Bayan Dalloway

Virginia Woolf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·221 syf.··
2020 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 16:47
Kitabın adı Bayan Dalloway olsa da pek çok karakterin hayatına değinen bir kurgusu var romanın. Peter Walsh, Sally Rosseter, Richard Dalloway ve Clarissa Dalloway’in gençlik yıllarına dönüşler oluyor sık sık. Peter’ın Clarissa’yı unutamamasının, Clarissa’nın Peter’ı daha çok sevdiği halde Richard’la evlenmesinin ve Sally’le yaşadığı kaçamak öpücüğü en mutlu olduğu an addetmesinin sebepleri birer sır olarak kalıyor. Kitap bilinç akışı yöntemiyle yazıldığı için zamandan zamana, kişiden kişiye dolayısıyla da mekandan mekana atlıyor devamlı. Anlatıcı kim, hangi zamandayız, burası neresi gibi sorulara cevap ararken bulabilirsiniz kendinizi. Belki de bu yüzden bu kitap beyine iyi gelen kitaplar listesinde yer alıyor. Gençliklerinde bir arada olan karakterler dışında iki karakter ilgimi çekti. Birincisi Septimus ki kendini camdan atarak ölen eski asker yeni akıl hastası bir karakter, ikincisi ise Bayan Kilman ki Clarissa’nın tarih öğretmeni ve zamanının aktivisti diyebileceğimiz biri. Bence bu iki karakter iki farklı seçeneğe işaret ediyor: ya Septimus gibi aklını sıyırıp ölmek ya da Bayan Kilman gibi bir amaç uğrunda çalışmak. Bayan Dalloway Kilman’dan korkuyor ama Septimus’un ölüm haberini aldığında onu hiç tanımamasına rağmen cesur buluyor ve kendine yakın hissediyor. Teknik açıdan başarılı olsa da akıcı olmayan hatta insanı yoran bir kitap olduğundan sakin kafa ile ve vaktiniz bolken okumanızı öneririm.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
4/10
·221 syf.··
2021 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 11:12
Nisan ayı Rory Gilmore Kitap Kulübü konuğu Bayan Dalloway'di. Şansıma Virginia Woolf'la tanışmama da vesile oldu. Ama sonuç beklediğim gibi olmadı. Ben kitabı sevmedim. Bayan Dalloway isimli karakterin 1 gününü anlatıyor kitap. Gün içerisinde olan bitenin arasına da geçmişten kareler sıkıştırarak ilerliyor. Ama o kadar dağınık bir anlatım var ki tam konsantre olacakken başka bir tarafa ani geçiş yapıyor ve yakaladığınızı da kaçırıyorsunuz. Pür dikkat okumak gerek ama bu dikkati uzun süre korumak zor olduğu için 'kitabı sabah alırım, kısa zaten akşama da biter' gibi düşünmeyin. İşte o dağınık anlatım sürekli okuru sekteye uğrattığı için ilerlemek güçleşiyor. Çeviriden mi kaynaklanıyor diye de düşündüm ama hayır. Kitaba Yason'dan çıkan baskıyla başlayıp Kırmızı Kedi'den çıkanla devam ettim ve sonuç değişmedi ne yazık ki. Bir de böyle tam güzel bir cümle yakalıyorum derken bir bakıyorum ki elimde hiçbir şey yok. Tuhaf bir deneyim yaşadım kısacası. Tabii ki yazarı bu kitap yüzünden rafa kaldıracak değilim ama bir süre kendisiyle görüşmeyi planlamıyorum.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
3/10
·221 syf.·
2025 19. kitabı
ya kitaplar hakkında kötü konuşmayı çok sevmem ama bi kitap hiç mi okutmaz kendisini. betimlemelerin başı sonu belli değil, hadi betimleme de olsun abi sırf uzasın diye yazmış da yazmış. yine yarım bırakmak istemediğim için bitirdim, bitirmez olaydım sonu bi yere de bağlanmadı. onun yerine kaç kitap okurdum
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
Puan vermedi
 “Mrs. Dalloway çiçekleri kendi alacaktı.” 20.yüzyılın en önemli yazarlarından Virginia Woolf Bayan Dalloway adlı romanına bu cümleyle başlıyor. Sadece yazarın değil, edebiyat dünyasının da en dikkat çekici romanlarından biri kabul edilen Bayan Dalloway zaman kavramını her şeyin üzerinde tutarken zarifçe yaptığı sistem eleştirileriyle de okuyucuyu büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Edebiyat
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
10/10
·221 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Üniversitede roman dersimizde okuma fırsatı bulmuştum ve harika bir öğretmen eşliğinde inceledik. Virginia Woolf. Çok derin bir kadın o. Tabi ki bu da romanlarına yansıyor. Sadece bir günü anlatan Bayan Dalloway kitabı bir kadının kalabalık içerisinde çırpınışlarını, henüz tanışmasa bile Septimus ile aynı duyguları nasıl paylaştığını anlatan harika bir eser. Gerçekten onun için bir gün dahi yaşamak o kadar zordu ki...
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
10/10
·221 syf.··
2026 5. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:43
clarissa’da yaşamı, septimus’ta ölümü, peter’da geçmişi, sally’de gençliği, richard’da düzeni, rezia’da acıyı gördüğüm şahane bir romandı. virginia woolf, basit bir gündelik eylemin içine zamanın akışını, geçmişin izlerini, savaşın travmasını ve modern insanın derin yalnızlığını yerleştirerek romanı sıradan bir olay örgüsünden çıkarıp bir bilinç haritasına dönüştürüyor. bir anı, bir çiçek, bir bakış ve bir parti gibi küçük varoluşlarla hayatı anlamlı kılıyor.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Yason Yayıncılık · 20165,9bin okunma
7/10
·200 syf.·
2017 16. kitabı
İngiliz Edebiyatının feminist yazarı Virginia Woolf, her zaman ilgimi çeken bir yazar olmuştur. Gerek yazdıklarıyla gerekse hayatıyla dikkat çeken bir isim. Çocukluğundan itibaren psikolojik bunalımlar yaşayan Wollf, hayatı boyunca manik depresif ruh halinden kurtulamamıştır. 22 yaşından itibaren 3 defa intihara kalkıştı. Hayatının son zamanlarında iyice psikolojik bunalımlara yenik düşen yazar, yazma yeteneğini kaybettiği ve artık yeni bir fikir üretemeyeceği düşüncesiyle sık sık boğuştu. Bu düşünceler, bu stres onun ruhsal bunalımlara savrulmasına sebep oldu ve bu düştüğü buhrandan, bataklıktan çıkamadı malesef. “Canım, yine deliriyorum, eminim bundan. O berbat dönemlerden birine daha tahammül edemeyeceğimizi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum, dikkatimi toplayamıyorum. Bu yüzden en iyisi neyse onu yapacağım… Daha fazla mücadele edemem. Senin hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam sen çalışabilirsin. Çalışacaksın da, biliyorum bunu. Görüyor musun, şunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum… Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o kişi sen olurdun. Her şeyimi yitirdim, bir tek senin iyi biri olduğuna inancım kaldı geride.“ 59 yıla sığdırılmış yaratıcı bir hayatın son cümleleriydi bunlar. Bu satırları yazan Wollf, 59 yaşındayken eşine hayatını daha fazla mahvedemem diye seslendiği satırları ardında bırakarak evinden ayrıldı. Evinin yakınındaki nehre ilerledi, cebini taşlarla doldurdu ve kendini soğuk nehrin sularına bırakıp, defalarca başarısız olduğu intihar eylemini bu defa başarıyla sonlandırdı. Virginia Woolf ' un bilnç akışını en iyi uyguladığı kitaplardan biridir Mrs. Dalloway. Bilinç akışı tekniği: Karakterlerin düşünme halini okuyucuya iç diyaloglarla
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Hayata dair her şey
10/10
·200 syf.·
2021 52. kitabı
Mrs. Dalloway’in kendi iç dünyalarının insanı olan karakterlerin her biri bende Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabında geçen şu alıntıyı hatırlattı. “Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…” Bilinç akışı denilince akla gelen ilk yazarlardan olan Wirginia Woolf, tam olarak bu cümlede bahsedilen karakterler resmediyor okuyucuya. Hayatın kendisini didaktik bir saat olarak değil,sürekliliğiyle kendini yenileyen bir nehir gibi çiziyor. Geçmişle geleceğin,hayalle gerçeğin arasında gidip gelen bir sarkaç.Muazzam cümleleriyle, -çoğu deniz temalı- insanın ruhuna incelikler katan benzetmelerle yapıyor bunu.Sıkıcı ve değişmez gündelik yaşama adeta keskin kalemiyle renk katıyor.Viktorya dönemi İngiltere’sinin muhafazakar yapısını, savaşın insanların ruhlarında yarattığı yıkıcılığı, kadının toplumdaki yerini,pamuk ipliğine bağlı olan kırılgan ruh halini olanca derinliğiyle ele alıyor.Karakterleri hem kendi içsel dünyalarından,hem de dışardan bir göz olarak sunuyor bizlere. Bazı karakterleri anlamlandırma konusunda, önem arz eden bir yönü var sahip olduğu yazım tekniğinin. Eğer siz de benim gibi gerçek hayattan ziyade kafasının içinde yaşayan bir insansınız, okurken zorlanacağınızı sanmam.Ama eğer gerçek hayata konsantre olmuş bir kişiliğiniz varsa -ay çok sıkıcı- ,anlatım sizi yorabilir, hatta sıkabilir.Ama ben en azından denemek gerektiği kanaatindeyim. Nesnel ve sıkıcı gerçekliklerden insanın bilincinin derinliklerine yaptığı, dingin, benzersiz bir yolculuk. Sona gelirken, okuyucuyu ana dilinde okuyamadığı bu eseri teselli eder gibi, ustaca çeviren, Tomris Uyar’ın da hakkını teslim etmeden geçmek istemem. İncelememi kitabın yazarın ağzından kısa bir özet niteliği taşıyan
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
8/10
·208 syf.··
2018 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2018 21:53
"Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi." Kitap işte bu meşhur cümleyle başlıyor ve bütün bir gün boyunca Mrs.Dalloway'in gününe, saatlerine tanıklık ediyoruz. (Kitabın ismi bu yüzden zaman kavramında geçtiği için saatler olarak kalacakmış ama sonradan değiştirilmiş.) Anlatimi bakimindan karışık ve biraz da zor bir kitap Mrs.Dalloway. Yapilan yorumlardan anlayacagimiz üzere tam olarak zaman, mekan, karakter kavramı oturmadigindan, farklı zamanlarda geçtiği ve bir diğer zamana geçişte belirgin herhangi bir sey olmadığından sanırım pekte sevilmemiş. Evet bazi noktalarda hak veriyorum ama tam olarak da öyle düşündüğüm söylenemez, Mrs.Dalloway'in düşüncelerine paralellik gösteren düşüncelerim ve hareketlerim beni kitaba bağlamakta hiçte zorlamadi:) Her okur bir olmadigindan dolayi kitap benim icin gayet de akiciydi. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken de karşıma bir film çıktı. Virginia Woolf'un Mrs.Dalloway kitabını yazarken ki sürecini anlatan bir film:The Hours(Saatler). Kitabı okuduktan sonra üzerine bu filmi izlemek kitapla ilgili sahip olduğum boşlukları doldurmada bana oldukça yardımcı oldu. Yanlış anlaşılma olmaması için tekrar belirteyim kitabın filmi değil,bu kitap yazılırken ki Virginia Woolf'un yaşamını anlatıyor, düşüncelerini ve hislerini yansıtıyor. Ama eğer kitabı okursanız ardından mutlaka filmi izleyin derim çünkü kitapta farklı zamanlarda geçen konu kafanızda tam yer etmediyse, bazı taşların yerine oturması açısından film çok çok yardımcı oluyor. Size tavsiyem kitabi okudum ama anlam veremedim diyorsanız mutlaka filmi izleyin.. İzleyin ki Virginia'yı anlayın.. Virginia.. Virginia ve kitabı bitirdikten sonra ki o hazin sonu... Ceplerine taş doldurup kendini göle bırakması... Kocasına bıraktığı o mektup... Ben burada noktalıyorum. Benim
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20185,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 41. kitabı
”Mrs Dalloway çiçekleri kendi alacaktı“ cümlesiyle başlayan bu kitap evden hangi amaçla çıktığını unutan ,giderken binlerce düşünceye dalan insanları hatırlattı bana …Yani kendimi …İnsan bazen bir sokakta yürürken geçmişin en kırılgan ve en dönüştürücü anlarına ışınlanıveriyor . öyle değil mi ? Yaşamını ,başkalarının yaşamını , yaptığı seçimleri ,arkadaşlıklarını, ilişkilerini sorguluyor … .Roman bir davet gecesini anlatıyor . Bilinç akışı sayesinde zihinden zihnine geçebiliyoruz. Bu o kadar akıcı ve güzel bir şekilde kaleme alınmış ki hayran olmamak elde değil . Davet gecesinde Clarissa’nın yıllar sonra ilk aşkı Peter Wals’le karşılaşmasına tanık oluyoruz ve Clarissa’nın geçmişini ve diğerlerinin geçmişini yaşıyor ve izliyormuş gibi hissediyoruz … .Zaman ,ölüm ve seçimler hakkında sorgulatacak bir kitap olan Mrs . Dalloway öznel konuların yanısıra 1.Dünya Savaş ‘ı sonrası Londrası’na ve toplumsal düzene de bir eleştirel niteliğindedir …
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."