Mrs. DallowayVirginia Woolf

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.591
Gösterim
Adı:
Mrs. Dalloway
Baskı tarihi:
6 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052194577
Orijinal adı:
Mrs. Dalloway
Dil:
İngilizce
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Mrs. Dalloway
Bayan Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
One day in the life of Clarissa Dalloway, a June day in London, punctuated accurately, impersonally, unfeelingly, by the chimes of Big Ben and a fashionable party to end it, is the complete story of Mrs. Woolf's new novel, yet she contrives to enmesh all the inflections of Mrs. Dalloway's personality, and many of the implications of modern civilization, in the account of those twenty-four hours. Mrs. Dalloway in her own home is ''the perfect hostess,'' even to her servants, to her daughter, her husband and her rejected suitor of long ago, who cannot free his mind of her. It is almost a perfect being that Mrs. Dalloway enjoys, but there is a resentfulness in her, some paucity of spiritual graces, or rather some positive hideousness.

- NY Times -
İngiliz Edebiyatının feminist yazarı Virginia Woolf, her zaman ilgimi çeken bir yazar olmuştur. Gerek yazdıklarıyla gerekse hayatıyla dikkat çeken bir isim. Çocukluğundan itibaren psikolojik bunalımlar yaşayan Wollf, hayatı boyunca manik depresif ruh halinden kurtulamamıştır. 22 yaşından itibaren 3 defa intihara kalkıştı. Hayatının son zamanlarında iyice psikolojik bunalımlara yenik düşen yazar, yazma yeteneğini kaybettiği ve artık yeni bir fikir üretemeyeceği düşüncesiyle sık sık boğuştu. Bu düşünceler, bu stres onun ruhsal bunalımlara savrulmasına sebep oldu ve bu düştüğü buhrandan, bataklıktan çıkamadı malesef.


“Canım, yine deliriyorum, eminim bundan. O berbat dönemlerden birine daha tahammül edemeyeceğimizi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum, dikkatimi toplayamıyorum. Bu yüzden en iyisi neyse onu yapacağım… Daha fazla mücadele edemem. Senin hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam sen çalışabilirsin. Çalışacaksın da, biliyorum bunu. Görüyor musun, şunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum… Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o kişi sen olurdun. Her şeyimi yitirdim, bir tek senin iyi biri olduğuna inancım kaldı geride.“ 59 yıla sığdırılmış yaratıcı bir hayatın son cümleleriydi bunlar. Bu satırları yazan Wollf, 59 yaşındayken eşine hayatını daha fazla mahvedemem diye seslendiği satırları ardında bırakarak evinden ayrıldı. Evinin yakınındaki nehre ilerledi, cebini taşlarla doldurdu ve kendini soğuk nehrin sularına bırakıp, defalarca başarısız olduğu intihar eylemini bu defa başarıyla sonlandırdı.


Virginia Woolf ' un bilnç akışını en iyi uyguladığı kitaplardan biridir Mrs. Dalloway. Peki nedir bilinç akışı tekniği? Karakterlerin kendi iç seslerine kulak vermemizi sağlayan, onların düşüncelerini okuyabileceğimiz bir çeşit monologtur. Ama bir iç monolog. İşte kitabında karakterin düşünme biçimini olduğu gibi iç diyaloglarla aktarma şekli olan bilinç akışı tekniğini uygulayıp edebiyata farklı bir soluk getiren Wollf, edebiyata katkısını bu akımla arşa çıkardı.


1923 yılında geçen kitapta Mrs. Dalloway' ın tek bir günü anlatılıyor. Hatta tam birgün bile değil. Ama sık sık geçmişe gidildiği için, hikaye biraz uzamış. Kitabın tek birgünde geçmesini özellikle vurguladım. Çünkü tek bir günü anlatan kitabın temalarından biri zaman. Hatta kitabın kahramanlarından biri de İngilteredeki meşhur saat kulesi Big Ben. Big Ben' in her çalışında başka bir karaktere geçiş yapılıyor kitapta.


Kitaptaki temalardan biri zaman demiştim. Diğer bir tema ise ölüm. Ölümden yani hepimizin kaçınılmaz sonu olandan korkmamak gerektiğini vurguluyor, hayatının her döneminde ölmek için çırpınan, sürekli intihara teşebbüs eden yazarımız. Kitapta ölüm ve yaşam iç içe geçmiş vaziyette. Aynı zamanda akıp giden anın, zamanın nasıl da her karakter tarafından farklı farklı algılandığını da görüyoruz.


