O Sen Misin
O SEN MİSİN Hani bir yolculuk hayal edersin ya hep Koyu mavi gecelerde içinden geçirirsin trenleri Hep bilinmedik yerleri özlersin ya nedense Sıra gelmez kuyruklarda beklersin Ve bir gün karar verirsin Avucunda terden ıslanmış bir umut, haydi korkma hayal et Son vagonun son numarasıdır alabildiğin o son bilet Kalkış saati yarın sabah sıfır dört, otuz Bu gece sonlanır mı uykusuz Uyusam… ya kalkamazsam Ya son treni kaçırırsam Neyse şu şiirimi yazayım yarım kalmasın Şiirde bile olsa aşkım solmasın Bir rüya çağırır seni derinliklerine Gerçek yolculuğun rüyadadır belki de Bir kompartımanın gürültülü sesi Ahşap kapıların nemli nefesi Hayal edersin belki tanışırım burada Bir ömür beklediğim hayatımın aşkıyla Tren kalkar ağır bir sarsıntı bir titreme Onlarca yolcu bir telaş bir iteleme Bir sigara yakayım sonra yerime oturayım Nazik bir ses tınılar af edersiniz bayım Kibarca döneyim bende onu selamlayım Bir el dokunur omuzlarına Döner dönmez çarpılırsın bakışlarına Aman Allah’ım bu belki de odur Nurdan bir çehre bir yağmur tanesi sudur
Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya. - Gülten Akın
1000Kitap
Reklam
Aynadaki Sır: Zaman ve Namaz
Zaman, dur durak bilmeden akan, aktıkça insanı ve dünyayı değiştiren büyük bir akıştır. İnsan bu akışın içinde yaşarken hep tutunacak bir şey arar. Çünkü zaman yalnızca günleri taşımaz, ömrü de beraberinde götürür. İşte namaz, bu akışın ortasında duran anlamdır. Bu iki kavram arasındaki bağ yalnızca hayatın düzeninde değil, kelimelerin içinde de saklıdır. Dikkatle bakıldığında görülen şey şaşırtıcıdır. Zaman kelimesi aynaya tutulduğunda karşımıza Namaz çıkar. Bu yalnızca harflerin oluşturduğu ilginç bir görüntü değildir. Bazen bir hakikat, uzun açıklamalarla değil, birkaç harfin dizilişiyle kendini ele verir. Çünkü zaman ve namaz, anlam bakımından da birbirinin karşısında duran iki yüz gibidir. Zaman insanı sürekli ileri taşır. Günler geçer, mevsimler değişir, hatıralar uzaklaşır. İnsan çoğu zaman bu hareketin içinde yönünü kaybeder. Yapacaklarının, yetişeceklerinin ve kaygılarının arasında savrulurken fark etmeden zamanın peşinden sürüklenir. Çünkü zaman, ömrü parçalara ayırır. Namaz ise dağılan parçaları yeniden bir araya getirir. İşte aynadaki dönüşüm burada başlar. Zaman dışarıya doğru akan bir harekettir. Namaz ise içeriye doğru açılan bir kapıdır. Biri insanı dünyanın bitmeyen çağrılarıyla meşgul ederken, diğeri ona kendi kalbinin sesini duyurur. Bu yüzden zaman ile namaz arasındaki ilişki bir karşıtlık değil, bir tamamlanma ilişkisidir. Namaz zamanı durdurmaz. Onu anlamlandırır. Zaman, dünyanın dilidir. Namaz, kalbin cevabıdır. Bu yüzden namaz vakitlere bağlanmıştır. Günün belirli anlarında insan yalnızca bir ibadete değil, aynı zamanda zamana yeniden bakmaya çağrılır. Sabahın ilk ışığında, günün koşuşturması içinde, akşamın yorgunluğunda ve gecenin sessizliğinde aynı çağrı tekrar eder.
İnce düşünen insanları kırmayın, yormayın...
Seni seviyorum… Öyle aklı başında değil Aklım başımı terk etmişcesine Mantığım rafa kalktı Kalbim isyanlarda Ne kendime laf anlatabiliyorum Ne sana sesim çıkıyor Kalbim sana kıldan ince
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam