Ahlaksız

André Gide
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ahlaksız
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2023 00:20
16 yaşımda, babaanemlerin yatak odasında, o güzel köy manzarasının karşısında tuhaf bir ruh haliyle okuduğum kitaptır kendisi. çok garip, o zamanları düşündüğümde sanki geçmişte yaşamamışımda, bir düş görmüşüm gibi hissediyorum. böyle hissetmemde tam o zaman diliminde bu kitabı okumamın etkisi büyük. konusuna gelecek olursak, genç ve zengin olan arkeolog michel’in, karısı marceline ile balayını geçirmek için gittiği tunus’ta vereme yakalanmasıyla başlayan ve hastalığının iyileşme süreci boyunca devam eden yaşama ilişkin bir kimlik arayışı: ahlakla cinsellik, duygularla mantık arasındaki sürekli çatışma hali. kısaca geleneksel toplum düzenine ve ahlak anlayışına karşı çıkan bir adamın kendi ‘özgürlük’ öğretisine ulaşmak için yaptıkları ve bu süreçte yaşadığı içsel çatışmalar kitapta derin bir şekilde betimlenmiş. -bazen bu betimlemeleri okurken sıkıldığımı itiraf etmeliyim- önyargılarını, tüm mal varlığını, her türlü adanmışlığını ve geçmişte kabul ettiği tüm o ahlaksal normları bırakarak, yeni bir hayata başlamak ister michel. içindeki bu yeni enerjinin kendisini özgür kılacağına inanır. fakat kitapta da ifade edildiği gibi: “özgürleşmeyi bilmek hiçbir şey değil, güç olan özgür olmayı bilmektir.” ve özgür olmak zordur… özellikle okuduğum zamandaki hissettirdiği duygular ve beni sorgulamaya iten bir kitap olmasından ötürü sevdiğim ve hayatımda yer edinmeyi başarmış bir eser. belki sizde de benzer duyguları uyandırabilir, şans vermenizi tavsiye ederim :) son olarak; "Ben, önceki katı ve sınırlayıcı ahlâkıma uygun düşen zayıf ve çalışkan insan değildim artık. İyileşme sürecinden başka bir şey vardı burada; yaşamın artması, coşmasıydı; düşüncelerime dokunmak, teker teker dokunmak, her şeyin içine işlemek, varlığımın en uzak, nazik ve gizli liflerini heyecanlandırıp
Edebiyat
AhlaksızAndré Gide · İmge Kitapevi · 20031,050 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2025 171. kitabı
Ahlaksız, insanım özgürlük arayışı ile bencilliği arasındaki ince çizgiyi sorgulayan kısa ama derin bir roman..Okuru rahatsız etse bile düşündürmeyi başararak kalıcı bir etki bırakıyor....
Duygu ve Düşünce
AhlaksızAndré Gide · Dorlion Yayınları · 20221,050 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2025 60. kitabı
André Gide’in Ahlaksız’ı, yalnızca bir karakter çözümlemesi değil; insanın kendine, toplumun koyduğu sınırların ötesinden bakmaya cesaret ettiği o sarsıcı ânın romanıdır. Michel, kendi doğrularını kurmaya çalışan bir birey olarak karşımıza çıkar; ama bu arayış, her özgürleşme çabasının içindeki gizli yıkımı da beraberinde taşır. Romanın başında idealist, görev bilinciyle yoğrulmuş bir bilgin olan Michel, hastalığın eşiğinde yaşadığı ölümle yüzleşme deneyimiyle sarsılır. Artık hayat onun için itaat edilecek bir ahlak sistemi değil, tadına varılacak bir beden ve duygu alanıdır. Gide bu noktadan sonra, ahlaksızlık kavramını çürümenin değil, sahiciliğin anahtarı olarak sunuyor. Michel’in karısı Marceline karşısındaki duygusal donukluğu, yaşamla kurduğu yeni bağın ne kadar tekil ve bencil olduğunu da gösterir. Bu noktada Gide, kahramanını yargılamaz; sadece insanın içindeki-doğal ben toplumun kalıplarıyla nasıl çatıştığını gözler önüne serer. Ahlaksız, bir itiraf metni gibi okunabilir. Hem bireyin kendi arzularına karşı dürüst olma çabası, hem de bu dürüstlüğün getirdiği yalnızlık. Gide’in yalın ama derin dili, Michel’in iç dünyasındaki çelişkileri bir laboratuvar titizliğiyle işliyor gibi, her cümlede bir sorgulama, her durakta bir uyanış gizli. kitabın sonlarında, Michel’in ahlaksızlığını bir düşüş olarak değil, insanın kendini tanıma serüveninin kaçınılmaz durağı olarak görmek kaçınılmaz oluyor. Ahlaksız, ahlakın değil, yaşamın romanı bir noktada, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar veremediğimiz o gri bölgede, insanın kendi varlığıyla yüzleştiği o çıplak anda yazılmış bir itiraf gibidir.
