Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Yani Suat’ın masumluğu o kadar övülüyorki sonradan Necip için hissettiklerini tasvip edemedim. Ama Süreyanın ben merkezciliği şımarıklığı belki Suat’ı bu noktaya getirdi. Yine de ay seviyor mu yok sevmiyor aman aşkımdan yandım yok unutucam onu draması boğdu beni.
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
Puan vermedi·351 syf.·
2021 5. kitabı
İlk Türkçe psikolojik roman olarak kabul edilen bu roman, Necib ile Suad arasındaki umutsuz ama karşılıklı asklarini anlatıyor. İki taraf da birbirine aşık olmasına rağmen bu aşk ikisi için de imkansızdı. Bakalım onlar mutlu sona kavusabilecekler mi yoksa hayatın onlara başka sürprizleri mi vardı?
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
Roman Tahlili
Puan vermedi·318 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2024 21:02
Mehmet Rauf’un Eylül romanı, 1901 yılında yayımlanmış ve Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olarak kabul edilmiştir. Roman, dönemin toplumsal yapısını ve bireysel duyguların derinliğini inceleyen bir eserdir. Mehmet Rauf, özellikle insan psikolojisine odaklanarak karakterlerin iç dünyalarını başarılı bir şekilde aktarır. Bu yönüyle, edebiyatımızda önemli bir yenilik getirmiştir. Roman, Suad ve Süreyya adlı evli bir çiftin hikâyesini merkezine alır. Süreyya'nın arkadaşı Necip, Suad’a aşık olur ve bu aşk zamanla karşılıklı bir hale gelir. Ancak Suad ile Necip, toplumsal normlar ve vicdanları arasında sıkışmışlardır. Mehmet Rauf, bu yasak aşkı büyük bir incelikle işlerken, karakterlerin içsel çatışmalarını ve ruhsal bunalımlarını derinlemesine ele alır. Eylül, Batı edebiyatından izler taşıyan bir roman olarak, bireyin iç dünyasına ve ruhsal çözümlemelere odaklanır. Roman boyunca, karakterlerin duygusal değişimlerini ve psikolojik derinliklerini incelemek, modern Türk romanının gelişimine önemli bir katkı sağlamıştır. Ayrıca eserde doğa tasvirleri ve melankolik bir atmosfer de dikkat çeker; bu da romanın adını taşıyan “Eylül” mevsimiyle örtüşen bir ruh hali yaratır. Bu eser, bireysel ve toplumsal değerlerin çatışmasını, insan doğasının karmaşıklığını ve yasak bir aşkın yaratabileceği psikolojik gerilimleri başarılı bir şekilde işlediği için Türk edebiyatında bir dönüm noktasıdır. Eylül aynı zamanda, modern Türk romanı açısından psikolojik derinliğe sahip bir anlatımın da öncüsü olarak kabul edilir. Sonuç olarak, Eylül, gerek karakter çözümlemeleri gerekse psikolojik derinliği ile hem Mehmet Rauf'un kariyerinde hem de Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. ChatGPT Yapay Zekâ Eylül Mehmet Rauf
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
8/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2019 397. kitabı
Romanda Aşk-ı Memnu benzeri bir aşk üçgeni görmekteyiz. Ancak karakterler ve karakterlerin davranışları Aşk-ı Memnu'dan oldukça farklı. Konuyu herkes biliyordur, Suat ve Süreyya evlidir ve birbirlerine sadakatle bağlıdırlar. Süreyya'nın arkadaşı Necip'in Suat'a âşık olması ve Suat'ın da ondan etkilenmesiyle olaylar gelişir. Oldukça klişe görünen bu konu, Mehmet Rauf'un ellerinde bir efsaneye dönüşür. Aileleri ile birlikte bir köşkte yaşayan Suat ve Süreyya Boğaz'dan bir yalı kiralar. Boğaz'daki yalı Suat'la Süreyya'nın sığındıkları bir adadır. Bu ada Servet-i Fünuncuların, mutluluğun bulunduğunu umdukları hayal ülkesine benzetilebilir. Hatta köşk hakikati, yalı hayali temsil ediyor, diyebiliriz. "Mai ve Siyah"taki renkler bu romana da hakimdir: Yalı mavi, köşk siyahtır. Romanın karakterlerinden Suat çok düşünceli, saygılı, nazik ve mesafelidir. Kocasını sever ve ona bağlıdır. Süreyya ise yine karısını sevmek ile birlikte Suat'ın inceliği onda yoktur. O, karısının duygularını fark etmez, onun zevklerini paylaşmaz. Üstelik biraz da bencildir. Sandalına atlayıp balığa çıktığında Suat'ın yalnızlığını düşünmez. Necip ise dönemin Beyoğlu'sunda günübirlik eğlenen, aradığı aşkı bulamamış, ince ruhlu bir kişidir. Aslında o Servet-i Fünun erkeğini temsil eder. Kadınlara güveni yoktur ve kadınların sadakatine her zaman şüphe ile bakar. Bu yüzden de hiç evlenmemiştir, evlenmeyi de düşünmez. Yalıya sürekli gidip gelen Necip ile Suat arasında ortak bir zevk olan musiki onları birleştirir. Yalıda çoğunlukla baş başa kaldıkları zamanlarda Suat ister istemez Necip'le kocasını kıyaslamaya başlar. Gitgide Necip'in arkadaşlığını vazgeçilmez bulur. Necip ise yakından tanıdıkça daha önce tanıdığı kadınların hiçbirine benzemeyen Suat'a âşık olur. Ancak bu aşk öylesine, bayağı bir aşk
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
5/10
·269 syf.··
2020 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2020 00:45
Ortalarına geldiğiniz de sonu ile ilgili merak uyandırıyor. Fakat başı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ben de ki 1983 yılın da İstanbul’da basılan 8. Baskılardan. İstanbul’a gittiğim dönem Beyoğlu’nda bir sahaftan almıştım bu kitabı. Merak uyandırıyor doğru,sıkılmadan okumanız dileğiyle..
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
Puan vermedi·351 syf.··
2019 35. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2019 13:37
Elimde kitap kalmadığı için kütüphaneye gitmiştim. Gözüme çarpan "Eylül" romanını aldım, biraz içini karıştırıp arkasındaki özet bölümünü okudum. Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olduğunu öğrenince merak ettim ve okumaya başladım. Ama sadece başladığım bir işi yarım bırakmamak için bitirdim ve bitirmek için kendimi baya zorladım. Roman çok yavaş ilerliyor. Daha doğrusu ilerlemiyor. Büyük bölümü iki insanın kendi zihnindeki konuşmalardan ibaret. Pek bana hitap eden bir roman değildi açıkcası. Stefan Zweig'in "Bir kadının yaşamından yirmidört saat" ve "korku" kitaplarıyla benzer bir yönü vardı ki o da evli olan kadınların eşlerini aldatmaları ve romanların bunun üzerinden devam etmesi. Bu benim sadakat ve ahlak anlayışıma ters davranışlar olduğu için çok beğenerek okuyamadım. Romanın sonunu kitabın arkasındaki özet bölümünde yazmaları da biraz ilginç geldi. İlk psikolojik roman olması hasebiyle genel kültür adına okunabilir..
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
8/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2020 16:28
Süreyya, karısı Suat’la birlikte babasının evinde kalmaktadır. Süreyya’nın kız kardeşiyle onun eşi de onlarla birlikte yaşamaktadır. Süreyya baba evinde kalmaktan, evin uzak bir yerde olmasının da etkisiyle sıkılmakta, Boğaz’da veya Adalarda oturmayı; sandallı, kotralı bir deniz yaşamı sürmeyi istemektedir. Süreyya karısı Suat’la beş yıllık evlidirler. Suat, kocasının bu hayalini gerçekleştirmek umuduyla gizlice babasına mektup yazar ve para ister, babası da yazlık evin kira bedeli olan kırk lirayı kızına gönderir. Suat durumu kocası Süreyya’ya açar ve çok sevinirler. Süreyya Bey ve Suat Hanım Boğaz içinde küçük bir yalı tutarlar ve oraya taşınırlar. Yalıya Süreyya’nın halasının oğlu olan Necip’i de sık sık davet ederler. Necip Suat’ı pek çok yönden taktir etmekte, beğenmektedir. Zamanla bu taktir ve beğeni duygulan sevgiye dönüşür. Süreyya sık sık denize çıkmakta, günlerinin çoğunu denizde geçirmektedir. Bu yüzden Suat’la Necip yalıda yalnız kalmaktadır, içten içe Suat da Necip’i sevmektedir ama her ikisi de Süreyya’yı çiğneyemediği için fazla ileri gidememektedir, vicdanları bunu engellemektedir. Bu yüzden birbirlerine olan aşklarını söyleyemezler. Etrafta Suat’la Necip arasındaki duygusal ilişkinin dedikodusu yayılmıştır, bunu Süreyya da duyar ama buna  ihtimal vermediği için fazla üzerine gitmez. Necip bu söylentilerden dolayı yalıya seyrek gitmeye başlar, bir süre sonra “tifo”ya yakalanır. Hastalığın tehlikeli dönemi geçince Süreyya ile Suat, Necip’i ziyaret eder. Necip, Suat’a olan aşkından dolayı yalıya gidip geldiği günlerde Suat’ın eldiveninin tekini almış yastığının altında saklamaktadır. Bu hasta ziyareti sırasında eldiven yastığın altında bulunur. Böylece Suat, Necip’in de kendisini sevdiğini anlamıştır ama bunu diğerleri de hisseder. Necip iyileşince
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
Puan vermedi·351 syf.··
2008 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2008 00:00
Eylül romanı yasak aşk konusunu işlemektedir. Bu konuda diğer dönem romanlarından farklı olarak sadakatsizlikle bağlılık çatışması, romanda yasak aşkın önündedir. Nitekim romanın sonunda yasak aşklarına ürkek tutkuyla bağlı olan Necip ve Suat birbirine kavuşamaz..
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
8/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2016 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2016 21:43
O zaman eylül doğada ilk korku ayı, faniliğin ilk hissedildiği ay, ilk faydasız ve yakıcı mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel geçmişin özlemiyle boyun bükülmüş bir ay. Ayaklarının altında çamurlanmış çürük yapraklara bakarak "Evet, her şey çürüyor. Demek bizde çurüyeceğiz?" diye düşündü Suat. Demek ki çürüyecekti, o da çürüyecekti. Böyle, hiç bir mutluluk gelmeden, daha henüz, beklerken, özellikle hayatının nasıl gafil geçmiş olduğunu anladıktan sonra.
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma
Puan vermedi
Türk edebiyatının ilk psikoloji romanı Eylül, yalnızlığın, suskunluğun ve içte büyüyen bir aşkın romanı… Bu kitapta yüksek sesle yaşanan bir aşk yok; aksine sessizlik, bakışlar, kaçamak sözler ve kalpte gizlenen fırtınalar var. Romanın atmosferi bir sonbahar gibi… Sıcak duygular yavaş yavaş soluyor, yerini hüzne ve kabullenmiş bir yalnızlığa bırakıyor. Suat ve Necip’in hikayesi, hem bir aşkın hem de vicdanın sınırlarını anlatıyor. Her ikisi de duygularının esiri ama aynı zamanda kendi ahlaklarının tutsağı. Bu çatışma romanın kalbinde yankılanıyor. Cümlelerinde bir melankoli var, tıpkı sonbahar rüzgarı gibi insanın içine işliyor. Kapanan her sayfada biraz daha derin düşünüyorsun: aşk bazen sessiz yaşanır, bazen de en derin acılar hiç söylenmez… Alıntı Bu büsbütün başka bir aşk... Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği için seviyordu, bakışı için, gülümseyişi için...
2024 Okuma Raporları
EylülMehmet Rauf · Norm Kitap · 201150,1bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)