Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
646
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Amfora Yayınları
Kadın düşkünü bir toprak sahibinin gayrimeşru çocuğu olan on dokuz yaşındaki Dolgorukiy'in, St. Petersburg'da bir araya geldiği babası Versilov'la yaşadığı çatışmaların anlatısıdır Delikanlı. Baba ve oğlun duygusal, ideolojik ve ahlaki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıklar, Dolgorukiy'in zıtlıklarla dolu yaşamöyküsünü ortaya koyar. Dostoyevski'nin sondan bir önceki romanı olan Delikanlı, yazarın diğer romanlarındaki felsefi ve politik sorunlardan uzak olmakla birlikte, insanlar arası ilişkilere odaklanarak psikolojik incelemelerde bulunur.

"Dostoyevski'nin tüm büyük romanları bir yana, Delikanlı farklı bir yerde durmaktadır. Büyük sorunları ve çelişkileri tartışmaz yazar burada. Basit, gündelik durumları ve yaygın insani tutkuları kullanarak oluşturulan bu roman, incelikli, gerilim dolu ve nefes kesici bir başyapıttır."
-Aleksandr Soljenitsin-
666 syf.
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
666 syf.
·Puan vermedi
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
  • Ecinniler
    8.8/10 (789 Oy)891 beğeni2.509 okunma15,4bin alıntı44,7bin gösterim
  • Kazaklar
    8.1/10 (637 Oy)570 beğeni2.289 okunma2.835 alıntı18,2bin gösterim
  • Başkasının Karısı
    6.8/10 (554 Oy)376 beğeni2.208 okunma1.643 alıntı25,1bin gösterim
  • Meyhane
    8.2/10 (566 Oy)502 beğeni2.260 okunma1.313 alıntı16,1bin gösterim
  • Çocukluk
    7.9/10 (816 Oy)748 beğeni3.258 okunma4.568 alıntı25,4bin gösterim
  • Nana
    7.3/10 (546 Oy)479 beğeni2.478 okunma1.348 alıntı26,5bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.707 Oy)3.636 beğeni14,4bin okunma17,7bin alıntı106,2bin gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (1.846 Oy)1.925 beğeni6,9bin okunma16,7bin alıntı51,9bin gösterim
  • Ev Sahibesi
    7.3/10 (1.245 Oy)911 beğeni4.509 okunma7,4bin alıntı25bin gösterim
  • Yer Demir Gök Bakır
    8.9/10 (514 Oy)482 beğeni1.906 okunma1.428 alıntı14,9bin gösterim
666 syf.
·13 günde·7/10 puan
Gerçekten okurken yoruldum. Belki benim ıskaladığım bir şeyler vardır. Yazan Dostoyevski olmasa yarım bırakırdım. Yine tekrar ediyorum belki benim yakalayamadığım şeyler olmuştur kitapta. Ama yine de bazı psikolojik durumları anlatması çok hoştur , altını çizdim etkilendim.
Belki hatıra olarak ele alınması kitabı sıkıcı yapmıştır. Yahut suç ve ceza , Karamazov kardeşler gibi kitabın sonuna kadar sizi merak ettiren büyük bir olay olmaması da bir problem olabilir.
666 syf.
Baba ve oğul arasında yaşanan çatışmaların anlatıldığı sade bir dille yazılmış kitap. Diğer kitaplarına nazaran dış olaylar değil iç olaylar anlatılmış. Heyecan da zaman zaman o denli yükseliyor ki; elinizden bırakamıyorsunuz. Zaten Dostoyevski yoruma bile gerek yok..
666 syf.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
%85 (560/666)
·5/10 puan
Kitabın başlarında okuması zor gelmişti. Cümleler arası geçişleri kavramak güç. Bir de üstüne karakter fazlalığı ve isimlerin zorluğu eklenince daha da isteğim azaldı. Şu an yavaş bir biçimde düzenli olarak okumaya devam ediyorum. Aslında bu rus edebiyatında arka kapakta karakter ad ve açıklamaları yer almalı. Bir de karakterin 3 ismi bir takma adı ve her yerde kullanırken bunlardan herhangi birini kullanarak karakterden bahsediyor. Belki de rus edebiyatı bana göre değildir.
666 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitap çok güzeldi. Tabii okumak için büyük bir çaba harcadım ilk önce. Ama sonra kitabı elimden bırakamadım. Eğer okumadıysanız okumanızı öneririm.
666 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10 puan
Özgürlüğü para ile satın alma fikri oldukça ilginçti. Düşününce insanlar aslında bunu istiyorlar. Ama bu asla bitmeyen bir mücadeleye dönüşüyor. Dostoyevskinin tahlilleri her zaman sağlamdır zaten. Karakterlerine ayrı ayrı bayıldığım başarılı bir kitaptı
666 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
750 syf.
·10 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Delikanlı kitabını bitirdikten sonra kendi düşüncelerime uygun bir görüş aramak amacıyla internet keşfine çıktım. Edward Hallett Carr'ın Delikanlı kitabı için demiş olduğu:

"Dostoyevski'nin hiçbir romanında bu kadar kişi yoktur ya da hiçbir romanında, kitap kapatıldıktan sonra okuyucunun aklında kesin bir izlenim bırakan bu denli az kişi yoktur,"
cümlesine kesinlikle katılıyorum.

Öncelikle kitaba İletişim Yayınevi'nden sahip olmayanlar için internette zar zor bulduğum, Dostoyevski severlerin kesinlikle okuması gereken çok faydalı bir adet önsöz ve sonsöz bırakıyorum.
ÖNSÖZ- Delikanlı Üzerine Notlar / Joseph Frank: https://docplayer.biz.tr/...evski-delikanli.html
SONSÖZ- Psikolog Olarak Dostoyevski / Edward Hallett Carr (s.231'den başlıyor):
https://issuu.com/...t_carr_-_dostoyevski

Kitabı bitirdikten sonra 65 sayfa inceleme yazısı okumak istemeyenler için bu 2 değerli yazıdan anladıklarımı size sunmak istiyorum.

Delikanlı kitabı, toplum mühendisi Dostoyevski için Ecinniler köprüsünü geçtikten sonra Karamazov Kardeşler hedefine varmadan okunması gereken son kitaptır. Kronolojik okumanın elzem olduğu bu dev isimde Öteki kitabındaki alter ego ve çift kişilik göndermelerine, Kumarbaz kitabındaki kumar tutkusuna, Suç ve Ceza'daki derin psikolojik buhranlara, Ecinniler kitabındaki politika, devrim, milliyetçilik ve din konularındaki dönemin siyasi anlayışına tanıklık etmek Delikanlı'nın parçalarını tamamlayabilmek için büyük bir önem taşır. Pek tabii ki Karamazov Kardeşler'in de buna dahil olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Gücün kaynağı olarak muazzam bir servet kaynağı ülküsünün Rus kültüründe Rothschild adıyla anılmasının 1850'lerde başladığını düşündüğümüzde, 1875 tarihinde basılmış olan Delikanlı kitabı için II. Aleksandr'ın 1861'de serfliği kaldırıp milyonlarca köylüyü özgürlüğüne kavuşturmasının epey önemli olduğunu söyleyebilirim.
Hatta Delikanlı'da 408. sayfada geçen:
"Bir Rus, kendisi için beylik, kökleşmiş yaşantı çemberinden dışarı çıkınca, sudan çıkmış balığa döner, ne yapacağını, ne edeceğini bilemez." cümleleri de toprak köleliği sisteminden çıkmış Rusların içine düştüğü başıboşluğu anlatır. Ayrıca Carr'ın Dostoyevski biyografisinde dediği gibi köylü Ruslar ilk kez bir Dostoyevski romanında bu kadar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.

Puşkin'in Byelkin Öyküleri'nde 1. tekil şahıs anlatıcının kullanılması gibi Delikanlı'daki Dolgorukiy karakteri de Rusların kendi kendilerini yine kendisine anlatması gibi algılanabilir. Hiçbir şeyden haberi olmayan ve bir kolu sosyalizm, diğer kolu da Rothschild serveti ülküsü tarafından çekilen delikanlı karakteri, 19.yüzyılın ikinci yarısında Rus düşünce dünyasında entelijansiya olarak kendini göstermiş kısmı temsil ediyor gibi görünen Versilov, eski kutsal ve Ortodoks Rusya'yı temsil eden Makar ve ailesi, 1870'de tarım merkezli Rus ekonomisinin sanayileşme dalgasıyla değişmeye başlamasını karşılayan Stebelkov karakteri, Lambert karakterinin bedenselliği ve maddeciliği ile bir karakter gökkuşağına dönüşür. Bu yüzdendir ki, Carr'ın dediği kesin bir izlenim bırakmama olayını kitabı bitirdikten sonra net bir şekilde yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü Ecinniler kitabının incelemesinde de bahsettiğim Neçayev devrimciliği fırtınası devamında gelen 1870ler neslinin Neçayevizmi artık ilginç bulmadığını bildiği bir Dostoyevski ile birlikte baba Versilov aracılığıyla aktarılır.

Peki neden Delikanlı okunmalı?

İnsancıklar'daki lirik gerçekçiliği görmeden, Öteki'deki ve Suç ve Ceza'daki kişilik bölünmesini, çift kişiliği görmeden, Ev Sahibesi'ndeki Ordınov'un bakışlarıyla karşılaşmadan, Beyaz Geceler'deki şehir tasvirleriyle, Budala'daki Mışkin, Rogojin, Filippovna karakterleriyle, sosyete ve idam mahkumu sahneleriyle tanışmadan, Kumarbaz'daki bir Dostoyevski denklemi olan tutkunun en istisnai duygusu olmasıyla karşılaşmadan, yeraltına inmeden, Ölüler Evinden Anılar'daki kürek mahkumlarının acıklı seslerini duymadan, Stepançikovo Köyü'ndeki kara mizahla ve yine Suç ve Ceza'daki id, ego, süper ego merdiveniyle tanışmadan, Ecinniler'in dev politika köprüsünden geçmeden, köprü geçildiği sırada Delikanlı kitabındaki karakter gökkuşağıyla tanışmadan köprünün karşı tarafında bulunan Karamazov Kardeşler tarafına kanatlanmanın bir anlamı olmayacaktır.

Üstte linkini verdiğim iki yazıdan anladığım kadarıyla Ivan Karamazov da aynı Versilov karakteri gibi çelişkili sözler sarf eden bir karakterdir. Din ile milliyetçilik sorgulamaları arasında kalan Dostoyevski'yi en iyi anlamlandırabilme kitabı olabilecek Karamazov Kardeşler için yüksek ülkünün istediği ahlaki-ideolojik aydınlanmanın eksik tarafı Delikanlı'da bulunan Makar karakteri, Dostoyevski'nin babasına duyduğu hem gücenme hem de sevme karşıtlıkları Dolgorukiy'in üvey babası Versilov ile arasında yaşadığı aile içi etkileşimler ile birlikte Hegelci tez-antitezin yüksek sentezde buluşması yüksek ve aşağı ögelerin birlikte kullanıldığı Delikanlı kitabında tamamlanır, diyebilirim.

Bu iki muhteşem yazıyı okuduktan sonra Dostoyevski'nin aklındaki psikolojik gelgitlere Edward Hallett Carr'ın Dostoyevski biyografisinde belirtmiş olduğu:
"Günah duygusunu bir yana bırakırsanız kurtuluşa ulaşamazsınız." cümlesiyle rahatlıkla ulaşabileceğimizi söylemeliyim. Ne kadar anlamlı ve gizleri açığa çıkaran bir cümledir bu!
606 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
Ah "Delikanlı" şu kadınlar hakkındaki toyca düşüncelerin olmasa mis gibi anlaşır, senle papaz olmazdık ya neyse yine de sevdim seni :) :)
.
Roman, bir delikanlının (Arkady) çocukluğundan itibaren yaşadığı birtakım olayları anlatmakta. Kendisinin içinde bulunduğu ruhsal dalgalanmaları hem kendini yargılayarak hem de yer yer okurla konuşma havasında anlatıyor.. Öyle ki doğru dürüst bir hayat tecrübesi yoktur çünkü Nerde ne yapacağını bilmeden hareket eder, tabiri caizse serseri bir mayın gibi davranır.
.
Delikanlı, küçüklüğünden beridir aile sevgisi nedir bilmeden büyümüş bir piçtir. (tamamen kendini koyduğu konumdan bahsediyorum benlik değil). Biyolojik babasının soyadını taşıyamamanın verdiği eziklikle büyümüş. Hayatta en sevdiği ve en nefret ettiği kişidir aynı zamanda babası: Versilov. Olaylar da bu ikisi yani baba-oğul etrafında gelişmektedir. Diğerleri de deyim yerindeyse senin benim gibi bahsetmeye değmez kişiler.
.
Geçenlerde tam da delikanlının içinde bulunduğu durumla ilgili birşey okumuştum. Şöyle diyordu:" Ailesi kalbinde yara olan çocukların hiç bir zamanı hüzünsüz geçmez."
Delikanlımızın haleti ruhiyesi tam da bu sözle ispatlanmış.
.
Şahsım adına ben kitabı çok sevdim. Eminim ki herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap. Okumak isteyenlere de keyifli okumalar dilerim..
Ya tanıyacak , ya da temelli reddedecek, yanımdan uzaklaştıracaktım onu. Sonuncu olasılık bana pek ağır gelebilir, acı çektirebilirdi.Artık söyleyeceğim, itiraf ediyorum: Bu adam benim için çok değerliydi, her şeyimdi!
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 21 - Görsel Yayınlar
Akıllı bir kişinin söylediklerinin kafasındakilerden çok daha bayağı, basit olup çıkmasının nedenini hep düşünmüşümdür.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 6 - Görsel Yayınlar
Yeni baştan bir daha anlatmak, kendimi temize çıkarmaya çalışmak düşürür beni, yapmayacağım bunu.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 9 - Görsel Yayınlar
Toplumun içinden silkip attığı bir kişiden cok, toplumu kendisi kovmuş bir kişinin gururu vardı onda.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 21 - Görsel Yayınlar
Belki şimdi bile içimden, söylediğim sözlerle yaptığım işlerden çok daha fazla sıkılıyorum; umarım böyledir. Yazmaya oturmakla belki hiç iyi etmedim. Çünkü sözle ifade etmek istediğimden daha çoğu içimde kalıyor. Kendi düşünceniz kötü bir düşünce de olsa henüz içinizdeyken her zaman daha derindir. Ama söze döktüğünüz zaman daha gülünç, daha şerefsizce bir şey oluyor.
Elden geldiğince çok konuşması için kendisine fırsat verilmesi gereken mutsuz insanlar vardır. Daha çok kadınlardan çıkar böyleleri. Bundan başka, üzüntünün çok yoğurduğu, ömürleri sabretmekle geçmiş, çok şeylere katlanmış, başından büyük felaketler geçmiş, ama gene de küçük üzücü olaylar bir yana felaketlerde en sevdikleri varlığın tabutunun önünde bile, ona o denli pahalıya mal olan nezaket kurallarını unuttuğu görülmemiş insanlar bile vardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
646
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Amfora Yayınları
Kadın düşkünü bir toprak sahibinin gayrimeşru çocuğu olan on dokuz yaşındaki Dolgorukiy'in, St. Petersburg'da bir araya geldiği babası Versilov'la yaşadığı çatışmaların anlatısıdır Delikanlı. Baba ve oğlun duygusal, ideolojik ve ahlaki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıklar, Dolgorukiy'in zıtlıklarla dolu yaşamöyküsünü ortaya koyar. Dostoyevski'nin sondan bir önceki romanı olan Delikanlı, yazarın diğer romanlarındaki felsefi ve politik sorunlardan uzak olmakla birlikte, insanlar arası ilişkilere odaklanarak psikolojik incelemelerde bulunur.

"Dostoyevski'nin tüm büyük romanları bir yana, Delikanlı farklı bir yerde durmaktadır. Büyük sorunları ve çelişkileri tartışmaz yazar burada. Basit, gündelik durumları ve yaygın insani tutkuları kullanarak oluşturulan bu roman, incelikli, gerilim dolu ve nefes kesici bir başyapıttır."
-Aleksandr Soljenitsin-

Kitabı okuyanlar 1.866 okur

  • kirpikafa
  • Zeynep türk
  • Güzide Demirhan
  • diyalek_tik
  • Activist
  • eebruyldz
  • Fatih Murat Taşkın
  • Emre Çatal
  • Poetice et eleganter
  • Adem Akgül

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0.5 (2)
7
%0
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları