Euthyphron (Dindarlık Üzerine)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.563
Gösterim
Adı:
Euthyphron
Alt başlık:
Dindarlık Üzerine
Baskı tarihi:
Mayıs 2011
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Euthyphron
Euthyphron
Euthyphron Platonun gençlik dönemi diyalogları arasında sayılır ve konu itibariyle Sokratesin Savunması Kriton ve Phaidon diyaloglarıyla bir bütünlük oluşturur. Diyalogta İÖ 399 yılında dinsizlik ve gençlerin ahlakını bozma suçla malarıyla yargılanıp idama mahkum edilen Sokratesin yar gılanmasından hemen önceki süreç anlatılmaktadır. 
72 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Euthyphron'da İÖ 399 yılında dinsizlik ve gençlerin ahlakını bozma suçlamalarıyla yargılanıp idama mahkum edilen Sokrates'in yargılanmasından hemen önceki süreç anlatılmaktadır. Diyalog, Sokrates'in, mahkemesinden hemen önce, kendisine atfedilen suçlamanın tebliğini almak, Euthyphron'un ise kölesinin ölümüne istemeden de olsa sebebiyet veren babasını dava etmek üzere geldiği kurumda karşılaşmalarıyla başlar. Sokrates, Euthyphron tarafından kendisine yöneltilen dinsizlik suçlamalarını, her zamanki gibi soğukkanlılıkla karşılarken, meşhur çürütme yöntemiyle Euthyphron'u konuşturarak neyin dinle alakalı, neyin din dışı olduğu konusunu göz önüne serer.
104 syf.
·10/10 puan
Sokrates'in yargılanması, dört adet birbirini tamamlayan diyalogtan oluşuyor. Euthyphrõn bu diyaloglardan ilkidir ve yargılanmadan önce Sokratesin dinle ilgili görüşlerini bize aktarır denilebilir. Ama kesin bir yargıya varması söz konusu değildir.

Sokrates gençleri yoldan çıkardığı ve dinsizliği sebebiyle yargılanacaktır. Basileus sarayında beklerken Euthyphrõn ile karşılaşırlar. O da babası hakkında, bir ırgatı öldürmesi dolayısıyla dava açmıştır. İnsanlar ise bunun dine aykırı olduğunu söylemişlerdir. Oysa o bunun dinsizlik olmadığına inanmaktadır. Dine uygun eylemin ne olduğunu iyi bildiğini söylemektedir ve ayrıca kahindir, gelecekten haber de vermektedir ve bu zamanlarda da tepki gösterilmektedir kendisine. Sokrates, onun kendisine hocalık yapmasını ister. Böylelikle yargılanması sırasında bunu ileri sürecektir.

İki dava arasında karşıtlıklar vardır ve konuşmalar bitiminde bir sonuca ulaşamayacaklardır.

Dindarlık nedir? Dinsizlik nedir? Dine uygun eylem ve dine aykırı eylem nedir? sorularına birlikte cevap ararlar. Sokrates hiçbir şey bilmediğini söyler ve Euthyphrõn'un da kendine fazlaca güvenmesinden dolayı bolca ironiyle sorular sormaya ve bunlara cevap aramaya başlar. Ona her fırsatta bir bilge olduğunu söylemektedir. Onun zorlanacağını, köşeye sıkışacağını bilmekte ve özellikle üzerine gitmektedir.

Sokrates, insanlara bilgi öğretmeyi değil onları düşünmeye sevk etmeyi hedefliyor ve bu amaçla sorular soruyor. Genelde insanları çelişkiye düşürecek şekilde seyrediyor soru ve cevaplar. Euthyphrõn'a karşı ise fazlaca ironide bulunuyor ancak o bunları anlayamıyor. Mesela Sokrates şöyle diyor: " Elbette bunu da bilirsin sen, ne de olsa tanrısal konuları sıradan bir insandan çok daha iyi bildiğini söylüyorsun." Bu nispette sürekli Euthyphrõn'u övüyor, kendine yardım etmesi onunla düşüncelerini paylaşması için adeta yalvarıyor.

Sorduğu sorulara cevapları da kendisi veriyor ve aslında ona sadece cevabı onaylayıp onaylamadığını soruyor. Genelde onay cevabı alıyor. Ancak her geriye dönüşte cevaplarda çelişkiler olduğunu ortaya koyuyor Sokrates. Sonunda dayanamayan Euthyphrõn: " Başka zaman Sokrates. Şimdi acelem var, gitmeliyim artık. " diyor ve gidiyor. Artık Sokrates Meletos'a karşı hocasını ileri süremeyecektir.

Sokrates sorduğu sorularla ne kadar bilge olduğunu bizlere gösterse de hiçbir zaman net bir bilgiye ulaşamamaktadır. " Bilmek, hiçbir şey bilmediğini bilmektir. Gerçek bilginin anlamı budur. " der. " Bana gelince bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir. " diyor bir diğer konuşmasında. Bu cümlelere bakıldığında Sokrates gerçek bilginin anlamını mı bulmuştur hiçbir şey bilmeyerek, yoksa gerçek bilgi biliyorum diyememek mi hiçbir zaman?
  • İlkçağ Felsefe Tarihi 1
    9.1/10 (107 Oy)113 beğeni298 okunma556 alıntı2.225 gösterim
  • Phaidon
    8.6/10 (78 Oy)96 beğeni385 okunma414 alıntı3.849 gösterim
  • Fragmanlar
    8.3/10 (97 Oy)114 beğeni369 okunma1.136 alıntı5,9bin gösterim
  • Kriton
    8.3/10 (244 Oy)296 beğeni911 okunma600 alıntı5,5bin gösterim
  • Protagoras
    8.2/10 (54 Oy)51 beğeni211 okunma172 alıntı2.082 gösterim
  • Lysis
    8.1/10 (71 Oy)61 beğeni219 okunma262 alıntı1.857 gösterim
  • Sofist
    8.6/10 (48 Oy)67 beğeni275 okunma242 alıntı2.834 gösterim
  • Eğitimci Olarak Schopenhauer
    8.6/10 (105 Oy)128 beğeni394 okunma1.391 alıntı6,2bin gösterim
  • Devlet Adamı
    7.7/10 (60 Oy)63 beğeni227 okunma216 alıntı2.497 gösterim
  • Mektuplar
    7.7/10 (42 Oy)41 beğeni181 okunma483 alıntı1.712 gösterim
72 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Platon'un kitaplarından açılışı bununla yapmakla doğru karar vermişim. Kitap zaten kendini anlatıyor. Geriye okuyup ders çıkarmak ya da okuyup zevk almak kalıyor. Sokratik yöntemi de görünür bir şekilde sergiliyor. Teşekkürler Platon.
72 syf.
·10/10 puan
Euthyphron Platon,

Euthyphron'da ydinsizlik ve gençlerin ahlakını bozma suçlamalarıyla yargılanan ve idama mahkum edilen Sokrates'in yargılanmasından hemen önceki süreç anlatılmaktadır.

"Öldürülen kişinin yabancı mı yoksa yakın birisi mi olduğunu sorman, katilin öldürmeye hakkı olup olmadığını sorgulaman bana komik geliyor. Katil bizim evimizde yaşayıp aynı sofraya oturduğumuz biri bile olsa şikayet edilmelidir."

Sokrates kendini savunurken her şeye ilkel bir eytişim ile yaklaştığını özellikle vurguluyor.

"Kim yapmış olursa olsun hiçbir saygısızlığa izin vermemek gerekir."

Gerçekler ve adaletten önce kanunlaraın ve yargının değerli olduğunu söylüyor.

"Şair şöyle diyor: "Büyü! Bunları yapan, tohumunu atan Zeus'tur deme. Korkunun olduğu yerde saygı da vardır."

İyi okumalar...

-Furkan DOLGUN
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sokrates, Meletos'un, onu dinsizlikle ve gençleri yoldan çıkarması suçlaması nedeniyle Basileus sarayına gider. Burada, babasının yaptığı şeyin dine aykırı olduğunu düşünüp babasına dava açan Euthyphron ile karşılaşır. Euthyphron'un dindarlığa ve dinsizliğe ilişkin yasaları çok iyi bildiğini ve kendini bu konuda üstün ve bilge olduğunu dile getirmesi nedeniyle Sokrates, onun öğrencisi olmak ve dindarlığın ne olduğunu, dindarlığı veya dinsizliği ona öğretmesini söyler ve diyalog bu doğrultuda ilerler.

Sokrates'in ustaca ironi yapması diyaloğu çok ilgi çekici ve akıcı kıldı. Defalarca okunabilinecek bir eser...
(Euthyphron adının Yunanca'da "düz, doğru düşünceli" anlamına gelmesi de esere daha bı ironi katıyor :)

Aklıma takılan (kendimce türettiğim) soru şu oldu:
Tanrı'ya minnet eylememiz ona ne gibi bir yarar sağlar, Ya da neyi sağlar?
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Euthyphron, Platon'un dindarlık üzerine bir diyalogudur, diyalog iki kişinin konuşmasını içerir, babasını dava etmeye Basileus'a gelen Euthyphron ve Sokrates arasında. Sokrates ise mahkemeye, kendisine açılan davaya katılmak için gitmiştir ve orada meşhur savunusunu yapacaktır.

Platon dindarlık terimini incelerken hocası Sokrates ağzından bir konuşmayı anlatım biçimi olarak tercih eder. Dindarlık kavramı, Antik Yunan içinde günümüzden daha farklı ele alınır, bir dine karşı sıkı bir inanç ve hareketlerde dine uygunluktan, ibadetlerden daha çok dine uygun şeylerin neden dine uygun oldukları üzerine şekillenen bir diyalog vardır. Dine uygunluk, Tanrıların sevdikleri hareketler şeklinde açıklanmaya çalışılır Euthyphron tarafından. Ancak Sokrates bunun da alt nedenlerini araştırma yoluna gider, daha sonra ise Euthyphron acelesi olduğunu söyleyerek konuşmayı sona erdirir.

Sokrates'in, Platon diyaloglarından okuduğum kadarıyla, en çok sevdiğim yönü mitlerden çok pratik yaşam ilkelerine ve basit mantıki çözümlemelere başvurarak olayları anlamaya çalışması oldu. Kitabın içeriğindeki dipnotlardan bir tanesi Sokrates'i çok güzel açıklıyor, "Sokrates'in şeylerin ne olduğundan başka bir konusu yoktur." ve benim için de şeylerin ne olduğu konusu çok ilgi çekici.

Son olarak kitabı okuduğum baskıdan bahsetmek istiyorum, Kabalcı Yayınevi'nin Humanitas Dizisi'nden 24. sırada çıkan, Güvenç Şar çevirisi eser olarak sunuluyor bizlere, kitap bir sayfa Yunanca metin, karşısında Türkçe metin olarak basılmış. Kitabın önünde Platon, Sokrates ve genel olarak metinden, çeviri yönteminden bahseden güzel bir yazı var. Ayrıca kitabın sonunda, notlar, kaynakça, yer ve kişi adları dizini, Yunanca kavram ve sözlük dizini de eklenerek özenli bir bası çalışması yapılmış. Kitap hazırlanırken bir çok eserden faydalanılmış ve bu eserlere atıflarda bulunulmuş, gerçekten böyle özenli ve titiz hazırlanmış bir kitabı okumak benim için zevkti.
104 syf.
Platon'un Dindarlık Üzerine adlı bu kitabı Sokrates ve Euthyphron arasında geçer. Euthyphron'un isminin kitabın önsözünde bilinçli olarak koyulduğu söyleniyor çünkü bu kelime Yunanca'da düz,doğru düşünceli anlamına gelir. Euthyphron'un karşısındaki Sokrates ise kendisinin de söylediği gibi Daidalos'un eserleri gibi hareketli değişken sözlere sahip.Elbette bu bir ironi. Sokrates Euthyphron isimli babasının cinayet işlediği için onu dava eden bir gençtir. Euthyphron, Sokrates'e diğer insanların onu dine aykırı davrandığını söylediklerinden yakınır ve yaptığından son derece emindir,haklı olduğunu düşünür. Sokrates'ten de haliyle destek bekler.Fakat Sokrates destek vermek yerine sorgulama yapmaya başlar Euthyphron'un bu kendinden emin tavrından da cesaret alarak sorar ona dindarlık nedir ?,dinsizlik nedir ?,din tanrılar sevdiği için mi dindir yoksa din olduğu için mi tanrılar sever ?,...Euthyphron'dan bunları ona öğretmesini söyler.Euthyphron ise cevaplamaya çalışırken boğulur,kendinden emin tavrı kaybolur.Sonra da daha konuşma bile bitmeden Sokrates'in sorularını yarım bırakarak yanından ayrılır.

Bu olay gerçekten yaşanmıştır bilinmez çünkü kimileri Platon'un Sokrates'e olduğundan fazla şey yüklediği söylenir.Nitekim bu diyolog Platon'un gençlik dönem Sokratik eserlerinden yani Platon'un bolca Sokrates'in etkisinde kaldığı eserlerden belki bu olay da belki diğerleri gibi Platon'un Sokrates'e yakıştırdığı eserlerden fakat biz bunu boş verelim de asıl önemli meseleye gelelim. Sokrates'in sorularını biz cevaplayabilir miyiz ? Bu kitabın varlığından haberdar olma sebebim olan Genel Kamu Hukuku dersinde hocamız bize bir şeyi iyi olduğu için mi seçeriz yoksa seçtiğimiz için mi iyi olur ? diye sorduğunda hatırlıyorum da kimse bir cevap verememişti bu soruya.Fakat her soru gibi bu sorunun da cevaplanmaya ihtiyacı var.Çünkü bu soruyu ve Sokrates'in sorusunu cevaplayamadığızda ya da en azından cevaplamak adına uğraş dahi sarf etmediğimizde toplumu inşa eden kavramların içi boş kalıyor.Zaten Sokrates'in de böyle sürekli ve sürekli olarak aynı şeylerin cevabının peşinden koşmasının amacı kavramları anlamlandırmakmış. Çünkü bu kavramlar örf adet,din ,adalet gibi toplumu en derinden etkileyen belki de toplumu inşa eden kavramlar.İşte bu soruların asıl karmaşalıklığının sebebi,aradığı asıl soru da bu zaten bunları toplum mu inşa ediyor yoksa bu kavramlar mı toplumu inşa ediyor ?

Sanırım bende bunlara cevap ararken tembelliğimden ve kafamın fazla bulanık olmasından dolayı Euthyphron gibi yapacağım.Kaçacağım...
104 syf.
·10/10 puan
diyaloğun konusu, ‘dine uygun olan şeyin veya dindarlığın ne olduğu’dur. euthyphron, ilk olarak bu soruya, “tanrıların sevdikleri şey dine uygundur, sevmedikleri şey dine aykırıdır” şeklinde cevâp verir. ama sokrates’in bu cevâbı sorgulamasından evvel, euthyphron, babasına karşı açacağı cinayet davasını meşrulaştırmak için “zeus ve kronos*” ile “kronos ile uranos**” arasındaki mücâdeleden örnek verir. sokrates, bundan sonra şöyle bir sorgulamaya girişir:

i- kavgalar ve düşmanlıklar, daha çok öznel şeylerden -etik veya estetik ile ilgili meselelerden- çıkar. çünkü nesnel konular, ölçerek, tartılarak vs. şeylerle kavgaya dönüşmeden çözülür. oysa ki neyin iyi neyin kötü, neyin doğru neyin yanlış, neyin güzel neyin çirkin olduğu hakkında net bir şey söyleyemeyeceğimiz için bu konulardan düşmanlık ve kavga çıkar.

ii- eğer tanrılar arasında gerçekten düşmanlıklar ve kavgalar oluyorsa, bunlar iyilik-kötülük, doğruluk-yanlışlık, güzellik-çirkinlik gibi meselelerden kaynaklanır.

iii- iyilik sevilirken, kötülük sevilmez; doğruluk sevilirken, yanlışlık sevilmez; güzellik sevilirken, çirkinlik sevilmez. tanrılar bu konular hakkında birbirlerine düşmanlıklar besliyorsa, o hâlde bir şeyin iyiliği veya kötülüğü, doğruluğu veya yanlışlığı, güzelliği veya çirkinliği konusunda uzlaşamadıkları için, o şeyi bazı tanrılar severken, bazı tanrılar sevmemektedir. bu durumda, o şeyin dine uygun olup olmadığı hakkında bir şey diyemeyiz. o hâlde, tanrıların sevdikleri şeyler dine uygundur şeklindeki tanım ayırt edici olmayacak ve hattâ bazı hâllerde açıkça yanlış olacaktır.

