Adı:
Atalar və Oğullar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Отцы и дети
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
İvan Sergeyeviç Turgenevin (1818-1883) “Atalar və oğullar” romanı – XIX əsrin 60-cı illərində yazılmış və o dövr üçün çox məşhur olmuş əsərin baş qəhrəmanı Yevgeni Bazarov gənclərin təqlid nümunəsi olmuşdur. Kompomistizlik, nüfuzlar və köhnə həqiqətlər önündə əyilməmə, faydalı olan şeyin gözəl olan üzərində üstünlüyü kimi ideallar həmin dövrün adamları tərəfindən dərk edilmiş və Bazarovun dünyagörüşündə əks olunmuşdur. “Atalar və oğullar” romanında, o dövr rus ədəbiyyatının ən xarakterik xüsusiyyətlərindən biri – ədəbiyyatın ictimai əhval-ruhiyyəsinin real axını ilə sıx əlaqəsi daha tam şəkildə öz ifadəsini tapmışdır. “Russkoe slovo” jurnalı D.İ.Pisaverin şəxsində, hətta radikal əhval-ruhiyyəli Bazarovu öz idealı hesab edir. Eyni zamanda, əgər Bazarov surətinə tarixi nöqteyi-nəzərdən yanaşılsa, yəni ona XIX əsrin 60-cı illərinin əhval-ruhiyyəsini əks etdirən bir tip kimi baxılsa, onda deyə bilərik ki, bu surət tamamilə açıqlanmamışdır. Belə ki, o dövrdə ictimai-siyasi radikalizm kifayət qədər güclü olmuşdur və romanda buna demək olar ki, toxunulmamışdır. .
264 syf.
·31 günde·8/10
Ivan Sergeyeviç Turgenyev evet bu yazar diğer Rus yazarlarının yanında sönük kalsa da dünya edebiyatına katkısı yadsınamaz bir gerçek.

Kitaptaki Arkadi ve Bazarov karakterleri ile bizdeki olduğu gibi gençlik ve aileleri arasındaki kuşak çatışması işlenmiş. Bu yönüyle evrensel meseleler taşıyor. Belki de herkes kendinden birşeyler bulduğu için popülerlik başlıyor. Bazarov bir nihilisttir. 19.yüzyilda Rusya'da özellikle gençler arasındaki entelektüel bir akımdır Nihilizm. Kitabı bu çerçevede okursanız daha keyif alırsınız. Sayfa sayısı orta denecek bu eser fazla yormadan sizi sona götürüyor.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
271 syf.
·2 günde·9/10
Babalar ve Oğullar kitabını YouTube kanalımın kitap okuma grubunda onlarca kişiyle birlikte okuyup tartıştık: https://youtu.be/Fqbb6LqTkFI

Madem 23 temmuz doğum günümdü, kendi hediyemi ailem hakkında hislerimi anlatan bir kitap incelemesi yazarak vermek istedim.

Nedir ki doğum günü dediğin? 365 gün boyunca 365 defa büyüyüp her gün doğarken bu gelişiminin tek günle sınırlandırılması değil mi? Peki, nedir ki hayat dediğin? Seçiminin dışında bir coğrafyada, bir bedende, bir cinsiyette, bir yılda doğup da sürekli seçimler yapmak zorunda bırakılmak değil mi?

Bu incelemenin yorumlar kısmında aileleriniz hakkındaki düşüncelerinizi de duymak isterdim. Çünkü farkında mısınız bilmiyorum, aileleriniz hakkında hiç konuşamadık bugüne kadar. Fakat sizin düşüncelerinize değer veriyorum ve bizi büyüten ailelerimiz hakkında sizin neler düşündüğünüzü, evinizde neler yaşadığınızı merak ediyorum. Bu incelemenin sadece kitap özeti gibi yazılmış olmak için değil, sizlerin her birinin varoluşlarının ve doğumlarının değerli olduğunun farkına varılarak bir iç döküş şeklinde her zaman var olmaya devam etmesini istiyorum. Esas benim değil, sizin doğum gününüz kutlu olsun. Çünkü bu yazıyı kendi şimdiki zamanlarında okuyan sizler olmasaydınız, karşılıklı içselleştirmelerimizin de bir değeri olmazdı.

Dedim ya, bugüne kadar hep birey olarak tanıdım sizleri. Oysaki bizim varlıklarımızın atmosferi olan ve bizi bugünlere kadar getiren anneler ve babalar varken, biz de onların en değerli varlıklarıyız en nihayetinde. O zaman nedir düşünceleriniz aileleriniz hakkında? Seviyor musunuz onları yoksa çok mu ayrı düşüyorsunuz kuşaklarınızın çatışması yüzünden?

Mesela bu kitaptaki Bazarov adlı baş karakter Batıcı, nihilist ve ilerleme yanlısı olduğu için Rus milliyetçiliğine ters bir tutum sergilerken, Bazarov'un arkadaşının ailesi ise bunun tam tersi. Yani milliyetçi ve Batı karşıtı bir tutum sergileyip Puşkin'in kitaplarından örnek veren bir aile. İşte tam da bu kuşak çatışması yüzünden bugün bu kitaba inceleme yazmak istedim.

Kendi ailemi anlatayım biraz size. Gün içinde pek çok konuda zıtlığa düşeriz onlarla. En basit örnek olarak onlar vakitlerini genelde televizyon izlemekle geçirirken ben kitaplarla geçiririm. Babam siyaset ve tartışma programlarını severken, ben hiçbir sonucu olmayan muhabbetleri sevmediğim için onları izlemek istemem. Hatta sırf öyle yapmadığım için bazen azar da yerim. Annem ise pek çok Türk dizisi izlerken, onların bana hiçbir katkı sunmadığını düşündüğüm için izlemem. Evde gözlerinin önünde büyüyen ve içinde yüzlerce kitap olan bir kitaplık olmasına rağmen bir insan nasıl olur da bu kitaplığın içindeki kitaplardan bir tanesini bile merak etmez? Siz de ailenizle böyle bir zıtlık yaşıyor musunuz arkadaşlar?

Ama işte hayat da böyledir ya, insan gerek ailesiyle gerekse de kendi benliğiyle yaşadığı çelişkilerle, zıtlıklarla birlikte doğmaya devam eder her gün. Belki benim de her 365 gün yeni bir benlik kazandığımı düşünmem bundan dolayıdır. Belki ben de bu yüzden sürüleşen ve samimiyetlerinden uzaklaşan, kendisi olmaktan ödün verip de herkese kalıp misali davranışlar içerisinde bulunan, yapay davranışlardan tiksinen ve her şeye eleştirel yaklaşmaya çalışan bir insan olmuşumdur Bazarov gibi.

Bazen ben de Bazarov gibi çelişkilere düşüyorum ama kendimle, aşkın saçma bir şey olduğunu söyleyip yeni aşklarda buluyorum kendimi. İspanyol yazar Miguel Unamuno da "Yaşam bir çelişkidir" demiş mesela. Onun da evet ile hayır diyen kalbinin bir çelişkisi varmış, sürekli inanmak ile inanmamak sorunu arasında kalmış, ruhun varlığı yokluğu ve ölümden sonraki bilincin varlığı yokluğu arasında kaldığı çelişkiler yaşamış hayatı boyunca. Bizim de bilincimiz ailelerimizin bilinciyle hiç çelişmiyor mu arkadaşlar?

Ne olursa olsun hem anneler hem babalar hem kızlar hem de oğullar iyi ki varlar. Hem yanlış ve suçlu olanın anneler ya da babalar olmadığını düşünürüm ben. Bazarov da böyle düşünür. Yanlış olan şey, bizim seçimlerimiz ve tutkularımızdır. Dünyayı olduğu gibi kabul etmek gerekir işte bu yüzden. Doğru olan şeyler kadar yanlış olan seçimlerimiz de bizi yeniden doğurur çünkü. Verimli zaman geçirmek için zamanı boşa harcama bilincinin gerekliliği gibi insanın iyi ki doğduğu bilincine ulaşması da onun kötü ve gereksiz insanlarla muhatap olduğu bilincine bağlıdır bence.

Film yönetmeni Frank Capra'nın Şahane Hayat filmindeki George da bütün yaşadığı sorunlardan sonra yaşadığı hayattan pişmanlık duyup "Keşke hiç doğmasaydım!" demişti. Peki keşke hiç doğmasa mıydık gerçekten de? Hiç doğmasaydık kim okuyacaktı bu değerli yazarların kitaplarını? Hiç doğmasaydık kim verecekti hak ettikleri değerleri bu yazarlara? Hiç doğmamış olsaydık ailelerimizle yaşadığımız kuşak çatışmalarından sonra nasıl kendi varoluşlarımızı ve zevklerimizi bulacaktık? İyi ki doğmuşuz, birimiz değil, hepimiz!

Umutsuzluğu bırakıp "İyi ki doğdum" farkındalığını sağlayacak insanlarla, amaçlarla ve hayallerle birlikte olabilmemiz gerekiyor. Kendimiz ve bireysel başkaldırımıza yardım edecek bir umut kaynağı bulmamız gerekiyor. Bu herhangi bir kitap da olabilir, bir köy okuluna kitaplar yollamak da olabilir. Sonuçta Wilhelm Reich'in de dediği gibi "Hayatımıza sevgi, çalışma ve bilgi egemen olmalıdır, çünkü bunlar yaşamımızın tükenmez kaynaklarıdır." Hayatımda kullandığım ilk tükenmez kalem bile tükendiğinde anneme sorduğum "Anne, bu kalemin adı niye tükenmez kalem?" sorusuna "Lafın gelişi o oğlum." cevabını almam da belki hayatımı sadece lafın gelişi olarak yaşamamam konusunda bir uyarıydı, kim bilir?

İyi ki doğmuş işte Bazarov da, Turgenyev onu tasarlamasaydı ve ben de bu kitabı kendi kitap okuma grubumla birlikte okumasaydım kendimi bu kadar yakın hissedeceğim kimse olmayabilirdi belki de bugün. Ben ise her geçen gün yeniden doğuyorum. Gündüzlerime gece, duygularıma ise düşünce katmayı öğreniyorum. Bir dört duvar içerisinde kuşakları çatıştırıyorum. Var oldum ve her gün var olmaya devam diyorum. Doğdum ve her gün doğmaya da devam ediyorum.
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (5,7bin Oy)5,8bin beğeni21bin okunma19,5bin alıntı155,9bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (3.561 Oy)3.814 beğeni14,4bin okunma20,6bin alıntı75,7bin gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (3.785 Oy)4.421 beğeni14,2bin okunma25,3bin alıntı112,8bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (7bin Oy)6,5bin beğeni26bin okunma34,1bin alıntı151,7bin gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.2/10 (4.291 Oy)4.943 beğeni13,4bin okunma52,8bin alıntı221,5bin gösterim
  • Martin Eden
    9.2/10 (15,2bin Oy)14,6bin beğeni23bin okunma50,9bin alıntı330,2bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (6,1bin Oy)5,7bin beğeni25,9bin okunma13,6bin alıntı138,8bin gösterim
  • Sokrates'in Savunması
    8.6/10 (5,2bin Oy)5,2bin beğeni20,8bin okunma18,1bin alıntı396,3bin gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (5,8bin Oy)6,3bin beğeni24,4bin okunma66,5bin alıntı108,1bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.5/10 (7,6bin Oy)7,4bin beğeni31,6bin okunma11,4bin alıntı256,5bin gösterim
279 syf.
·8/10
Yıl 1861. Puşkin ve Gogol'un yoğun etkisinde olan bir Rus edebiyatının olduğu,İslavcılar ile Liberallerin çarpıştığı yıllar. Dostoyevski'yi bile Dostoyevski yapan Suç ve Ceza'nın yayınlanmasına daha beş yıl var. Nietsche 17 yaşında. Yalnız etnik olarak Rus hissiyat olarak Alman bir Turgenyev var. Ki bu adam daha Avrupa da bile o kadar etkin olmayan Nihilizmin üzerine, hem de Rus topraklarında bir roman yazar. Babalar ve Oğulları.

------Metnin devamı, eserin kurgusuna yönelik önemli ipuçları içermektedir-----

Rus edebiyatı ile ilgili olanlar Turgenyev'in görüşlerini, hayatını genel olarak biliyorlar. Bu romanda da hayatından kesitler var. Batıcılığı, Nihilizmi, Alman hayranlığı, kadınlarla olan ilişkileri, Tolstoy ile düellosu Vs. Roman yazıldığı dönemde büyük ses getirmiştir. Romandan sonra gençler arasında Nihilizm hızla yayılmıştır. Bu hızlı yayılışı etkisini yaklaşık 10 yıl sonra yazılacak Dostoyevski'nin Ecinnilerinde net olarak görülecektir. Tabi bu etkilerin yanında çokca da eleştiriler gelmiştir. Eleştirilerin en önemlisi ise Turgenyev'in romana bir son bulamadığı, bu yuzden baş karakteri öldürerek bitirdiğidir. Kanaatimce Turgenyev kesip atmaktan ziyade hiçliği savunan ve bir hiç olan bazarov'u, hiçlikle sonuçlandırmıştır.

Her ne kadar yıkıcı düşüncesini benimsemesem, romanın karakterini Nihilizmi kural olarak yaşayan biri olarak görsem de; bir uç nokta olarak kendi düşüncelerini savunan ve bunu korkusuzca dile getiren Turgenyev'i gönülden kutluyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
312 syf.
·Beğendi·8/10
Selamlar ola sizlere köy yerinde su kuyruğuna girmiş Düriyeler ve kahvehane müdavimi çiki çiki Memişler .. Nassınız iyisiniz işşşallah ! Ben çok iyiyim ..Sizler de iyi olasınız .. Kış geliyor .. Aman dikkat ! Gördüğünüz üzere sizlere bugün köy yerinden seslenmeyi uygun buldum .. Neden diyecek olursan okumaya devam et diyeceğim .. Pek tabii her incelemede olduğu gibi bu incelememizi de sponsorlar vasıtasıyla yapmaktayız .. Nedir onlar diyecek olanlar vardır aranızda .. Olur olur .. İlk defa denk gelmiştir .. Efenim 5 kutu "KT" , yanında Peyman "KAVRULMUŞ TUZLU FISTIH" ve backgrounda çakılı loop a alınmış Davaro OST..
https://www.youtube.com/watch?v=IfYp1cPtukE (MÖHTEŞ!)

Hemen yasal uyarıyı yapayım da el ovuşturanları sevindirmeyelim .. Alkol içmeyin sevgili genç kardeşlerim .. Zaten kutusu 14 lira olmuş .. İsteseniz de içemezsiniz ya ..KOH KOH KOH !!! =)) AMAN diyeyim ben yine de ..

Efenim ben söylemekten bıktım sizler de duymaktan bıktınız .. Biliyorum ! Ne okursanız okuyun ama okuduğunuz kitabın içinde yer alan olayların geçtiği dönemi muhakkak ama muhakkak araştırın .. Pek tabii ben böyle diyorum ama siz yine de okumayacak ya da araştırmayacaksınız .. İşte sizler bu yolu seçeceğiniz için ben sizler yerine okudum ve araştırdım .. Sizler için kaleme alayım dedim .. Bu kitabı , "Leblebi koydum tasa , el vurdum basa basa" zihniyetiyle okursanız soğan - sarımsak olur sonunuz .. Herkes kemerini bağladı .. Startı veriyorum ..

Sevgili caniko .. Bu incelemeyi burlara kadar dayanıp okuduysan bil ki sen de bizdensin .. Sen de edebiyata gönül verenlerdensin .. Kendim yazmıyorum , edebiyattan da para kazanmıyorum ve edebiyattan anladığımı da iddaa etmiyorum ama okuduğum yazarlardan gözlemlediğime göre , edebiyat bir var olma biçimi .. Bir tutku ..Bugün yazarlık bir meslek ama her zaman böyle değildi .. Ne mi demek istiyorum ?

Tıpkı Aziz Nesin (BABALARIN BABASI!) gibi , tıpkı Jack London gibi , tıpkı faşizme dur çekmiş Remarque gibi , tıpkı adı ölüm listelerine iliştirilen Eduardo Galeano gibi , tıpkı hayatı ellerinden alınan Wolfgang Borchert ya da Sabahattin Ali gibi farklı yollardan geçenler de var .. Bunlardan biri de Turgenyev ..İşbu Turgenyev , Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndaki görevinden dönemin en etkili eleştirmenlerinden biri sayılan Belinski 'nin gazlaması sonucunda istifa edince, "karadul kılıklı" anası Varvara Petrovna 'nın hışmına uğruyor .. Petrovna alttan giriyor , üstten çıkıyor , baktı ki baş edemicek oğluyla ; bir mektup yazıyor katranlısından .. Ve soruyor : "Sen" diyor , "demek yazar olmak istiyorsun.Peki bu kibar erkeklere yakışan bir meslek mi sence?" Hızını alamıyor ve devam ediyor : "Bir centilmen , kağıt karalayacağına , devlete hizmet ederek isim yapmalı." Yani diyor ki : Ey sen gavurlar gavuru sefil Turgenyev .. Yemedim yedirdim , içmedim içirdim .. Saçımı süpürge ettim .. Sütümü helal etmem sana ..Gelgelelim bizimki idealist .. Koymuş kafasına bir kere .. Lakin Varvara' ya da hak vermek lazım el frenini çekmek suretiyle .. Çünküm o dönem batıda durum bu ! YAZARLIK MESLEKTEN SAYILMIYOR kardeşim .. Sayılmadığı gibi soylulara , asillere de yakıştırılmıyor .. Misal o dönemin mihenk taşı , sofralardaki arabaşı(YOZGAT!) Lord Byron dahi safi bu sebepten dolayı şiirlerinin yayın hakkını çevresine , eşe dosta bağışlayan isimlerden ...

Biz yine Turgenyev' e dönelim cicim .. Turgenyev'in kararından vazgeçmemesi ile Varvara Petrovna para musluklarını kapatıyor ve Turgenyev için "İÇ SOĞUK SULARI GÖR GÖTÜM YOLLARI" turnesi start alıyor .. Şaşırmayınız ! Vaziyetler nazik o dönem... Bu kapatılan para muslukları ile gurbet ellerde Turgenyev neler yaşıyor varın siz gelin düşünün ey kukumanjerolar .. Bununla beraber devlet görevinde yer almayıp sanata yönelen , başka bir deyişle sanatı gelir kapısına dönüştüren ilk "soylu" isim büyük Rus şairi PUŞKİN .. Bu da ek bilgi olsun =P Ben daha ne edem gardaş !?!?!?

Turgenyev'in anasından söz ederek devam edecek olursak , bu gaddar kadının normal yaşamdaki davranışlarının Turgenyev'in yaşamıyla beraber eserleri üzerinde de büyük etkisi oluyor .. Turgenyev'in şiddete dayalı eğitim ile çiftlikten firar etmesi ve annesinin , çiftlikte çalışan bir "ölü canın" köpeğinin çok havladığı sebebiyle ölüm emrinin işbu kadın tarafından verilmesi .. Köylüleri eserine hammadde yapan Turgenyev 'in satırlarındaki ilgiyi sadece annesine bağlamak da doğru olmaz pek tabii .. Daha öncesinden de köy hayatı ve köylülere ilgi duyan bir isim .. Öyle ki , yazdığı pek çok eser sonrasında trenle Orel'den Moskova' ya giderken yanına yaklaşan iki köylünün , " tüm köylüler adına" kendisine teşekkürlerini sunmalarını , "hayatının en onurlu anı" olarak değerlendiren isim de Turgenyev ... Bu olanlara mukabil gelişen toplumsal muhalefet ile Rus yazımında ve güncel siyasette köylülere daha fazla önem verilen bir dönem de gelip çatıyor o dönemlerde ve 1874 yazında binlerce öğrenci üniversite hayatıını bırakıp yabana yani kırsal kesimlerde yeni bir hayat kurmaya gidiyorlar ...Pekçoğu taşınmazlarını yani evlerini , bundan böyle ihtiyaçları olmayacağı gerekçesi ile elden çıkarıp köylüler gibi giyinip , köylüler gibi konuşmaya çalışıyor.. Onlara , yani bu öğrencilere göre köylüler "doğal sosyalistler" o dönem .. Kendilerini de Narodnik yani POPÜLİST olarak tanımlıyorlar...

Tüm bunlar iyi güzel de .. O dönem şehir hayatını bırakıp gelen gençler, ne oradaki köy hayatına uyum sağlayabiliyorlar ne de oradaki köylüler onlara.. Yün yorganların yerini saman , sabah kahvaltısındaki 5 çeşitin yerini çökelek alınca neşe kaçıyor haliyle ... Yine de umutlu öğrenciler yılmıyorlar köylüyü yani mujikleri aydınlatmaya çalışarak.. Ve sürekli şu cevabı alarak : ÇAR OLMADAN NASIL YAŞARIZ BİZ ? Bilmem tanıdık geldi mi ?!?!?( "OSMANLI EVLATLARI" ELİME MUM DİKSİN !! =))) )

Tüm bunlarla nereye varacaksın dersen şekerim cevabım şudur sana : Bükemler ile Übeydelerin - Abdullahların , YOZGAT İLE PARİS'in savaşıdır bu .. PARİS 'i YOZGAT' a GÖTÜREMEYİNCE , YOZGAT 'ı PARİS' e GÖTÜRMEYE KALKIŞAYAZMAKTIR .. Babalar ve Oğullar ,( ki bu da yanlış bir ceviridir .. Aslı BABALAR VE ÇOCUKLARDIR ) adı altında okuduğunuz bu roman işbu sözünü ettiğim iki kesimin kuşak farkından kaynaklanan savaşımının totalidir esasen .. İnceleme de sadece bu paragraftan ibarettir ..
288 syf.
·Puan vermedi
İki kuşak, iki farklı bakış açısı... Turgenyev; toplumun muhafazakar, değer yargıları olan, gelenekçi, romantik kesimiyle onların nihilist, daha bireyci, yeniliklere açık çocukları arasındaki kuşak çatışmasını çok güzel işlemiş. Bir benzerinin de ülkemizde gerçekleştiğini düşünüyorum. Hatta toplumdaki kutuplaşmanın siyasi partilerden ziyade nesiller arasındaki görüş farklılıklarından meydana geldiğini düşünüyorum.

Karakterlerden Bazarov güçlü kişiliği olan, sorgulayan, otorite kabul etmeyen birisi. Toplumsal değerlerden kendini soyutlamış, gururlu biri.. Yakın arkadaşı Arkadey ise biraz onun etkisinde kalsa da bu dönüşümü yaşamakta zorluk çeken bir karakter.

Rus toplumunu bir karakter üzerinden anlatan Oblomov'a benzeyen bu romandaki fark bunu 2 karakter üzerinden yapması. Nasıl ki insanlar zor değişir, alışkanlıklarından vazgeçemez, ağır bir dönüşüm yaşar, toplum da öyledir. İşte Arkadiy tam da onu temsil ediyor. Evet toplum değişiyor ama bu radikal olmuyor. Çünkü bunun için bedel ödenmeli. Bazarov, bu uğurda sevdiği kadından bile vazgeçen birisi. Kimse böyle bir bedel ödemeye yanaşmadığı için pek çok kişi bir şekilde sistemin içine tıpkı Arkadey gibi giriyor.

Biraz entelektüel faşizmi yansıtıyor Bazarov. Onun yanında kimse kolay kolay kendisi olamıyor. Hatta en yakın arkadaşı bile ona hayran olsa da ondan kopmak zorunda kalıyor. Arkadaşının kendi olabilmesi için romantizme karşı olan Bazarov'dan soyutlanıp bir aşk yaşaması gerekiyor. Bazarov toplumu değiştirmeye, eski Rus tutuculuğunu öldürmeye çalışıyor fakat sonunda kendisi ölüyor, onu hasta yatağında inanmadığı bilim de inanmadığı din de kurtaramıyor. Ölürken de nihilist olarak ölen ve haklı çıkan sıra dışı bir karakter Bazarov.

O ölünce toplum da rahatlıyor. Çünkü radikal fikirli olanlar sevilmez. Ötekidir, bozguncudur, serseridir, onlar yok olunca toplum düzelecek zannedilir ama toplum hep aynıdır. Nitekim Bazarov bunu belki de geç de olsa anladığı için bu kadar erken ölüyor. Zaten Bazarov öldükten sonra kitapta geçen ve diğer insanlar için kullanılan:'' Hepsi güzelleşmiş, olgunlaşmış gibiydiler, herkes biraz üzüntü duyuyordu ama aslında hepsi mutluydu'' ifadeleri toplumun vasatlığa aykırı kişilere karşı olan tutumunu göz önüne seriyor. Sahi, acaba hepimiz değişimden korktuğumuz için Pavel Petroviç gibileri uğruna Bazarovları mı harcıyoruz? Ve sıcak ama samimiyetsiz karakterler uğruna soğuk ama gerçekçi kişileri mi yok ediyoruz?
259 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bazen, bazı karakterlerden o kadar etkilenirsiniz ki oturup onlarla sohbet etmek istersiniz. Herşeye karşı çıkan, kendine zor ve çetin bir hayatı seçen -nihilist- “Bazarov” karakterinde ise bu duyguyu daha yoğun olarak yaşadım.

Turgenyev’i ilk kez okudum ve beklentimin çok üzerinde bir yazar olarak tanıdım.

Yazar; öyle süslü, derin analizli, müthiş tespitli sözlerini kitaba öyle doğru bir şekilde serpiştirmiş ki tam sıkılma hissi belirecekken sizi şaşırtan bir sözle başbaşa kalıyorsunuz ve bu da kitabı elinizden bırakmayıp sizi yazıların içinde sürüklemeye yetiyor.
259 syf.
·6/10
İki oğul, iki baba ve hayatlar. Oğulların babaları. Arkadiy ılımlı bir genç, Bazarov nihilist ve sorgulayan bir oğul. Oğullarını çok seven, üstüne titreyen babalar. Ve birbiriyle aynı zaman çizgisinde birleşmiş hayatlar.

Turgenyev'in okuduğum ilk kitabı. Anlatımı oldukça anlaşılır, betimlemeleri güzel bir kitap. Klasikleri seviyorsanız sıkılmayacağınızı düşünüyorum :)
259 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Turgenyev...
Meğer okunacak ne de çok yazar ne de çok kitap varmış. Ben bir dünya klasiği daha ekledim okundu listeme.
Her kitabı bitirdiğimde böyle içimde bir hüzün oluyor nedense. Her bir karakteri içimde yaşıyorum sanki. Onlar üzülürse üzülüyorum onlar sevinirse beni de bir mutluluk sarıyor. Kimi zaman aşık oluyor kahraman ben seviyorum sanki onun sevdiğini. İçine çekiyor her kitap, özellikle dünya klasikleri. Evet başlarda biraz zor gibi geliyor okuması ama önemli olan devam edebilmek ki her biri şaheser bence.
Babalar ve Oğullar....
Başlarda kitaba biraz haksızlık yapmışım, gitmiyor diye bir ara kitabi yarım bile bırakmayı düşünmüştüm. Pek adetim değildir aslında öyle yarım bırakmak kitapları. Kitaba hakaret gibi geliyor bana yarım bırakınca. Sonra incelemeleri okuyunca dedim ki şu an bir yargıya varmak için çok erken. Oku dedim kendime. Ve iyi ki oku demişim. Eğer kitabı yarım bırakmayı düşünen varsa tavsiyem devam etsin.
İki arkadaş ve onların babaları...
Kitap nihilist gençleri anlatıyor. Her şeyi inkâr eden gençler acaba aşkı da inkar da devam edebilecekler mi?
Aşka inanmayaları sarınca aşk, onun varlığını inkar edemiyor hiç kimse.
Ve ölüm yaşlı genç dinlemeden birer birer götürürken herkesi, her birimiz kendi sıkıntılarımıza dalmışken, gelecekle ilgili bir sürü plan hazırlarken, neden bir sonraki ölen biz olmayalım?
Kitabı merak edenleri bu dünyaya davet ediyorum.
Okuyalım kitap dostları. Çokça okuyalım.
264 syf.
·11 günde·7/10
Kuşak çatışmasının, statü farklılığının, köy yaşamının en açık şekilde işlendiği o leziz kitaplardan birisidir kendileri. Turgenyev'in okuduğum ilk kitabıydı ama ilerisi gelir diye düşünüyorum. Okuduğum kitapları yüzyılı ile birlikte değerlendirmek bana keyif katıyor. Bu kitapta 19. Yy romanı olarak döneminin bazı özelliklerini bize veriyor. Nihilizmin gençler arasında yoğunlaşması, köylü yaşamı, klasik zengin - fakir tabaka farklılıkları gayet güzel işlenmiş.

Spoiler istemezseniz burda incelemeyi bırakıp kitabı okuyun derim.

Öncelikle Bazarov bende büyük etki bıraktı. Onun o kendi kafasına buyrukluğu, kendisini diğerlerinden ayırması vs beni kendine çekti ama bazı yönlerde hak verdim bazı yönlerde veremedim kendisine. Hatta bazen çok sinirlendiğim davranışları da oldu örneğin ailesine karşı tavrı. Nihilistliği dibine kadar yaşamaya çalışıyor fakat çokta beceremeyip bir noktadan sonra kendisini çıkmaz aşkın içerisinde buluyor. Ah bu aşk her yerde karşımıza çıkmazsa olmaz.. Her ne olursa olsun bence ölmemeliydi. Bazarov ölümü hak etmemişti ve hedeflerini gerçekleştirmeliydi. Ve onun öyle bir annesi var ki sanarsınız Anadolu'dan kalkmış gitmiş tee Rusyalara, öylesine yakın gelecek size :). Efendime söyleyeyim bir yandan da Arkadiy'imiz var; nereye çeksen oraya gidebilecek, kendisine bir fikir dünyası oluşturmak isteyen, Bazarov'un peşinden giden, ancak asla Bazarov kadar cesaretli ve güçlü olamayacak gencimiz. Ben bu karakteri sevemedim çünkü kendine ait bir dünyası yok, çizgisi yok. Bazarov yerine bu ölseydi keşke çünkü herhangi bi amacı yoktu. Bir diğer güçlü karakter Anna; onda kendimde bulduğum bir çok özellik var ve bu sebepten bana yakın geldi. Ben böyle her okuduğum karakterleri aşırı benimsiyorum acaba herkeste de öyle mi? Ele alınması gereken diğer karakterlerimiz ise babalar. İkisi de çocuklarını çok çok seven, onları anlamaya çalışan, yeni neslin kendileri gibi olmadığına içten içe can sıkan, sevimli babalar. Birisi (Arkadiy'in babası ) zengin, kültürlü, kendisini geliştirmeyi seven ve yeniliklere meraklı, diğeri ( Bazarov'un babası ) orta halli, geleneklere bağlı bir bireydir . Eğer benim gibi klasikleri seviyorsanız bunu da seveceğinize eminim. Şimdiden bol keyifli okumalar. :))
“Bir romantik olsaydım ‘yollarımızın ayrıldığını hissediyorum’ derdim ama değilim, o yüzden sana birbirimizden bıktığımızı söylüyorum.”
“Zaman bazen kuş gibi uçar bazen de solucan gibi sürünerek geçer; ama insan en çok zamanın ağır mı yoksa çabuk mu geçtiğini fark etmediği vakit kendini iyi hisseder.”
“Düşünen bir insan için ıssız yer diye bir şeyin olmadığı kanısındayım. En azından elimden geldiğince yosun tutmamaya, çağın gerisinde kalmamaya çabalıyorum.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atalar və Oğullar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952268065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Отцы и дети
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
İvan Sergeyeviç Turgenevin (1818-1883) “Atalar və oğullar” romanı – XIX əsrin 60-cı illərində yazılmış və o dövr üçün çox məşhur olmuş əsərin baş qəhrəmanı Yevgeni Bazarov gənclərin təqlid nümunəsi olmuşdur. Kompomistizlik, nüfuzlar və köhnə həqiqətlər önündə əyilməmə, faydalı olan şeyin gözəl olan üzərində üstünlüyü kimi ideallar həmin dövrün adamları tərəfindən dərk edilmiş və Bazarovun dünyagörüşündə əks olunmuşdur. “Atalar və oğullar” romanında, o dövr rus ədəbiyyatının ən xarakterik xüsusiyyətlərindən biri – ədəbiyyatın ictimai əhval-ruhiyyəsinin real axını ilə sıx əlaqəsi daha tam şəkildə öz ifadəsini tapmışdır. “Russkoe slovo” jurnalı D.İ.Pisaverin şəxsində, hətta radikal əhval-ruhiyyəli Bazarovu öz idealı hesab edir. Eyni zamanda, əgər Bazarov surətinə tarixi nöqteyi-nəzərdən yanaşılsa, yəni ona XIX əsrin 60-cı illərinin əhval-ruhiyyəsini əks etdirən bir tip kimi baxılsa, onda deyə bilərik ki, bu surət tamamilə açıqlanmamışdır. Belə ki, o dövrdə ictimai-siyasi radikalizm kifayət qədər güclü olmuşdur və romanda buna demək olar ki, toxunulmamışdır. .

Kitabı okuyanlar 18,6bin okur

  • Tarık evin
  • Sabina Jahangirli
  • Alish Nazarov
  • meryem qanbarova
  • Melih baran
  • Yegane Halilova
  • İlahə Abasova
  • Röya Abraham

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları