Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
 
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Destanın Tevrat, İncil ve Kuran 'a ilham verdiği iddialarını duyunca hemen gittim aldım. Zaten kitabı bir solukta okudum. İş Bankası yayınları gerçekten çok başarılı. Sonuç olarak ; Enkidu karakterinin kilden yaratılması, büyük tufan olayından bahsetmesi ve Enkidu' nun ruhunun yeryüzüne gelip cehennem ( yeraltı dünyası) hakkında bilgi vermesi gerçektende Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında kaynak göstermeden bu destandan alıntı yaptığını gösteriyor. Mesela Nuh Tufanı bu 3 kutsal kitapda bir çok ayette anlatılır. Ve neredeyse gılgamışda anlatılanin aynısı. Kendi fikrimi söylemem gerekirse gerçekten Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında ki temel konuların kaynağı Gılgamış desek abartmış olmayız. Çok dikkatimi çeken bir diğer konu ise Gılgamış 'in ölümsüzlüğü ararken kendisine bunu sağlayacak olan dikenli otu buluyor ama bunuda bir yılana kaptırıyor yılan otu yer yemez deri değiştiriyor. Günümüzde bir çok toplumda yılanların bahar ayında deri değiştirmesini bu destana bağladığı söylenir. Okuyun arkadaslar...
176 syf.
·2 günde·8/10
Okur ağız açıp konuştu, dedi ki diğer okurlara:
“Bu kitap bir harika, harika bu kitap.”

Yıl MÖ 5000 tahminen Büyük Tufan’ın hemen ardı, Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında ilk insanlığın bilinen gerçek yüzü Sümerler ve onların akıl almaz mitolojisi. Zamanında birden ortaya çıkan bu uygarlık, çıktığı anından itibaren yüceliğini ve büyüklüğünü ortaya koymuştur. Astronomi, geometri daha da önemlisi olan “Yazı” ilmi Sümerlerden çıkıp, batıya doğru yayılmıştır. Yapılan araştırmalarda buzulların yok oluşu MÖ 8000li* yılları göstermektedir. Arada geçen 3000 yıllık süreç ise tamamen karanlıklar altındadır ki ta Sümerliler işi kilden yaptıkları tabletlerin üzerine ekledikleri yazıya kadar. Sümerler ’in tarihe ve insanlığa kattıkları elbette tartışılamaz. Bahsi geçen kitap ise o zamandan günümüze ulaşan ilkyazım örneğidir.

MS 1800lü yılların ortasında keşfi başlanan ve Mezopotamya denilen yerde bulunan tabletlerin ortaya çıkardığı, yazım örneğidir. Tarihin ilk destanı olması sebebiyle birçok yerde önem kazanması ve bizlere dönem hakkında bilgiler sunması tabletlerin ne denli kıymetli olduğunu bildirmektedir. Özellikle mitoloji severlere genellikle Doğu, Sümer ve İran mitolojisi tanrılarını tanımaları için güzel bir başlangıçtır Gılgamış Destanı.

Kitabın bir başka bakış açısıyla özellikle Hz. Nuh (as) yani destanda adı geçen Utnapiştim’in Büyük Tufanı da 327 dize ile anlatılmaktadır. Bu hususun ise diğer üç din kitabına ilham kaynağı olduğu, hatta yazılırken bu destandan esinlendiği dahi savunulur.

Sait Maden’in Avrupa dillerinden çevirdiği ve kaynaklara dayandırdığı destan, belki de günümüzde okuyabileceğimiz eksiği en az ve çevirisi en doğru olan kitaplardan birisi. Daha önceki çevirilerde destanın daha bir masalsı anlatımı, çıkmazlara giren olay örgüleri ve kaynak gösterilmemesi gibi etkenleri bu kitapta bulmak zor.

Konusu Uruk Kralı Gılgamış’ın başından geçenleri anlatmasıyla başlıyor, insanın varoluşu ve yok oluşunun da konu edildiği destan devam edip en sonunda ölümsüzlüğü bulmak için çıktığı yolculukta olumlu/olumsuz bir şekilde Uruk şehrine dönüşüyle sonlanıyor.

Bazı kil tabletlerin kırık ya da silik olmasıyla destanın kısımları küçük bir açıklama ile boş geçilmiş ve sonraki tabletlerle devam etmiştir. Hiç bulunmayan ve eksik olan tabletlerin boşlukları ise çevirmen notlarıyla desteklenmiş olduğu için yitik bir döngü içerisine düşmüyor okur.

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Keza tarihin ilk destanı ve yazıtı olması sebebiyle de zaten okunmayı hak eden bir eser olduğunu düşünüyorum.

Sevgi ile kalın…
  • İlyada
    8.6/10 (188 Oy)211 beğeni696 okunma260 alıntı6.430 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.5/10 (320 Oy)340 beğeni1.005 okunma786 alıntı17.364 gösterim
  • Odysseia
    8.4/10 (157 Oy)157 beğeni561 okunma96 alıntı4.786 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (815 Oy)784 beğeni2.655 okunma1.613 alıntı15.089 gösterim
  • Zincire Vurulmuş Prometheus
    8.6/10 (101 Oy)92 beğeni277 okunma114 alıntı2.476 gösterim
  • Prens
    8.3/10 (516 Oy)452 beğeni1.646 okunma773 alıntı14.994 gösterim
  • Kral Oidipus
    8.7/10 (162 Oy)141 beğeni565 okunma125 alıntı3.415 gösterim
  • Bütün Şiirleri
    8.7/10 (107 Oy)110 beğeni298 okunma273 alıntı2.438 gösterim
  • Siyasetname
    8.5/10 (152 Oy)147 beğeni394 okunma258 alıntı6.327 gösterim
  • Fırtına
    8.0/10 (93 Oy)80 beğeni326 okunma173 alıntı3.976 gösterim
185 syf.
Sümerler. İnsanlığın yazılı tarihini, icat etmiş oldukları çivi yazısı ile başlatan; astronomiden matematiğe, geometriden fiziğe kadar birçok alanda ilkler gerçekleştirmiş ve kendilerinden sonra gelen hemen hemen her uygarlığı etkileyebilmiş olan toplum.
Uygarlık tarihine yaptıkları katkılar sayesinde tarihten bugüne kadar yeni buluşların da önünü açabilmişlerdir.

Kanıtlanmış ve üzerinde çalışmaların devam ettiği Sümerlere ait birçok buluntunun yanında, hala gizemi tam olarak çözülememiş, aydınlatılamamış bir o kadarı daha mevcuttur. Bunlardan biri de, tarihin en eski (ilk yazılı) destanı olan "Gılgamış Destanı''dır. Toplamda 12 kil tablet üzerine yazıldığı düşünülen destanın bazı bölümleri hala kayıp, bazı bölümlerinin de çevirisi yapılamamıştır. Tarihin farklı dönemlerinde ve farklı kazı alanlarında çıkarılan buluntuların aydınlatılması sonrasında eksik kalan birçok kısmın tamamlanabileceği düşünülüyor.

Destanın ana konusunu, m.ö 28. yy.'da Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüş Kral Gılgamış'ın, kendine en yakın bulduğu arkadaşı Enkidu'nun ölümünden sonra bunalıma girmesi, ölümsüzlük otunu aramaya başlaması oluşturuyor. Gılgamışın fiziksel özellikleri, tanrılarla olan ilişkileri, Enkidu ile tanışması, Enkidu ile birlikte dehşetleriyle ün salmış çeşitli yaratıkları öldürüp halkını huzura kavuşturması, bu yüzden de tanrıların öfkesini (öldürülen yaratıklar tanrılar tarafından onları cezalandırmak için yollanan yaratıklardır) üzerlerine çekmeleri gibi konulara da değinen destan ayrica Nuh tufanının bir kısmını da anlatmaktadır.

Sümer diline özgü anlatım teknikleriyle yazılan destan son derece akıcı bir dile sahiptir. Öyleki eksik kalmış bölümler fazlasıyla göze çarpmamakta.

Yazar kitapta ayrıca Sümerlerin tarihleri, kültürleri, uğraşları ve buluşları gibi konulara da çeşitli başlıklar altında açıklamalar getirmiş böylece döneme ait akla takılabilecek birçok soru işaretini gidermeyi düşünmekle destanı okumaktan alınan hazzı arttırmayı hedeflemiştir. Mutlaka okuyun derim.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gılgamış yarı efsanevi bir kişi. Annesi Ninsun adında bir tanrıça, babası Lilla adında bir şeytan. Bu yüzden '' üçte ikisi tanrı etinden, üçte biri insan etinden '' yaratılmış. Bağdat ile Basra arasındaki Uruk kentinin güçlü kralı. Kendisinden '' her şeyi gören ve her şeyi bilen '' diye bahsedilen Gılgamış'ın 126 yıl boyunca hüküm sürdüğüne inanılıyor.

Gılgamış ;
Ölüm / yaşam temeline oturtulmuş , dostluk ve yiğitlik destanı ...
Nuh Tufanını anlatan ilk yazılı eser ( Bir kaç kutsal kitabın da kaynağı sayılıyor ) ...
Ölüm karşısındaki acı yenilgi ...
Dili şiirsel ...

Yüz elli yıllık çalışma sonucu destanın üçte ikisi ele geçirilebilmiş. Tabletlerin bazı kısımları kırık ya da eksik olduğundan bir çok yerinde boşluklar mevcut. Zaten artık geri kalan bölümleri elde etmek, Irak'ta kazılar yapmak da imkansız. Çünkü acımasız bombalar yeryüzü uygarlığının eşik taşlarını çoktan yerle bir etti...
185 syf.
Spoiler var biraz fazla degil :)

Mitolojiye merakım artarken,
bir Sümerli olarak hep bu destani merak etmisimdir(köyümün ismi Sümer :D )
Tufandan, ölümsüzlükten ve tanrilarla olan polemiği dikkati mi çekmiştir. Ilk yaziyi icad eden( hemserilerim) Sümerliler 12 tablete Gılgamış destanini yazmislar.
Okurken canımı sıkan şey şu oldu; 1 satır 20 satir vs eksik, tabletin devami kırık cümle cevirisi yapilamadi, vs gibi eksikler var ve yazar bunları birleştiriyor muhtemel şeyler söylüyor veya olaylari bağlıyor. Sümer mitolojisindeki yari tanri Gılgamış yunan tanrisinda herkül , sumer tanrisinda ask tanrisi İştar yunan mitolojisinde afrodit benzerliklerini dusundum Okurken bi ilgisi var bi yere varirmiyim diye düşündüm Kiyaslamalar yaptim
Misal ;
"Utnapistim (Hz. Nuh ) ölümsüzlük otunu Gılgamış a veriyor yilan otu Gılgamıştan alıp yiyor. Ölümsüzlük otunu yilan yemesi ve tıp ın simgesi yilan olmasi mitolojik bir bağlantı olabilir mi ?" Diye sordum okuma esnasında https://1000kitap.com/limitededitionzethos sağolsun bu konuda aydinlatti.
(Yorumu şuydu :Evet var, yılan sürekli kabuk değiştirdiği için gençlikle, ve yeraltına girdiği için öteki dünya ile yani ölüm ve gençlik (sağlık) ile ilişkilendirilmiştir. Ölüm ve gençlikle ilişkilendirilmesi çok daha eskilere dayanır(şamanizm ve sümerler dönemine kadar) ve bu anlamının daha sonraki çağlarda Tıp'ın simgesine dönüşmesinde etkisi çok büyüktür.)

Mitoloji saçma gelebilir ama her ne olursa olsun bir dönemin toplumsal kültürel ve sosyal ozelikler barindirir (tabi bu benim fikrim)
Simdi ilk uçakla truvaya gidiyorum
(ilyada ya gececegim :) )
176 syf.
·Beğendi·8/10
Gılgamış Destanı, tarihin en eski yazılı destanı olup, 12 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir. Araştırmalar sonucu tabletlerin sadece üçte ikisine ulaşılmış. Tabletin bazı bölümleri kayıp olmasına ve bazı yerlerin okunamamasına rağmen anlam bütünlüğünü koruyor.
Destanın isim babası Gılgamış, ilk Sümer yerleşkelerinden Uruk kentinin kralıdır. Destanda da yarı tanrı özelliğine sahip Gılgamış'ın, en yakın arkadaşı Enkidu'nun ölümünden sonra ölüm korkusu yaşaması ve Büyük Tufan'dan insanları kurtarıp tanrılar tarafından ödüllendirilmiş ve ölümsüzlüğe sahip olmuş Utnapiştim'i bularak ölümsüzlüğe ulaşma arayışını konu alıyor. En ilginç kısım da tek tanrılı dinler gelmeden binlerce yıl önce Tufan olayına değinilmiş olması malum.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Bir vakitler destan okuma hastalığı edindim. Beni en çok etkileyen destanlardan biri de şüphesiz Gılgamış oldu. Modern romandan almadığım tadı ondan aldım. Enikudu, Gılgamış... Humbaba!

Nuh Tufanın ilk izlerini barındırması açısından muazzam!

Okuyun, okutturun!
176 syf.
·1 günde·5/10
Yaşam sevgisi, yiğitlik, aşk gibi konuların işlendiği bu destan, diğer destanlar gibi insanoğlunun ölümsüzlük arayışının kanıtlarından biridir. Sait Maden'in Batı kaynaklarından çevirdiği Gılgamış Destanı'nın, Yunan destanı İlyada'dan, Hint destanı Mahabharata'dan beş bin yıl öncesinde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Gılgamış Destanı, insanoğlunun ilk yazınsal ürünü, ilk başyapıtıdır.
176 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Binlerce yıl önce kaleme alınan bu destanı okuyunca, kullanılan edebi dile hayran kalmamak, şaşırmamak mümkün değil. Özellikle kutsal kitaplarda yer alan tufanı, onlardan çok önce yazılan bu destanda daha geniş bir biçimde okumak hepten şaşırtıcı.
176 syf.
·Beğendi·7/10
150 yıllık araştırmalar sonucu tabletlerden edinilen bilgi ile bu başyapıtın 3te 2lik bir kısmı aydınlatılmıştır.Geriye kalan kısmın Amerika'nın Irak'ta antik kalıntıları bombalaması ile tarihe karıştığını öğreniyoruz.
Destanda ilgimi çeken ilk konu büyük tufanın bahsedilmesidir.Günümüzde varlığını sürdüren dinler daha ortalıkta yok iken Sümer Tanrısı EA'nın Ut-Napiştim isimli bir ölümlüye dolaylı yoldan anlatması ve 7 günde tamamlanan gemi ile hepimizin bildiği gibi hayvanların çift halinde bindirilmesi (dünyanında 7 günde oluştuğunun varsayımınıda aklımıza getirirsek aralarında bir bağlantı olduğunu düşüne bilirmiyiz?Kafamda deli sorular. )Bir de Tanrı kızları olarak bilinen tapınakların giderleri için fahişelik yapan ama sokak fahişelerinden ayrılan bir grup var.Ve bu Tanrı kızlarının sokaklarda statüleri belirli olsun diye başlarını örtmesi soru işaretleri oluşturabilir.Dinlerde Nuh tufanı olarak bilinen olayın milattan önce 3000 - 4000 yılları arasında tabletlerden dilimize çevirilipte okunması harikulade sonuçta ilk eserlerden biri.
176 syf.
·Beğendi·8/10
Sümerlilerin toplum yapısı ve Mezopotamya coğrafyasının kültürel geleneklerini öğrenebileceğiniz bir eserdir.Tarihin yazılan ilk destanı olması zaten başlı başına okunması gereken bir eser olduğu göstermektedir.İlk destan olması dolayısıyla ondan sonra ki her kaynağa ışık tutmuş ve dini eserleri de etkilediği açıktır.Tanrılara armağan sunmaları ve onlarla konuşmaları politeist bir yapının oluşması Yunan ve Mısır hatta Hint mitolojisine katkıları olduğu görülüyor. Tarımın önemini, doğa simgeleri ve mitolojik hayvan tasvirleri mevcut, eser ayrıntılı incelendiğinde Enkidu'nun psikolojik tahlili bile yapılabilir. Baş kahraman Gılgamış, ölümsüzlüğü bulma yolunda Ut-Napiştim'i bulur ve burada Tufan hadisesinden bahsedilir.Tapınak olayları ve Tanrıların diyalogları beni etkileyen bölümler olmuştu.
Herkesin bu eseri okuması dileğiyle..
176 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okuldayken bize okuttular. Gerçektende bu kitabın dini kitaplara kaynak oluşturduğunu anladım. Bunu okuyanlar muazzez ılmiye çığıda kesinlikle takip etmemeliler diye düşünüyorum.
İnsanoğlunun sayılıdır günleri,
yapıp ettikleri bir yel esintisidir ancak.
Şimdi sen korkuyorsan ölmekten
yiğitliğin, üstünlüğün ne işe yarar?
Ölümü hiçe say, yaşamı yücelt!
Bir kimseden sorumlu kişi dayanıklı olmalı her şeye;
önde yürüyen kişi yoldaşını kollayıp gözetir,
sağlam bir ad bırakır kendinden sonrakilere.
İnsanoğlu kötüdür, sana kötülük eder...
Anonim
Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 7. Basım - 2018 - Çeviri: Sait Maden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
 

Kitabı okuyanlar 345 okur

  • Sereny
  • Neslihan Tümtaş
  • Sûfi
  • Dünyam
  • Burcu
  • onur erdal
  • Muhammed
  • Necdet Aydar
  • Lafzaa
  • Alperen Çapraz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.9 (1)
9
%0.9 (1)
8
%0
7
%1.9 (2)
6
%0
5
%0.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0