Goethe bu eserinde, bizi Dr Faust ile tanıştırır. Faust bilgiye ve anlam arayışına doymayan, bu nedenle de yaşamın zevkleri ile ilgilenmeyen ve aklın sınırlarını zorlamasına rağmen hiç bir elle tutulur bilgi elde edemediği için tatmin olmayan bir bilim insanıdır. Nihayetinde sonsuz zevk ve bilgi için, Faustu yoldan çıkarmak için bizzat tanrıdan onay alan, ifrit Mempisto'ya ruhunu satar. İkili Faustun ölümüne kadar sürecek bir maceraya atılırlar.
Goethe bu eserinde, iyilik ve kötülüğü iç içe geçmiş bir şekilde ve insan doğasının doğal bir parçası olarak ele alır. İnsan, sürekli arayan, hata yapan ancak vazgeçmeyip kendini geliştiren ve sonunda iyiliği bulan bir varlık olarak tasvir edilir. İyilik saf bir masumiyet değil, değişim ve dönüşümle elde edilen bir bilinçtir. Bu değişim ve dönüşüm ömür boyu sürer ve insan bu dönüşüm esnasında hatalar yapar. Hırslarına, arzularına, merakına yenik düşer. Bunların uğruna kötüyü taraf edinebilir, başkalarına kötülük yapabilir, yaptırabilir. Hatta insanlara en büyük acıları dahi yaşatabilir. En nihayetinde insan bunların sonucunda olgunlaşır ve iyiyi seçerse, geçmiş günahlarına rağmen bağışlanır ve ruhu ilahi katta yerini alır.
Faust eserinde, Hristiyan inancını, antik Yunan mitolojisini ve terminolojisni çok sık kullandığı için, bunlara yabancı olanların okurken epeyce zorlanacağı bir eser. Yine oyun şeklinde yazıldığı için gerek sahneleri hayalde canlandırmak, gerek karmaşık ve zorlayıcı diyalogları anlamak için sakin ve dinlenmiş bir zihinle okumak gerekiyor.