Gılgamış Destanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
7433
Gösterim
Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
 
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Destanın Tevrat, İncil ve Kuran 'a ilham verdiği iddialarını duyunca hemen gittim aldım. Zaten kitabı bir solukta okudum. İş Bankası yayınları gerçekten çok başarılı. Sonuç olarak ; Enkidu karakterinin kilden yaratılması, büyük tufan olayından bahsetmesi ve Enkidu' nun ruhunun yeryüzüne gelip cehennem ( yeraltı dünyası) hakkında bilgi vermesi gerçektende Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında kaynak göstermeden bu destandan alıntı yaptığını gösteriyor. Mesela Nuh Tufanı bu 3 kutsal kitapda bir çok ayette anlatılır. Ve neredeyse gılgamışda anlatılanin aynısı. Kendi fikrimi söylemem gerekirse gerçekten Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında ki temel konuların kaynağı Gılgamış desek abartmış olmayız. Çok dikkatimi çeken bir diğer konu ise Gılgamış 'in ölümsüzlüğü ararken kendisine bunu sağlayacak olan dikenli otu buluyor ama bunuda bir yılana kaptırıyor yılan otu yer yemez deri değiştiriyor. Günümüzde bir çok toplumda yılanların bahar ayında deri değiştirmesini bu destana bağladığı söylenir. Okuyun arkadaslar...
176 syf.
·2 günde·8/10
Okur ağız açıp konuştu, dedi ki diğer okurlara:
“Bu kitap bir harika, harika bu kitap.”

Yıl MÖ 5000 tahminen Büyük Tufan’ın hemen ardı, Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında ilk insanlığın bilinen gerçek yüzü Sümerler ve onların akıl almaz mitolojisi. Zamanında birden ortaya çıkan bu uygarlık, çıktığı anından itibaren yüceliğini ve büyüklüğünü ortaya koymuştur. Astronomi, geometri daha da önemlisi olan “Yazı” ilmi Sümerlerden çıkıp, batıya doğru yayılmıştır. Yapılan araştırmalarda buzulların yok oluşu MÖ 8000li* yılları göstermektedir. Arada geçen 3000 yıllık süreç ise tamamen karanlıklar altındadır ki ta Sümerliler işi kilden yaptıkları tabletlerin üzerine ekledikleri yazıya kadar. Sümerler ’in tarihe ve insanlığa kattıkları elbette tartışılamaz. Bahsi geçen kitap ise o zamandan günümüze ulaşan ilkyazım örneğidir.

MS 1800lü yılların ortasında keşfi başlanan ve Mezopotamya denilen yerde bulunan tabletlerin ortaya çıkardığı, yazım örneğidir. Tarihin ilk destanı olması sebebiyle birçok yerde önem kazanması ve bizlere dönem hakkında bilgiler sunması tabletlerin ne denli kıymetli olduğunu bildirmektedir. Özellikle mitoloji severlere genellikle Doğu, Sümer ve İran mitolojisi tanrılarını tanımaları için güzel bir başlangıçtır Gılgamış Destanı.

Kitabın bir başka bakış açısıyla özellikle Hz. Nuh (as) yani destanda adı geçen Utnapiştim’in Büyük Tufanı da 327 dize ile anlatılmaktadır. Bu hususun ise diğer üç din kitabına ilham kaynağı olduğu, hatta yazılırken bu destandan esinlendiği dahi savunulur.

Sait Maden’in Avrupa dillerinden çevirdiği ve kaynaklara dayandırdığı destan, belki de günümüzde okuyabileceğimiz eksiği en az ve çevirisi en doğru olan kitaplardan birisi. Daha önceki çevirilerde destanın daha bir masalsı anlatımı, çıkmazlara giren olay örgüleri ve kaynak gösterilmemesi gibi etkenleri bu kitapta bulmak zor.

Konusu Uruk Kralı Gılgamış’ın başından geçenleri anlatmasıyla başlıyor, insanın varoluşu ve yok oluşunun da konu edildiği destan devam edip en sonunda ölümsüzlüğü bulmak için çıktığı yolculukta olumlu/olumsuz bir şekilde Uruk şehrine dönüşüyle sonlanıyor.

Bazı kil tabletlerin kırık ya da silik olmasıyla destanın kısımları küçük bir açıklama ile boş geçilmiş ve sonraki tabletlerle devam etmiştir. Hiç bulunmayan ve eksik olan tabletlerin boşlukları ise çevirmen notlarıyla desteklenmiş olduğu için yitik bir döngü içerisine düşmüyor okur.

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Keza tarihin ilk destanı ve yazıtı olması sebebiyle de zaten okunmayı hak eden bir eser olduğunu düşünüyorum.

Sevgi ile kalın…
  • İlyada
    8.6/10 (351 Oy)408 beğeni1.316 okunma664 alıntı13.021 gösterim
  • Odysseia
    8.6/10 (277 Oy)278 beğeni976 okunma352 alıntı8.192 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.5/10 (468 Oy)554 beğeni1.613 okunma1.552 alıntı26.549 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (1.442 Oy)1.525 beğeni5.096 okunma3.934 alıntı29.119 gösterim
  • Zincire Vurulmuş Prometheus
    8.6/10 (223 Oy)187 beğeni609 okunma325 alıntı4.397 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (940 Oy)875 beğeni3.235 okunma2.182 alıntı27.942 gösterim
  • Kutadgu Bilig
    8.8/10 (229 Oy)267 beğeni843 okunma1.286 alıntı11.347 gösterim
  • Kral Oidipus
    8.7/10 (373 Oy)340 beğeni1.348 okunma370 alıntı10.776 gösterim
  • Efsuncu Baba
    8.0/10 (342 Oy)243 beğeni859 okunma268 alıntı5.594 gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.5/10 (772 Oy)728 beğeni2.950 okunma2.134 alıntı28.217 gösterim
185 syf.
·5 günde
Sümerler. İnsanlığın yazılı tarihini, icat etmiş oldukları çivi yazısı ile başlatan; astronomiden matematiğe, geometriden fiziğe kadar birçok alanda ilkler gerçekleştirmiş ve kendilerinden sonra gelen hemen hemen her uygarlığı etkileyebilmiş olan toplum.
Uygarlık tarihine yaptıkları katkılar sayesinde tarihten bugüne kadar yeni buluşların da önünü açabilmişlerdir.

Kanıtlanmış ve üzerinde çalışmaların devam ettiği Sümerlere ait birçok buluntunun yanında, hala gizemi tam olarak çözülememiş, aydınlatılamamış bir o kadarı daha mevcuttur. Bunlardan biri de, tarihin en eski (ilk yazılı) destanı olan "Gılgamış Destanı''dır. Toplamda 12 kil tablet üzerine yazıldığı düşünülen destanın bazı bölümleri hala kayıp, bazı bölümlerinin de çevirisi yapılamamıştır. Tarihin farklı dönemlerinde ve farklı kazı alanlarında çıkarılan buluntuların aydınlatılması sonrasında eksik kalan birçok kısmın tamamlanabileceği düşünülüyor.

Destanın ana konusunu, m.ö 28. yy.'da Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüş Kral Gılgamış'ın, kendine en yakın bulduğu arkadaşı Enkidu'nun ölümünden sonra bunalıma girmesi, ölümsüzlük otunu aramaya başlaması oluşturuyor. Gılgamışın fiziksel özellikleri, tanrılarla olan ilişkileri, Enkidu ile tanışması, Enkidu ile birlikte dehşetleriyle ün salmış çeşitli yaratıkları öldürüp halkını huzura kavuşturması, bu yüzden de tanrıların öfkesini (öldürülen yaratıklar tanrılar tarafından onları cezalandırmak için yollanan yaratıklardır) üzerlerine çekmeleri gibi konulara da değinen destan ayrica Nuh tufanının bir kısmını da anlatmaktadır.

Sümer diline özgü anlatım teknikleriyle yazılan destan son derece akıcı bir dile sahiptir. Öyleki eksik kalmış bölümler fazlasıyla göze çarpmamakta.

Yazar kitapta ayrıca Sümerlerin tarihleri, kültürleri, uğraşları ve buluşları gibi konulara da çeşitli başlıklar altında açıklamalar getirmiş böylece döneme ait akla takılabilecek birçok soru işaretini gidermeyi düşünmekle destanı okumaktan alınan hazzı arttırmayı hedeflemiştir. Mutlaka okuyun derim.
128 syf.
Gılgamış yarı efsanevi bir kişi. Annesi Ninsun adında bir tanrıça, babası Lilla adında bir şeytan. Bu yüzden '' üçte ikisi tanrı etinden, üçte biri insan etinden '' yaratılmış. Bağdat ile Basra arasındaki Uruk kentinin güçlü kralı. Kendisinden '' her şeyi gören ve her şeyi bilen '' diye bahsedilen Gılgamış'ın 126 yıl boyunca hüküm sürdüğüne inanılıyor.

Gılgamış ;
Ölüm / yaşam temeline oturtulmuş , dostluk ve yiğitlik destanı ...
Nuh Tufanını anlatan ilk yazılı eser ( Bir kaç kutsal kitabın da kaynağı sayılıyor ) ...
Ölüm karşısındaki acı yenilgi ...
Dili şiirsel ...

Yüz elli yıllık çalışma sonucu destanın üçte ikisi ele geçirilebilmiş. Tabletlerin bazı kısımları kırık ya da eksik olduğundan bir çok yerinde boşluklar mevcut. Zaten artık geri kalan bölümleri elde etmek, Irak'ta kazılar yapmak da imkansız. Çünkü acımasız bombalar yeryüzü uygarlığının eşik taşlarını çoktan yerle bir etti...
176 syf.
·4 günde·Puan vermedi
UYARI!: BU İNCELEMEYİ 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER, YETERLİ DİNİ BİLGİ VE BİRİKİME SAHİP OLMAYANLAR, KENDİNE GÜVENSİZ KİŞİLER, İRADESİ ZAYIF OLANLAR VE ALİ LİDAR OKUYANLAR( :) ) OKUMASINLAR..


Bu incelemede söz konusu kitabın üslubunun değil de içeriğinin dikkate alınması daha sağduyulu bir yaklaşım olacaktır. Öncelikle kitabın konusu ve üslubuyla ilgili notları kısa değerlendirmelerle geçiştirip esas olan içeriğindeki bazı bilgilerle akılda soru işareti bırakan noktalara değineceğim. Gılgamış Destanı, insanlık tarihinin gerçek bir insanı olan Uruk'un kralı olan Gılgamış'ın hikayesini anlatıyor. 3.000 yıldan daha önce yazılmış olan bu eser, edebiyatın ilk eseri gibi görünüyor. İnsan doğasını araştıran, bugün hala geçerli olan değer ve endişeleri ele alan bir macera öyküsüdür.  Hikâyenin doğru bir biyografi olmaması da mümkündür, çünkü kitapta canavarlarla savaşır, bir tanrıça ona evlenme teklif eder ve ölülerle irtibata geçer.


Hikaye insan dramının tüm temel unsurlarını içermesiyle aradaki üç dört bin yıllık süreçte toplumsal değerlerin ve sosyal çevre ilişkilerinin pek de ilkel olmadığını bizlere göstermesiyle de önemlidir. Özellikle sokak yosmalarının hikayede aldığı rol ve insanların bu tip kişilere bakış açısının işlenmesi, ayrıca kil tabletlerden eserlerin işgal ettiği kütüphanelerin olması bunun en önemli göstergelerinden bir kaç tanesidir. Ayrıca bilinen en eski insan hikayelerinden biri olmasına rağmen, günümüzün en taze temalarını ve fikirlerini de içerir. Bunlara genel olarak değinecek olursak: hayat, ölüm, aşk, nefret, cinsiyet, din. 

Gılgamış Destanı hem eski hem de modern edebiyat ve kültürü etkilemiştir. Destandaki temalar daha sonra üç kutsal kitap ve klasik edebiyatta bulunabilir. Aslında, Gılgamış'ta, çeşitli temalar ve karakterler kutsal kitaplarda, özellikle Cennet Bahçesi'nin hesapları, kişinin koruyucu meleği ve din adamların tavsiyeleri ve Nuh Tufanı gibi muhataplar var. Belki de, Gılgamış efsanesiyle, günümüz modern yaşamlarımızla paralellerini keşfedebilir ve insanlığın gelecekteki olasılıklarını yansıtabiliriz.

Eser aslında bir derleme olarak karşımıza çıkıyor. Sümerdeki tabletlerden aktarılan ve günümüze üçte ikisi kalmış eserde, bazı tabletlerin silik ve bazılarının kırık olması hikayeyi bir bütün olarak incelemeyi tabiri caizse olanaksız kılıyor. Eksik olan bölüme erişmek mümkün olduysa da Amerikan bombalarının zamanında Irak'ı hedef alması, yeryüzü uygarlığının eşik taşlarını yerle bir etmiştir.Neyse ki kültürler arası ticaret veya savaştan doğan etkileşim, diğer ilk çağ uygarlıklarının tarihine de bu hikayeyi geçirmiştir. Böylece eksik olan bölümler, destanla uyumlu olanlarla yamanmış ve günümüze aktarılmaya çalışılmıştır. Derleme eser olması itibariyle  eksik olan bölümlerin diğer kavimlerden yazıtlarla tamamlanmaya çalışılması bazı çelişkili durumların doğmasına neden olmaktadır. Kitaba sonradan eklenen son bölümde önceden ölmüş bir karakterin sağ olması ve destanın bütüncül yapısıyla uyuşmayan olaylara rastlanılması buna dayanak oluşturur. Eserin dili incelikli olarak kullanılmış; şiirsel veya daha doğru bir ifadeyle ezgisel bir dille yazıya geçirilmiştir. Dramatik şiir veya Reform Dönemi Shakespeare'vari anlatımı da akıllara getirebilir. Kelimelerde veya cümlelerde yapılan yinelemeler ve tekrarlarla etkili bir anlatım sergilenmeye çalışılsa da, bu, okuyucu sıkmaktan öteye geçirememiştir. Dilin eski olması bazı kelimelerin anlamının bulunmasını imkansız hale getirmektedir. Buna rağmen yas tutmayı kirli saçlarla gezmek olarak açıklayıp yeni bir yorum getirmek, ilk insan yapıtı olarak bilinen destanın o kadar da acemice yazılmış bir eser olmadığı yönünden etkilidir.


Bu incelemeyi hazırlarken bu bölümü ekleyip eklememede kararsız kaldım. Tedirginliğimin sebebi, zaten günümüz şartlarında fazlasıyla dini açıdan kafası karışık olan neslin, bu incelemeyle kafasının daha çok karışabileceği veya aklında dinen soru işaretlerin çoğalabileceği riski oldu. Bu nedenle, farklı bakış açılarına sahip olan, dini veya ideolojik saplantıları olmayan okurların bu bölümden faydalanmasını akıllıca buldum. Ancak yeteri bilgi veya yorumdan yoksun okurların bu bölümü okumaması kendi adlarına daha mantıklı bir karar olacaktır.


Bismillahirrahmanirrahim..

Evet, yerli Richard Dawkins'lerimiz: İlhan Arsel ve Turan Dursun.. bir de kitabın çevirisini yapan Sait Maden..  Acaba savundukları görüşlerde haklılar mıydı, din gerçekten bir safsatadan mı ibaretti, kutsal kitaplar gökten inmeyip kendini peygamber diye yutturan çıkarcıların bir uydurması mıydı? Peki bunun incelemeyle ne alakası var?.. 

Vakti geldi, Efendim bu kitapta dini açıdan bizi ilgilendiren bazı konular mevcut; örneğin Nuh Tufanı, üç kutsal kitapta kendine yer bulmuş olayın bu eserde ne işi var? 

Peki ya İncil'deki Cennet hesaplamaları ve araziler..

Ya da eserde her insanın koruyucu Tanrı'sının bulunması, bu kutsal dinlerdeki gibi yanımızda olan koruyucu meleklere benzemiyor mu?

Eserde yedi yıl buğday stoklama da kendine yer edinmiş, bu bir şeye işaret olabilir mi?


Hammurabi Kanunları.. Turan Dursun bu kanunlardan bazılarının(Hırsızın kolunun kesilmesi vs)  din içinde uygulamada olduğunu söylemesi haklı olduğunu gösterir mi?

Peki bu teknolojiyle haliyle çözümlenmesi zor olan tabletlerin, bin iki bin yıl öncesinde çözümlenebilme olasılığı nedir?  


En karışık olan ise, Gılgamış da bir peygamber miydi?
185 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Spoiler var biraz fazla degil :)

Mitolojiye merakım artarken,
bir Sümerli olarak hep bu destani merak etmisimdir(köyümün ismi Sümer :D )
Tufandan, ölümsüzlükten ve tanrilarla olan polemiği dikkati mi çekmiştir. Ilk yaziyi icad eden( hemserilerim) Sümerliler 12 tablete Gılgamış destanini yazmislar.
Okurken canımı sıkan şey şu oldu; 1 satır 20 satir vs eksik, tabletin devami kırık cümle cevirisi yapilamadi, vs gibi eksikler var ve yazar bunları birleştiriyor muhtemel şeyler söylüyor veya olaylari bağlıyor. Sümer mitolojisindeki yari tanri Gılgamış yunan tanrisinda herkül , sumer tanrisinda ask tanrisi İştar yunan mitolojisinde afrodit benzerliklerini dusundum Okurken bi ilgisi var bi yere varirmiyim diye düşündüm Kiyaslamalar yaptim
Misal ;
"Utnapistim (Hz. Nuh ) ölümsüzlük otunu Gılgamış a veriyor yilan otu Gılgamıştan alıp yiyor. Ölümsüzlük otunu yilan yemesi ve tıp ın simgesi yilan olmasi mitolojik bir bağlantı olabilir mi ?" Diye sordum okuma esnasında https://1000kitap.com/limitededitionzethos sağolsun bu konuda aydinlatti.
(Yorumu şuydu :Evet var, yılan sürekli kabuk değiştirdiği için gençlikle, ve yeraltına girdiği için öteki dünya ile yani ölüm ve gençlik (sağlık) ile ilişkilendirilmiştir. Ölüm ve gençlikle ilişkilendirilmesi çok daha eskilere dayanır(şamanizm ve sümerler dönemine kadar) ve bu anlamının daha sonraki çağlarda Tıp'ın simgesine dönüşmesinde etkisi çok büyüktür.)

Mitoloji saçma gelebilir ama her ne olursa olsun bir dönemin toplumsal kültürel ve sosyal ozelikler barindirir (tabi bu benim fikrim)
Simdi ilk uçakla truvaya gidiyorum
(ilyada ya gececegim :) )
176 syf.
·1 günde·5/10
Yaşam sevgisi, yiğitlik, aşk gibi konuların işlendiği bu destan, diğer destanlar gibi insanoğlunun ölümsüzlük arayışının kanıtlarından biridir. Sait Maden'in Batı kaynaklarından çevirdiği Gılgamış Destanı'nın, Yunan destanı İlyada'dan, Hint destanı Mahabharata'dan beş bin yıl öncesinde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Gılgamış Destanı, insanoğlunun ilk yazınsal ürünü, ilk başyapıtıdır.
185 syf.
·Beğendi·9/10
Oysa her şey ortaya çıkana kadar.
Ölümsüzlük arzusu ile ölümlü insanın çaresizliği... tanrının ölümsüzlüğü insanların ölümlülüğü..
176 syf.
·Beğendi·10/10
Bir vakitler destan okuma hastalığı edindim. Beni en çok etkileyen destanlardan biri de şüphesiz Gılgamış oldu. Modern romandan almadığım tadı ondan aldım. Enikudu, Gılgamış... Humbaba!

Nuh Tufanın ilk izlerini barındırması açısından muazzam!

Okuyun, okutturun!
176 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Binlerce yıl öncesinde yazılmış, insanoğlunun ilk yazınsal başyapıtı Gılgamış Destanı. Okuduktan sonra anlatılacak değil, herkesin satır satır okuması gereken, başka kaynaklar ile destekleyerek anlamaya çalışması gereken ve günümüze, geleneklerimize, bilmeden tekrar ettiğimiz pek çok inanış ve davranışın kaynağına götürecek bir destan.
Ölümsüzlüğün peşindeki Gılgamış ile birlikte yolculuk yaparken, zamanda yolculuk yapıp binlerce yıl öncesine gidiyoruz. Nuh Tufanına bambaşka bir açıdan bakıyoruz ve zamanımıza geri geldiğimizde herşeyi tekrar düşünmek ve sorgulamak istiyoruz.
Sayın Muazzez İlmiye Çığ'ın kıymetli kitapları eşliğinde okudum ve okumadan geçmeyin diyorum.

" Nereye koşuyorsun böyle , Gılgamış?
Eline geçmeyecek aradığın yaşam.
Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında
Yalnız ölüm oldu ona verdikleri,
Kendi ellerinde tuttular yaşamı! "
(Sayfa : 96)
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Enfes bir kitaptı, Yunan, Hint mitolojilerinin de öncesi olduğunu, ve onlardan sonra yaşayan her halka Sümerlerin önderlik ettiklerini gördüm. M.Ö. 2000li yıllarda yazılmış bu destan, ve yazıldığı zaman diliminde öyle enteresan bilgiler var ki. Örneğin: Büyük Tufan olayından bahsediyor, bu konu 327 dizelik oldukça ayrıntılı geçiyor, yani kutsal kitaplar inmeden önce, bu destanda bunların geçmesi çok ilginç. Kitapta sırf bu yüzden kutsal kitapların "gökten inme" olmadığı iddia ediliyor.
Sümerlerin matematiğe astronomiye hakimiyetleri çok şaşırttı beni, Yunan filozoflarının (güya) bulduğu çoğu teoremlerin hepsi sümerler tarafından bulunmuş. Thales teoremi, Dairenin 360 derece olması, günün 24 saat olması gibi.
Çok şaşırtan olaylardan biri de, M.Ö. 7500lü yıllarda Küresel Isınma sonucu Atlas Okyanusu Akdeniz üzerinden taşmış, küçük bir göl olan Karadenizi deniz yapmış. Uygarlıklar da yüksek yerlere göç etmek zorunda kalmış. O zamanlarda Fırat ve Dicle birleşip tek koldan inmiyormuş, Basra körfezi 150 km içerideymiş.
Sümerler; sulama düzeni, çinicilik, maden işçiliğini de bulmuşlar, hatta maden ticareti bile yapmışlar.
Ülkemiz içerisinde de yaşadıkları yerler olduğu için, biraz da gurur duyarak okudum bu kitabı.
Lütfen herkes okusun, ama roman okur gibi değil ders çalışır gibi not tutarak okuyun. En kadim destanımız diğerlerinin gölgesinde kalmamalı.
10 yıldız, 100 yıldız ;)
Tanrım bana sırtını döndü, dostum,
...savaş meydanında ölen kişi adını baki bırakır ardında,
Ama ben savaş meydanında ölmüyorum ve
bırakamayacağım adımı ardımda.
Anonim
Sayfa 62 - "The Epic of Gilgamesh", Andrew George (Çeviri ve Sunuş), Penguin, 1999.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051003481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anonim
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı, tarihin en eski ve önemli yazılı destanıdır. On iki kil tablet üzerine Akad çivi yazısı ile yazılmıştır. Bu destan, Uruk kralı Gılgamış'ın ölümsüzlüğü aramasının hikaye edilmesi şeklinde vücut bulur. Bu destanda aynı zamanda Nuh Tufanı'nın bir bölümü de hikaye edilmektedir. Destan'da Gılgamış, en yakın dostu Enkidu'nun ölümünden sonra başladığı ölümsüzlüğe ulaşma çabalarının boş bir çaba olduğunu ve Tanrı Enlil'in tavsiyeleriyle, insanın ardında; ancak büyük bir isim bırakarak ölümsüzlüğe ulaşabileceğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Destana konu edilen Kral Gılgamış gerçekten yaşamış bir tarihi kişiliktir. M.Ö. 28. yüzyılda Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüştür. Ölümsüzlük bilgisinin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış'ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmış ve günümüze kadar gelebilmiştir.
 

Kitabı okuyanlar 747 okur

  • Selin Karakaş
  • Orhan USTAOĞLU
  • Burcu Arzuman
  • Gül
  • düşünenokuyan Genç
  • Tuğba inanç
  • Aslı DAĞCI
  • Ibrahim Kara
  • Hüsnü bala
  • Meryem

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (1)
9
%0.9 (2)
8
%0
7
%0.9 (2)
6
%0.5 (1)
5
%0.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları