Olgun akıl, fıtrî akıl ile kazanılmış aklın toplamıdır ki sahibini hiçbir vakitte itidal ve istikamet yolundan çıkarmaz.
"Efdalu'n-nâs a'kalu'n-nâsdır." (İnsanların en erdemlisi, insanların en akıllısıdır.) mealinde olan hadis-i şerif bu olgun akla nazaran ortaya çıkmıştır, zannolunur.
İsteseniz de Kur'an'ı değiştiremezsiniz. Bundan sonra yapılabilecek en iyi seçenek nedir? Onun hakkında konuşmamak, inkar etmek ya da yok saymak, geçiştirmektir. Daha kötüsü ise onu kasıtlı olarak yanlış yorumlamak..... Kur'an'a karşı şimdiki tutumumuz tam da böyledir.
Şehzade Mehmed hadis, tefsir, fıkıh ve kelam gibi dinî ilimler yanında tarih, coğrafya, astronomi, matematik ve hendese (geometri) ilimlerinde de iyi yetişmiş; mühendislik bilimlerine merak salmış; Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça dillerini öğrenmişti.
Başka bir rivayete göre bu ayet Mersed b. Ebî Mersed adlı sahabinin Mekke'deki fahişelerden biri olan Anâk adlı kadınla evlenme isteğini Hz. Peygamber'e bildirmesi üzerine, diğer bir rivayete göre ise Ashâb-ı suffa hakkında inmiştir. Şöyle ki Ashâb-ı suffa diye anılan sahabiler muhacirlerden oluşuyordu. Bu yüzden Medine'de evleri ve aşiretleri yoktu. Mescidin suffasında ikamet ediyorlardı. Medine'de fahişelik yapan kadınlar vardı ve bu kadınlar birçok maddi imkâna sahipti. Ashâb-ı suffa iaşe ve ibate imkânına kavuşmak için bu kadınlarla evlenmek istediler.