilme ötesine gidilmiştir . Alenen Amerikan propogandası... Şeftali meyvesine hiç girmiyorum bile, yorumu siz incelemeyi okuyanlara bırakıyorum :)
  • UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    ALEV GEÇİRMEYEN TULUMLARINIZI GİYİN, KASKINIZI DA KAPIN GELİN ..

    Pek sevgili kabak kemaneler , gevşeyen gönül yaylarıyla yazın gelişine mütakip ağustos böceği moduna geçen site sakinleri ve asgari ücretle çalışan karınca aromalı şekerpareler .. Herke"ş"e merhabalar .. Pazar günü çalışan kol börekleri.. Sanmayın ki sizi unuttum .. Size de geçmiş ola .. Size de MERHABA !!

    Biliyorsunuz bir etkinlik düzenledik .. Fikir babası biziz lakin ortalıklarda yokuz .. Laptopım CORT bayrağını çekince , Miyagi- san' a evriliverdik çıt çıt çıt tabletlerde yazacaz diye .. Hal böyle olunca ancak yazabildim bu incelemeyi .. Aslında Aziz "BABA" nın hiç bilinmeyen daha önce okuyup geçtiğim kitaplarına inceleme yazmaktı amacım .. Bilmeyenler alsın okusunlar diye .. Hikayelerini burda inceleme yaz yaz bitiremem .. Ne ben , ne de siz .. Bugün bu incelemeyi yazmama sebebiyet veren 4 kişi ve 4 inceleme var aramızda.. (Esasen dün yazacaktım bu incelemeyi ama çok içince black out la refüjden yuvarlanmışız .. YOLDAN ÇIKMIŞIZ sizin anlayacağınız ve bir kısmın pek sevdiği tabir ile .. Sabah HOŞAFİZE Birlikler kıvamında uyandım .. Dedim yazayım artık .. ) Pek tabii diğer arkadaşlar da yazdılar cizdiler .. Onlara da sonsuz teşekkürler ..Kim mi bu arkadaşlar ..

    Semih ve Aziz Nesinlik olaylara katık olan incelemesi #28860057 =))

    Rahime arkadaşım ve beni kıskandıran incelemesi #28861076 .. cidden bu ne güzel bir incelemedir yahu!!!

    veee bu incelememe sebebiyet veren Necip G. .. incelemeye diyecek laf bulamıyorum .. muhakkak okuyun .. yazacağım incelemenin esas hamuru , hammaddesi o inceleme .. #28874079

    sabah gözümü açar açmaz şu yazdıklarıma tabiri caizse NOS olup , motorlara güç veren , 100 hp yi 1500 hp ye cıkaran Erhan ve az önce 7. ye okuduğum kısa bir bio yu ekranlara taşıyan muazzam lezzet.. #28899150



    Arkadaşım Aziz Nesin ' i bir kenara bırakalım .. Ben size apayrı insanlardan , apayrı olaylardan bahsedeceğim şimdi .. Ama önce şu linki bir aç ..Bir bak ..

    https://tr.pinterest.com/...59193154429/?lp=true

    Peter Gabriel bu amcamızın adı .. Progressive Rock denince dünyada kilometre taşıdır ..Tartışılmaz otoritedir!! Sayısız ödülü var , oscar sahibi falan .. Genesis diye bir grup kurdu ki zamanında deden dinlemiştir , BİZİM FELEĞİMİZİ ŞAŞIRTTI dinlediğimiz zamanlarda.. Çocukluğumuzun , Barış Mançolarla , memlekete elektro gitarı getiren , şimdi illallah dediğimiz elektro sazın mucidi Erkin (BABA!) Koraylarla , İlhan İremlerle beraber kahramanı ..Plakları , cdleri , albümleri , kaçak ve korsan basımlar harici 250- 300 MİLYON sattı.. Sanırım bu rakam size birşeyler anlatır.. (HAA!! BU RAKAM SAFİ GENESIS' İN SATIŞLARINA AİT.. KENDİ PROJELERİNİN DEĞİL.. VAR GEL SEN HESAP ET GERİSİNİ SAYIN CEVİZKABUĞU!! ) ..

    Evet şimdi başlayabiliriz .. ALEV GEÇİRMEYEN TULUMLARINIZI GİYİN, KASKINIZI DA TAKIN ..İLERDE İHTİYACINIZ OLACAK..

    Paris' te yağmurlu bir gün ..Peter amcamız da sanırım yürüyerek bir yerlere gidiyor ..Sokakta hikayemizin esas kahramanı oturmuş yere ..Çıkarıyor ceketinin içinden 3 telli curasını .. Peter emmimiz şaşıp kalıyor ..Adam alışmış tabii elektro gitara .. 5 telli gitardan ,12 - 14 telli perdesiz(?!?!) picalo bass a kadar herşeyi yemiş yutmuş insanlar bunlar ..Çalıştığı , çaldığı, dünyayı turladığı insanların hepsi birer virtüöz .. Diyor ki ,

    "Bu mudur senin çaldığın ?"
    "Evet" diyor bizimki..

    Başlıyor çalmaya ..Eee Peter Gabriel bu!! Boru değil!! Millet bunu gördükçe kalabalık toplanıyor falan .. Bizimki çalıyor o mest oluyor ..İçine düşecek curanın ..Seneler sonra memlekete döndüğünde oğluna da sık sık anlatıyor başından geçen bu hadiseyi .. "Orda bir adamla tanıştım .. Çok önemsiyorlardı onu .. Ben çaldım, o küçüldükçe küçüldü ..Öööyle bakakaldı" diye..Gel zaman git zaman ,seneler sonra memlekete döndüğünde tahta valizin içinden küçük bir fotoğraf çıkıyor.. Peter Gabriel ' in fotoğrafı ..Babası çalarken ona hayranlıkla bakan Peter Gabriel ' ın.. Oğlan deliye dönüyor tabii.. Koşuyor babasının yanına , "Bu mudur senin bahsettiğin adam ?" "Evet" , diyor bizimki gene ..

    Şimdi gelin Tunceli ' ye gidelim .. Yeter Paris' in MODERİN havası .. Az memleket havası da elzem .. Hem bizim ESAS OĞLANI da tanıtayım size ..Az karman çorman gidiyoruz ama başka türlüsü pek mümkün değil ..Bizimki Tunceli ' de doğuyor .. İş güç zaten oralarda yalan o yıllarda.. Çıkıyor gurbete .. Ver elini Adana..Orda bir ağanın kızına kaptırıyor gönlünü .. Kaçıyorlar sonrasında tabii.. Bir fabrikaya giriyor Kayseri ' de .. Sendikal haklar bugün yok , o zamanlarda DAHA da yok ..Fabrika greve gidince koyuyorlar bunu kapının önüne.. O sıra İnce Memed ile namı diğer Yaşar Kemal ile tanışıyorlar .. İnce Memed tutuyor elinden , getiriyor İstanbul'a onu .. 9 yaşından beri cura çalan bu adam ne yapsın ? Ekmeği taştan çıkaracak ama iş yok ..Curasını alıyor eline ..Öyle ünlü oluyor ki , anlatılmaz.. Gecekondusunu ziyaret edenlerden bir kaç kişi sayayım size .. Tuncel Kurtiz , aşıkların piri Aşık Mahsuni, Neşet Ertaş , çirkin kral Yılmaz Güney , Behice Boran .. Bir de çocukları oluyor bu arada bu gariban çiftin.. Armut dibine düşer derler yaa .. Çocuk bu deyimin sözlük karşılığı.. Japon Ne Yapmış kitabına yaptığım kritikte (#24632620 ŞİMDİ AÇMA BAK KAFANI KIRIP BEYNİNİN PEKMEZİNİ AKITIRIM YERE!! =)) ) bahsettiğim cidden ÇOOOOOK efsane bir Milli Eğitim Bakanımız var .. Atası şimdi japon denizlerinin kıyısını aşındırdığı Kushimoto' da yatıyor .. Onun oğlu da muazzam bir şair ..Alnının akıyla , bileğinin hakkıyla kazandığı halde babası , "Ben bir bakanım.. Seni yurt dışına gönderirsem TORPİL YAPTI derler.." diyerek yurtdışına eğitime kasıtlı olarak gönderilmeyen ; biriktirdiği paraları kendi yerine yurtdışına gönderilen arkadaşına yollayan (ki o gönderilen şahıs sonradan beyin cerrahisinde NET EFSANE haline gelen "ORDİNARYUS" PROF. Gazi Yaşargil' dir! ) şu dizelerin sahibi şairimiz..

    "Hayatta ben en çok babamı sevdim
    Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
    Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
    Nasıl koşarsa ardından bir devin
    O çapkın babamı ben öyle sevdim"

    ( neyse hadi gizemi bu seferlik bozayım ) - CAN YÜCEL -

    İşte bu muhteşem insan diyor ki bizimkine , " Ya arkadaş sen bu çocuğu konservatuara göndersene!" Uzun lafın kısası çocukta kazanıyor sınavı.. Masrafları Can Yücel karşılıyor .. Ama evde çalışmanın imkanı yok .. Baktı olacak gibi değil balet oluyor bölüm değiştirip ..Her açıdan yetenek yani senin anlayacağın .. Bu çocuğun ismi Mazlum !! Babasının ismi de NESİMİ.. Nesimi Çimen! Şu sözlerin sahibi Nesimi Çimen !!

    Canım kurban olsun senin yoluna
    Adı güzel kendi güzel Muhammet
    Söylenirsin cümle alem dilinde

    Adı güzel kendi güzel Muhammet
    Adı güzel kendi güzel Mustafa

    Terazinin bir ucunda Haydar oturur
    Yanısıra cümle ümmet yetirir
    Elinde de yeşil alem getirir

    Adı güzel kendi güzel Muhammet
    Adı güzel kendi güzel Mustafa

    SEN BİR PEYGAMBERSİN ŞEKSİZ GÜMANSIZ
    SANA İNANMAYAN DİNSİZ İMANSIZ
    TESLİM ABDAL NEYLER DÜNYAYI SENSİZ

    Adı güzel kendi güzel Muhammet
    Adı güzel kendi güzel Mustafa
    -----------------------------------------

    İşte bu sözlerin sahibi Nesimi Çimen' i allahsızlar kitapsızlar diyerek Sivas' ta CAYIR CAYIR YAKTILAR !! Yani benim şu dakika itibari ile aklıma hiçbir şey gelmiyor .. Aslında geliyor da , çok sert , hiç alışık olmadığınız bir yüzüm çıkacak ortaya ..Yine Nesimi ' ye bırakayım sözü o yüzden..

    "Aç kulaklarını dinle sözümü
    Yalan söz gerçeğe tuzak değil,
    İnsan hakkını hak bilen kişi,
    Özünde nur doğar yalan ateşi
    Kamili taşlamak CAHİLİN İŞİ,
    CAHİLDEN KÖTÜLÜK HİÇ UZAK DEĞİL...”

    Şuraya kadar kaç güzel isim okuduk değil mi? Aslında yakılmak yok edilmek istenen işte budur !! Senelerce cehaleti baştacı edenlerle mücadele edenlerdir yakılmak istenenler ..OLGULARDIR .. TAVIRLARDIR.. DURUŞLARDIR..Çoğunuz bilmez de ben anlatayım işin aslını bir de burdan dinleyin .. Aziz Nesin bu ! Öksürük şurubu değil BJK ÇARŞI gurubu gibi adam .. Herkese karşı ..Hal böyleyken oraya gittiğinde de alevi kesimi HAŞLIYOR .. Tenkit ettiği pek çok noktayı açıklıyor .. Napıyorlar peki ? AYAKTA ALKIŞLANIYOR AVUÇLARI PATLAYINCAYA KADAR !!! Yani bir o kundakçılara bakın , bir bu kesime bakın , bir de Aziz Nesin ' e bakın .. Haketti desen, - ki insan yakmak nedir - bir kabahat yok .. Öbür tarafa baksan insan mı bunlar desen bir alakası yok .. KATRAN GİBİ, ZİFT GİBİ BİR GÜRUH .. Sakın yanlış anlaşılmasın ..Yezidiler mi idi tam bilmiyorum ateşe , şeytana tapanlar .. Yani bunu ateşe tapan insan da yapmaz .. Bu nasıl bir nefrettir .. Bu ne insanlıktan çıkmışlıktır.. Akıl alır gibi değil ..

    Son olarak ince KIL kadar bir ŞİİR kitabı bu ..Hafif olmaya hafif ama eline aldığında ezici tonajı hissettiriyor.. Kimi yerde elini kolunu , kimi yerde beynini yakıyor adamın .. Aziz Nesin başarılı bir şair midir ? Ya da şair midir ? Hatta ve hatta yazar mıdır ? Umrumda değil .. Düşüncelerdir beni bağlayan .. Anlatım biçimi değil.. Uyak kafiye falan .. Benim kafam almaz bunları .. Bilmediğim şey hakkında da yorum yapamam zaten .. İşte gitti oraları karıştırdı diyenler için de şuraya bir link bırakıyorum .. Onları da vicdanları ile BAŞBAŞA bırakıyorum ..

    NESİMİLER , MUMCULAR , NESİNLER , SAYLANLAR , HABLEMİTOĞULLARI gibi pek çok isim .. Yolunuz bizim yolumuz .. Hepinize "UĞURLAR OLSUN!"

    https://www.youtube.com/...L5o1dmGI&t=1103s
  • Makyajsızdır bu güzel çehreler, yüzlerini sen pudrasız bırakma Allahım
    Ya kaldır şu FaceSwaplarını, ya fondotensiz bırakma Allahım..

    Toplanın ey Goriot Baba’nın kızları,s iz de Laios’un şişikliği kollarına vurmuş dar t-shirtlü oğulları. Bu kitap size inmiş İncil’dir. Gelin okuyun, topluca okuyun ve resmini instagrama Brazil Santos’la beraber atmayı unutmayın. Siz ki toplu (pardon kolektif kelimesini daha çok seversiniz) eylemleri çok seversiniz. Siz ki biribinizi taklid ederek farklı olduğunu zanneden aslında klonlanmış bir tek hücreliden ileri gidemeyen şuursuz bir yığınsınız. Tanrı artık helak etmiyor, kitap yollamıyor, kitap yazacak zekalar yolluyor. Gelin dinleyin bu akademik peygamberin, makine gıcırtısını benzeyen çığlıklarını…

    Okuyun ister yaradan rabinizin adıyla okuyun, ister maymunlarınızın ya da putarınızın adıyla okuyun. Bu kitap size inmiş İncildir.. Bu kitap sizin kötülüğünüzün aynasıdır. Sizin makyaja ve protein tozlarına ve hatta Serenay Sarıkaya pantolonlarına harcadığıklarınızın akıttığı kanın, yeşerttiği, kökleştirdiği yoksulluğun ağır bilançosudur.. Dizilerin size al, illede al, kesinlikle al dedikleri şeylerin sizin nasıl ruhunuza Faust’tan daha ucuza sahip olduğunun resmi ve bilimsel kanıtıdır. Siz ki “kirlenmek güzeldir” diye diye kendinizi lağım sularıyla yıkayıp sonra o su da kendi bulanık silüetinize aşık olan bir avuç kepaze;akşamları nasıl da vatan kurtarıyorsunuz. Siz ki cırtlak sesinizin aksisedasını dinlete dinlete, aldığınız her ürüne burun kıvırıp bir yenisini alırken Afrikalı çocuğun açlık iniltilerini 5 hoparlörlü telefonlarıyla paylaşırken hiç ama hiç utanmıyorsunuz ya.. Okuyun, okuyun da görün gerçek yüzünüzü. Evet bacağınız var, bacağınız her şeye kadir. Adonisleriniz sizi artemise kadar fırlatacak bir top ateşi kadar güçlü.. Ve evet hayat sadece sizin için bir dış güzellik vizyonundan ibaret.. Yüzsüzlüğünüzü örtmeye kaç kilo makyaj yeter.. İçinizdeki boşluğu doldurmaya kaç kilo protein tozu?
    Amacım hakaret etmek değil, genellemek de…. Bu çağı görenlerin başka bir cehenneme ihtiyacı yok. Cehennem bu çağın,bu insanların, bu tüketim canavarlanının ta kendisi.. Delirmek tek çözüm garantisi. Tımarhane kaçacak tek barınak.. Deliremiyorsan,sürünürsün. Sistemi fark ettiysen dirhem dirhem çürürsün. Sokratesi öldüren rejim senin de sonunu hazırlar. İşte Tüketim Toplumu. İşte insanlığın binlerce yıl sonra ulaştığı distopya.. (Çoğuna göre ütopya tabi) Makyaja harcanan milyar dolarlar, insanlar sefaletle boğuşurken, evleri yokken yapılan dini mabetler, saraylar.. Beyninden fikir yerine kas fışkıran erkekler, zihinleri liposakşınlı kadınlar.. Memur babalara çemkirerek alınan aplle marka telefonlar.. Öğrenciyiz abi diyip, dolmuşa verilen 25 kuruşu hesaplayıp bir bardak Mocha’ya verilen 15 liralar.. Sonra özgürlük narası altında aşkı kedi ve köpek gibi önüne gelen herkesle çiftleşmek zannedip kirleten şuursuz yığınlar.. Ve seküler Müslümanlar, US POLO marka türbanlar.. Küçümseyici bakışlar, cool hareketler, vicdansız bir nesil.. Uydurma, yapmacık Hümanizm oyunları.. Bu kitap sizi anlatıyor. Sizi bak üstüne basa basa söylüyorum başkası değil. Siz ki sizi anlatan şeyleri çok seversiniz. Herşeyin ambalajına bakıp ona göre alırsınız. Alacağınız kitabı dahi içeriğine göre değil kapağına göre seçersiniz. Vitrinler zihininizin pusulasıdır, reklamlar navigasyonunuz, diziler aynalarınız.. Okuyun bakalım anlayabilecek misiniz? Bu Fransız size kibarlar aleminden, champs elysees’ten seslenmiyor olsa da Loreal Paris’i çağrıştırıp belki kendini satın aldırabilir.. Kim bilir.. Okumazsınız, ben de kime ne anlatıyorum.. 5.sayfada ayy ilerlemiyo yhaa. Bu kitabı yazan adam delirmiş diyeceksiniz.. Sakın ha uyanmayın bilmek lanettir, cehalet mutluluk…

    Tüketim Toplumunu tarif etmeme gerek yoktu aslında. Edemedim de zaten. Elimde büyülü sözcükler yok.. Cemil Meriç var bakalım ne diyor;

    ONLAR SÜRÜ YAVRUM

    Kervanlar geçiyor uzaktan, yollar sisli, ufuk görünmüyor. Faust meçhulü sattı Şeytana. Olmayanı sattı. Yıldızlara tırmanan bir merdi-ven hayat, bir ucunda madde, âciz ve hantal; bir ucunda, Tanrı.
    Onlar sürü yavrum. Zincirlerinden başka kaybedecek neleri var? Karanlıktan geldiler, karanlığa gidiyorlar. Ummandaki dalgalar gibi sayısız. Tarihi yok bu sürünün. Macerası yok. Yıldızlara tırmanan merdivenden habersiz. Yürüyen, esneyen, tepinen ve öğrendiği sesle-ri tekrarlayan uzviyet. Kafanın vecdinden habersiz. Bu sarhoş karnaval alayını yıldızlar, yüzbinlerce yıldız, kayıtsız bakışlarıyla seyrediyor. Hepsinin hayatı üç kelimenin içinde, hatta bir kelimenin: yaşamadılar. Kaya nasıl beyin olmuş, bilen yok. Yapma çiçek gibi ürpermeyen, kokmayan, yaşamayan milyonlarca, milyarlarca beyin var. Bu kervanın arkasından koşma çocuğum! Onların yöneldiği iklimlerde sam yelleri eser kış yaz. Sarayları çingene çadırından daha sevimsizdir. Ne yapsınlar? İsa, "onları affet Allahım" diyordu. Onlar mı Allahı affetsin, Allah mı onları?

    Peki bizim satacak bir şeytanımız var mı? Peki satacak bir ruhumuz? Satacak ve alınacak aşklarımız, iş gücümüz, emeğimiz, dostluklarımız var.. Her şey bir Pazar malzemesi. İsmet Özel’in dediği gibi; ”Biz şehir ahalisi üstü çizilmiş kişiler….”
    Biz kazanılmadan kaybedilmiş istikbalin elinde telefonla bekleyen ve çiçeği böceği, doğayı ve insanı yalnız orada bilen bir nesiliz. Sokakta değil, telefonda çocukluğunu geçiren. Ağaca beş dakika bakan insanın psikiyatrik olarak hasta sayılacağı ama telefonlarla saatler geçirince normal birey statüsünde yer alacak bir nesil. Aptallığın zeka, dehanın ise delilik sayılacağı bir nesil…
    İzninizle bu anlamsız yazıyı yazdıktan sonra ben delirmeye gidiyorum. Siz de telefonunuza dönün ya da siz de delirin, izin verirlerse tabi..

    Bataklıktan göklere süzülen bir tarla kuşu gibi kasıklarıyla düşünen ve göbekten aşağısıyla yaşayan bu azgın hergele sürüsünden uzaklaşmaya bak. Yoksa gübresin, leş gibi gübre.