Evet, herkesin kendinden az çok bir şeyler bulacağı bir kitaptır. Bu yüzden okurken zevk alacağınızdan eminim.
Ancak bu benzerliğin çoğunu Oblomov'un Oblomovluğunda bulanlar ne talihsiz kişilerdir.
Oblomov, tıpkı kendisi gibi olan ailesi tarafından tembel yetiştirilmiş, bu yüzden yaşam enerjisini ve kabiliyetlerini köreltmiş kişidir. Dış dünyanın kötülüğüne de bağışıklık kazanmamıştır. Kendisi çocukken yalana, düzenbazlığa, eleştiriye maruz kalmamış bu yüzden yetişkinliğinde kolay kandırılabilen, eleştiriden, iğneleyici bakışlardan ve düşüncelerden korkan birisi olmuştur. Onun bütün bu potansiyelleri taşıyan insanların arasına karışmak çok güçtür. En iyisi evden çalışmaktır. (uyumak)
Aklı ve soylu hayalleri vardır. Ama bunları gerçekleştirecek yaşam enerjisi yoktur. Ona göre zamanı yoktur, işleri çoktur ve önce plan yapması gerekir. Ama bu düşünceler ve planlar hiç bitmez.
Ştolts, Oblomov'un Alman arkadaşı. Oblomov'un hayalindeki "işleri halleden, çiftliği düzenleyen, ev yapan, gezen, gündemi ve dünyayı takip eden Oblomov'dur." Evet Ştolts, Alman disiplininin bir simgesidir adeta. akıllı, girişken, mantıklı, yapılacak işeri yapılması gerektiği gibi ve yapılması gereken zamanda yapan soylu birisidir.
Kendinde Ştolts'u bulanlara ne mutlu.
Oblomov gibi hayalleri, idealleri bir kenara itip sessiz, sakin, köşesinde, insanlardan uzak huzurlu ve hareketsiz, silik bir hayat yaşamak mı?
Yoksa
Ştolts gibi soyu hayalleri gerçekleştirip hayatı boyunca idealleri peşinden koşmak, çalışmak, üretmek, araştırmak, gündeme ve dünya meselelerine hâkim, toplum içinde saygın bir kişi olarak yaşamak mı?
ben Ştolts'u seçerdim. Ama sanki oblomov'a daha yakınım.
Ama en çok Agafya Matveyevna için üzüldüm. Kendisini ailesine, kocasına koşulsuz bir şekilde adayan, hakkı olduğu hâlde o