Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053242314
Kitabın türü:
Orijinal adı:
America
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
Düş gücü olan hiçbir yazar onun temasını seçmemiştir. Onu derinden etkileyen deneyimi böyle bir seçime neden olmuştur. Kafka'nın öyküleri için ilham aldığı babası ile olan ilişkilerinin izini sürmek onları küçümsemek veya onlara öznel bir geçerlilik yüklemek anlamına gelmez. Kafka'da olağanüstü olan, bu deneyimini kavramasındaki derinlik ve bunu genel olarak insanlığın son yazgısı, haline getirene dek evrensel bir biçimde çalışabilme yeteneğidir. Eserleri sonsuz anlamlar taşımakta, aynı zamanda belirsiz ve açık olan öğeler içermektedir. Diğer kitaplara göre Amerika'nın görünümleri arkasında fazla bir baskı yoktur ve bu da kitabı, belki de Kafka'nın en rahat okunabilen eseri haline sokmuştur. Ama baba tamamen yok olmamış­tır. Kari arka arkaya baba imgeleriyle karşılaşır: dayısı Ja­cob, sevimli ama güvenilmez Bay Pollunder, kötü niyetli ama sözünde duran Bay Green ve sonunda acımasız bir kabadayı olan Delamarche. Delamarche'nin dairesinde ge­çirdiği yaşamın öyküsü, Kafka'nın yazdığı en muhteşem bölümdür. Kitapta sonsuz rastlantısal güzellikler vardır. Belki de en güzeli Therese'nin annesinin ölüm öyküsüdür. Kitabın yapısı Şato ve Duruşma'ya göre daha sadedir. Bu, Kari'da görülen özgürlükle oluşmaktadır ve Kafka'nın düş gücüne özgürlük olanağı sağlamıştır.
292 syf.
·Beğendi·10/10
Amerika (Kayıp), Franz Kafka’nın en sevdiğim eserlerinden birisidir. Bu romanı, diğer romanlarından birçok yönden daha farklıdır. Sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Bu eserde, Amerika’daki kapitalizmin temellerinin nasıl atıldığını çok güzel anlatılmıştır. Ve romanın başkahramanı olan Karl, hangi işe başlarsa başlasın sıfırdan başlaması gerekir. Bir hata yaparsa birlikte çalıştıkları tarafından yüzüstü bırakılması ve özellikle ondan nefret edenler tarafından oyuna getirilmesi çok muhtemel bir tablo çizilmiştir.
Bu kitap şu şekilde özetlenebilir:
Romanımızın başkahramanı Karl Rossmann, on altı yaşındadır ve bir hizmetçi kız ile ilişkisi olduğu ve ondan bir çocuk sahibi olduğu için babası tarafından adeta Amerika'ya sürgüne gönderilmiştir. New York limanında onu varlıklı bir adam olan amcası karşılar. Amcasının yanında umduğundan rahat bir hayat sürmeye başlayan Karl, bir süre sonra amcasının istemediği bir ziyareti gerçekleştirdiği için amcası tarafından reddedilir ve Amerika'da yapayalnız kalır. Kendine kalacak ucuz bir otel bulan Karl, odasını iki kişi ile paylaşmak zorunda kalır. Oda arkadaşları olan Robinson ve Delamarche, bulundukları yere çok da yakın sayılmayan Butterford kasabasına giderek orda iş bulma niyetinedirler. Gidecek bir yeri olmayan ve kendini geçindirmesine bir süre yetecek parası olan Karl da onlarla bu yolculuğa katılır. Arkadaş kazandığını sanan Karl, yadırgadığı onların bazı davranışlarını hoş görür; fakat bir ara o yemek almaya gitmişken ondan izinsiz valizini karıştırmalarına tahammül edemez ve onlardan ayrılarak bir otele gider ve orda aşçıbaşının yardımıyla asansör görevlisi olarak işe başlar. Bir akşam Karl görev başındayken Robinson zilzurna içmiş onu ziyarete gelir ve başına iş açar. Bu olayla Karl işten kovulur Robinson dayak yer ve otelden ayrılırlar. Robinson'un yaşadığı yere vardıklarında aslında bu olayın Karl'ı yanlarında çalıştırmak için planlanmış bir oyun olduğunu öğrenir Karl. Oradan kaçmaya yeltense de başarılı olamaz.
Günlerden bir gün bir afiş dikkatini çeker. Oklahoma Açıkhava Tiyatrosu'nun iş ilanıdır bu. Karl herkese açık olan bu işe başvurmaya karar verir ve bir dizi işe alınma sürecinden geçtikten sonra adını Negro olarak değiştirerek teknik işçi olarak işe alınır. Diğer işe alınanlarla birlikte onları Oklahoma'ya götürecek trene biner ve etrafı seyre dalar. Ve eser böylece sona erer.
323 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kafka okuyormuşum gibi bir hisse kapılmadım.

Kafka ilk defa bu kitabında olayı sadece anlatıyor. Hangi karakterin iyi, hangisinin kötü olduğuna dair en ufak bir ipucu bile yok. Sanki Kafka anlatmakta mükellef bir sanatkarmış gibi müdahale ederse işini yapamayacak. Hikayeyi anlatmak onun işi, karakterleri kafamızda bir yerlere oturtmak bizim işimiz.

Amerika, Kafka'nın yazmış olduğu ilk kitap. İlk kitabı olmasına rağmen, sonunun bir yere bağlanamamasına rağmen, hikayenin pek başarılı olmamasına rağmen, tüm rağmenlere karşı Kafka'nın kitleleşmiş ismine rağmen hikaye akıcı, yer yer merak uyandırıcıydı.

Kitabı okumaya başladığımda bir şeyin farkına daha çok vardım. Nasıl kabulleniyoruz kişileri, karakterleri. Bir yazar şaşırmataca yapmaya görsün hemen yüzümüz asılıyor.

Velhasıl,
*kitapla tanışmam garip,
*hikayesi garip,
*yazarı ayrı bir garip,
*en esası yorumum onlardan da garip :)

Kafka ile ilgili yaşadığım en büyük şok bu kitap oldu belki de.
Hala inanamıyorum bu kitabı gerçekten Kafka mı yazdı?-_-
292 syf.
·5 günde
Kafka'dan çok farklı bir kitap. Amerika (Kayıp) romanı şu cümleyle başlıyor:
"Hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılıp kendisinden bir çocuk peydahladığı için yoksul ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen on altı yaşındaki Karl Rossmann, hızını kesmiş gemiyle New York limanına girdiği bir sırada, uzun süredir izlediği Özgürlük Anıtı'nı aniden güçlenen bir güneş ışığı altında gördü. Anıtın kılıcı tutan kolu daha bir yükselir gibi oldu şimdi; bedeninin çevresinde ise rüzgarlar özgürce esiyordu."
Güzel ve ilgi çekici bir giriş dimi? Hem öncesini hem sonrasını merak ettiren bir cümle. Roman ABD’de tutunma çabaları sonuç vermeyen on altı yaşındaki Karl’ın başından geçenleri anlatıyor. Kafka hiçbir zaman gitmediği Amerika’yı hayal ederek yazmış. Karl naif, insanlar hakkında kötü düşüncelere sahip olmak istemeyen ve bu nedenle de her şeye ‘evet’ diyerek sonunda kazık yiyen bir çocuk. Amerika'da dayısı karşılıyor Karl'ı bir tesadüf sonucu, sonra baazı nedenlerden ötürü onun yanından ayrılmak zorunda kalıyor. İki tane odun herife rast geliyor, otel macerası vs. derken kitap Cengiz Aytmatov romanları gibi yarım kalıyor, Karl'a ne olduğunu bilemiyoruz. Akıbeti pek hayır değil gibi ama. Amerika çok hırpalıyor Karl'ı, özgürlükler ülkesi mahvediyor adamımızı. Köyden İstanbul'a gelip "Seni yenicem İstanbul!" deyip yenemeyen türk sineması başrolleri gibi bizim Karl. Ah Karl ahh.
292 syf.
·5/10
Betimleme ve tahlilleriyle ön plan çıkan Kafka'nın bu eseri çok garibime gitti doğrusu gerek farklı olay ve karakterleriyle gerekse de hikayelerinin sonun olmamasıyla yani bitmemesi ile farklı, garip duygular uyandırdı bende iyi mi kötü mü desem bilemedim.
292 syf.
Kafkanin en anlaşılır vede en hızlı okunabilir kitabı olmasına rağmen belkide Kafka tarafından tamamlanmamış olması bazı yerlerde kitapta olayların akışı durağan vede kopuk olması okuyucu isteksizliğe sevk edebilir. Ancak Kafkanin yaptıgı betimlemeler okuyucuyu büyüyebiliyor hatta karakterlerle bağı kurut acıma, kizma ve nefret gibi duyguları hissetmeyi sağlıyor. Yazar Bir Cocugun Gözünden insanın büyük şehirlerde düştü Yalnızlığı etkileyici şekilde anlatmıştır.
292 syf.
·7 günde·8/10
Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü elime alamadığım bir kitaptı Amerika. Şans eseri gördüğüm etkinlikle beraber okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. :) Öncelikle bu etkinliği düzenleyen ve Amerika'yı okumama vesile olan @okusalih e çok teşekkür ederim.

Amerika, Franz Kafka'nın okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklıydı. Akıcı anlatımıyla muhteşem bir yapıt! Zaten Franz Kafka'nın anlatımı beni her zaman etkilemiştir.

Her şey Karl'ın hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılması ve ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmesi ile başlıyor ve biz Karl'ın maceralarını okuyoruz. Kitabı okurken baya gülümsedim ve bu beni şaşırttı. Çünkü genelde Kafka okurken ciddi bir yüz ifadesine sahip olduğuma eminim. :)

Ana karakterimiz Karl'ı saf buldum çünkü kolayca kandırılabilen biri. O meşhur(!) arkadaşları beni sinir etti. Hele o Brunelda yok mu... Her ne kadar ona sinir olsam da kitaba renk kattığını söyleyebilirim.

Franz Kafka'nın hiç Amerika'ya gitmemesi ve Amerika'yı ele alan bir kitap yazması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. Kafka'yı her zamanki gibi ayakta alkışlıyorum. :)

Yine kitapta kapitalizmin temellerinin atılması da anlatılmaktadır. Aynı zamanda o dönemde Amerika'da yapılan seçimlere de atıfta bulunulmuş. Kitap bana göre her yönden incelenebilir.

Kısacası kitabı çok beğendim. Mizah ve umut unsurlarını içermesi benim için çok iyi oldu, sıkıntılı bir dönemde okuduğum için. :)

Benim için farklı bir Kafka deneyimi oldu ve kütüphaneme yeni bir Kafka kitabı eklendi.:)
258 syf.
“... herkes gücünü kullanıp daha aşağıdakine hakaret ediyordu.
İnsan buna bir kez alıştı mı, saatin düzenli vurmasından farklı gelmiyordu kulağına..."

Bu kitabı okumayı sürekli erteliyordum.
Demek ki doğru zamanın gelmesini bekliyormuşum.
Yabancı bir ülkeye , Amerika’ya göç eden Karl’ın hissettiklerini anlayabilmek adına,
kitabı doğru zamanda okuduğuma inanıyorum.
Aslında kitapta öyle ilgi çekecek ne bir konu ne olay örgüsü var.
Fakat benim hoşuma giden yanı, çok yalın ve güzel bir anlatıma sahip olmasıydı ,
bence çevirmen de çok iyi iş çıkarmış.
Yabancı bir ülkede, insanlara ve sisteme ayak uydurmaya çalışan
ve her seferinde yanlış anlanan,
önyargılar ve dil yüzünden kendini etrafına doğru tanıtamayan bu genç delikanlı,
okuyanlara “ah yazık” dedirtiyor...


“Karl da yabancı ülkede insanı canından bezdiren yenilikleri deneyimle öğrenecek gibi değildi.”
292 syf.
·4/10
Romanla ilgili iki soru geliyor aklıma:
1. Yazarını bilmeden okusaydınız Kafka'nın olduğunu anlar mıydınız?
2. Yazarı başka biri olsa okur muydunuz?
Kitabın Kafka ile ilgisi yok diyebilirim. Diğer romanlarından sonra hüsran yaşattı bana. Başta kapitalizm eleştirisi gibiydi sonra koptu, sonra tam Kafka tarzı başladı derken hikaye tümden koptu, hikaye yarim kaldı. Sona eklenen bölüm de yarim kaldı. Kitabın mesajı nedir deseniz o da yok. Tamam akıcı yazılmış ama o kadar işte.
292 syf.
·Puan vermedi
Kayıp, diğer adıyla Amerika, Kafka' nın yazdığı ilk roman. Ailesi tarafından apar topar Amerika' ya gönderilen Karl Rossman' ın hikayesi. Karl on altı yaşında bir gençtir ve işlediği suçtan dolayı ailesi onu bu cezaya mahkum etmiştir. Gemiye girmesi üzerine sürgün, bulunduğu geminin ateşçisiyle tanışması üzerine de artık onun için macera başlamıştır. Artık onun önünde bazen zengin bazen fakir olacağı, farklı şehirlerde, farklı sosyal statülerde ve farklı yaşam şartlarında bir hayat onu beklemektedir.

Franz Kafka' nın muhteşem cümlelerinin ve cümlelere seçtiği muhteşem kelimlerin büyüsüne her ne kadar kapılıp gitsem de benim asıl dikkatimi çeken olay örgüsünün şaşırtıcı bir derecede absürd olması. Kitabı okumayan arkadaşlarımı da düşünerek konuyu daha fazla açmayacağım ama olay örgüsündeki bu saçmalık, insanı kitabın içindeki gönderileri algılayabilmek için epey kafa yormaya itiyor.
292 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Almanya'dan, yoksul ailesi tarafından ailevi bir rezaleti önlemek adına Amerika'ya gönderilen Karl Rossmann'ın, gemi yolculuğunda yaşadıkları ve Amerika'daki dayısı tarafından himaye edilişi ve yine dayısının onu reddetmesi ile bir başına tutunmaya çalışması anlatılıyor. Bütün bu olaylar anlatılırken, o dönemlerde Avrupa'dan Amerika'ya daha iyi bir hayat kurmak için gelmiş kişilerin, buradaki kapitalist düzende nasıl ezildikleri gözler önüne serilmiş..
Keyifli okumalar
292 syf.
·4 günde·9/10
“Şimdi hatırladığı kadarıyla, bavulda bir parça Verona salamı da vardı; annesi onu fazladan koymuş, kendisiyse yalnızca küçük bir parçasını yiyebilmişti, çünkü yolculuk boyunca iştahı kapanmış, ara güvertede dağıtılan çorba da haydi haydi yetmişti. Ama şimdi, ateşçiye ikram etmek için salamın elinin altında olmasını isterdi. Çünkü böyle insanları küçük bir şey vererek kazanmak kolaydı, Karl bunu babasından biliyordu; babası iş ilişkisi içinde olduğu, düşük mevkideki memurların hepsini puro dağıtarak kazanırdı.”

(Amerika)

Franz Kafka'nın Amerika diğer adı (Kayıp) olan kitabı bitirilememiş bir eserdir. Yazarın ölümünden sonra diğer eserleri gibi bu eseri de arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanmıştır.

Kafka'nın bugüne kadar yazdığı kitaplarında zayıflık ve çaresizliğin bu kadar bariz hissettirildiğini düşünürsek Amerika en iyimser kitabıdır esasında.

Kitapta ana kahraman Karl , ailesi tarafından manevi şiddete maruz kalıp bir nevi sürgüne , Amerika'ya yollanmıştır.
Burada işler iyi gider ve dayısı ile tanışır. Böylelikle umduğundan daha iyi bir yaşantının içinde bulur kendini. Lakin bu durum bu şekilde devam etmez. Dayısı tarafından dışlanır , ve bilmediği bir ülkede tek yaşamaya çalışır.

Kitabın bizlere vermek istediği mesaj da bundan sonra ortaya çıkar esasında. Karl'ın bu süreçte başından geçenler , hayata karşı tutumu , her şeyi olağan karşılaması, tam anlamıyla teslimiyeti simgeler. Bazı sayfalara geldiğinizde bu durum sizi sıkabilir. Bir şeyler yapmasını isteyebilirsiniz, fakat Kafka bize bu istediğimizi vermez. Belkide Karl ile vermek istediği mesaj kendi iç dünyasında yaşadığı teslimiyeti bir nebze bize hissettirebilmektir. Kalabalıklar içinde yapayalnız olduğumuz hissiyatını çok derinden hissettirir Kafka.

Kafka babasıyla hiç anlaşamayıp kötü bir çocukluk geçirmiştir. Babasının Kafka üzerinde sürekli bir baskısı mevcuttur ve bu yüzden Kafka babasına her zaman mesafeli yaklaşıyor, nefret ediyordu.