daha sonra euthyphron, dine uygun şeyi “bütün tanrıların sevdiği şey olarak” tanımlar. bu durumda sokrates şöyle sorgulama yapar:

i- tanrılar, dine uygun şeyi dine uyan şey olduğu için mi sever; yoksa tanrılar sevdiği için mi o şey dine uygun olur? (‘hareket eden’ şey, hareket eden olduğu için değil, ‘hareket ettiği’ için ‘hareket edendir’.)

ii- ‘sevilen’ şey, ‘sevilen şey olduğu’ için değil, ‘sevildiği’ için ‘sevilen’dir. yani, bir şey yapılan veya edilen bir şeyse, yapan veya eden bir fail bulunmak zorundadır.

iii- o hâlde, dine uygun olan şey dine uygun olduğu için değil, tanrılar sevdiği için dine uygun olmuş olur. oysa bu, dine uygun olan şeyin tanımını vermez, sadece tanrılar tarafından sevilme özelliğini belirtir.

eh, euthyphron buradan sonra afallamaya başlar. sonra der ki, “dine uygunluk veya dindarlık, tanrılara hizmet sunma sanatıdır”. sokrates daha kolay bir şekilde bu tezi çürütür:

i- ata bakmayı herkes bilmez, uzman olan biniciler bilir. binicilerin sunduğu hizmet, atı daha iyi konuma getirmektir. zirâ hizmet sunma veya özen göstermenin amacı, hizmet sunulan veya özen gösterilen şeyi daha iyi konuma getirmektir.

ii- dindarlık da tanrılara hizmet sunma sanatı ise, o hâlde dindarlık tanrıları daha iyi konuma getirme sanatı olur ki bu saçmalıktan başka bir şey değildir.

euthyphron iyice aptallaşır, der ki, “dindarlık tanrılara hediye verme(kurban kesme) ve onlardan bir şey isteme (duâ etme) sanatıdır”. sokrates sorgulamaya başlar:

i- tanrılardan bir şey istemenin en doğru yolu, bizde olmayan şeyleri istemektir. zirâ bizde olmayan şeylere kavuşursak, bu bizim için en iyisi olur. dolayısıyla tanrılar bize iyilik verir. biz de bunun için onlara armağanlar veririz, böylece bir nevi ‘ticaret ilişkisi’ ortaya çıkar.

ii- bu ticaret ilişkisinde, tanrılar bize iyilik -bize yararlı- şeyler verirken, biz onlara yararlı bir şey veremeyiz -çünkü bizim armağanlarımıza tanrıların ihtiyacı yoktur, aksi saçmalık olurdu-. bu hâlde, onlar bize bu ticarî ilişkide iyilik verirken, biz onlara hiçbir şey vermediğimiz için, tanrılardan üstün hâle gelmiş oluruz ki bu da saçmalıktır.

bundan sonra da tartışma tekrar başa döner, sonra da tartışma çözüme bağlanmadan sona erer.

şimdi buradan çıkartılması gereken sonuçlar şunlar:

a- platon -euthyphron diyaloğunu gençliğinde yazmıştır, dolayısıyla bu diyaloglarda sokrates’in düşüncelerini aynen aktarmaya çalışmıştır, bu yüzden sokrates de diyebiliriz-, burada politeizm eleştirisi yapar. zirâ, tanrı özü gereği mükemmel olmak zorundadır. çünkü o yaratıcıdır ve neyin en doğru, neyin en yanlış; neyin en iyi, neyin en kötü; neyin en güzel neyin en çirkin olduğunu en iyi şekilde o bilir. bu sebeple, tanrı mükemmel olmak zorundadır. mükemmel bir şeyin anti-tezi olamaz, dolayısıyla tek olmak zorundadır. bu sebeple, örneğin bilgelik tanrıçasından (athena) bahsediyorsak, bilgelik alanında mükemmel olan tek varlık athena olmak zorundadır. bu durumda bir başka tanrı, örneğin zeus, athena kadar mükemmel olamayacaktır. öyleyse, athena, bilgelik konusunda zeus’un anti-tezi olmuş olacak ve zeus mükemmel olamayacaktır. bu durumda, örneğin bilgelik gerektiren bir konuda, zeus yerine athena’ya başvurmak zorunda kalacağız, oysa bu tanrılık vasfının özüne aykırı olacaktır. o hâlde, tanrı tek olmak zorundadır.

b- platon -veya sokrates- antropomorfik(insân kökenli) tanrı anlayışını reddetmektedir. zirâ, insânların tanrı yararına bir şey veremeyeceğini ve onu daha iyi bir konuma getiremeyeceğini dile getirir. semavî dinlerdeki tanrı anlayışını benimser gibi görünür böylece.

dipnotlar:

*: kronos, zeus’un babası. ‘zamân’ ile özdeşleştirilmiştir. zeus’un kardeşlerini yuttuğu için, zeus onları kurtarmak adına annesi rhea ve anneannesi gaia’nın kışkırtmasıyla, kronos’la savaşmış ve kardeşlerini kurtarmıştır.
**: uranos, kronos’un babasıdır. kronos’un kardeşlerini gaia’nın karnına bastırmıştır. gaia’nın kışkırtması ile kronos, uranos’a karşı savaşmış ve onu alt etmiştir.
72 syf.
·Puan vermedi
Diyaloğun esas konusu dindarlıktır.Sokrates insanlarla tanrılar arasındaki bir alışveriş olarak gösteren dindarlık tanımını reddedip, dindarlığın ölçüsünü tanrıların iradesinden bağımsız hale getirir.Dindarlığın doğruluk veya adaletin bir parçası olduğunu söylemek suretiyle, söz konusu standart ya da ölçütün ahlaki bir standart olarak anlaşılması gerektiğini ileri sürer.
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Platon'un yazdığı diyaloglardan biri de "dindarlık" ve "inanma" konularını işleyen Euthyphron diyaloğu. Euthyphron, kahin ve din bilimcidir. Sokrates " dinsizlikle" suçlandığı sıralarda Euthyphron ile mahkeme önünde karşılaşır. O da babasının cinayet işlediğini düşünerek şikayetçi olmuştur. Euthyphron'un babası ihmalkar davranarak bir işçinin ölümüne neden olmuştur. Babasına dava açar, ama büyüklere saygı göstermeyi emreden etik kurallarını da çiğnemiş olur. Diyalogda Sokrates, dindarlıkla ve tanrılarla ilgili pek çok soru sorar. Sorular karşısında Euthyphron çelişkiye düşer ve ne yazık ki ne tanrılarla ne de dindarlıkla ilgili sorulara net cevaplar veremez. Sonunda ne mi olur? "Acil işim çıktı" diyerek Sokrates'ın yanından kaçar. Sokrates sorularıyla ve bu konudaki bilgisizliğiyle baş başa kalır.
72 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Din felsefesine giriş yaparken merak edip okuduğum fakat okuduktan sonra " neden okudum ki?" Diye kendimi sorguladığım açıkçası çokta dolu olmayan ama Platon'u sevdiğim için okumanızı önerebileceğim bir kitap.
Kitapta dindarlık üzerine söyleşiler yapılır .
Konuşan kişiler sokrates ve rahip euthypron'dur.
Platon burada din konusunda doğru/yanlış , yapılabilecek/yapılamayacak , uygunluk/uygunsuzluk değerleri yorumlanır ama sonuca bağlanmaz..
Platon, diyaloğu Euthyphron ve Sokrates’in Baselius denilen Atina’da dini davaların görüldüğü bir mahkemenin önünde karşılaşmalarıyla başlatır. Sokrates buraya idamına da sebeb olacak suçlama üzerine gelmiştir (Sokrates Meletos tarafından yeni Tanrılar icat etmek ve Yunan Tanrılarına inanmamakla suçlanıyordu). Bir kahin ve din adamı olan Euthyphron ise Basileus’a babasını davacı etmek için gelmiştir.

Diyaloğun temel meselelerine gelmeden önce diyaloğu başlatan olaydan kısaca bahsetmemiz gerekiyor. 

Euthyphron, babasının bir katili hapsederek ihmal sonucu katilin ölmesine sebeb olması üzerine, babasına cinayetten dava açar. Yakın çevresi Euthyphron’un babasına dava açmasını dine uygun bulmaz. Euthyphron, bu durumu Sokrates’e anlatırken dine uygun olanı kendisinin iyi bildiğini akrabalarınınsa yanıldığı vurgular. Euthyphron’un bu kibirli tavrı Sokrates’in hoşuna gitmemiş olmalı ki Euthyphron’un ilahi adalet dine uygunluk ve dine aykırılık hakkındaki görüşlerini sorgulamaya başlar.

Sokrates bu sorgulamada da diğer diyaloglarda olduğu gibi diyalektik ve maotik tekniklerini kullanır.

1.Dine uygunluk ve dine aykırılık nedir? Birbirlerinin zıddı mıdır? Bu kavramların tanımı nasıl olmalı?

Sokrates euthyphron’dan dine uygun olanın net bir tanımını yapmasını ister, insan düşünen hayvandır gibi. Tanım; bize şeylerin mahiyetini açıklar. Bu kavramlar üzerinde öyle bir tanıma ulaşalım ki nesnesi üzerinde bize kesin bilgiyi sağlayabilsin.

İdeaları bilmemiz bize o ideanın pay aldığı nesnelerin bilgisini de verir dolayısıyla“dine uygunluk” ideasının ne olduğununa ulaşmamız bize neyin dine uygun olup olmadığının da bilgisini sağlar.

Euthyphron’un ilk dine uygunluk tanımı; Tanrıların sevdiği şey dine uygun sevmediği şey dine aykırıdır.

Sokrates’in itirazı:

Dine uygun ve aykırı olan şeyler birbirine zıttır.

Nicel olan şeyler üzerinde herkes ortak fikirdedir.

Üzerinde anlaşamadığımız konular, doğru-yanlış iyi-kötü güzel-çirkin gibi yargılar nesnenin niteliksel yanlarıdır.

Bir nesnede bu zıtlıklar aynı anda bulunabilir çünkü bunlar değer yargılarıdır.

Sonuç olarak, bir şey hem dine uygun hem de dine aykırı olabilir.

2.BÜTÜN TANRILARIN SEVDİĞİ ŞEY DİNE UYGUNDUR. BÜTÜN TANRILARIN NEFRET ETTİĞİ ŞEY DİNE AYKIRIDIR.


Sokrates’in itirazı: nesneler iyi veya kötü güzel veya çirkin gibi nitelemeleri özünde bulundurmazlar onları biz öyle adlandırırız. Olgular değerden bağımsızdır.

Bu bölümde din felsefesine ilahi buyruk teorisi olarak da geçen bir tartışma yapılıyor. "bir şey Tanrı tarafından emredildiği için mi iyidir yoksa iyi olduğu için mi tanrı emretmiştir.

Mesela, yalan söylemek özü gereği kötü bir davranış mıdır yoksa bazı durumlarda yalan söylemek iyi olabilir mi ?

3.DİNE UYGUN OLAN ADİL MİDİR ?

Bir şey dine uygun olduğu için mi adildir yoksa adil olduğu için mi dine uygundur ?

Sokrates’e göre dine uygun olanlar adil olmalı tek sayılar kümesini sayılar kümesinin kaplaması gibi.

4.DİNDARLIK NEDİR ?

…………………………..
SOKRATES: Sevgili dostum, saçma sapan işler yapıyormuşum. İnsan ilk defa duyduğundan şaşırıyor. Söylediklerine bakılırsa yeni tanrılar ortaya çıkarıyormuşum, bir de bunun üzerine eskileri tanımıyormuşum.
Öldürülen kişinin yabancı mı yoksa yakın birisi mi olduğunu sorman, katilin öldürmeye hakkı olup olmadığını sorgulaman bana komik geliyor. Katil bizim evimizde yaşayıp aynı sofraya oturduğumuz biri bile olsa şikayet edilmelidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Euthyphron
Alt başlık:
Dindarlık Üzerine
Baskı tarihi:
Mayıs 2011
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Euthyphron
Euthyphron
Euthyphron Platonun gençlik dönemi diyalogları arasında sayılır ve konu itibariyle Sokratesin Savunması Kriton ve Phaidon diyaloglarıyla bir bütünlük oluşturur. Diyalogta İÖ 399 yılında dinsizlik ve gençlerin ahlakını bozma suçla malarıyla yargılanıp idama mahkum edilen Sokratesin yar gılanmasından hemen önceki süreç anlatılmaktadır. 

Kitabı okuyanlar 282 okur

  • Madame Bovary
  • umut kalkan
  • Onur
  • Mehmet Gündoğan
  • Anahita
  • Kierkegaard okuru
  • t
  • Elif Kaya
  • Nihad
  • Yusuf Aras

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.2 (12)
9
%12.2 (9)
8
%14.9 (11)
7
%9.5 (7)
6
%1.4 (1)
5
%1.4 (1)
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0