Gılgamış DestanıMehmet Ali Atak

·
Okunma
·
Beğeni
·
419
Gösterim
Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
Spoiler var biraz fazla degil :)

Mitolojiye merakım artarken,
bir Sümerli olarak hep bu destani merak etmisimdir(köyümün ismi Sümer :D )
Tufandan, ölümsüzlükten ve tanrilarla olan polemiği dikkati mi çekmiştir. Ilk yaziyi icad eden( hemserilerim) Sümerliler 12 tablete Gılgamış destanini yazmislar.
Okurken canımı sıkan şey şu oldu; 1 satır 20 satir vs eksik, tabletin devami kırık cümle cevirisi yapilamadi, vs gibi eksikler var ve yazar bunları birleştiriyor muhtemel şeyler söylüyor veya olaylari bağlıyor. Sümer mitolojisindeki yari tanri Gılgamış yunan tanrisinda herkül , sumer tanrisinda ask tanrisi İştar yunan mitolojisinde afrodit benzerliklerini dusundum Okurken bi ilgisi var bi yere varirmiyim diye düşündüm Kiyaslamalar yaptim
Misal ;
"Utnapistim (Hz. Nuh ) ölümsüzlük otunu Gılgamış a veriyor yilan otu Gılgamıştan alıp yiyor. Ölümsüzlük otunu yilan yemesi ve tıp ın simgesi yilan olmasi mitolojik bir bağlantı olabilir mi ?" Diye sordum okuma esnasında https://1000kitap.com/limitededitionzethos sağolsun bu konuda aydinlatti.
(Yorumu şuydu :Evet var, yılan sürekli kabuk değiştirdiği için gençlikle, ve yeraltına girdiği için öteki dünya ile yani ölüm ve gençlik (sağlık) ile ilişkilendirilmiştir. Ölüm ve gençlikle ilişkilendirilmesi çok daha eskilere dayanır(şamanizm ve sümerler dönemine kadar) ve bu anlamının daha sonraki çağlarda Tıp'ın simgesine dönüşmesinde etkisi çok büyüktür.)

Mitoloji saçma gelebilir ama her ne olursa olsun bir dönemin toplumsal kültürel ve sosyal ozelikler barindirir (tabi bu benim fikrim)
Simdi ilk uçakla truvaya gidiyorum
(ilyada ya gececegim :) )
Destanın son yazılım tarihi tam olarak bilinmesede son ozamnın kassitler çağında yaşamış sin lekke unnini adında bir savaşçı olduğu kabul edilmektedir.
Yazıyı bulmuş olan Sümerliler Tarihi başlatan ulustur. M.Ö. 4000'inci yılın ikinci döneminde Aşağı Mezopotamya bölgesinde yaşamış olan; Ur. Uruk, Kiş, Eridu, Lagaş ve Nippu gibi bölgede son derece önemli roller oynamış olan kentler kuran Sümerlerden geriye o dönem hakkında yeterli bilgi veren çok sayıda eser kalmıştır. Bu değerli eserlerin içinde en önemlisi de elbette, içinde Nuh Tufanı'nın da anlatıldlğl Gılgamış Destanı'dır Sümer dilinde "Sha Nagba İmuru" diye hitap edilen ve anlamı "her şeyi görmüş olan" olan Gılgamış, günümüzde Gaziantep'in Suriye'ye sınır ilçesi Karkamış'ın o dönemki adıyla Uruk kentinin kralıydı. Gılgamış Destanı'nın ilk yazılış tarihi M.Ö. 3000- 2500 yılları arasına tarihlenmektedir. Destan Sümecce on iki adet kil tablet üzerine kaydedilmiştir
Mehmet Ali Atak
Sayfa 11 - Anonim Yayıncılık
Bütün güneşin ışıklarını kararttılar.
Büyük fırtına, ülkeyi bir çanak gibi parçaladı.
Bir gün karayel esip hepsini sildi süpürdü.
Sonra birdenbire poyraz esip ülkenin altını üstüne getirdi.
Rüzgârlar insanların tepesinde savaş edercesine çarpıştılar.
Kimse kimseyi göremiyordu. Ve gökten bakılınca insanlar tanınmıyordu.
Tanrılar bile tufandan korkarak geri çekildiler.
Ve göğün en yüksek katına kadar çıktılar.
Tanrılar, orada bir köpek gibi kıvrılmışlardı.
Göğün en son eteklerinde büzülüp yatıyorlardı. İştar çocuğuna ağlayan bir ana gibi bağırıyordu. Tanrıların ecesi, güzel sesiyle ah ediyordu:
"Yazık o güne! O gün çirkef olsun!
Benim, tanrılar meclisinde kötülük buyurduğum o
gün! Ben nasıl oldu da tanrılar toplantısında kötülük bu yurdum?
Nasıl oldu da insanları yok etmek için bu savaşımı buyurdum?
Benim sevgili insanlarım,
Denizi balıklar gibi doldursunlar diye mi doğuyordu?" Anunnaki tanrıları onunla birlikte ah ediyorlardı. Onlar. yerlerinde ağlayarak oturuyorlardı.
Dudakları çatlamıştı. (Korkularından.)
Ve ağızlarından buhar çıkıyordu.
Fırtına ve tufan. altı gün, yedi geceyi geçti.
Fırtına yurdu silip süpürüyordu. Artık yedinci gün gelince tufan fırtınası savaşımı
durdurdu. Önceden dalgaları bir ordu gibi birbiriyle savaşan deniz, şimdi dinginleşti.
Kötü rüzgâr dindi ve tufan sona erdi.
Havaya baktığım zaman ortalıkta sessizlik vardı. Ve bütün insanlık çamur olmuştu. Suyun bastığı yüzey, dümdüzdü.
Bunun üzerine hava deliğini açtığım zaman,
Güneşin sıcağı burnumun kanatlarına vurdu.
Diz çöküp oturdum ve ağladım.
Gözyaşlarım burnumun kanatlarından akıyordu. Sonra ufuklara bakarak denizin kıyısını aradım. Her yana on iki kez on iki defa bakınca denizden bir
ada yükseldi.
Mehmet Ali Atak
Sayfa 122 - Anonim Yayıncılık
Utnapistim ona Gılgamış a dedi
Ey Gılgamış geldin yoruldun güçlük çektin
Sana ne verdim ki yurduna dönüyorsun?
Gılgamış, sana gizli bir şey açayım,
Ve hiç kimsenin bilmediği biricik otun yerini sana söyleyeyim.
Bu ot, tıpkı deve dikenine benzer,
Ama dikenleri gül dikeni gibi keskindir, yaklaşana batar.
Sen bu otu eline geçirmek istersen, eline batacağından korkma!"
Gılgamış bunu duyar duymaz derin bir kuyu kazdı. Ve ayaklarına ağır taşlar bağlayıp kuyuya indi, Ayağına bağladığı taşlar,
Onu yerin altındaki tatlı su denizinin dibine kadar batırdı.
Ama o, otu aldı ve dikenleri ellerine battı.
Bundan sonra Gılgamış, ağır taşları kesip yukarı firladı.
Kuyunun suyu onu firlatıp denizin kıyısına attı. Gılgamış ona, Gemici Urşanabi'ye dedi:
"Urşanabi, bu ot büyülü bir ottur; insan bununla gençliği kazanır.
Bu ota, 'yaşlı genç olur.' denir.
Bunu Uruk'a yanımda götürmek istiyorum. Onu sevdiklerime yediririm.
Ve onu parça parça doğrayayım. Sonra da kendim yiyip tam çocukluğuma döneyim:"
İki kez yirmi saatten sonra biraz yemek yediler. İki kez otuz saatten sonra kendilerini akşam dinlenmesine bıraktılar. Gılgamış burada suyu soğuk bir kuyu gördü. Suda
yıkanmak için aşağı indi.
Bir yılan otun kokusunu aldı.
Ve taşların yarığından yukarı çıkıp otu götür-
dü. (Yılan; suyun, yaşamın ve sağlığın tanrısı olan Ningişzida'nın simgesidir. Yılanın çok yaşayan bir hayvan olması bu otu yemiş olmasına yorulur.) Gılgamış geri döndüğü sırada yılan gömleğini amıştl! Bu anda Gılgamış yere oturmuş ağlıyordu. 0, gemici Urşanabi'ye dedi:
"Urşanabi, kollarım kimin için yoruldu?
Kimin için yüreğimden kanlar boşandı?
Kendime iyi bir şey kazandım.
Yer aslanı (Yer aslanı : Yılanın başka bir adıdır.) için iyilik yaprmş oldum.
Mehmet Ali Atak
Sayfa 130 - Anonim Yayıncılık
Sonunda gemi Nissir (Nissir Dağı: Bugünkü Irak ve İran sınırında, Rumiye Gölü'nün güneyinde bulunan yüksek dağlardan biri olsa gerekir. Bu yazma, İsrailoğulları yazmasından ayrılıyor. İsrailoğulları yazmasına göre, Nuh'un gemisi, Ağrı Dağı'nın üstüne oturmuştur. Kur'an-ı Kerim'e göre de Cudi Dağı'na.) dağına oturdu.
Nissir dağı gemiyi tutup onu sallanmaya bırakmadı. Birinci gün, ikinci gün Nissir Dağı gemiyi tuttu, Ve onu sallanmaya bırakmadı.
Üçüncü gün, dördüncü gün, Nissir Dağı gemiyi tuttu. Ve onu sallanmaya bırakmadı.
Beşinci ve altıncı gün Nissir Dağı gemiyi tuttu. Ve onu sallanmaya bırakmadı.
Yedinci gün gelince, dışarı bir güvercin çıkarıp uçurdum. Güvercin gitti, geldi.
Onca konacak bir yer belli olmayınca geri döndü. Dışarı bir kırlangıç çıkarıp uçurdum.
Kırlangıç gitti, geldi.
Onca konacak bir yer belli olmayınca geri döndü. Dışarı bir karga çıkarıp uçurdum.
Karga gidip bir keliyi (Keli: Suların, bataklıkların, çamurlu tarlaların ortasındaki kuru yerlere dendiği
gibi, su altı olmayan dik tarlalara da "keli tarla" denir.)
gagaladı. Bundan sonra dört rüzgâr yönüne her şeyi dışarı salıverip bir kurban kestim.
Dağın tepesinde bir tütsü sungu hazırladım.
Artık yedi ve nice yedi sungu küpleri yerleştirdim. Bu küplerin taslarına
Güzel kokulu kamış, katran sakızı, ve mersin kokusu (myrte) döktüm.
Tanrılar bu güzel kokuyu aldılar.
Tanrılar, kurban verenin tepesinin üstünde sinekler gibi toplandılar.
Büyük tanrıça oraya gelir gelmez,
Kendi zevki için yaptığı büyük gerdanlığı yukarı kaldırdı:
"Siz oradaki tanrılar!
Ben boynumda taşıdığım bu gerdanlığın taşlarını nasıl unutmuyorsam,
Bu günleri de sonsuza dek anımsayacağıma ve asla unutmayacagima and içerim
Mehmet Ali Atak
Sayfa 123 - Anonim Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Alperen Çapraz
  • Enes Malik
  • GÜL BEYAZ
  • Bay_X
  • Nesrin Ay
  • Melih
  • yüksel tunç
  • Tu es comme moi
  • Ufuk tan
  • Mehmet adıgüzel 21

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0