Kafka’nın birçok eserinde baba, her şeye gücü yeten ve baskıcı biri olarak anlatılmıştır. Babasının karşı konulmaz gücünün Kafka’nın üzerinde yarattığı baskı, Kafka’nın kitaplarında belkide bu yüzden fazlasıyla kendini hissettirir.

Keyifli okumalar
292 syf.
·10 günde·8/10
Kitap bitti sıra geldi inceleme yapmaya, öyle bir inceleme olmalı ki kitabın bende bırakmış olduğu etkiyi karşı tarafa açıklayayım ve onlarında kitabı okumaya teşvik edeyim. Evet aslında benim inceleme yapma amacım bu. Kafka'nın bu eseri ortada hiçbir suç yokken, bir suç varmışçasına yargılayan onu sayısız suç işlemekle suçlayan hatta idam cezasına çarptırılmakla tehdit edilmesi bakımından Dava eserine benzemektedir. Farklı yani ise bu eserinde Dava'ya oranla biraz daha umudun olması. Ayrıca Kafka bu bu eserinde işçilerin ne kadar çalışırlarsa da bir türlü müşterileri ve yöneticileri memnun edemediklerini vurgulamakta ve sanırım burada sosyalistliğini ifade etmek istemektedir. Bunu yanı sıra bir grup arkadaşın çalışacaklarında paralarını ortak bir kasaya koyup sonra onu eşit bir şekilde bölünmesine karşı çıkmaktadır çünkü usta ile çırağın aynı parayı almasının adeletli değildir işte burada Kafka komünizmi eleştirip sosyalizme desteklemektedir. Ve eğer yanlış anlamadıysam kitabın sonunda bir kadını memnun etmenin mümkün olmadığına vurgu yapmaktadır üç kişi ki bunlar erkek bir kadına gece gündüz hizmet etmekte ancak bir türlü kadını memnun edememektedirler. Sonuç olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim okumanızı tavsiye ederim.
"Evet, uyumak!" dedi öğrenci. "Öğrenimimi tamamladıktan sonra uyuyacağım. Şimdilik sade kahve içiyorum."
Franz Kafka
Sayfa 234 - İş Bankası Kültür Yayınları 3. Baskı 2017
...susan adamın karşısında susarak anlıyordu. Konuşma tarzını şimdi birdenbire nasıl değiştirseydi; çünkü ona öyle geliyordu ki, söylenecek her şeyi, en ufak bir kabul görmeden, dile getirmişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
278
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053242314
Kitabın türü:
Orijinal adı:
America
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
Düş gücü olan hiçbir yazar onun temasını seçmemiştir. Onu derinden etkileyen deneyimi böyle bir seçime neden olmuştur. Kafka'nın öyküleri için ilham aldığı babası ile olan ilişkilerinin izini sürmek onları küçümsemek veya onlara öznel bir geçerlilik yüklemek anlamına gelmez. Kafka'da olağanüstü olan, bu deneyimini kavramasındaki derinlik ve bunu genel olarak insanlığın son yazgısı, haline getirene dek evrensel bir biçimde çalışabilme yeteneğidir. Eserleri sonsuz anlamlar taşımakta, aynı zamanda belirsiz ve açık olan öğeler içermektedir. Diğer kitaplara göre Amerika'nın görünümleri arkasında fazla bir baskı yoktur ve bu da kitabı, belki de Kafka'nın en rahat okunabilen eseri haline sokmuştur. Ama baba tamamen yok olmamış­tır. Kari arka arkaya baba imgeleriyle karşılaşır: dayısı Ja­cob, sevimli ama güvenilmez Bay Pollunder, kötü niyetli ama sözünde duran Bay Green ve sonunda acımasız bir kabadayı olan Delamarche. Delamarche'nin dairesinde ge­çirdiği yaşamın öyküsü, Kafka'nın yazdığı en muhteşem bölümdür. Kitapta sonsuz rastlantısal güzellikler vardır. Belki de en güzeli Therese'nin annesinin ölüm öyküsüdür. Kitabın yapısı Şato ve Duruşma'ya göre daha sadedir. Bu, Kari'da görülen özgürlükle oluşmaktadır ve Kafka'nın düş gücüne özgürlük olanağı sağlamıştır.

Kitabı okuyanlar 601 okur

  • Eser Han

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları