Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·235 syf.··
2020 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2020 16:59
Oldukça sade ve anlaşılır bir dil kullanılarak hazırlanmış. Beni ilk cümlesinden itibaren sardı, bunda çevirmenin katkısı da çok büyük elbette. Açlığı böylesine bir açlıkla yazan yazarın açlığı yaşadığına neredeyse emin olduğumdan kitabı bitirdigim gibi yazarın hayatına bir baktım ve yanılmadığımı anladım. Çok yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, küçük yaşlarda açlığın ne olduğunu öğrenmiş Knut Hamsun. Kitabı okurken açlığı iliklerime kadar hissetmekle birlikte bu durum ile kahroldugum vakitler geçirdim. İnanılmaz derin ve anlamlı bir kitap, okurken bazen duraksayıp kahramanın gereksiz gururuna artık tahammül edemediğimi fark ediyordum. Bir yanım karaktere çok kızıyor bir yanım açıyordu. O kadar gururlu(!) Bir karakter ki sefil bir yasam sürdüğünü, paraya, yemeğe, kalacak yere ihtiyacı olduğunu çevresine asla yansıtmıyor. Fakir olduğunu çevresindeki insanlara hissettirmek için paltosunu satıp dilenciye veren bir kahraman... kitabı okuyan herkes eminim ki bu kadarı da fazla deyip bir soluk almıştır eminim ki. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
Puan vermedi·235 syf.·
2014 6. kitabı
Jonathan Swift'in "Açlık ve gurur, hiçbir zaman bağdaşamaz." sözüyle büyük çelişki yaşayan eser. Okuduğunuzda açlıkla beraber iliklerinize kadar hissettiğiniz bir başka duygu da gurur. O müthiş açlığına rağmen gösterdiği gurur tablosu bir süre sonra yapmacık gelmeye başladı ne yalan söyleyeyim. Anlatım çok samimiydi. Üzerinde çevirmenin de bolca hakkı olduğunu düşündüğüm bazı deyim ve cümleler çok etkiledi beni. "..dolu beynimi sağmak", "..dövülecek nice demirlerim vardı ocakta.", " okşayıp nazlamak", "Kendimden uzakta olmanın sefasını sürüyordum.", "..aklıma sığdıramıyordum karanlığı.", "Beynimdeki zekayı açlıklara akıtmıştım!" gibi... Bir de nedense kitapta en beğendiğim yer, sonu oldu. Başka türlü bir son yakışmazdı sanki. Gururunu yazarlığına tercih edişi ve açlığını bir gemiyle terk edişi manidar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
Puan vermedi·254 syf.·
2019 3. kitabı
Kitap tasvir bakımından gayet başarılı açlık hissinin verdiği zorlukları açlıkla beraber vücudunda yemeğe yabancılaşıp yemek kabul etmemesini bir okur olarak hissedebileceğim kadar hissetirdi bu kitap bana. Kitap şaşırtıcı olaylardan oluşmuyor açlık serüveninden bahsediyor desek daha doğru olur.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
Biraz spoiler içerebilir..:)
10/10
·235 syf.··
2020 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 06:20
Gurur mu? Açlıktan ölecek duruma düşüp sefalet içinde yaşamak mı? İnsanlar bu kadar zalimlerken, bu kadar vurdum duymaz davranırlarken sanırım bu iki seçenekten birini tercih etmek epey zor olmalı. Kitap da kahramanımız, hayatını yazarak geçiren ve geçimini buna dayayan birisidir. Fakat bir süre sonra düzgün yazamaz olur, ilhamını kaybeder. Böylelikle serüven başlar. Her gittiği kapıdan, her gittiği kişiden geri çevrilir. Artık yazamaz olduğu için parası bitmiş ve aç kalmıştır. Parasızlıktan kirayı ödeyemez ve bunu gurur meselesi yapıp evi terk eder. Gururuna hiç toz konduramadığı için sokaklarda yaşamayı, aç kalmayı göze alır. Hatta kendi gururu için şöyle bir sitemde bulunur. “Gülünç olmak istemiyordum, fakat fazla gururdan ölebilirdi insan.” Eline geçen az miktardaki paraları vicdan rahatlatmak için ihtiyacı olduğunu düşündüğü kimselere dağıtıp durur ve böylece kendi açlığını unuttuğuna inanmak isteyip kendini avutup durur. Roman tam da bu süreçte çekilen açlığı çok ince bir biçimde anlatır ve yazımın başında bahsettiğim soruları sordurur sürekli bizlere. Öyle ince anlatılıyor ki açlık kitap da hem üzülüyor, ürperiyor veya sinirleniyor okurken insan.. Kısacası bu kitabı okuduktan sonra ne kadar şımarık yaşadığımızı fark ettim ve eminim ki bu kitabı okuyan çoğu kişi böyle hissetmiştir. İç hesaplaşmanıza hazırsanız mutlaka bu kitabı okuyun..
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
Açlık
9/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 18:12
2020 #SonİftarıBeklerken size biraz Açlık’tan bahsedeyim. Öncelikle henüz bu kitabı okumamış olan varsa mutlaka okumasını tavsiye ederek, yine bu paylaşımımda spoiler olabileceği uyarısında
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
10/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 23:28
Bir roman karakteri ile empati kurabilmek için yaşadıklarını biraz da olsa deneyimlemek gerekir. Hiç açlıkla mücadele etmeyen bireyler yalnızca edebi bir eser olarak görebilir bu kitabı . Ancak gerçekten yoksunluk çekenler ise yazılanlar da kendilerini görebilirler. Bilinen gerçekleri göz ardı edemeyiz.D ünyada her gün Yaklaşık 25.000 kişi yetersiz ve güvenilir olmayan gıda gibi nedenlerden yaşamlarını yitirmektedir. Olanaklar, dünyadaki gıda üretimi gibi kaynaklar sınırsızken bu yok oluşlar oldukça acı verici. Yokluk ve yoksullukla sınanmamış bedenler varlığın kadar kıymetli olduklarını anlamıyorlar kitap da tam bu noktada okuyucuyu o zor durumun içine sürüklüyor. Yaşanılan sefaleti iliklerimize kadar hissedeceğiniz bu eserde kendinizi ve olanaklarımızın aslında ne kadar fazla olduğunu sorgulamaya hazır olun. Kitap yalnızca aç olmanın verdiği çaresizliği değil gururun ve isyanın da empatisini yapabiliyorsunuz. Adı olmayan karakterin açlığını bastırmak için ağzındaki talaş ve taşla oyalanmasını , gurur yüzünden açlığını kimseye belli etmemesini hayretle karşıladım. Adı olmayan kahramanımızın şu cümlesi ise çaresizliğini anlayabilmemiz için yeterli değil mi ? “ Bahtımın hep kapalı oluşuna sebep neydi? Yaşamak başkaları kadar benim de hakkım değil miydi ? ”
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
10/10
·235 syf.··
2021 6. kitabı
Bir yandan açlık ve sefaletle boğuşurken, diğer yandan yazar olma hayallerinin peşinde koşan gururlu bir genci anlatıyor. Facia derecesinden bir yoksulluk, sefaletin son perdesi... Ben bu kitabı sevdim çok naif, dingin ve çarpıcı okurken karnınız acıkıyor
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2021 84. kitabı
- Hâlâ hayatta olduğum için kederle ağlamanın eşiğindeydim. - Kitabı okudukça açlık nasıl bir şey iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Eser ilk başta yazarın kendi hayatından izler taşıyor. Zamanını büyük bir yazar olmak uğruna yazılar yazarak geçiren kahramanımız açlık ile mücadele ediyor. Yazdığı yazılarla gazete tarafından değerli görülürse eğer aldığı paralarla hayatını bir kaç gün idare edecektir. Ayrıca kitaptaki karakter aç olmasına karşın bir o kadarda gururludur. Rastladığı yardıma muhtaç insanlara elindeki avucundaki her şeyi tereddüt etmeden veren bir karakterdir. Yani kitabın ismi tekrar değiştirilseydi Gurur olarak basıma geçerdi. İyi okumalar
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
10/10
·235 syf.·
2020 6. kitabı
İnsanın türe ilişkin sınırlarını zorlayarak başlayan bir yolculuk... açlık ile nesnesi arasında indirgenmiş bir ilişki ve bu ilişki biçimi üzerinden yeniden tanımlanan ahlak...tüm değişim araçlarının ereği ile hesaplaşma.... doyma dürtüsü... şiddetle içine çekildiğimiz bir anlatma biçimi... karşı koyamadığınız bir iç bulantısı... tokluğumuzun yüzümüze çarpılması ve daha bir sürü şey...
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma
5/10
·235 syf.··
2020 10. kitabı
Tok açın hâlinden gerçekten anlamıyor sanırım. Bu kitabı bu kadar uzun sürede, bu kadar zorla bitirmemin başka bir açıklaması olamaz bence. Sadece adamın pes etmeyişi şaşırttı beni. Tam oldu artık derken yazdığı onca yazıyı yırtması sinir etmedi desem yalan olur. Ama ne kadar yırtıp atsa da başaracağına inanıp yazmaya hep devam etti. Ölecek artık diye beklerken bile bir şekilde yaşamaya devam etti. Bu hali elindekinin kıymetini çoğu zaman bilmeyen, çabuk vazgeçebilen bana da ders oldu tabi.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 196835,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.