Hiç kitap okurken film izliyor hissine kapıldınız mı ,gerçekte yaşamamış insanlar için gözyaşı döktünüz mü , yüreğiniz burkulurken hayatın adaletsizliği karşısında çaresizce gökyüzüne bakıp derin düşüncelere daldınız mı ?
Yoksulluğun , açlığın , mutsuzluğun hüküm sürdüğü, insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bunu bile yapamadıkları , bir ekmek almak için bile metelik hesabı yapmak zorunda kaldığı , bunlar sürerken şiddetin, kavga gürültünün hiç eksik olmadığı Paris ' in karanlık yüzünde yaşayan insanları anlatıyor kitabımız .
14 yaşında istismara uğrayan , bu yaşında anne olan ve üstelik babasından sürekli olarak dayak yediğinden dolayı ona istismar eden Lantier'le kaçan kendinden çok diğer herkesin mutluluğunu düşünen , başına onca kötülük gelmesine rağmen elinden geleni yapmaya çalışan zavallı Gervaise ,
Rahat bir yaşam sürebilmek için akla gelebilecek her şeyi yapan , insanları her şeyiyle sömüren , insanları etkileyebilen, yalanları, dalkavuklukları , tatlı dili olmasa tarifi zor sinsiliğiyle ün salabilecek olan insanlıktan nasibini almamış okurken içimde tiksinti uyandıran Lantier ,
Lorilleuxler : Herkesten çok daha namuslu , herkesten çok daha cömert ve de herkesten çok daha iyi yürekli bir aile ... Öyle ki yüzlerine gülüp de arkasından türlü dedikodular yapmadıkları insan kalmamış , anneleri öldüğünde bile para vermemek için cenazeyi yaptıranları gösterişle suçlamış , açlıktan kıvranarak gelen yakınlarına on metelik bile vermeyen o harika aile ...
Ve daha birçok kahramanın bulunduğu bu kitap yoksullukla baş edemeyen insanların meyhane de , alkol de , kendi berbat hayatlarını unutmaya çalışarak yaşamlarını daha berbat hale getirmesini konu alıyor . Baş karakter Gervaise ne kadar namuslu , ahlaklı olmak , bu yoksulluktan