Gılgamış Destanı

9,0/10  (1 Oy) · 
8 okunma  · 
2 beğeni  · 
361 gösterim
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    185
  • ISBN:
    9786051003481
  • Yayınevi:
    Anonim
  • Kitabın Türü:

Sümerler. İnsanlığın yazılı tarihini, icat etmiş oldukları çivi yazısı ile başlatan; astronomiden matematiğe, geometriden fiziğe kadar birçok alanda ilkler gerçekleştirmiş ve kendilerinden sonra gelen hemen hemen her uygarlığı etkileyebilmiş olan toplum.
Uygarlık tarihine yaptıkları katkılar sayesinde tarihten bugüne kadar yeni buluşların da önünü açabilmişlerdir.

Kanıtlanmış ve üzerinde çalışmaların devam ettiği Sümerlere ait birçok buluntunun yanında, hala gizemi tam olarak çözülememiş, aydınlatılamamış bir o kadarı daha mevcuttur. Bunlardan biri de, tarihin en eski (ilk yazılı) destanı olan "Gılgamış Destanı''dır. Toplamda 12 kil tablet üzerine yazıldığı düşünülen destanın bazı bölümleri hala kayıp, bazı bölümlerinin de çevirisi yapılamamıştır. Tarihin farklı dönemlerinde ve farklı kazı alanlarında çıkarılan buluntuların aydınlatılması sonrasında eksik kalan birçok kısmın tamamlanabileceği düşünülüyor.

Destanın ana konusunu, m.ö 28. yy.'da Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüş Kral Gılgamış'ın, kendine en yakın bulduğu arkadaşı Enkidu'nun ölümünden sonra bunalıma girmesi, ölümsüzlük otunu aramaya başlaması oluşturuyor. Gılgamışın fiziksel özellikleri, tanrılarla olan ilişkileri, Enkidu ile tanışması, Enkidu ile birlikte dehşetleriyle ün salmış çeşitli yaratıkları öldürüp halkını huzura kavuşturması, bu yüzden de tanrıların öfkesini (öldürülen yaratıklar tanrılar tarafından onları cezalandırmak için yollanan yaratıklardır) üzerlerine çekmeleri gibi konulara da değinen destan ayrica Nuh tufanının bir kısmını da anlatmaktadır.

Sümer diline özgü anlatım teknikleriyle yazılan destan son derece akıcı bir dile sahiptir. Öyleki eksik kalmış bölümler fazlasıyla göze çarpmamakta.

Yazar kitapta ayrıca Sümerlerin tarihleri, kültürleri, uğraşları ve buluşları gibi konulara da çeşitli başlıklar altında açıklamalar getirmiş böylece döneme ait akla takılabilecek birçok soru işaretini gidermeyi düşünmekle destanı okumaktan alınan hazzı arttırmayı hedeflemiştir. Mutlaka okuyun derim.

Destanın son yazılım tarihi tam olarak bilinmesede son ozamnın kassitler çağında yaşamış sin lekke unnini adında bir savaşçı olduğu kabul edilmektedir.