·
Okunma
·
Beğeni
·
66,2bin
Gösterim
Adı:
Ölü Canlar
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
18 Haziran 2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053840862
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Мёртвые Души
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonsuz Kitap Yayınları
Rus edebiyatının en önemli gerçekçi yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852) Ölü Canlar romanını Puşkin'in önerdiği bir konudan yaralanarak yazmıştır. Gogol'un amacı bir destan-roman olarak tasarladığı bu yapıtında Dante'nin İlahi Komedya'sını örnek almaktı.

Yayımlayabildiği bölümüyle Ölü Canlar kahramanı Çiçikov'un dolandırıcı kişiliği ve onun ilişki kurduğu toprak sahibi ve bürokrat karakterlerle ancak Rusya'nın feodal yapısının aksaklıklarını eşsiz bir kara güldürü çarpıcılığıyla dile getirdi.

Bu bir anlamda onun tasarladığı büyük yapıtın Cehennem bölümüydü. Romanın ikinci ve üçüncü bölümlerinde, Çiçikov'un ahlak sahibi bir insan olduğunu göstermeyi de tasarlayan Gogol, bunda başarılı olmadığını anlayınca, üzerinde çalıştığı bölümleri yaktı. Ölü Canlar , yayımlanmış bölümüyle de yalnızca bozuk düzenin acımasız eleştirisi, değilir, insan ruhunun hastalıklı yanlarının acıklı bir güldürüsü olarak da önemini ve güncelliğini koruyor, Melih Cevdet Anday'ın bu başarılı çevirisiyle Gogol'un Türkçe'de de yeniden yaygın bir ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz.
484 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Gogol, Gogol.. Dostum nasıl anlatmalı seni.. Yaptığın muzipliklerden mı bahsetmeli yoksa ince zekandan mı? Bu arada şundan da sitem etmeden geçemeyeceğim, sırf tasarladığın gibi olmadı diye yakmak zorunda mıydın bu güzel eserin ikinci cildini?

Ben Gogol okurken her zaman kendimi çok sevdiğim bir arkadaşımla vakit geçiriyormuşum gibi hissederim. Hani neredeyse hepimizin çevresinde bir arkadaş tipi vardır; size ağzına geleni söyler ama kızamazsınız, aksine o bunları söylerken gülmekten karnınıza ağrılar girer. Tabi ne demek istediğini anlarsınız ama söyleyişi o kadar komiktir ki, kızamazsanız. İşte benim için Gogol o dur.

Gogol’un her eseri ince bir zekanın ürünüdür. Sizi doyasıya eğlendirir, eğlendirirken de bir o kadar eleştirir. Eleştirinin de en kayda değeri budur herhalde. Kimseyi üzmeden, kızdırmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yapılan. Ayrıca Gogol’un eserlerinde bir diğer unsurda; Dostoyevski, Tolstoy gibi tanınmış diğer Rus yazarlarından daha gerçekçi daha toplumsal olmasıdır. Örneğin Dostoyevski genel de düşünce üzerine yazar, eserlerinde işlediği alt tabakadan kişilerse Petersburg’un sarhoşları, ayyaşları ve faişeleridir, yer mekan genelde Petersburg’dur. Gogol ise Petersburg dışına da çıkmıştır eserlerinde. Mujikleri, memurları, toprak sahiplerini, subayları kısacası neredeyse tüm rus insanın işlemiş, adeta yaşadığı dönemin fotoğrafını çekmiştir.

Esere geçecek olursak, eser İlahi Komedya’ dan esinlenerek üç cilt olarak tasarlanmıştır. İlk ciltte Rusya’nın kötü yanları yazılmış ve yayımlanmıştır. İkinci ciltteyse olması gerekenler, iyiler düşünülmesine rağmen yazar bir türlü istediği karakterleri oluşturamamış ve geçirdiği bir bunalım esnasında ikinci cildini yakmıştır. Elimizde kalan ise birinci cilt ile ikinci cildin bazı parçalarıdır. Yani bu kitap tamamlanmış değildir. Yaklaşık 350. Sayfadan sonra eksikler başlar, bazı bölümler yarıda kesilirken bazı bölümler hiç yoktur. Eserde baş karakter Rus çiftlik sahiplerinin çiftliklerini gezerek onlardan ölü canlar satın almaktadır. Yazar böylece Rus toprak sahiplerini, köylülerini ve yaşadığı dönemin feodal sistemini tüm açıklığıyla anlatmış ve eleştirilerini yapmıştır. Ayrıca bütün eserlerinde olduğu gibi dönem memurlarının yozlaşmışlığını işlemeyi de eksik etmemiştir.

Eseri, benim gibi Gogol okumaktan hoşlananlar ve dönem Rusya’sının feodal yapısını görmek isteyenlere tavsiye ediyorum. İlk defa okuyacaklar içinse Gogol’a bu eserinden başlamamalarını öneririm. Öncelikle birkaç hikayesini okuyup tarzını görmeleri faydalarına olacaktır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
484 syf.
·5 günde·9/10 puan
Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün "Ölü Canlar" isimli bu kitabı, edebiyat otoritelerince onun en önemli eseri olarak kabul edilmektedir. Gogol bu eseri üzerinde on yıldan fazla süre çalışmıştır; fakat geçirmiş olduğu psikolojik bir kriz (manik depresif psikoz) neticesinde eseri tamamlayamamıştır. 1852 yılının 11-12 Şubat tarihlerinde Gogol geçirmiş olduğu son ve en büyük kriz esnasında eserinin ikinci cildine ait el yazmalarını ateşe atarak yakmıştır. Eser böylece yarım kalmıştır; ancak ateşten kurtarılan bir takım sayfalarla Rus basım editörlerince eserin ikinci cildi de "tamamlanmıştır."

Gogol'ün uzun süre üzerinde çalıştığı bu romanını yazmasında elbette bir amacı ve vermek istediği bir mesajı vardır. Zaten daha kitabın hemen başında amacını açık bir şekilde bizlere söylemektedir. Onun amacı, yaratmış olduğu bir kahramanı (Pavel İvanoviç Çiçikov), Rus topraklarında dolaştırarak Rus insanının eksiklerini, ayıplarını göstermektir. Yani Gogol, Ölü Canlar isimli bu kitabında Rus toplumunu anlatmaktadır. Fakat "Rus toplumunu anlatıyor, bizi ilgilendirmez," diyemeyiz. Çünkü fazlasıyla bizi de ilgilendirmektedir. Peki yazarın vermek istediği mesaj nedir? Yazar Rus toplumu nezdinde Dünya'ya neyi öğütlemektedir? Anlamaya çalışalım bakalım:

Öncelikle her yazar, mesajını okuyucuya iletirken farklı teknikler kullanmaktadır. Kimi yazar semboller kullanır, kimi yazar net ifadeler kullanarak açıkça mesajını ortaya koyar, kimi yazar ise yarattığı karakterlerin kişiliğinde mesajı verir... Tabii ki yazarların kullanmış oldukları teknikleri çoğaltmak mümkün. Gogol ise seçtiği karakterler nezdinde mesajını vermeyi seçen bir yazardır. Bugüne kadar 4 kitabını okudum, hepsinde de Gogol'ün seçtiği karakterler mesajın ta kendisiydi. Bu sebeple onun eserlerinde detaylı karakter analizleri büyük önem taşımaktadır...

Romanın konusu, Pavel İvanoviç Çiçikov isimli bir dolandırıcının, Rusya'daki son nüfus sayımdan sonra ölmüş olan ama resmiyette hala yaşıyor gibi görünen köleleri, onların sahiplerinden canlıymış gibi satın alarak bunları devlete ipotek etmek, devletten de ipotek karşılığında para almaktır. Esasında Rus halkı ölmüş köleleri sattığının farkındadır; ama yine de Çiçikov onlara para teklif ettiği için seslerini çıkarmamaktadırlar. Böylece devletin dolandırılmasında dolaylı yoldan yardımcı olmaktadırlar.

Pavel İvanoviç Çiçikov ortalama bir Rus insanıdır. Gogol kasıtlı olarak böyle seçmiştir. Çünkü amacı Çiçikov'u veya dolandırıcılığın kötü yönlerini anlatmak değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi, onun amacı, Çiçikov'u karşılaştırdığı diğer Rus karakterleri nezdinde Rus insanının eksiklerini ve ayıplarını göstermektir. Gogol bu yöntemle, yaşadığı dönemin Rusya'sını, toprak ağalarını, soyluları, rüşveti, memuriyeti, bürokrasiyi, Rus halkını adeta bir tablo gibi resmederek önümüze koymuştur.

Peki yazar neden erdemli ve mükemmel bir karakter seçerek Rus insanının eksik yönlerini göstermemiştir? Sonuçta en kolay yol bu olurdu. Zira dönemin diğer yazarları genelde mükemmel karakterler seçerek mesajını vermektedir. Gogol bu duruma kitapta şöyle cevap veriyor:

"Evet, her şeye karşın romanımıza kahraman olarak erdemli bir insan seçilmemiştir. Bunun nedenini de açıklayabilirim. Çünkü bırakalım da şu zavallı erdemli insan bir rahat soluk alsın artık. Çünkü olur olmaz herkesin ağzında bir erdemli insandır gidiyor. Çünkü adeta bir beygire döndürüldü erdemli insan: Üzerine binip, kıçına sopayı basmayan yazar kalmadı. Çünkü erdemli insanın anasından emdiği süt burnundan getirildi ve ondan artık ne erdemin e’si, ne de kemik üzerine gerilmiş bir deriden başka bir beden kaldı. Çünkü erdemli insana hep ikiyüzlü davranıldı. Çünkü erdemli insana hiç saygı duyulmadı. Yeter artık! Sıra alçakları arabaya koşmada! Öyleyse biz de bizim alçağımızı koşalım arabaya!."

Peki erdemli olmayan, hatta yazarın tabiriyle "alçak" olan Çiçikov mu suçludur, onu böyle yetiştiren anne-babası mı, yoksa Rus halkı mı? İşte yazarın mesajı, Çiçikov'un babasının onu yatılı okula bırakırken verdiği öğütlerde saklıdır. Çiçikov'un babası onu yatılı okula bırakırken şu şekilde öğütler vermiştir:

"Bak Pavelciğim, derslerine çalış, yaramazlık yapma, en önemlisi de öğretmenlerinin ve okul yönetiminin gözüne gir. Yönetimin gözüne girdin mi derslerinde başarısız da olsan, Tanrı akıldan, bilimden yana yüzüne gülmemiş de olsa, işlerin yine de yolunda gider. Sınıf arkadaşlarınla pek düşüp kalkma, onlardan sana hayır gelmez; ille arkadaş olacaksan zengin çocuklarıyla arkadaş ol, gerektiğinde sana bir yardımı dokunsun. Kimseye bir şeyini verme, öyle bir tutum içinde ol ki başkaları sana bir şeylerini versinler; paranın değerini bil, her meteliğin üzerine titre: Para dünyada en güvenilir şeydir."

Yani Gogol diyor ki, sen çocuğuna böyle öğütler verirsen, onun da erdemli ve düzgün bir insan olmasını bekleyemezsin. Sen erdemli ve düzgün bir vatandaş olmazsan ve çocuğunu bu şekilde yetiştirmezsen, memurun rüşvet alması da devlet büyüklerinin zulüm etmesi de gayet doğaldır. Zira onlar da senin gibi biri tarafından yetiştirilmiştir ve kendisinden önce giden kişilerin aynı davranışlarını sergilemektedir. Önce sen kendini, dolayısıyla çocuğunu düzelt, sonra devlet ve kurumlar düzelecektir...

Katılırsınız veya katılmazsınız; ama Gogol'ün düşüncesi ve mesajı budur. Ben bu görüşe çoğunlukla katılmıyorum. Acaba bizi bu kadar ahlaksız ve alçak yapan nedir? Sadece yetiştirilme şeklimiz ve çevremizden gördüklerimiz mi? Yoksa ahlaklı ve düzgün biri olmanın değer görmemesi mi? Eğer sen devlet olarak seçimlerinde liyakatsizliği ve her türlü "olumsuz muameleyi" meşru kılarsan, vatandaş da liyakatsizliği ve olumsuz davranışları benimser...

Gogol'ün beni en etkileyen yönü, yönetim sistemlerinin açıklarını ve eksiklerini muazzam bir şekilde tespit edip acımasızca eleştirmesiydi. Hatta bu sebeple onu Dostoyevski'den daha fazla sevebileceğimi düşünmüştüm. Oysaki Gogol'ün sisteme karşı gelen bir yazar olmadığını, onun eleştirdiğinin halk olduğunu bu kitapla daha net gördüm. Biraz hayal kırıklığına uğradım; ama Gogol tamamıyla haksız sayılmaz. Elbette düşüncesinin tutarlı yönleri var. Sonuçta çözülemeyen bir kısır döngü bu. "Halk iyi olursa yönetim iyi olur diyenler" ve "yönetim iyi olursa halk iyi olur" diyenler tarih boyunca çatışmıştır.

Son olarak, Gogol'ün zaman zaman romanı yarıda kesip biz okurlarla sohbet havasında derdini anlatmaya çalışması benim adıma güzeldi. Sevdiğiniz bir yazarın bizzat sizinle iletişime girmesi bence hoş bir şeydir. Eleştirenler olmuş; ama onlara katılmıyorum. Ayrıca bu durumun Gogol'ün aslında bir öykü ve senaryo yazarı olması ile yakından ilgili olduğunu da düşünüyorum. Romanı okurken onun bir öykü yazarı olduğunu hissediyorsunuz.

Peş peşe okuduğum 4 Gogol kitabından oldukça olumlu izlenimlerle ayrıldım. Herkese keyifli okumalar dilerken Gogol okumaları yapmam konusunda beni sıkça uyaran ve tüm Gogol kitaplarımı bana hediye eden https://1000kitap.com/MadameAdeline 'e teşekkürlerimi iletiyorum.
479 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölü Canlar, Ukrayna asıllı Rus yazar Gogol'un aslında üç cilt olarak Dante nin İlahi Komedya sından örnek alarak tasarladığı ama 1842 de sadece birinci cildi adam akıllı bir şekilde basılmış bir roman serisidir.İkinci ciltte de ne yazık ki yazarımız Gogol, hem Puşkin'in ölümü hemde yaşadığı o dönem için tedavisi ya da ilacı olmayan psikolojik rahatsızlığının neticesi olarak yakmıştır.Kitabın büyük bir çoğunluğu ve sonu eksik olarak Rus Editörler tarafından basılmıştır.Gogol, fanatik bir Hristiyan olduğu için intihar yolunu seçmemiş ve yemek yemiyerek kendini ölüme sürüklemiştir.Birinci cilt kitabın başkahramanı Çiçikov'un kötü bir profil olarak yani aynı İlahi Komedya daki Cehennem serisi gibi insanların iyi niyetlerini süslü cümlelerle suistimal edip onlardan aldığı ölü canları kullanmasını anlatıyor.Ki bu kısımda ölü canlar neden aldığını ve kullanma amacının ne olduğunu anlamaya çalışmanız güzel bir merak duygusu uyandırıyor.İkinci ciltte ise İlahi Komedya nın Cennet denilebilecek bir serisi gibi adeta ahlak ve vicdan sahibi olmaya geçiş sürecini ve yaptıklarından pişman olmasını anlatıyor.Kitapta çok mesaj var.Bunlardan en önemlisi asıl hayatın amacının para, şan, şöhret, makam, soyluluk gibi düşünceler olmaması gerektiğini bizlere anlatıyor yazarımız.Kitapta ilk kısım kesinlikle 10 puanlık idi ama gel görelim ikinci kısımda aralarda yırtılmış, yakılmış kısımlar olsun, yazarın kitabı yazdığı dönem ile ilk kitabı yazdığı dönem arasındaki hem düşüncesel farklılıkları olsun, hemde psikolojik rahatsızlığı olsun kitaba net bir biçimde yansımış.Bu nedenle kitabın sonununda tam bağlanamadığından da dolayı kitaba puanım 9.
448 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölü canlar, hayatta; ama hayatın güzelliğini yaşayamayan ruhu ölü; fakat bedeni canlı yaşamlar değil, hayır. Bildiğiniz terk-i hayat eylemiş, Allah'ın rahmetine kavuşmış gariban köylüler. Eeee, o zaman her şey bitmiş, bu neyin romanı ki? Her şey bu ölü canlar için bitmiş; ama kayıtlarda öldükleri geçmiyor ve dolayısıyla devlet bunların ölü olduğunu bilmiyor. İşte her şey böyle başlıyor. Uyanık kahramanımız Çiçikov bu zaafı fırsat bilerek ölü canlar ticaretine adım atıyor.

Farklı konusuyla dikkat çeken roman, Gogol'un usta kalemiyle buluşmuş ve böyle şahaser bir eser, yarım da olsa bizlere kalmış. Seneler hatta asırlar öncesinde yazılan, ağır eleştirilerden dolayı da devamı imha edilip yarım bırakılan bu kitapta neler mi bulabiliriz? Söyleyelim: Siyasetin çirkin gerçekliğini, insanların yani bizlerin ikiyüzlülüğünü, eğitim sisteminin yanlışlarını ve aslında bunu düzeltmenin ne kadar kolay olduğunu, her insanın hata yapabileceğini... Yazarın başarısında birkaç faktör var benim görebildiğim. Özgün bir konunun başarılı bir şekilde işlenmesinin yanında; yazarın, gördüğü gerçekleri ustaca dile getirmesi. Dürüst insanlar yalandan rahatsız olurlar, riyakarlar ise gerçeği susturmak ister. "Delikanlı güç bela amcasının torpili sayesinde bir bakanlığa kapılandı." Bırakın yıllar öncesini, şimdi bile ben bu cümleyi şuraya yazarken, korkuyorum bir sıkıntı yaşar mıyım diye. E Sayın Gogol sen nasıl bir cesaretle yazmışsın, inandığın gerçekleri haykırmışsın, tebrikler. Ve insan bir kere daha anlıyor ki asırlar geçse de bazı değişmeyen yanlışlar var. Ve bu yanlışlar bazı kesimin menfaatinde maalesef. O yüzden de bize doğruymuş gibi yansıtılıyor. Gerçekleri bu kadar cesurca yansıtan Gogol bile eserin tamamını yayınlayamıyor, bazı cümleleri değiştirmek zorunda kalıyor...

Usta yazarın okuduğum ilk eseri, sadece bu kitabı okuduğunuzda bile yazara usta demeniz için birçok nedeni rahatlıkla göreceksiniz. Kitapla ilgili tek tavsiyem kaliteli bir yayınevinden okumanız. Ölü Canlar gibi büyük bir kitabı basan yayınevi kötü bir basım yapmamalı diye düşünüyorum. Kitap siteden bir arkadaşımız Sherlock Holmes/Duvar/'nin hediyesi olduğu için yayıncıyı çok kötüleyemeyeceğim. Gerçi hediyeyi gönderen okur arkadaşımız şu an sitede; ama her an kaybolabilir de kendisi, sağı solu belli olmayabilir. Giderse belki daha çok olumsuz eleştiri yapabilirim. Ama yapmayabilirim de dönüp buna kızabilir. Çünkü kendisi bana kızdığı için tanıştık. Gördünüz, yazılı gibi başladı, sözlüye karar verdi, çok korkuyorum kendisinden. Şaka bir yana bu şaheseri okumama vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.
Sonuç olarak çok güzel bir hediyeyi kötü bir yayınevinden okudum. Her ayırma çizgisi yanlış yazılmış, kasıtlı mı yapılmış anlamadım.

Gogol zamanın yasaklarını, dost görünen hainleri, makam düşkünlerini yılar yıllar öncesinden mükemmel bir şekilde anlatmış. Geç veya erken, okunması gereken eserlerden...
484 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Beni epey zorlayan bir kitap.İlk sayfalarda kitabın içine girmekte zorlandım.sonra işler daha karmaşık bir hal aldı.Karakter ve olayların yoğunluğundan dolayı çok dikkat istiyor. Kitaptan çok kitabın yazılma sürecinden etkilendim diyebilirim.Gogol manik depresif psikoz hastasıymış.Birinci cildi yazdıktan sonra hastalığının krizlerini yaşamaya başlamış.Birinci ciltte hep olumsuz karakterler yazdığını düşünen yazar ikinci cilde olumlu karakterler üretmek istemiş ama olmamış.Bundan dolayı Ölü Canlar'ın ikinci cildi Gogol'u çok bunaltmış.Bu esnada hastalığı da devam ediyormuş.Hem ruhsal sıkıntılarına deva bulmak hem de Ölü Canlar'ın ikinci cildiyle ilgili kilitlenmişliğini aşmasına yardımcı olur umuduyla Hac'ca bile gitmiş yazar.Ancak bu durumda hayal kırıklığıyla sonuçlanmış.Üzerinde on yıldır çalıştığı ikinci cilde ait bütün el yazmalarını ateşe atmış.Ancak bir kısmı ateşten kurtarılabilmiş. Yanıp yok olan romanıyla birlikte yaşamın anlamı da yok olmuş Gogol için ve resmi belgelere göre kendini aç bırakarak öldürmüş.Bir nevi intihar.Benim okuduğum basımda birinci ve ikinci cilt aynı kitapta toplanmış.İkinci cildin bir kısmı yandığı için yanan ve tümüyle okunmaz hale gelen kimi sözcükler ve satırlar Rusça basım editörlerince tamamlanmış. Klasikler hep hüzün veriyor bana nedense ;) Okuyun derim...
484 syf.
Edebiyat hocamın zorunlu tuttuğu kitaplardan biriydi Ölü Canlar.
Ancak 2 kere yarım bıraktım kitabı.
Çünkü hayatımın bir yerine iliştiremedikten sonra özetini çıkarıp not almam neye yarardı?
Neyse sonunda okudum kitabı ve muhteşemdi diyebilirim. Bu süre zarfında hiciv ustası Gogol ile sohbet ettim sanki. O kadar samimimiydi.
Ancak muzdarip olduğu manik depresif psikoz yüzünden hayat dayanılmaz gelmeye başlamış olmalı ki eserlerini yakıp intihar etmiş.
O yüzden kitap bitse de aslında hiç bitmeyecek.
Ah be Gogol, eserlerinin ne suçu vardı..

Kitapta kısa yoldan zenginliğe kavuşmak isteyen Çiçikov'un hayatı ve Rusya'nın o dönemdeki bozuk ortamı anlatılıyor.İşte sırf bu özelliği sayesinde bile günümüze ayna tutuyor.
Asla başkahramana hoş davranışlar bahşetmemiş Gogol, ruhumuzu okşayacak güzelliklere dem vurmamış.
Adaletsizliğin, rüşvetin, hırsızlığın, tembelliğin bir ülkeyi ne hale getirdiğini gözler önüne sermiş.
Keşke kitabını yakmasaydın Gogol, gezileri cehennemin dibine kadar giden Çiçikov'un başına gelenleri okuyabilseydim...

"Evet, benim iyi yürekli okurlarım, insanın sefil hallerinin gözler önüne serilmesini hiç istemezsiniz."
484 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Ölü Canlar’ı Puşkin’in tavsiyesiyle yazmaya başlamıştır. Kitap 2 ciltten oluşuyor ancak Gogol o dönemde 2. Cildi yazarken hem Puşkin’in bir düello sonucu ölmesi hem de Manik Depresif Psikoz rahatsızlığı sebebiyle, 2. Cildi yakar. Kurtarılan kısmıyla yayımlanmıştır.

Kolay yoldan insanları kandırarak zengin olmaya çalışan Çiçikov’u okurken Rus Hükümeti ve halkıyla ilgili çok fazla bilgi edineceksiniz. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
484 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ah Gogol..
Ah Ölü Canlar..
Ah Ahlarımın Ahı..

Bu kitabın bende yeri öyle ayrıdır ki hayatımın sonuna kadar unutmayacağım kadar değerlidir. Ölü Canım'ın bir göstergesidir bu kitap. Ruhumun ilacı, tek dayanağımdır. Hayatımın bir dönemine damgasını vurmuş kalanında da izini görebileceğim bir kitap.. Sizlerden belki bazılarınız, Merak ediyorsunuzdur, niye böyle yazdığımı. Bu kadar önemli ne olabilir ki diye soruyorsunuzdur belki.. Kusura bakmayın söyleyemeyeceğim.. Binbir tılsımla oluşturduğum bu sihrin, büyüsünü bozamam sizlere söyleyip. Ama bilin ki, dünyanın bir yerlerinde bir insan, belki bir insan daha bu eseri çok seviyor. Sizde sevin, en azından bir kere sevin, ve unutmayın sevgiyi. Yaşarken ölmeyi. Ölü can olmayı unutmayın.

Kitapla ilgili edebi bir inceleme yazmak için bir çok not almıştım, yorumlar yapıp hatta makaleler bile okumuştum, boşverdim sonra. Edebi olmayıversin dedim, varsın inceleme olmasın ne çıkar.. Duygularımı yazayım bir kerede.

Yine de kitapla ilgili önemli olduğunu düşündüğüm bir kaç cümle etmek isterim. Kitap Gogol'un açık bir şekilde en iyi kitabı olmakla beraber, Müfettiş oyunundan büyük diğer kitaplarından da küçük ama belirgin izler taşıyor. Kronolojik bir okuma yapmanın faydası olarak okurken oldukça fazla zevk aldığımı söyleyebilirim. Yine, döneminin belkide yazılmış en iyi 3 kitabından biri arasına girerdi, ta ki ikinci cildi yakılmamış ve güzel bir sonla tamamlanmış olsa idi.

Bir iki cümle de ne anlattığıyla ilgili konuşayım. Kitapta ne yaparsa yapsın hayata nasıl tutunmaya çalışırsa çalışsın, tüm zeki ve çevikliğine rağmen "kaybeden" bir adamın yaşama tutunma, hayallerini gerçekleştirme yolundaki yaşadıklarına, düşüncelerine, hissettiklerine tanık oluyoruz.

Ayrıca, bir çok yerde doyurucu öğütlerle bizlere de sesleniyor karakterleriyle Gogol. Herşeye rağmen yazdıkları için teşekkür ediyor;

Sizlere de iyi okumalar diliyorum.
416 syf.
·30 günde·Puan vermedi
Klasiklere bayağı kafayı taktığım bir zamanda bir eskici dükkanının tozlu raflarında gördüm bu kitabı..
Ölü Canlar; ölmüş ama canlı hükmünde ya da tam tersi bilemiyorum ama görünce bu kitabı almalıyım dedim, çok yakın bir his oluşturdu bende çok tanıdık bir his; özellikle canlı olduğumu, yaşam emaresi gösterdiğimi, nefes alabildiğimi sezebilmek için kendimi attığım sokakta, ışık gibi parladı o eskici dükkanı. Sevdiğimi belirtmeme lüzum yok lakin o plaklar o eski dergiler o tozu üstünde kitaplar o gramafon.. Özel ambians için mi toz serpiyorlar bilemiyorum ama cidden bu dükkanlar genelde tozlu oluyor ya hu.. :)
'Sadede gel sadede' tamam duyorum sizi..

Rus nesrinin ilk üstadı olan Gogol (1809-1852), bir Kazak çocuğudur. Muzip biraz da melankolik bir mizaç. Ukraynalı. Ukrayna güneşli bir ülke, aynı zamanda da geniş ovalar ülkesi: Küçük Rusya...
Önce dedesinin dizi dibinde hikâyeler dinlemiş Nikola Vasiliyeviç. Sonra, jimnaza gönderilmiş. Jimnazı bitirince
ver elini Saint-Petersbourg. Yirmi yaşındadır. Büyük şehrin hayu huyu içinde bir bir kaybolan hayaller. Bir yıl bir dairede kâtiplik. Sonra tiyatroculuk. Kötü bir aktör. Oyunculukta dikiş tutturamayınca, hocalığa özenmiş. Kibar ailelerden yüz bulamayınca, üniversitede bir tarih kürsüsüne yerleştirilmiş. Parlak bir açış nutku, ama ikinci dersten itibaren uyutmaya başlamış talebeleri. Son sığınak: edebiyat, hiçbir işe yaramayanların mezarı, büyük kabiliyetlerin atlama taşı.

1836, Gogol’un hayatında uğursuz bir yıl. O zamana kadar neşe ile hüzün arasında bir denge kuran Gogol, yavaş yavaş neşesini ve sağlığını kaybediyor. Üne kavuşmuş, ama neye yarar? Ona öyle geliyor ki herkes aleyhindedir: memurlar, polisler, tüccarlar, edebiyatçılar. Sinirleri harap. Ülkesinden kaçıp çeşitli Avrupa ülkelerini dolaştıktan sonra Roma’ya yerleşiyor. Tek çıkar yol: mistisizm. Son romanını kaleme almak için toparlıyor kendini. Ölü Canlar, Gogol’ün şaheseri. Eser üzerinde on beş yıl kafa yormuş hazret ve tamamlayamadan ölmüş. Zavallı Gogol! Bu romanda çağdaş Rusya’nın ansiklopedisini yaratacak, zamanının bütün meselelerini elealıp düşüncelerini bir bir sergileyecekti. Konuyu Puşkin vermiş ona. Demiş ki çelimsiz adamsın, ne zaman öleceğin belli değil; bir an önce büyük eserini yazmalısın. Cervantes de çok iyi hikâyeler yazmış, ama Don Kişot’u kaleme almamış olsaydı bu kadar büyük bir üne lâyık olabilir miydi? Sonra işleyeceği konuyu anlatmış: Ölü Canlar'ın konusu. Güzel bir şahadet! Ama Ölü Canlar'ın babası Puşkin değil, Cervantes. Gogol, Rusya’dan ayrılınca, önce Ispanya’ya yönelmiş. İspanyol edebiyatını iyiden iyiye incelemiş. Bilhassa, Don Kişot üzerinde durmuş. Zaten bu roman ezelden beri başucu kitabı imiş. Kastilyalı yazar, tasarılarına çok uygun düşen bir çerçeve sunmuş Gogol’a. Çılgınlığı yüzünden bütün bölgeleri, bütün çevreleri arşınlayan bir kahramanın serüvenleri. Hikâye bir vesiledir. Amaç: seyirciye, birbirini kovalayan sahneler içinde insanlığın dramını göstermek. Don Kişot’la Ölü Canlar, yakın akraba. İkisinde de aynı alay, aynı düşünce derinliği: Kahkahanın altında kaybolan hüzün. Her iki yazar da eserlerinde belli bir isim bulamazlar. Gogol eserinde roman diyenlere itiraz eder. Ona göre, bir poemdir yazdığı. Kitabı bölümlere değil, şarkılara ayırır. Don Kişot’a ne isim veriyorsanız, Ölü Canlar’a da aynısını vermelisiniz der.
Poem, üç bölümden ibaret olacaktı. Birinci bölüm 1842’de çıktı. Yazar tamamlanamayan ikinci bölümü bir buhran anında bütün kitaplarıyla birlikte yaktı. Ölümünden sonra, tesadüfen kurtulmuş bir nüsha bulundu ve basıldı. Üçüncü kısım hâlâ yazılıyor...
21 Şubat 1852’de öldü Gogol. Pek yankı uyandırmadı ölümü. İmparatorluk bu yazarını unutmuştu
(Kırk Ambar- 225, 227)
Bir mektubunda “büyük adam” diyen Turgenyef sürgüne yollandı. Ama tarih Gogol’e “büyük adam” sıfatını yakıştıran Turgenyef’in bu hükmünü doğrulamış bulunuyor. 'Ah' diyorum şu tarihi oluşturan biz kıymetli okurlar olmasa da iş hep unutan imparatorlarda, iktidarlarda, aristokrat kesimde kalsa halimiz nice olur?..

Detaylı bilgiyi Meriç layıkıyla vermiş bunun üzerine ne yorum yapılsa yavan kalır haddi aşmak olur. Iki kitabı da 'Kırk Ambar' ve 'Ölü Canlar' tevafuken aynı anda okuduğum dönemde 'mutlaka bunu incelemeye kaydetmeliyim sevgili 1k okurları da faydanlamalı' dedim. Bence ziyadesiyle yakıştı..

Yorum yapmak yavan kalır dedik ama kitabın ana konusunu da kısaca özetlemezsek olmaz.

Gittiği bir kasabada kendisini önemli bir kişi olarak tanıtan sahtekâr Pavel Ivanovich Çiçikov‘un çevirdiği dolaplar anlatır kitapta. Tatlı dili ve insanlarda oluşturduğu saygı değer hava ile toprak sahiplerinden hayattan olmayan kölelerini kendisine satmasını isteyerek ilginç bir teklifte bulunur. Yaşamayan bir köle için bile vergi ödemek zorunda kalan toprak sahiplerinin işine gelen bu teklif akıllarına yatmasa da olumlu karşılanır ve Çiçikov her bir toprak sahibinin kapısını çalarak her bir farklı karakteri analiz etmemize olanak sağlar. Cimri, paragöz, saygın, kültürlü- kültürsüz, yaşlı-genç, kadın-erkek Rus insanını ve Cemil Meriç'in de dediği gibi Rus ansiklopedisini okuyucuyla buluşturuyor.
Zenginlik ve saygınlık aşkı ile yanıp tutuşan Çiçikov‘un emeli yasalardaki boşluklardan yararlanarak ölü canlar sayesinde devletten kazanç sağlayarak toprak sahibi olmak..
Fakat yalan burada olduğu gibi Rusyada da yatsıya kadar yanar ve sahte kahramanımızın tüm kirli yüzü ortaya dökülür. Sonra ne mi olur? bilmiyoruz.. Yanan bir ateşten zar zor kurtarılan 15 yıl okuyucunun tezahürüne kalmış bir son ile gizemli bir şekilde son buluyor..
Klâsik seviyorsanız elbette tavsiye olunur..
Sıradaki kitap mezkûr yazarın meşhur paltosu..
Kitap ile kalın..
484 syf.
Ölü Canlar, büyük Rus yazarı Nikolay Gogol'ün başyapıtıdır. Gogol, hayatının en az on senesini bu eserini yazmak için harcamış lakin eserini tamamlayamadan hayatını kaybetmiştir. Aslında eserin ilk cildi bitirilmiş ve sansürdeki birtakım engeller aşıldıktan sonra eksiksiz şekilde yayınlanmıştır ve oldukça beğenilmiştir. Eserin ikinci cildi de üç defa yazılmasına karşın, bu her versiyon birtakım nedenlerle Gogol tarafından yakılmıştır. Son yakma olayı artık Gogol'ün hayatının sonlarına tekabül eder ve hemen ardından kendisi de hayatını kaybetmiştir. Bu yakma olaylarında etken olanlar ise Gogol'ün mükemmeliyetçiliği ve onun akıl sağlığını giderek yitirmesi diyebiliriz. Buna ek olarak, Gogol eserin ilk cildinde Rusya'daki tenkit unsuru profilleri gözler önüne sermiş; ikinci cildinde de bunun aksine Rusya'da övgüye layık profilleri ele almak istemiş hatta bunun için birçok arkadaşından yardım istemiş -pek yardım eden olmamış- ancak sonuç olarak heralde istediği kadar ve şekilde veriye ulaşamamiş. Ayrıca kitabın konusunu Gogol'e, Puşkin vermiştir.

Romandaki kahramanımızın adı Çiçikov'dur. Çiçikov'a babası küçükken hayatta en önemli şeyin para olduğunu öğütlemistir. Çiçikov da hayatı boyunca babasının bu öğüdüne riayet etmiştir. Tabi babasının başka öğütleri de olmuş olmali ancak Çiçikov'un kulağı bu öğüdü daha çok duymuş olmalı. Nitekim Çiçikov oldukça hırslı, çalışkan biridir. Çeşitli memurluklarda bulunmuş ve bu memuriyetlerde yükselmek için her türlü dalavereden de geri kalmamış bir insandır. Gümrük memurluğu sırasında işini layikiyla yani legal olarak yaparak herkesin güvenini kazanmış, ardından da asıl amacını gerceklestirmeye başlayarak görevli memur arkadaşıyla beraber yüklü bir miktar illegal paranın sahibi olmuştur ancak her zaman olduğu gibi işler tersine dönmüş ve Çiçikov'un bu emegiyle(illegal) biriktirdigi parası elden gitmiştir. Çiçikov'un elinde ise on bin ruble kalmıştır.

Çiçikov dediğimiz gibi oldukça hırslı, çalışkan, zeki, aklı her türlü hinliğe çalışan ve en büyük tutkusu zengin olup rahat bir yaşam gecirmek olan biridir. Bundan dolayı yaşadığı terslikler onu durduramamis ve bu sefer de kitabın konusu olan, 'ölü canlar'ın peşine düşmüştür. Rusya'da o zamanlar kölelik vardır ve bu köleler haliyle olebiliyorlardi, ancak bir dahaki sayıma kadar kağıt üstünde canlı sayilmaya devam ediyorlar ve toprak sahipleri de bu normalde ölü olan köleleri için can vergisi vermeye devam ediyorlardı. Çiçikov da bu herkesin elinden çıkarmaktan memnun kalacağı ölü canları alıp, bunları göstererek devletten kredi sağlamayı düşünüyordu. Bunun için de N.. kasabasına gelmiştir.

Burada ölü canlar peşindeki Çiçikov'la beraber dolaşırken aslında Rusya'da mevcut insan karakterlerine şahit oluyoruz. Bunlar arasında, Gogol'ün Evlenme oyununda ele aldığı ve İvan Gonçarov'un Oblomov karakterinde ölümsüzlestirdigi geleneksel tembel Rus insan profilini görebiliyoruz. Sonra, oldukça cimri, bir sürü malı olmasına karşın eski püskü hirkayla dolaşan varyemez profillerlerle; sorumsuzluktan elindeki verimli araziyi değerlendiremeyen ve mujikler üzerinde otorite kuramayan ve bunun akabinde haciz altında inleyen ama öte yandan da hala kasabadaki memur sınıfına ve konu komsuya gösteriş yapacağı balolar düzenlemek derdinde olan profillerle karşılaşıyoruz. Mujik demişken onlar da oldukça serkeş, hayattan bezmiş tiplerdir. Öte yandan Rus insanında kendi diline önem vermeme ve özelikle Fransızca'ya özenme 'hastalığı' vardır. Bu adeta toplum içinde üstünlük göstergesi haline gelmiştir. Hatta evlenecek kızlar arasında, ileride işlerine yaramasa da Fransızca öğrenmek gibi bir adet yerleşmiştir. Bu durumun sonunda sorun olan taraf Rus diline önem verilmemesi, haliyle de devamında Rus kültürüne önem verilmemesi gelmiştir. Yolculugumuza içkici, zevk düşkünü, önünü arkasını hesap etmeyen kumarbaz toprak sahipleri ve dedikodu merkezi vazifesi gören yalancı toprak sahipleri ile devam ediyoruz. Ardından da rüşvet konusunda master yapan kasabanın memur sınıfına geliyoruz. Kasabanın en yüksek mülki amirinden başlıca beklenen ise soylulara bol bol balolar vermesidir. Gelen amirler başta idealist davranmaya çalışsalar da zamanla Rusya'nın bu miskin kasabalarindaki insanın uykusuna getiren uyuşuk düzenine kendilerini teslim ediyorlar. Sonra bu yolculukta, adı güzel ama sadece tabelada kalan kurumların ve vakıfların kurulduğunu, yargının ve genel olarak tüm bürokratik işlerin üzerlerine kilolarca yük bindirilmis eşek gibi olduğunu görüyoruz. Ancak tabi bunda memurların kamuya değil de kendilerine hizmet etmeyi hedef haline getirmelerinin etkisi büyük.

Sonuç olarak Çiçikov, samimi ve komik diyaloglarla amacı olan ölü canları toplayarak bu klasik kendi halinde miskin ve geleneksel Rus kasabasından ayrılır; kitabın ilk cildi de biter.

Burada şunu belirtmek gerekir; Gogol, eserinde sık sık araya girişler yaparak konular ve kişiler hakkında, yer yer de alakasız diyebileceğimiz açıklamalar yapmış. Bunda sansür kurumunun tepkisini aşağı indirecek -Rusya'yı oven vs- kısımlar eklemek, halk ve eleştirmenler tarafından doğru anlaşılmak -Nitekim Müfettiş eserinde doğru anlaşılamadigini düşünmüştü-, mükemmeliyetçiliği bu tekniği kullanmasına neden olmuş olabilir. Beni rahatsız eden bir teknik olmadı ancak eğer romanın akışına müdahale edilmemesini isteyen biriyseniz belki sizi rahatsız edebilir.

Girişte de biraz belirttigim gibi ikinci ciltte Rusya'daki olumlu profilleri anlatmak isteyen Gogol, arkadaşlarından da kendisine yardimci olmalarını istiyor. Yeterince yardım edilmediğini söylemiştim. Bunda oldukça tepki çeken Seçme Parçalar eserinin payı var. Hepimizin belki de sisteme karşı, isyankar, Rusya'daki hiyerarşik düzene ve hatta monarsiye karşı diye düşündüğümüz Gogol'un aslında bunların zitti bir yapıda insan olduğunu anladığımız Seçme Parçalar eserinde Gogol; koleligin devamını, köylülerin okumamasini, hiyerarşik düzende herkesin bulunduğu konumu sevmesini ve bu konumda iyi olmaya çalışmasını, her insanın Tanrıya teslim olmasını ve Çar'a bağlılığını korumasını vs gibi fikirlerini ifade etmiştir. Ayrıca arkadaşlarını da çokça eleştirmistir. Haliyle de her kesimden tepkiler almıştır.

Sözün özü Gogol, yenilikçi biri değildir; aksine değişimi sevmeyen -hatta bundan dolayı Paris'i hiç sevmez- aksine gelenekten, duraganliktan yana -Roma'yı çok sever-. İkinci ciltte toprak sahibi Tentenikov, belki buna yönelik bir profil olarak verilebilir. Tentenikov oldukça çalışkan, disiplinli bir toprak sahibidir. Miskin ve tembel mujikleri disipline ederek kısa zamanda zenginliğini kat be kat arttirmistir. Romanda Çiçikov'un belki de tek saygı duyduğu insan olmuş diyebiliriz. Ayrıca tembel, haciz yemiş ve toprağını Çiçikov'a satmış karaktere daha sonra idealize edilmeye çalışılan insan tiplerinden birisi; Rusya'yı dolasmasini ve insanların Tanrıya ve düzene teslim olmalarını, sabırlı olmalarını vs tavsiye etmek için dolasmasini öneriyor.

Tabi, ikinci cilt, ateşten kurtarılan parçaların düzenlemesinden olustugundan dolayi eksiklik ve kopukluk vardır. Ancak nihayetinde verilmek istenen mesajın, bozulmuş düzenin düzelmesinin yolunun, her Rus'un kendisini duzeltmesinden ve önce kendisinin adil olmasından geçtiği düşüncesi olduğunu söyleyebiliriz.

Çiçikov illegal işler yaparak, zengin olmaya çalışan bencil bir karakter olmasına karşın okurken onun bu tarz olumsuz özelliklerinden rahatsızlık duymuyoruz aksine bu karakter bize sempatik geliyor. Buna etken olan nedir diye düşündüğümde, Çiçikov'un samimiyeti diyebilirim. Tabi yalancı ve amacı için Nabza göre şerbet şekilde insanlara yanaşan birinde samimiyet biraz garip duruyor. Ama o zamanki Rusya'da çizilen tabloda, nerem düzgün ki cevabını veren deve gibi! Bir nevi
duzenin kendi 'ölü'dür; Çiçikov da bu ortamda küçüklukten beri arzusu için mücadele eden bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Aslında eğer suclayacaksaniz beni değil, sistemi suclayin ve hem de ben sadece kağıt üstünde yaşayan ve aslında legal bir iş diyebileceğimiz bir iş yapıyorum, siz asıl kendisi 'ölmüş' düzeni hapsedin veya kurtarın der gibidir. Ama öte yandan romanın teması da bunun zittidir; yani önce herkes kendini düzeltsindir. Yani tam Gogol'e yakışır şekilde zitliklar barındıran bir durum vardır.

Gogol'ün biyografisi: #55493045


İyi okumalar...
484 syf.
·26 günde·Puan vermedi
Çiçikov'un ölü köleleri satın aldığı zenginlerle olan muhabbeti ekseninde Rusya'nın toplumsal yapısı eleştirilir. Çiçikov evet ,bir suç işlemiştir fakat ölü köleleri satan zenginler işin sonu cezalandırılmaya gelince ;hep bir ağızdan Çiçikov 'u abartılı derecede suçlu gösterip,sahtekar olarak ilan derler. Çünkü işin ucu onlara da dokunmaktadır.
Toplum olarak da böyle değil miyiz,sadece Rusya mi ? Her tür pisliğin yapılmasına müsamaha gösteririz , çünkü zararımiza olan bir şey yoktur , fakat işin sonunda nedense ortada tek bir suçlu vardir ve en ağır cezayi da ona yükleriz . Paçasını kurtaran daima soylular, zamanımızda dayısı olanlar,zenginler ..., değil midir ?
Evet , Çiçikov suçlu . Daha rahat yaşamak uğruna hem onursuz davranmış hem de hukuka aykırı bir satış işlemi gerçekleştirmistir.Aslinda ölü köle satımı o zaman Rusyası'nda suç değildir ama yine de cezalandırılır ,burasını anlamış değilim. Peki zenginlerin ,herhangi bir zarar etmeyecekleri ,aksine ölü de olsa kölelerin vergisinden kurtulacakları düşüncesiyle ölü kölelerini satmaları da suç değil midir ? Hukuk neyi cezalandirmaktadir? Ahlaki olmayan davranışıysa eğer zenginler neden yargılanmiyor? Kitapta bunun gibi yer yer sorularım olsa da bunu kitabın eksik sayfalarının olduğuna bağlıyorum.
Roman, bu eksikliklere rağmen oldukça esprili bir anlatımla ,iyi bir toplum eşleştirisi içeriyor:)
448 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Nikolay Vasilyeviç Gogol'un bu eseri XIX. Yüzyılın en iyi romanlarında biridir. Eserinde Rus bir taşra kasabasındaki yaşantıyı ince bir ironiyle yansıtırken yöneticilere de eleştiri ve sitemde bulunmaktadır. Kitap o dönemin Rusya 'sını en iyi, en sade, en akıcı ve mizah eşliğinde başarılı bir şekilde yansıtmıştır.

Kitabımızın kahramanı olan Çiçikov, zengin olma hayaliyle Rusyanın bütün bölgesini gezerek, ölü canları satın alır. Ve başında geçenler anlatılmaktadır. Buda Rusya' nın iç yüzünü, toplumsal yapısını, bozukluklarını gözler önüne seriyor.
Kitap okuyan, felsefe yapan, her şeyin aslını esasını merak eden birinin karşısında bir kat daha dikkatli olması gerektiğini çok iyi biliyordu.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 342 - İş Bankası Kültür Yayınları
"Diyebilirim ki sabırla büyüdüm, sabırla yetiştim, sabırla olgunlaştım, kısaca ete kemiğe bürünmüş sabırdan başka bir şey olmadığımı bile söyleyebilirim."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Canlar
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
18 Haziran 2016
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053840862
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Мёртвые Души
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonsuz Kitap Yayınları
Rus edebiyatının en önemli gerçekçi yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852) Ölü Canlar romanını Puşkin'in önerdiği bir konudan yaralanarak yazmıştır. Gogol'un amacı bir destan-roman olarak tasarladığı bu yapıtında Dante'nin İlahi Komedya'sını örnek almaktı.

Yayımlayabildiği bölümüyle Ölü Canlar kahramanı Çiçikov'un dolandırıcı kişiliği ve onun ilişki kurduğu toprak sahibi ve bürokrat karakterlerle ancak Rusya'nın feodal yapısının aksaklıklarını eşsiz bir kara güldürü çarpıcılığıyla dile getirdi.

Bu bir anlamda onun tasarladığı büyük yapıtın Cehennem bölümüydü. Romanın ikinci ve üçüncü bölümlerinde, Çiçikov'un ahlak sahibi bir insan olduğunu göstermeyi de tasarlayan Gogol, bunda başarılı olmadığını anlayınca, üzerinde çalıştığı bölümleri yaktı. Ölü Canlar , yayımlanmış bölümüyle de yalnızca bozuk düzenin acımasız eleştirisi, değilir, insan ruhunun hastalıklı yanlarının acıklı bir güldürüsü olarak da önemini ve güncelliğini koruyor, Melih Cevdet Anday'ın bu başarılı çevirisiyle Gogol'un Türkçe'de de yeniden yaygın bir ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz.

Kitabı okuyanlar 11,7bin okur

  • Merve Işık
  • Burak Çap
  • Fabrizio Raul De Mita
  • Dilara Fadime
  • Ayşegül İrem Sarıoğlu
  • Asiye gozutok
  • • f â t
  • Rabia
  • Türkay Coşkun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0 (1)
6
%0 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları