Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·256 syf.··
2024 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 00:00
Eylül, Servet-i Fünun dönemi yazarlarından Mehmet Rauf tarafından kaleme alınan ve Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilen eserdir. 1900 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan eser 1901 yılında kitap haline getirilmiştir. Kitap karakterleri Süreyya, Suat ve Necip arasındaki yaşanan aşk üçgenini ele almakta, sadakatsizlik konusunu işlemektedir. Tüm bu aşk üçgeni beş yıllık evli Suat ve Süreyya çiftinin bir bağ evine taşınması ve aynı zamanda akrabaları olan misafirleri Necip'in evlerine sıkça gelmesi ile başlar. Eylül aynı zamanda bir ruh çözümlemesi romanıdır. Eylül ayının kışın habercisi olması, yaprakların dökülmesi, doğanın uyumaya hazırlanması, tüm güzelliklerin son bulması gibi insanın içinde kopan fırtınaları mutsuzluk ve umutsuzlukla bağdaştırmıştır. " Eylül, ah işte eylül! Ne yapılsa boş... Bak her şey bitti."Oysa şimdiki Eylüller hiç te öyle değil.. Ben de pek bi severim Eylül'ü...İçimizde kopan fırtınaların mevsimlerle ya da doğayla alakası yok efendim. Bi rahat bırakalım onları. Suat aşk ve sadakat gerilimi yaşamaktadır ama eşini aldatmak istememektedir.Fakat Eylül’de yaşanan aşk masumiyet ve yüceliğine gölge düşürülmeden korunmak istenir. (Yine de tasvip etmiyoruz tabi günümüz dizileri ve sosyal medya ile her ne kadar normalleştirmeye çalışılsa da...).Böylece bakışların konuştuğu, müziğin eşlik ettiği, neredeyse sessiz bir ilişki ortaya çıkmış. Öte yandan karakterler mutluluğu, sevgiyi, toplumsal bağları sorguladıkları; ihtiraslar, çelişkiler, yükseliş ve düşüşlerle dolu oldukça sesli bir iç dünya içindedirler. İç dünyalarına yönelttikleri sorular ne kadar duygu yoğunluğu yaşadıklarını gösteriyor. Ayrıca hep kendilerine de kızıp hayıflanıyorlar. Mehmet Rauf ilmek ilmek ördüğü duygu betimlemeleri ve ruhsal tahlilleriyle
EylülMehmet Rauf · Maviçatı · 201949,9bin okunma
7/10
·345 syf.··
2021 7. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2021 11:25
Anlaşılması zor bir psikolojik roman ama anlayabilen için muazzam bir eser. Eser serveti fünun döneminde kaleme elındığı için isimler çok farklı geliyor insana. Misal :"Suad- kız ismi, Süreyya-erkek ismi...
EylülMehmet Rauf · Maviçatı · 201949,9bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 127. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 23:29
Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı olan " Eylül" , diğer Servet-i Fünun romanlarının aksine dil estetiği ve ifade ahengini, hayatın gerçekliğine tekabül ederek yakın bir dilde bulur.
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Maviçatı · 201949,9bin okunma
9/10
·256 syf.··
2023 17. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2023 10:16
Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak kabul edilen "Eylül" Mehmet Rauf'un okuduğum ilk kitabıydı. Bu kitapta olaydan daha çok kişi analizi esas alınmıştır. Kitapta yasak ilişki var ve Mehmet Rauf öyle bir anlatmış ki bu durumun iyi bir şey olmadığını bildiğimiz halde karakterlere kızamıyoruz. Ve Eylül ismi gerçekten kitabın ismine göre çok anlamlı. Eylül bir geçiş ayıdır; yazın yerini yavaş yavaş sonbahara bıraktığı zaman aralığıdır. Ayın ilk yarısında tasasız ve neşeli yaz günleri hakimiyetini sürdürürken ikinci yarıda yapraklar düşmeye, sonbahar gelmeye başlar. Yani güzel günleri geride bırakıp mutluluğun yavaş yavaş öldüğü anlamını çıkarabiliriz.
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Maviçatı · 201949,9bin okunma
6/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2020 01:02
° Mehmet Rauf'un en önemli eseri olan Eylül; Servet-i Fünun döneminde yazılmış olan ilk psikolojik romanıdır. Kitap halindeki ilk basımı 1901 yılında yapılmıştır. Eserde, Suad, Süreyya ve Necip üçlüsü arasındaki sevgi, sadakat, aşk, evlilik üçgeninde roman kahramanlarının ruhsal çözümlemeleri yapılmaktadır. Kitabın başlarında yavaş ilerleme söz konusu ve bu durum sizi sıkabilir. Ancak kitabın konusu insanı kendine çektiğini düşünüyorum. Konusundan kısaca bahsetmek isterim. Bir bağ evinde başlayan roman, oradaki ortamdan bahsederek aile bireylerini tanımamızı sağlar. Süreyya monoton bağ evinden sıkılmıştır ve yalı alıp eşi Suad ile oraya taşınırlar. Arkadaşları Necip ile birlikte sürekli gezerler ve mutlu yaşarlar. Fakat bir gün Süreyya'nın eşini umursamaz ve yalnız bıraktığından Suad onu tanımadığını düşünür. Arkadaşları Necip, Suad'a daha yakındır ve bir anda aralarında bir sıcaklık olur. Birbirlerine, yaşamayacakları bir aşk olduğundan açılamazlar. Bu üçlünün yaşadığı ruhsal durumları , kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, romanın yazıldığı döneme göre oldukça cesur bir dille anlatılmaktadır. Nihayetinde kitabı kapattığınızda iyi ki okumuşum diyebileceğiniz bir eserdir. Keyifli okumalar
EylülMehmet Rauf · Maviçatı · 201949,9bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Eylül: Ezberlenen Değil, Sorgulanan Bir Roman
6/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 22:04
Lisede sayısal okuyanların en çok zorlandığı konulardan biri ezberdir. Eylül denince de çoğu zaman “ilk psikolojik roman, Mehmet Rauf” diye ezberlediğim günlerin hatrına bu kitabı okumaya karar verdim :) Bir yasak aşk hikayesi okudum.Roman diye bu yasak aşkı normalleştirmeyeceğim. Kadın evli, Necip ise kuzeninin eşi olan bu kadına aşık oluyor. İç çatısmalar müthiş anlatılmış FAKATTTT Karakter deyip geçemeyiz roman diye de alkışlayamayız. Süreyya evliliğin verdiği rahatlıkla eşini ihmal ederken Necip de kuzeninin eşine karşı duygular besliyor. Bu durum ahlaki olarak sorgulanması gereken bir durum. Üstelik bu sadece romanda kalan bir şey de değil. Günümüzde de benzer örnekleri görmek için etrafa bakmak yeterli. insanın nefsine yenildiğinde nasıl yanlışlara sürüklenebileceğini de gösteren bir romandır. Her insan yanlış yapabilecek güce sahiptir ama önemli olan bu güce rağmen kendini tutabilmektir. Romanı okurken bunu da düşünmek gerekir.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)