Namuscular

Kemal Tahir
Tasarımcı:
Hamdi Akçay
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
424
Basım Tarihi:
Kasım 2020
İlk Yayın Tarihi:
1974
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786257737340
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·424 syf.·
2024 459. kitabı
Kemal Tahir’in Malatya cezavindeki notlarından derlemeler var bu kitapta, Yatanların hepsi namus davasından yatan namussuzları anlatıyo Namus kavramına halkın sığ bakışını sadece kadınlara adledilmiş bir kavram olmasına yazar ince göndermelerle değinmiş. Okunmalı
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2022 46. kitabı
Namuscular, Kemal Tahir’in cezaevinde yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanan romanı. Namus meselesi yüzünden hapse giren insanların hikayelerini onların gözünden görüyor, onların dilinden okuyoruz. Ama ne okumak… Elbette ki anlayışla değil. Öfkeyle. İşlenen cinayetleri, kadına bakış açısını, uç noktadaki cahilliklerini, bazen anlamakta zorlanarak ama hep öfkeyle. En azından benim okuma sürecim böyleydi. Romandaki İstanbullu karakterinin Kemal Tahir’in kendisi olduğunu okudum birkaç yerde ama ne kadar doğrudur bilmiyorum. Uzak bir ihtimal değil gerçi. Mahpusların hikayelerini çoğu zaman hayretle dinleyen, bakış açısı onlardan çok farklı olan komünist bir adam İstanbullu. Benim için kitap ikinci yarısıyla birlikte büyük bir ivme kazandı. Özellikle son iki üç bölüm çok ama çok iyiydi. Günümüzde de süregelen, insanların inançlarını sömüren bazı durumların çok iyi eleştirisi yapılmıştı. Son olarak, ilk defa bu kitapla karşılaştığım bir anlatım şekli oldu. Aynı olayı karakterin ağzından farklı bölümlerden tekrar tekrar okuyoruz. Sıkıcı gibi görünse de en azından bu kitap için okumayı zevkli kılan bir anlatım şekli olmuş.
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 13:31
"Dünya tersine dönmüş. İyi adam bile iyiliği fenalıkla beraber yapıyor. Galiba bir gün gelecek, hepimiz yalnız iyilik yapmaktan hem korkacağız, hem utanacağız." Sadece Devlet Ana değil, hemen her romanıyla Türk Edebiyatı’na sağlam bir katkı yapmış biri Kemal Tahir. Ve belki de en az bilinen eserlerinden olan "Namuscular", yazarın ölümünden sonra bulunup yayımlanıyor. Belki de az bilinmesinin sebeplerinden biri de budur. Kemal Tahir bu eserinde, namus meselesi yüzünden cezaevine düşmüş mahkûmların hayatlarından yola çıkarak toplumu, siyasi hayatı ve insan ilişkilerini gözden geçiriyor. Namus kavramını ciddi bir şekilde irdeliyor ve bu kavramı ülkenin siyasi ve sosyal hayatıyla bağdaştırarak ortaya ilginç düşünceler koyuyor. Aynı zamanda din olgusu üzerinden de sorgulamalara girişen yazarın en büyük başarısı kanaatimce dili kullanma şeklinden geliyor. Daha karmaşık anlatılabilecek meseleleri, oldukça akıcı bir şekilde ve bir şeylerin arkasına saklanmadan anlatan yazar direkt halka hitap ediyor. Halktanmış gibi görünüp halk hakkında hiçbir şey bilmeyen yazarlarla karşılaştırırsak önemli bir şey bu. Üstelik kullandığı üslûp ve anlatım yönünden aralarla serpilen mizahi unsurlar okuru kitapta tutmak için yetiyor.
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
3/10
·424 syf.··
2025 16. kitabı
Sanırım okuduğum en kötü Kemal TAHİR kitabıydı. Çok fazla zorlama yöresel ağız kullanılmış, muhtemelen anlatılanların çoğu gerçeklikten olabildiğince uzak ve bağlamından çok kopuk hikayeler. Bozkırdaki Çekirdek kitabını ne kadar beğendiysem bu kitabı o kadar beğenmedim.( Muhtemelen yazarın ölümünden sonra yayımlanmış olması ve cezaevindeki notlarının 3. Kişiler tarafından derlenmesi etkili olmuş olabilir )
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 15:13
Namusçular isimli romanında Kemal Tahir, toplumdaki 'namus' kavramının karmaşık ve çelişkili yapısını derinlemesine inceliyor. Roman, "namus meselesi" yüzünden suç işleyen kişilerin iç dünyalarına ve yaşadıkları çelişkilere odaklanıyor. Kemal Tahir, bu eserinde toplumsal baskıların, cehaletin ve yoksulluğun insanları nasıl suç işlemeye itebileceğini gerçekçi bir dille anlatıyor. Kemal Tahir bu eserinde, namus meselesi yüzünden cezaevine düşmüş mahkûmların hayatlarından yola çıkarak toplumu, siyasi hayatı ve insan ilişkilerini gözden geçiriyor. Namus kavramını ciddi bir şekilde irdeliyor ve bu kavramı ülkenin siyasi ve sosyal hayatıyla bağdaştırarak ortaya ilginç düşünceler koyuyor. Aynı zamanda din olgusu üzerinden de sorgulamalara girişen yazarın en büyük başarısı kanaatimce dili kullanma şeklinden geliyor. Daha karmaşık anlatılabilecek meseleleri, oldukça akıcı bir şekilde ve bir şeylerin arkasına saklanmadan anlatan yazar direkt halka hitap ediyor. Halktanmış gibi görünüp halk hakkında hiçbir şey bilmeyen yazarlarla karşılaştırırsak önemli bir şey bu. Üstelik kullandığı üslûp ve anlatım yönünden aralarla serpilen mizahi unsurlar okuru kitapta tutmak için yetiyor.
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
Puan vermedi
Kemal Tahir Namuscular Kemal Tahir'in Malatya cezaevinde yatarken tuttuğu notlardan roman haline getirilmiş kitabı 1941-1944 arası kaldığı Malatya cezaevinde, namus cinayetleri sonucu hapse düşmüş insanlar gördüklerini gerçekçi ve aynı zamanda bölgenin ağzını kullanarak aktarır İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yokluğu yoksulluğu ve bunun sonucunda insanların çaresiz kalınca neler yapacağını gösterir Mutlak otoritenin zayıfladığı dönemlerde feodal ağalığın yükseklise geçtiği, bunun sonucunda devlet halk arasında kırılmalar yaşandığı görülür. Namus anlayışınin ekonomik etmenlerle insanlar arasinda nasil degisiklik gosterdigi, toplumda en buyuk belanin aslinda yoksulluk olduğu romandaki olaylar ve diyaloglarla ortaya koyulur. Yokluğun yoksulluğun cehaleti artırdığı ve cahil kitlelerin dini suistimal eden dinbazlar tarafından halkı nasıl kullandığı sömürdüğü çarpıcı örneklerle göz önüne serilir ''.rospunun dişisi, erkeği olmaz. .rospuluk huydur. söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur.'' "milyonla çalan baş üstünde gezer, birkaç kuruş irtikap eden mahpusu boylar." "İnsan kadını güzel olduğu için sevmez, sevdiği için sever beyim, sevdiği insana hep güzeldir zaten" Romanda geçen pasajlardan bir kaçı
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
Unutulacak dünler yaşanacak günler var :)
10/10
·424 syf.··
2024 2. kitabı
Kitabı evvela çok beğendim. Kemal Tahir'in cezaevinde kaldığı yıllarda devam niteliğinde bir kitabı daha var. Onuda bitirdikten sonra sanırım taşlar yerine oturacak. Anladığım kadarıyla o dönemlerde cehaletin, haklı ve haksız kavramının, insanlar üzerine atılan yaftaların, iyi ve kötünün ayırt edilemediğini derinlikli ve çözümlee niteklikte anlatmış. Birçok eski türkçe kelimeler var. Bence bu kelimeler romana farklı bir tat katmış. Türk edebiyatı olarak herkesin arşivinde bulunup torunlarına aktaracağı bir kitap. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Naçizane yorumum bu kitap on üzerinden on. Tek kelime ile harika : )
Edebiyat & Roman
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2020338 okunma
7/10
·446 syf.··
2017 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2017 17:29
Kitabı okumayı bitirir bitirmez kendimi evden sokağa attım. Hem biraz dolaşıp kafa dağıtmak, hem de bitirdiğim kitabı halk kütüphanesinden başka bir kitapla değiştirmek için. Zihnimde savrulan düşünceler, birbirine çarpan fikirler. Önce Kemal Tahir geliyor aklıma, yattığı on iki yıl hapis. Dile kolay tam on iki yıl. Üzülüyorum. Sonra kitapta anlattıkları; kızını kesenler, karısını vuranlar, namusuna göz diken adamı öldürenler, kısacası namuscular... Daha neler neler... Okumaya başladığımda kitap bir türkü hatırlatmıştı bana. Bir haftadır dilimde bu türkü. Kız gelinim, suna boylum, doyamadan biz bize, Besmeleyle yüzün açıp oturmadan diz dize, Almış kaçırmışlar seni çökertmişler ıssıza. Namus belasına gardaş kıydığımız can bizim. Önümde bizim sokağın dik yokuşu, elimde kitap, kulağımda Cem Karaca'nın sesi... Bir sigara yaktım, düştüm halk kütüphanesinin yoluna.
İlişkiler
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2006338 okunma
10/10
·446 syf.··
Beğendi
·
2026 183. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 09:00
Kemal Tahir’in 1974 yılında yayımlanan Namusçular romanı, yazarın kendi cezaevi anılarından ve gözlemlerinden beslenen ustalık eserlerinden biridir. Eser, II. Dünya Savaşı yıllarındaki Malatya Cezaevi'nde, "namus cinayeti" işleyerek hapse düşmüş sıradan insanların trajikomik ve çarpıcı hikayelerini ele alır.Roman, toplumun namus algısı ve bunun bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini sorgular. Cinayetleri namuslarını temizlemek adına "kader kurbanı" rolüne bürünerek işleyen, ancak içten içe kendi içsel çatışmalarını ve vicdan muhasebelerini yaşayan karakterler merkeze alınır.İstanbullu Murat: Yazarın kendi aydın kişiliğini yansıtan bir karakter olarak öne çıkan "İstanbullu Murat", cezaevindeki diğer mahkumların hikayelerini dışarıdan bir gözlemci gibi inceler ve anlamlandırmaya çalışır.Kemal Tahir, romanda sadece bireysel namus kavramına değil, aynı zamanda dönemin acımasız ekonomik şartlarına da ayna tutar.II. Dünya Savaşı yıllarının getirdiği kıtlık ve yokluk, hapishane hayatını doğrudan etkiler. Mahkumların zorunlu ihtiyaçlarını karşılarken yaşadıkları sıkıntılar, dönemin ekonomik tablosunu gözler önüne serer. Yazar, namus kavramının ardına gizlenen erkek egemen zihniyeti ve feodal yapıları başarılı bir dille hicveder. Kemal Tahir, cezaevi gibi ağır bir atmosferi bile yer yer mizahi ve abartısız bir üslupla, köylü dilini ustaca kullanarak okuyucuya aktarır.Eser, edebi bir kurgu olmasının yanı sıra, Türk toplum yapısını ve geleneksel kodları anlama çabasının ürünüdür.
Hayata Dair
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2006338 okunma
9/10
·446 syf.··
Beğendi
·
2018 281. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2018 15:37
Yazar bu kitabında, toplumumuzda yalnızca kadın bedeni üzerinden değerlendirilen "namus" meselesini irdeliyor. Ahlâk, namus, haysiyet kavramlarını derinlemesine sorgulayarak bizleri düşünmeye sevk ediyor. Kemal Tahir 12 yılını hapiste geçiren bir yazar olarak kadın bedenine indirgenen "namus" belasından hapse düşenlerin gerçek öykülerini sunmuş bize. Ayrıca sahte din adamlarının, dini kullanarak kadınları nasıl ağına düşürdüklerini anlatıyor. Türkiye' yi ve Türkleri anlamak için Kemal Tahir kitapları okuyun gibisinden bir cümle okumuştum. Çok yerinde bir tespit.
NamuscularKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2006338 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinciF. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinciF. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)