Cep Boy

Değirmen

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·169 syf.··
2021 1. kitabı
İster olay öyküsü olsun, ister durum öyküsü; benim öyküm, okunduktan sonra belleklerden uçup gitmemeli. Konusuyla, özüyle, diliyle, biçimsel ustalıklarıyla okuru kuşatmalı. Kişi, öyküyü okuyup bitirdikten sonra değişmeli. Yıllar sonra o öykünün anımsanan, insanı etkileyen bir yanı bulunmalı. Sait Faik'in "Hişt Hişt" adlı öyküsü, lirizimi ve şiirselliğiyle, Sabahattin Ali'nin "Değirmen" adlı öyküsü iletisiyle böyle değil mi?
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
8/10
·169 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
Yazarın ilk hikayelerinden oluşturduğu bu derlemeyi, yazın hayatına yeni atılmaya çalışan tüm yazar adaylarına şiddetle tavsiye ediyorum. Bu eserde Sabahattin Ali gibi büyük bir yazarın, edebi kimliğini nasıl üzerine katarak inşa ettiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Ayrıca Sabahattin Ali'den size bir mektup da var kitabın içerisinde: "Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum... ...Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim" S.A.
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
9/10
·169 syf.·
2021 361. kitabı
Açık konuşmak gerekirse ben bu kitaptaki öykülerin hiçbirinde bir acemilik sezemedim. Evet etkilenmediğim ve okuduğum gibi unuttuğum 1 2 öykü oldu, ancak onların da yazım dili gayet iyiydi ve dönemine uygun söz, fiil ve davranışlar çok da güzel uyarlanmış.
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
7/10
·169 syf.··
Beğendi
·
2022 157. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2022 11:12
Kitap toplum, hayat, adalet, yoksulluk vb konulara dair kısa hikayelerden oluşuyor. Başka bir yazardan olsa güzel bir kitap diyebilirdim ama Sabahattin Ali kaleminden çıkmış gibi değildi sanki. Konular ilgi çekici olsa da hikayelerde hep eksik bir şeyler var gibiydi.
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
10/10
·169 syf.··
2020 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2020 21:11
Kısa hikayelerden oluşan bir Sabahattin Ali klasiği... Gerçekten yine muazzam bir kitaptı. Beni en çok etkileyen "değirmen" adlı hikayesi oldu. +sade okur +Sabahattin Ali
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
1/10
·169 syf.··
2020 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 09:30
Bir delikanllinin hikâyesi adli bölüm ve diger kitaplarinin bazi bölümlerinde rastladigim konu, buyuk yazar diye niteledigimiz kalemlere yakışmıyor. Nasil ki biz söz insani büyüler alir götürürse yine bir söz de yazarına notunu verdirir tabii yalın okuyucu bana not vermek düşerse..
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2020 23:21
“Çünkü bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim.” Sabahhatin Ali 20’li yaşlarda yazdığı bu hikayeleri özür dileyerek okuyucularına sunuyor. Daha önce üç romanını okuduğum bu harika yazarın kötü yazmış olamayacağını düşünerek okumaya başladım. Kitap başlıca üç bölüme ayrılıyor. İlk bölüm oldukça yoğun aşk hikayeleri ile başlıyor. Burada okuduğum “Viyolonsel” Zülfü Livaneli'nin Serenad’ini anımsattı. Buradaki erkek Livaneli’nin Wagner’ı gibi enstrümanını karısına çalıyor. Sabahattin Ali bu hikayeye bir de önyargılarla ilgili bir bölüm eklemiş ki bahsetmeden geçmek istemedim. Kitaba adını veren ve ilk bölümüm ilk hikayesi aşkı için kolunu feda eden çingeneyi anlatıyor. Oldukça etkileyici bir hikayeyle okumaya başlıyoruz. Aynı bölümdeki “Kırlangıçlar" bir fabl olarak karşımızda ve en sevdiğim hikaye oldu. “Kurtarılamayan Şaheser” de ise kıskançlığın nelere yol açabileceğini acı bir şekilde görüyoruz. Tüm hikayeleri teker teker yazmayacağım. 2. Bölümde genel olarak isyan, hırsızlık, hapishane, haksızlık, su kavgaları gibi toplumsal konular işleniyor. Ve olaylar genel olarak anadoluda geçiyor. Son bölümde gerek devlet kademesinden daha fazla kişinin anlaşılmasından gerek de yazarın öyle uygun görmüş olmasından, bilmediğim kelime sayısında artış söz konusu. Sabahattin Ali ilk çıkardığı bu kitabıyla da büyük bir yazar olduğunu gözler önüne seriyor . Severek, zevkle okuduğum hikayeleri ile bu kitapla da gönlümdeki yerini koruyor. İyi okumalar.
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
6/10
·169 syf.··
2020 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2020 12:23
“Olacaksa aşk böyle olmalı” diyebileceğimiz bir hikaye değildir. Elbette Aşık, maşukunun halleri ile hallenmeli ama onu eksikleyeci değil tamamlayıcı olmalı. “Sevdiğimin bir kolu yok o zaman ben de bir kolumu keseyim” demek yerine “ben kollarımı sevdiğimin emrine vereyim” demek daha çok yakışır, aşık olana...
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·169 syf.··
2023 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 23:49
Kitabın ismiyle kitabın bağı sadece iki üç sayfadan ibaretti. Kısa kısa aşk hikayelerine yer verilmiş, bazıları beni etkilesede bazıları beklentimi karşılamadı diyebilirim. Yazarın diğer kitaplarına göre bir tık pasif geldi bana yinede okunmaya değer...
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma
8/10
·169 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
Sabahattin Alinin 3 bölümden oluşan harika kitaptır . .icinde 15 hikaye vardır. Hepside birbirinde güzeldir. Hepinize tavsiye ederim.kesinlikle okunması gereken bir kitaptır.
DeğirmenSabahattin Ali · Karbon Kitap · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.