AhlaksızAndré Gide · Dorlion Yayınları · 20221,050 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2019 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2019 15:06
Beni korkutan, itiraf ederim, epey genç oluşum. Bazen, gerçek yaşamım henüz başlamamış gibi geliyor bana. Şimdi beni buradan söküp alınız ve bana var olma nedenleri veriniz.
1000Kitap
AhlaksızAndré Gide · İmge Kitapevi · 20031,050 okunma
#1001kitap~~~
Puan vermedi·144 syf.··
2020 340. kitabı
Nobel ödüllü Fransız yazar ve düşünür André Gide, yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün bireyin içtenliği ve kendini tanıması olduğunu vurgulamıştır. Ahlaksız, André Gide'in bu görüşünü en net biçimde dile getirdiği romanlarından 1i sayılmaktadır. Geleneksel ahlak anlayışının karşısında 1eyin özgürlüğünü savunanlara açık destek veren yazar, bu kitabında, kendi evliliğinden yola çıkarak insan ilişkilerindeki sorunlara çözüm getirme çabalarını dile getirmiş... Ahlaksız kitabı , balayını geçirmek üzere karısıyla birlikte Tunus'a giden Michel'in vereme yakalanmasıyla başlayan, onun iyileşmesi ve daha sonra karısının hastalanmasıyla devam eden 1 yüzleşme, arayış serüveni ve sürekli 1arada kalmışlığın hikayesi... Kendi benliği ve iç güdülerini keşfeden ve toplumsal düzenin dayattığı kavramlardan sıyrılıp olabildiğince özgürleşmeye çalışan, bunu yaparken de kendisiyle çatışan 1 erkeğin öyküsüdür, Ahlaksız... Bu kitap "Ayrı Yol" başlığıyla başka yayinevlerinden de basılmıştır. Okurken aklıma yer yer Thomas Mann'in Venedik'te Ölüm kitabı da gelmiştir... Kendi iç çatışmalarını etkileyici 1şekilde anlatan yazarın bu kitabini da çok severek okudum, tavsiyemdir... "Ahlaksız" ölmeden önce okunması gereken #1001kitap arasındadır...
AhlaksızAndré Gide · İmge Kitapevi · 20031,050 okunma
9/10
·156 syf.··
2017 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2017 03:10
André Gide ile tanışma kitabım oldu. Kesinlikle devam etmeyi düşünüyorum. Güzel bir kurgunun içerisinde aynı zamanda düşünsel olarak da beni tatmin eden bir okumaydı. Bunu Hermann Hesse'de de görmüştüm. Hem kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz müthiş bir akış var, hem de aralarda altı çizilesi satırları yakalama şansı buluyorsunuz. Hesse'de de kendini arayış vardır, bu kitapta da ana tema o aslında. Karakterimiz Michel, kendini ararken siz de kendi içinize doğru belirsiz bir yolculuğa çıkıyorsunuz, kendine sorduğu soruları kendinize yöneltiyorsunuz. Sonuç ne oluyor peki? Bir karmaşa... Düşündükçe insanın huzuru kaçıyor sanki. Ama düşünmeden yaşamak da bizi birer kopya haline getiriyor. Saçı, gözü farklı olan ama aynı paketlenmiş beyni taşıyan bir sürü... Ki bazen fiziksel görünüşümüzü bile birilerine benzetme çabasındayız. Kitapta bundan da bahsediliyor. Kendini keşfedebilmek zor olsa gerek ki kitap bunun bir ispatı. Michel, kendinin de farkında olmadığı bir süreçte bambaşka bir insan olduğunu, bilmem kaç yıl önce hoşuna giden şeylerin artık onu tatmin etmediğini görüyor. Buldum diyemiyor hiçbir zaman, sürekli değişen bir "ben" yakalıyor her defasında. Bu değişimi kabul etmekle birlikte, ben insanın içinde birçok kişilik barındırdığını düşünüyorum. Hangi birini bulacaksın içinde; belki birini belki hepsini belki de hiçbirini. (Biri, Hiçbiri, Binlercesi kitabını okuduktan sonra çok düşünmüştüm bunu.) Michel bu arayışın sonunda kendini buldu diyebiliriz, ne kadar mümkünse. En azından var olmak için anlamlı sebepler buldu diyelim. Tabii bu salt düşünülerek yapılacak bir şey değil, bizzat yaşayarak bir nevi deneme yanılma yöntemiyle karar verdi kim olduğuna. Kitap aynı zamanda karakterle birlikte ülke ülke gezdiriyor, bambaşka insanlarla karşılaştırıyor sizi;
Ayrı YolAndré Gide · Can Yayınları · 20141,050 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2020 468. kitabı
Dönüşüm insanın kendisini keşfetmesiyle başlıyor her zaman. Bir yansıma, bir fark ediş. 1947 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan bir fark ediş öyküsü. Ama bu fark edişin bizim aynamızda karşılığı yok. Ruhun kırılganlığı ile bedenin kırılganlığı arasında sıkışmış bir öykü. Hikâyenin kahramanı ağır bir hastalığın nekahetinde vücudunu keşfediyor. Çocuklara garip bir bakış. Son adım eşcinsellik. Ben öyküyü pek sevmedim. Ama "fark ediş"e dair bir sahne beni uzun uzun düşündürdü. Michel yıllar sonra Fransada eski bir arkadaşıyla bir araya gelir. Arkadaşı ona eski bir makas uzatır. Yıllar önce kendisinden çalınmasına göz yumduğu bir makastır bu. Yıllar önce Afrikada eşi ile birlikte evde oturuken, orada bulunan Afrikalı bir çocuk bu makası çaktırmadan cebine koymuştur. Michel bu olayı aynadan görmüş ama kendisine açıklayamadığı bir sebeple sessiz kalmıştır. Michel yılllar sonra bu makas ile tekrar karşılaştığında şu ilginç detayı öğrenecektir: Aslında çocuk makası çaldığında yakalandığını bilmektedir. Çünkü kendi hırsızlığını yansıtan ayna, kendisini yakalayan bakışı da yansıtmıştır. Çocuk çaldığı makası para karşılığı Michelin arkadaşına satarken bu sırrı da bedavaya vermiştir. Gidé bu anlatımda metaforik bir şey arzuladı mı bilmiyorum ama cidden inanılmaz derin bir anlatım olmuş. Neden makas? Eski ile yeniyi ortadan kestiği için mi? Çünkü Michel değişir ve artık eskisi gibi olamayacağını bilir. Ayna bir hırsızlığa sadece şahit olmamış, aynı zamanda onu çığlık çığlığa yansıtmıştır. Bir aynanın şahitliğinden daha kat'i ne olabilir? Ayna suça göz yuman bir bakışı da yansıtmıştır. Yine sessiz kalamamıştır yani. Ama ben iki bakış nasıl oldu da aynada kesişmedi orasını anlayamadım. Sanırım anlatıda bir mantık hatası vardı. Son olarak ayna yıllar sonra dahi olsa bir garip
Ayrı YolAndré Gide · Can Yayınları · 20141,050 okunma
Ayrı Yol
Puan vermedi·156 syf.·
2020 103. kitabı
Okumadan önce André Gide’in hayatına dair araştırmalar yapmıştım. Bu kitabı hatta bu karakterleri yazma sebebini kitap bittiğinde daha iyi kavradım. Tam bir André Gide psikolojisi diyebiliyorum ve yazar her ne kadar ona öfkelenmeyin dese de ben Michel’e öfkeliyim. Kendisiyle yeni yeni tanışıyorum fakat diğer eserleriyle muhakkak devam etmek istediğime eminim. Ayrı Yol, insana müthiş bir varoluşsal sancı sunuyor. André Gide’in yarattığı Michel hikâye başladığından beri kendi içinde varoluşsal sancılar çeken bir karakter. Kendisini eşiyle çıktığı balayında vereme yakalanışıyla tanıyoruz. Sonrası ise ardı arkası kesilmeyen sancılar...Kendine sorduğu sorularla, sorularına aradığı yanıtlarla ve kendi hayatına bakışıyla dahi insanı yer yer huzursuz ediyor. Ana tema arayış olduğu için Michel’in kendi içinde çıktığı bulutlu yolculukta siz de ona eşlik etmiş oluyorsunuz. “İnsanın içindedir her şey” diyen Michel’e hak veriyorum. Bu cümlenin derinliği etkiliyor sonra beni. Ne kadar çok şey anlatmak istediğini kendini arayışı esnasında bizlere kanıtlıyor. İnsanın kendini okuyabilmesinin ne denli zor olduğunu gösteriyor. Okurken Michel’in cümlelerine yabancılık çekmiyorsunuz. Bir zamanlar hoşumuza giden alışkanlıkların artık hoşumuza gitmediği, yeni keşifler aradığımız ve bir türlü tatmin olmadığımız, neyden hoşlanıp hoşlandığımızı tam çözemediğimiz dönemleri yaşıyor Michel. Hepimizin yaşadığı dönemler bunlar ve bu sebeple diyorum ya yabancı kalamıyoruz. Bunu eşine olan aşkında dahi anlatıyor aslında. Ne zaman “tamam bu benim” ya da “bunlar emin olduğum duygular” dese değişken kişiliği yine onu sarıyor. Hangi kişiliğimiz gerçek bizi yansıtıyor sorusu ise akıllara zarar. Çocukluğumuzdan bu yana hangimiz hep aynı şeylerden hoşlanır durduk ki sanki değil mi? Bence hepimizin içinde
Edebiyat
Ayrı YolAndré Gide · Can Yayınları · 20141,050 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 15:50
Ahlak Karşıtı; André Gide ile tanışma kitabım oldu. Sanırım uzun bir süre artık André Gide kitaplarıyla meşgul olacağım. Kitaba gelince; kitap baştan sona soyuttan somuta geçmeye çalışan bir arayış romanı. Kitabın kahramanı başından geçen olayları arkadaşlarına anlatıyor olsa da aslında olan kendiyle hesaplaşması ve dönüşümünü anlama çabası diyebiliriz. Toplumun dayattığı değerlere uymak bizi mutlu eder mi? Mutsuz da olsak toplumsal değerleri çiğnememeli miyiz? Hiç bir sorunu olmayan, her şeyin yolunda göründüğü toplumlar; dikensiz ve gülsüz bir gül ağacı mı oluyor?
Ahlak KarşıtıAndré Gide · İthaki Yayınları · 20221,050 okunma
Puan vermedi·156 syf.·
2020 66. kitabı
Ahlaksız ✍DİPÇE: 20.Yüzyılın başlarında yazılmış yazarın bir nevi itirafnamesi ya da öz savunması olduğunu düşündüğüm bu eser, yalın okunmasının aksine siluet duygular yaratır. Kahramanımız Michel, Fransız bir arkeologdur.Balayına Tunus'a gider, orada hastalanır ve tüm kitap, hastalık ve nekahet dönemindeki sürecin içsel ve bilişsel tetkikini ele alır. Kitabın hususiyeti, otobiyografik izlerin yoğunlukla öne çıkmasından kaynaklıdır.Burada yazarın evliliğinin ilk aylarında ve hastalık sürecinde bir başka yönü ,homoseksüelliği tebarüz eder.Bu durum çok ince bir üslupla işlenir, eser, dönemin etkisiyle okuru bir hoşgörüye çağrı babındadır. Evet, yazar birçok alanda toplumdan aykırılığını ifade etse de bu içsel değişim, Arap çocuklardan hoşlanma, fiziksel bir hal almamış gibi gösterilir.Bu kısım okurun anlayışına göre yargılanmaya sebebiyet verse de yazarın çabası bu durumu telafiye yöneliktir.Zira kitabın sonuna kadar bir eş ve o kadına yönelik yoğun bir ilgi çabası göze çarpar. Bir kadın okur gözüyle, eşine gösterdiği yoğun ilgiyi, erkek çocuklara duyulan arzunun örtbas edilmesi şeklinde yorumladım.Tüm bunlar, yine de kitabı okurken aldığım keyfi gölgelemedi.Çünkü Andre Gide'nin üslubu enfesA.Gide okumalarıma devam edeceğimEsen kalın
Ayrı YolAndré Gide · Can Yayınları · 20141,050 okunma

Yazar Hakkında

André GideYazar · 40 kitap
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü. 1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu. 1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti. I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı. 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı. Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı. Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.