Bu eser, Tanzimat Dönemi'nin toplum yapısını, sosyal hayatını ve Batılılaşma sürecinde yaşanan yanlışlıkları eleştirir. Roman, özellikle bireylerin “görünüş” ve “içerik” arasındaki çatışmasını derinlemesine işler.Romanın ana karakteri Bihruz Bey, dönemin Batı’ya öykünen, gösteriş ve lüks düşkünü tipik Tanzimat aydınıdır. Fransız hayranlığı ile yetişmiş, ancak Batılı yaşam tarzını yalnızca yüzeysel biçimde benimsemiş biridir. Bihruz Bey, bir gün Çamlıca’da gezerken gördüğü Periveş Hanım’a âşık olur. Ancak bu aşk, daha çok hayal ve kendi yarattığı bir dünyada yaşadığı duygu olarak şekillenir. Zira Periveş hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmadan, tamamen görünüş üzerinden bir aşk kurgular. Roman, Tanzimat Dönemi'nde Batı kültürünü yanlış anlama ve yüzeysel biçimde taklit etmenin yol açtığı yozlaşmayı gözler önüne serer. Bihruz Bey, Batılı görünmek adına Fransızca kelimeler karıştırarak konuşur, lüks arabalarla gezmekten keyif alır ve maddi olanı manevi olana tercih eder. Bihruz’un hayali aşkı, onun gerçeklikten kopuk yaşantısını simgeler. Aşkı, sadece kendi zihnindeki bir kurgudur ve bu, onun hayatla bağını kopardığının göstergesidir. Recaizade Mahmut Ekrem, özellikle kentli sınıfın gösteriş ve lüks merakını, geleneksel değerlerden uzaklaşmasını eleştirir. Roman, toplumsal bir hicivdir. Yazar, realist bir üslupla olayları sade bir dille anlatır. Betimlemeler yoğun ve detaylıdır, özellikle Bihruz Bey’in iç dünyası ve hayalleri detaylıca işlenir. Romanın dili, dönemin Batılılaşma etkisiyle Osmanlı Türkçesi ile Fransızca kelimelerin harmanlanmış hâlini yansıtır.
Araba Sevdası, toplumsal bir eleştiri ve bireysel trajedi romanıdır. Bihruz Bey, Batı’ya yanlış bir şekilde öykünen toplumun karikatürize edilmiş bir temsili olarak karşımıza çıkar. Roman, Tanzimat Dönemi insanının