Kitabın temalarından bahsettik, zaman ve ölüm diye. Ama önemli olan ana tema ve kitabın ana teması seçimlerimiz ve sonucunda vazgeçişlerimiz. Hayatlarının akışını değişerecek seçimler yapan karakterlerimiz, nelerden vazgeçtiklerinin, kendileri için doğru olduğunu sandıkları tercihlerden ne kadar emindiler, memnundular acaba?


Kitapta çok fazla olay örgüsü, derin bir hikaye yok. Başta da dediğim gibi bilinç akışı tekniği uygulandığından bolca karakterler ve onların iç dünyasına ait düşünceleri okuyacaksınız. Yazarın kaleminden bahsetmeye gerek yok. Çünkü hemen hemen her okur Virginia Woolf ' un nasıl başarılı bir anlatıma sahip olduğunu biliyordur.


Nihayet bir Virginia Woolf kitabı okumanın mutluluğunu yaşıyorum. :) Tam beklediğim gibi depresif bir ruh haliyle yazılmış, başarılı bir romandı. Her şey tek birgün içerisinde düzenlenen bir partinin hazırlıkları sırasında geçen yaşamdan, ölümden, tercihlerden, seçimlerden ibaret. Kitapta da dendiği gibi; " Her seçim bir vazgeçiş... "
Virginia Woolf'un diğer eserlerine nazaran daha kolay okunabilen bu eseri baş karakter Clarissa Dalloway'dan adını almaktadır.

Clarissa Dalloway'ın parti vermeyi düşündüğü bir gününü konu edinen eser bilinçakışı tekniğiyle yazılmıştır. Eser belli bir olay örgüsü olmadan, hayatları geçmişe doğru giderek ele alır ve belirtilen güne etkilerini inceler...

Eser büyük bir bölümünü katıldığı savaşta psikolojisi bozulan Septimus karakterine ayırır. Onun gözündeki dünyayı, onun dünyasına göre hayatı şekillenen karısı Rezia'nın dünyası ve bunların Clarissa Dalloway'ın gününe etkilerini işler...

Eserde belli bir olay örgüsü yok. Birçok konuya değinilir; geçmişte verilen kararların şekillendirdiği dünyalar, eşcinsellik (kadın-kadın) -bu sadece duygu olarak ele alınır- ruh sağlığı bozuk bir kişinin penceresinden dünya olgusu, inanç, aşk vb.

Virginia Woolf'u okumayı düşünenler "Kendine Ait Bir Oda" dan sonra Mrs. Dalloway'ı okuyabilirler...

bu arada dün iki saat uğraşıp detaylı bir şekilde hazırladığım "incelemeyi kaydet" sırasında oluşan hatadan dolayı kaybetmemin oluşturduğu can sıkıntısı devam etmektedir :)..
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.591 Oy)18.121 beğeni41.058 okunma2.633 alıntı172.650 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.163 Oy)8.464 beğeni27.137 okunma751 alıntı132.312 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.302 Oy)12.855 beğeni32.885 okunma3.094 alıntı138.074 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.820 Oy)8.760 beğeni23.990 okunma1.602 alıntı111.269 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.729 Oy)6.036 beğeni15.887 okunma2.659 alıntı82.040 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.081 Oy)7.643 beğeni21.478 okunma748 alıntı83.820 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.177 Oy)3.690 beğeni12.220 okunma1.109 alıntı50.059 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.497 Oy)8.445 beğeni24.922 okunma2.251 alıntı107.547 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.210 Oy)8.640 beğeni24.052 okunma1.260 alıntı118.128 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.425 Oy)5.528 beğeni18.750 okunma765 alıntı95.889 gösterim
Kitabı okudum zoraki bitirdim. Uzak veya yakın birbiriyle alakasi olan veya olmayan bir sürü karakteri amaçsızca bir araya toplayıp bir roman yazmışlar. Bilinç akışı teknigiyle yazılmış ancak anladim ki bilinç akışı tekniği benlik bir teknik degilmis. Anlatımı edebi yönden çok güzel ancak konuyu beğenmedim. Belirli bir konu da yoktu zaten.
Bilinç akışı tekniği kullanılarak ,ölüm&hayat ve kadın&evlilik konuları hakkında yazılmış sıkı bir roman okudum.
Bu romanda yazar, Clarissa'nın bir gününü anlatıyor. Mrs.Dalloway yani Clarissa evinde bir parti verecektir, ve ona hazırlanıyordur.
Sonra Clarissa'nın gözünde verdiği tüm partiler birden anlamsızlaşır. Kadın kendini ve hayatı sorgulamaya başlar.
Mesela düşünür, 'aşık olduğum kişiyle evlenseydim daha mı mutlu olurdum?'
Sonra bakar ki , ne eski aşklar şimdiki aşk, ne eski sıkı dostlar şimdiki dost...
Herkes hayat rüzgarına kendini kaptırmış ve oradan oraya savrulmuş. Tanıdığı insanlar "Asla yapmam" dedikleri şeyleri yapmış, inandıkları çoğu ülkünün yerini başka işler almış...
Sonra bir de savaştan olumsuz etkilenmiş genç var ,Septimus, bir de onun mutsuz İtalyan eşi...
Bir de halden anlamayan , ilaç yazmayı iş bilen bir doktor.
Bu kitap kesinlikle çok iyi yazılmış. Lakin kitap öyle otobüste, serviste okunacak kitap değil, bu kitabı okumak isteyenlere tek tavsiyem, her gece bu kitap için "kesintisiz" yarım saat ayırın ve sabırla okuyun. Göreceksiniz ki , ayırdığınız zamana değecek. Okurken yazarın anlattığı doğayı zevkle izleyecek, parklarında gezecek ve Septimus'u göreceksiniz , onunla sohbet edeceksiniz....
ve sonraki gün onun evine gittiğinizde ona şöyle sesleneceksiniz: "Septimus seni alıyorum, seni anlıyorum tut elimi, in o pencereden..."
Mrs. Dalloway- Virginia Woolf

Okuduğum en ilginç romanlardan biriydi. Birkaç kez okumayı bıraktım, okuması çok zor gelmişti. Sessiz ortamda sakince okunması gereken bir roman olduğuna karar verdim ve sonunda bitirdim. :)


Roman aslında kitabın arkasındaki yazılanlar gibi. Tek bi gün anlatılıyor hatta birkaç saat. Mrs. Dalloway'in vereceği bir parti ve ansızın şehre gelen ilk aşkı ile karşılaşması. Bu karşılaşmadan sonra canlanan mazi. Yazarın ölümle ilgili düşünceleri yine bir iki karakter üzerinden işlenmiş. En çok ilgimi çeken yerlerdi bu düşünceleri.
Romanda karakter cümbüşü var desem yeridir. Bilinçakışı tekniği kullanılmış. Bu kadar uzun sürede ve zor okumamın sebeplerinden biride bu sanırım. "Kim kimdi? ne yapıyordu?" Diye defalarca önceki sayfalara dönüş yapmışımdır.

Tüm karakterlerin bir şekilde zihnine girip ruhunu yaşıyorsunuz. Sanırım romanı anlatabileceğim en iyi cümle bu.

İnsanın hissettiği tüm duygular yansıtılmış, aşk, sevgi, ego, nefret, kıskançlık,özlem ve dahası.Gündelik bir hayatta aklımızdan bir çok his geçer dilimize dökmediğimiz, bu romanda hissettiğim buydu. Okurken karakterlerin ruhuna büründüğümü hissettim.
Okumaya ilk başladığım zaman zorlanmış olsamda diline alıştıktan sonra benimsedim. Dalgalar isimli romanı merak ettiklerim arasında. Yakında onu okumayı düşünüyorum.
Bilinç akışı olduğu içi doğal olarak anlaşılması çok zor bir roman. Ama o kadar sürükleyici ki, 50 sayfa okuduğumu bile anlamıyordum. Bir roman hem bu teknikle yazılıp, hem nasıl sürükleyici olabilir diyorsunuz. Kitabın olay örgüsünü anlamayı beklemeyin ama konu bariz belli kitabın arkasında yazdığı gibi. Peter Walsh yani ilk aşkı beklenmedik bir şekilde çıkıp gelir. Ve ikisi arasında geçecek olayların ve o olaylara bağlı zincirleme bir sürü olay. Araya girerek (Yazar bu romanda intihar edeceğini sayfa 198'de ciddi ipuçlarını veriyor bence) Emily Brönte'den bahsetmesi'de çok hoştu. Kitapta o kadar çok karakter var ki, bir an karakter denizinde yüzüyorum zannettim. Gerçekten o kadar karakteri tahlil etmek çok zor. Kim kimdi ne yapar ne eder bunları anlamak imkansız diyebilirim. Başta dediğim gibi bir çırpıda okunabilecek bir roman değil Mrs. Dalloway. Ama atmosferi şahane. Kelimelerin hepsi belkide yıllarca düşünülüp yazılmış. İkili ilişkileri ne kadar güzel anlatmış Mrs. Woolf. Sadece bunları okumak bile size yetebilir kanısındayım. Sonuç olarak anlaşılması zor ama harika bir roman okudum. 1001 kitap içinde olması da sizi heyecanlandırır düşüncesindeyim. İyi okumalar. !
"Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi." Kitap işte bu meşhur cümleyle başlıyor ve bütün bir gün boyunca Mrs.Dalloway'in gününe, saatlerine tanıklık ediyoruz. (Kitabın ismi bu yüzden zaman kavramında geçtiği için saatler olarak kalacakmış ama sonradan değiştirilmiş.)
Anlatimi bakimindan karışık ve biraz da zor bir kitap Mrs.Dalloway. Yapilan yorumlardan anlayacagimiz üzere tam olarak zaman, mekan, karakter kavramı oturmadigindan, farklı zamanlarda geçtiği ve bir diğer zamana geçişte belirgin herhangi bir sey olmadığından sanırım pekte sevilmemiş. Evet bazi noktalarda hak veriyorum ama tam olarak da öyle düşündüğüm söylenemez, Mrs.Dalloway'in düşüncelerine paralellik gösteren düşüncelerim ve hareketlerim beni kitaba bağlamakta hiçte zorlamadi:) Her okur bir olmadigindan dolayi kitap benim icin gayet de akiciydi. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken de karşıma bir film çıktı. Virginia Woolf'un Mrs.Dalloway kitabını yazarken ki sürecini anlatan bir film:The Hours(Saatler). Kitabı okuduktan sonra üzerine bu filmi izlemek kitapla ilgili sahip olduğum boşlukları doldurmada bana oldukça yardımcı oldu. Yanlış anlaşılma olmaması için tekrar belirteyim kitabın filmi değil,bu kitap yazılırken ki Virginia Woolf'un yaşamını anlatıyor, düşüncelerini ve hislerini yansıtıyor. Ama eğer kitabı okursanız ardından mutlaka filmi izleyin derim çünkü kitapta farklı zamanlarda geçen konu kafanızda tam yer etmediyse, bazı taşların yerine oturması açısından film çok çok yardımcı oluyor. Size tavsiyem kitabi okudum ama anlam veremedim diyorsanız mutlaka filmi izleyin.. İzleyin ki Virginia'yı anlayın.. Virginia.. Virginia ve kitabı bitirdikten sonra ki o hazin sonu... Ceplerine taş doldurup kendini göle bırakması... Kocasına bıraktığı o mektup... Ben burada noktalıyorum. Benim yazacaklarımın devamını Virginia'nın mektubu tamamlasın...
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. Yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
Mrs. Dalloway, Woolf okumaya başlamak ve bilinç akışı tekniğiyle tanışmak için çok uygun bir kitap. Kitaba kendinizi kaptırıp içine girebilirseniz okurken adeta Virginia Woolf oluyorsunuz, onun beyniyle düşünüyorsunuz. Ama bilinç akışı tekniği okumaya alışkın olmayanlar için biraz zorlayıcı bir kitap olabileceğini de belirtmek isterim.
Virginia Woolf'un "Deniz Feneri"nden sonra okuduğum ikinci kitabı oldu ve bunu da çok beğendim.Yaptığı çıkarımlar, sorgulamalarla okurken sizi de düşündürmeye, kendi hayatınızı sorgulatmaya götürüyor.
Mrs. Dalloway'in parti vermek için hazırlandığı bir akşamın sabahından başlayarak kimi zaman evden bir kişinin, kimi zaman yoldaki evli ve mutsuz bir çiftin hayatına dahil olup onlarla Londra sokaklarında gezip en sonunda günü Clarissa'yı karşısında görüp etkilenen Peter gibi bitiriyorsunuz. Tek bir güne bunların hepsini sığdırmış yazar.
Kitapta özellikle dikkatimi ölüm-yaşam çatışması çekti.Yaşamak için bir uyum süreci ve zor sayılan bir sanat olduğundan bahsediliyor ama yazarımız için bazen günrşin ısıtıması da yaşamak için bir sebep olabiliyor.Ölüm ise insanın kendisiyle yalnız kalmasının bir yolu olarak gösterilmiş.
Kısacası Mrs. Dalloway başta olmak üzere birden çok insanın ruh dünyasına girip çıktığınızı hissediyorsunuz.
Kişilerin yaşamlarına ani geçişler olduğundan kalabalıkta okunabilecek bir kitap gibi gelmedi bana.Kesinlikle sessiz ve yalnız olduğunuz bir ortam ve zaman istiyor kitap sizden.İyi okumalar.
Üniversitede roman dersimizde okuma fırsatı bulmuştum ve harika bir öğretmen eşliğinde inceledik. Virginia Woolf. Çok derin bir kadın o. Tabi ki bu da romanlarına yansıyor. Sadece bir günü anlatan Bayan Dalloway kitabı bir kadının kalabalık içerisinde çırpınışlarını, henüz tanışmasa bile Septimus ile aynı duyguları nasıl paylaştığını anlatan harika bir eser. Gerçekten onun için bir gün dahi yaşamak o kadar zordu ki...
Bir zamanlar en cok okunanlar listesinde ilk 10 dan aşağı uzunca bi sure düşmemiş bir kitaptir kendisi.Lakin ben hiç beğenmedim.yazacaklarimdan sonra okumaktan vazgecebilirsiniz :) Kitap Tutku Yayinevinden.O kadar cok imla yazım hatasi var ki noktalamalar da aynı durumda.Çevirmen Derya Öztürk.şahsen bu nasil bir çeviridir efendim hicbir sey anlasilmiyor.ceviri yaparken ilk gaye anlaşilabilirliktir.inanin devrik cumle duz cümle dememis anlam kaymalarinin icinde boğulmuş.bazi cumleler yarim kalmıs cevirmen tamamlayamamış cümleyi bırakmış cumlenin ortasinda.zaten kurgusal açıdan bakarsak kitabın dili bi hayli zor.anlamak için beyni zorlamak lazım.ustune bir de çevirmenin bastansavma iş cikartmasi onun da üstüne basım hataları,imla hatalari derken bisey anlamadim kitaptan.okuyacaksaniz bu yayinevinden ve bu cevirmenden uzak durun belki anlarsiniz.
Teknik sıkıntılardan kitaba dönemedim. Bilirsiniz Virginia Woolf yarı deli bir yazar.sanırım bu kitabi da atak gunlerinde yazmış.Konudan konuya, karakterden karaktere atlamış.takip edemiyorsunuz.insan karmasasi var.bu kimdi demekten arka sayfalari kontrol etmekten tadı kaciyo kitabin.uzun oldu.neyse isteyen okusun işte.
Öncelikle Woolf'tan bahsetmek gerekirse; feminist, biseksüel olduğu iddia edilen, psikolojik sorunlarıyla kendini var etmiş, eserleriyle gerek modernizme gerek kadın yazarlara ışık olmuş bir yazar diyebiliriz. Mrs Dalloway ve diğer bir çok yapıtında "stream of consciousness" yani bilinç akışı denilen tekniği kullanmasıyla, okuru biraz yorar ve kitabı biraz anlaşılması zor kılar. Buna rağmen, savaş sonrası modern insanın halini çarpıcı bir şekilde yansıtmıştır. Kitap tam olarak bir gün içinde geçiyor olsa da, karakterlerin giriş çıkışı, düşüncelerin sürekli değişmesi bunu biraz unutturuyor. Size tavsiyem, Woolf okuyacaksanız rahat bir zaman ayarlayın ve karmaşıklığın içine bırakın kendinizi. Öbür türlü içinden çıkamayacağınız belki de yarım bırakacağınız eserleri olan bir yazar olarak kalacaktır ki bu biraz üzücüdür.
Güller, diye düşündü alayla. Hepsi çöpe güzelim. Yeme-içme, çiftleşme, iyi günler, kötü günler derken hayatın hiç de ilgisi yoktu güllerle, hem dahasını söyleyeyim mi sana, Carrie, Dempster, alınyazısını hiçbir kadının, Kentish Town'daki hiçbir kadının yazgısıyla değişmez yine de! Tek istediği acınmak. Güllerin yitirilişi için.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mrs. Dalloway
Baskı tarihi:
6 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052194577
Orijinal adı:
Mrs. Dalloway
Dil:
İngilizce
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Mrs. Dalloway
Bayan Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
Mrs. Dalloway
One day in the life of Clarissa Dalloway, a June day in London, punctuated accurately, impersonally, unfeelingly, by the chimes of Big Ben and a fashionable party to end it, is the complete story of Mrs. Woolf's new novel, yet she contrives to enmesh all the inflections of Mrs. Dalloway's personality, and many of the implications of modern civilization, in the account of those twenty-four hours. Mrs. Dalloway in her own home is ''the perfect hostess,'' even to her servants, to her daughter, her husband and her rejected suitor of long ago, who cannot free his mind of her. It is almost a perfect being that Mrs. Dalloway enjoys, but there is a resentfulness in her, some paucity of spiritual graces, or rather some positive hideousness.

- NY Times -

Kitabı okuyanlar 542 okur

  • Halime İrisoglu
  • Bodrum Sarrafı
  • Ibrahim Altınbıçak
  • Shirley
  • İrem
  • Ceyda Akbaş
  • Sema
  • Rana Sıla
  • Ayda Yurtoğlu
  • Desdemona

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.5 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları