Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Bir insanın sadece kitap okuması değil önemli olan. Bir insanın bir kitapla anısı olması da çok güzel bir deneyimdir bana kalırsa. Şu zamana kadar incelemesini yazığım birkaç kitapta anılarımdan bahsetmiştim. Şimdi yazarken fark ediyorum da, kitaplar gerçekten benim en yakın dostum. Onlarla bir anımın olması bile çok mucizevi bir etmen. Somut bir cisme kendimizce anlamlar yüklemek her insanın yaptığı şey. Kimisi paraya, kimisi kitaba değer verir mesela.

Bu kitabı bana babam Lise'nin ilk haftasında almıştı. Çünkü, Fizik Öğretmenimden bahsetmiştim ona. İnanılmaz bir adamdı. Öğrenciyi birey olarak gördüğü için her konuyu konuşurdu. Benim için önemli bir yeri vardır kendisinin. (10. Sınıfta Öğretmenler Günü'nü kutlayamadığım için bana bir yıl trip atmışlığı vardır.)

Ve ben bu cuma mezun oluyorum. Son kez öğrencisi olarak, cuma günü beni ebediyen değiştiren o binaya bir elimde karne, diğer elimde de diplomayla veda edeceğim. Yani okuldaki son haftamı bu kitaba inceleme yazarak bir ironi yapmak istiyorum.

Dediğim gibi, bu kitabı babam bana öğretmenimi daha iyi anlayabilmem için almıştı. Kitap zaten ince, çabuk bitti.

Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan. Şaka yapmıyorum, ''eğitim'' ve ''eğitmen'' kelimelerindeki önyargımı kırdı bu kitap. Bence bir kitabı sonsuz kılan etmenlerden bir tanesi de bu. Önyargıyı duvar gibi yıkmak kolay mıdır? Ama bu kitap bir şekilde kırdı işte.

Ben Lise'ye kadar öğretmenlerden nefret eden bir öğrenciydim. Çünkü, ayrımcılığın ve şiddetin yüksek dozda olduğu bir okulda sekiz yılım geçti. Lise dört yıl ama hayatımın en güzel dört yılıydı. Üniversite nasıl olur bilemem.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama eğitmen ve öğretmen kelimelerini kullandım. Bana kalırsa öğretmen bir meslek çeşidi. Sonuçta bunu söyleyen hocalarımız yok mudur: ''Ben dersimi anlatır giderim. Sonuçta maaşım yatıyor mu yatıyor.'' Bunu bir öğretmen der ki buna şahit oldum. Ama bir eğitmenden imkansızdır bu cümlenin ağzından dökülmesi. Dövmeye kalksalar söylemez, o derece seviyor mesleğini. O derede bağlı mesleki etiğine. Ben saat gecenin dördünde ödevime katkıda bulunmak için resimler atan bir eğitmen gördükten sonra daha net kavradım eğitmen ve öğretmen arasındaki ince çizgiyi. Bu kitapta bu ince çizgi üzerine kurulu. Bir eğitmenin onca öğretmenin arasında bir imkansızı başarmasını, kitabın sonunda öğrencilerin sıraya çıkarak hocalarına veda etmesinden anlaşılıyor bu.

Öğrenmeyi seven ve ezberci sistemle kavga eden bir insan olarak söylüyorum. Saygıdeğer anneler ve babalar, eğer çocuğunuzun çağdaş bir genç olmasını istiyorsanız bu kitabı okutun. Okutun ki eğitim ne olduğunu ve ne için olması gerektiğini anlayabilsin. Ben bu kitabı okuduğumda fark ettiysem emin olun başka gençlerden fark eder. Ayrıca sizlerde okuyun. Sonuçta sizlere az da olsa bir katkısı olacağını düşünüyorum.

Eğitim sistemimiz şu anlık ezberden ibaret bir çöplük olabilir ama onu arındıracak olanda biz gençler ve yanımızda duvar gibi duran eğitmenler olacaktır. Buna yürekten inanıyorum.
160 syf.
Welton Akademisi, eğitim sistemini "gelenek", "onur", "disiplin" ve "mükemmellik" üzerine inşa etmiş olan ülkenin en başarılı ve seçkin üniversite hazırlık okuludur. Müdür Nolan önderliğinde bu sistem başarıyla uygulamakta ve buraya kabul edilen öğrenciler aileleri için gurur kaynağı olmaktadır. Ailerin de çoğu çocukların diğer yeteneklerine ve sosyal aktivitelerine önem vermemekte, onları yarış atı gibi yetiştirmeye çalışmaktadır.

Örneğin okul yıllığında yardımcı editör olarak çalışan Neil, babasının şu sözleriyle bu işini bırakmak zorunda kalacaktır.
"Tıp Fakültesini bitirip kendi ayaklarınının üzerinde durduğun zaman istediğini yaparsın . O zamana kadar BENİM dediğim olacak!"
Ne kadar da tanıdık geldi değil mi?
Diğer öğrencilerin de Neil'den bir farkı yoktur, onların geleceği de aileleri tarafından "onların iyiliği adına" çoktan çizilmiştir.

Okul tüm öğrenciler için tüm sıkıcılığıyla devam ederken, onlar için dönüm noktası diyebileceğimiz bir şey olur. Geçmişte Welton'dan onur derecesiyle mezun olmuş John Keating, emekli olan edebiyat öğretmeninin yerine Welton Akademisi'ne katılır.

Sıradışı bir kişiliği olan Keating, derslerini de aynı çerçevede işlemekte ve öğrencilere farklı bakış açıları ile dersini sunmaktadır.

O, öğrencilerine:
"Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun." der mesela.
Ya da "Kendi sesinizi bulmaya uğraşmalısınız çocuklar ve harekete geçmek için ne kadar beklerseniz onu bulma şansınız o kadar azalır.Thoreau der ki, 'Çoğu insan hayatını sessiz bir çaresizlik içinde yaşar.'
Bunu kabullenmek niye? Risk alıp yeni yerlerde gezinin. Şimdi..." diyerek onları kendi yetenekleri konusunda cesaretlendirir

( Bir dersinde "Şiiri Anlamak" ile ilgili öğrencilere verdiği dersi unutmak mümkün değil. Eminim ki okuyunca siz de çok etkileneceksiniz.)

Derken öğrencilerden biri eski okul yıllığında Bay Keating hakkında ilginç bilgilere ulaşır. Bunlardan biri de "Ölü Ozanlar Derneği" dir. Sonraları Keating bunun gizli bir topluluk olduğunu, kendilerinin ufak gruplar halinde eski mağarada toplanıp sırayla Shellex, Thoreau, Whitman ve kendi dizelerinden oluşan şiirler okuyarak o büyülü atmosferi tüm ihtişamıyla yaşadıkları sırrını onlarla paylaşır. Bundan ilham alan bir grup çocuk da bunu uygulamaya geçirir ve zamanla kendilerini bulmaya başlar.

Peki tüm bu yaşananlar, bazı öğrencilerdeki değişimler, eninde sonunda ailelerin ve yönetimin dikkatini çekmeyecek midir? Bu gidişat böyle sürüp gidecek midir? Sizi çok etkileyecek olaylar ve etkili bir final bekliyor. Özellikle çocuğu egitim gören kişilerin okumasını ısrarla tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Öhöm öhöm!
Yavrum geçin artık yerinize bakın zil çaldı!
Evladım! Kime diyorum ben acaba?
Bugünkü dersimizde öğretmen öğrenci ilişkilerinden bahsedeceğiz.

Sert tarih hocası gitti İnci Küpeli geldi, her şey yolunda, tamam sakin:))
Bilenler bilir iki yıllık (sakın küçümsemeyin ha:)) öğretmenlik tecrübem var. Bu iki yılda neler neler öğrendim ne güzel duygular tattım bir ben bilirim:)) Bana bu duyguları tattıran miniklerime teşekkürü borç bilirim...

Okul ve iş hayatım boyunca öğrendiğim en önemli şey dersi sevdiren kişinin öğretmenden başkasının olmadığıdır. Ancak bu durum malesef öğretmenlerimiz tarafından göz ardı edilmiş durumda. Fazlasıyla... Öğrencilik hayatımızdan biliyoruz ki annemizden babamızdan daha çok görürüz öğretmenlerimizi ve sınıf arkadaşlarımızı. Ancak okulu, sınıfı sevgi dolu bir yuva haline getirecekleri yere sert yüz ifadesi ile bir sınıfı dize getirebileceğini düşünüyor çoğu öğretmenimiz. İstisnalar var tabii... Peki sadece ders anlatıp hiçbir çocuğun kalbine dokunmadan yapılan öğretmenlik, gerçekten öğretmenlik mi? Çocukları gülümsetmeden, kahkahalarını bilmeden yapılan öğretmenlik, öğretmenlik mi? Nerede kaldı o kutsal meslek?
Hayatta hiçbir şey bir çocuğun gülücüğü kadar güzel olamaz... Ve bir çocuğun gülümsemesi bütün sızıları dindiren bir krem gibidir... ( özlem/Duvar/ senin kremlerin gibi:))

Kitabımızda da hayatı yarış atına çevrilmiş yatılı lise öğrencilerinin hayatına misafir oluyoruz. Enfes bir kitaptı ve sonu çok etkileyici bitti... Tüm çocukların hayatını değiştiren bir öğretmen var kitapta. Okurken işte, dedim, bende böyle bir öğretmen olmalıyım, Bay Keating gibi... Kitapta hayatlarını şiirle, sanatla değiştiren, bundan büyük bir keyif alan, hayatın iliğini emen harika öğrenciler var. Özellikle Shakespeare'den yapılan alıntılara kitap daha da bir mükemmelleşiyor...

Atatürk "ÖĞRETMENLER, YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR!" derken sadece dersleri iyi anlatın demiş olamaz. Altındaki anlamı çok daha fazla düşünüp irdelemek gerekli bence...
Bütün öğretmenlerimize ve öğrencilerimize sevgi ve saygıyla...
Bunu da eklemezsem olmaz:))
https://youtu.be/jTjv1R50GrM
160 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Hayatımın kötü bir döneminde sığındığım bir kitap oldu Ölü Ozanlar Derneği.

Daha okur okumaz bir çok soru sormama neden oldu. Sizin de tahmin edebileceğiniz üzere çocuklarımıza dayattığımız eğitim sistemi hakkında da detaylıca düşünme fırsatı buldum.

Kitaba geçmeden öncelikle takdir etmek istediğim insanlar var. Kitabı okurken değerlerini anladığım insanlara…

İzninizle…

Sözlerim, çocuklarının eğitimi devam ederken onları derslerle boğmadan yaşamalarına izin veren, evlatlarının hayallerini etrafın sözlerinden daha önemli bir yere koyan; kendi isteklerinden bile daha çok önemseyen, o çocuklar daha minicikken hayatta hayallerinin olmasını sağlayan ve sonrasında da o hayallere ulaşması için her türlü desteği veren, yaşadığı her andan keyif almasını öğreten ve en sonunda yaşlandığında çok güzel bir hayatım oldu diyebilen çocuklar yetiştirmiş o özel ve eşsiz anne- babalara. Sizler iyi ki varsınız. Umarım zamanla sizin gibi insanlar artarak tüm toplumu sarar. Çünkü sizlere ihtiyacımız var.

Kitaba dönersek

Birkaç çocuğun hayatını görüyoruz. Her çocuğun farklı bir hikayesi var. Ancak ortak özellikleri anne babalarının isteğiyle ve başarılı bir gelecekleri olması koşuluyla başladıkları okul. Bu çocuklar başarılı oldukları ölçüde aileleri tarafından kabul görülüyorlar. Ve ebeveynleri başarılı olmaları adına hayatlarını ellerinden alıyor. Şimdi siz belki “e ne yapalım hayatta kalmaları için çalışmaları, para kazanmaları ve dolayısıyla başarılı olmaları gerek” diye düşüneceksiniz. Ben size çocuklarınızı okutmayın hep oyun oynasınlar istediklerini yaşasınlar demiyorum. Onlara sorun! Hayattan ne istediklerini sorun! Çocuğunuzu tanıyın ve yaşamasına izin verin. Sadece başarısını umursar ve hayallerini görmezden gelirseniz çocuğunuzu kaybedersiniz bunu bilin.

Beni daha iyi anlamak istiyorsanız bu kitabı okuyun ya da filmini izleyin. Ama bir şekilde bir şeyler yapın çocuklarınız için. Onlara para sağlayıp hayatlarını kolaylaştırıyor olabilirsiniz ancak dahasını hak ediyorlar. Hayatı işkenceye çevirmeyin çünkü onlar da bu dünyaya bir kere geldiler. Bırakın gönüllerince yaşasınlar.
160 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın ünü hakkettiği kadar varmış gerçekten, büyük beklenti içinde okuduğum ve beklentimi ziyadesiyle karşılayan eserlerden. Özellikle böyle eğitici kitapları okumak okurlar için kitabın en büyük faydalarını birisi benim için. Kitabı okuduktan sonra eğitim sistemindeki ezbere dayalı sistemin insanları nasıl düşünmekten ziyade sistematik bi şekilde bişey üretmeden üretilen bilgileri tükettiğini görüyoruz. Özellikle öğretmen arkadaşların kesinliklikle okuması ve ders çıkarması gereken kitaplardan çünkü başarılı insanlar yetiştirmekten ziyade aslında mutlu insanlar yetiştirmesi gereken kurumlardır okullar. Hayatta çok başarılı çok zeki olabilirsiniz ama keyif almadığınız bir işte başarılı olmak ne kadar mutlu eder insanı, yaşadığınız hayatın farkında olmadan başarılı olmak çevrenizde övgüye sebep olsada kendiniz mutlu olmadıktan sonra bi anlam ifade eder mi sizin için bilemem. Çevremde kitapta ne bulduğumu soranlar var çoğunun yanıtı şu şekilde "sen de bende aynı yerde çalışıyoruz aynı maaşı alıyoruz kitap okumak seni daha başarılı daha zengin yapmıyor demekki çok kaybettiğim bişey yok" çünkü ülkemizde şöyle bi algı var insanlar zengin olmak için kitap okuyor ama onlara cevabım "aynı yerde çalışıyo olabiliriz aynı maaşı alıyor olabiliriz hatta kitap okumayan insanlar benim üstüm, müdürüm, amirim olabilir ama hiç biri benim kadar yaşadığının farkında değil hiç biri benim kadar mutlu değil ve belki de sırf hayal dünyaları olmadığı için bu yüzden ülkemizde bu kadar mutsuz insan var çünkü hayal dünyası olmayan insan kendine realist der ülkemizde ve zekasını, başarısını, mutluluğunu parasıyla ölçer oysa ben çok gördüm zengin olmasına rağmen mutlu olamayan insan ".Son olarak kitabı sevmişseniz naçizane bir kaç film önerisinde bulunmak isterim Aamir Khan'ın 3 idiots ve yerdeki yıldızlar filmleri de eğitici ve düşündürücüdür bir kitap tadı verir mi bilmem ama benim için iki filmin yeride çok ayrıdır .
160 syf.
·2 günde·10/10
Carpe diem=Anı yaşa.
Vermont kasabasında bulunan Welton akademisinde geçen, neden yaşadığımızı ya da yaşama sebebimizi arattıran efsane eser.
Welton akademisi, her şeyin ileri kaçıldığı, aşırı disiplin ve kurallarla yönetilen bir okul.

Bu derece disiplinli bir okula gelen sıradışı bir öğretmen; Bay Keating.
Gerçekten hayatı öğreten, öldüğümüzde aslında hiç yaşamamış olduğumuzu fark etmememiz için çalışan bir öğretmen.

Carpe diem, anı yaşa.
Okula başlayan bir grup öğrencinin ve bay Keating'in hikayesi bu. Okulun ilk günü birbirinin kopyası olan derslerin yanında sıradışı dersler yapan sıradışı bir öğretmen. Başta fazla olağandışı gelmekle beraber kitap ilerledikçe kendinizi onun öğrencisiymişsiniz gibi hissediyorsunuz.
Neil'in, bay Keating'in eskiden içinde olduğu ve gizli olan ölü ozanlar derneğini öğrenmesiyle başlıyor her şey. Kendi "ölü ozanlar derneği"ni kuran bu grup, okullarındaki yasakladan kaçarak kendilerine yaşadıklarını hissettiren şeyler yapıyor. Aşk, aktörlük ve daha bir çoğu. Şiirin o muazzam etkisine, derneğe alıştıkça daha da bağlanıyorlar.
Bay Keating'den destek alarak içlerinden geleni yapmaya çalışan bu öğrencilere, velileri ve okul müdürleri çokta ılımlı yaklaşmıyor. Kendisine olan baskılardan, kendi hayallerinden vazgeçirilmeye çalışan öğrenci ise kurtuluş yolu olarak tek bir yol bulabiliyor.
Olay bay Keating'in başına kalsa da, görünen sebep ve asıl sebebin aynı olmaması, kitaba girip karakterleri uyarma isteği doğuruyor insanın içinde. Kesinlikle bize zorlanan, yapmamız gerektiği söylenen, uğruna hayallerimizden vazgeçtiğimiz eylemlerden vakit çalarak okunması gereken bir kitap.

"Evet, onu siz vurmadınız ama siz öldürdünüz."

"Ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek istiyordum. Yaşamdan olmayan her şeyi bozguna uğratmak. Öldüğümde aslınsa hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek."
160 syf.
·Beğendi·10/10
Ölü Ozanlar Derneği çoktandır merak ettiğim ve yorumlarına güvendiğim blogger'lar tarafından da tam puan alan bir kitaptı .Kütüphanede bulunca da vakit kaybetmeden bu ayki okuma listeme ekledim.Kitapla ilgili söyleyebileceğim en genel yorum yediden yetmişe herkesin okuması gereken bir kitap olduğudur.Konu itibariyle bir grup gencin çok disiplinli bir okulda yaşadıkları,öğretmenlerinin fikirlerinin değişimlerine olan etkisi anlatılıyor.Yazar gündelik yaşamda gençlerin okul kaygısını ve psikolojisini çok güzel bir üslupla aktarıyordu.Aile baskısı,sınav kaygısı,öğretmenlerin tutumuna kadar çok başarılı bir psikoloji izlenmişti.Ben nu kitapta her öğrenciyi tanıma fırsatı bulduğumuz için tanrısal bakış açısıyla yazılma olayını çok sevdim,normalde birinci ağızdan anlatılan kitapları tercih ediyorum çünkü.Her karakter bize başka bir gerçeği yansıtıyordu.Özellikle kitapta ki İngilizce öğretmeni Bay Keating karakterini ve bu karakterle verilmek istenen mesajın özünü de çok sevdim.Genel olarak kitap sıradanlıkla ilerlerse de sonlara doğru bir şeylerin patlak vereceğini hissettiğim için okurken hiç sıkılmadım.Yazar da beni şaşırtmayarak son 20 sayfada öyle bir şey yaptı ki kitabı nasıl bitirdiğimi bile anlamadım.Benim için her zaman kitap sonları o kitabı beğenmem de çok büyük bir etkendir ve bu kitaba sırf son sayfalardaki duygu yoğunluğu için bile tam puan verebilirdim.Dediğim gibi kitap hiçbir yaş kitlesi tanımadan herkese ithafen yazılmış bir kitap,bu yüzden yaşınız kaç olursa olsun okumanız gereken bir başyapıt.
160 syf.
·2 günde·10/10
"Ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak istiyordum.. Hayatı tatmak ve yaşamın İliğini özümsemek istiyordum! Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak için.. Ve ecel geldiğinde fark etmemek için hiç yaşamamış olduğumu" diyerek gönülden bağlı bir Ozan yeminiyle giriş yapayım..
Bu kitap oldukça gerçekçiydi.. Bana liseye ilk başladığım zamanları hatırlattı.. Ölü Ozan olmak o kadar zordu ki.. Burda kastım elbette ki farklı olmak.. İnsanlar, yetiştirildikleri dar düşüncelerin etkisiyle farklı olan her düşünceyi kendilerine zarar verecekmişçesine, anlamadan, empati kurmadan inkar ediyorlardı.. Bu hissi tekrar yaşadım bu kitapla.. Keşke kitap daha da uzun olsaydı.. Daha kapsamlı..
Elbette ki her zaman karşıma Hey Kaptan! Bizim Kaptan! Cinsinden bir hoca çıkıp "Hayallerinizi gerçekleştirin!" demiştir..
Çoğu zaman toplum farklı düşüncelerimiz nedeniyle bizi soyutlamış, susmaya mahkum etmiştir.. Aynı örnekleri Martı Jonathan Livingston'da da görmüştüm.. Bu iki kitap arasındaki tek fark biri tamamen gerçekleşmiş bir baş kaldırıyken, öteki (Ölü Ozanlar Derneği) bir şekilde sonuna gerçek adı verilen tokakla bastırılmıştır..
Hayatta milyon kere "Vazgeçmeyeceğim!" dedikten sonra milyar kere vazgeçtim..
Bazen hayallerimizin gerçekleşmesi için onlara geniş bir süre tanımak yerine ufacık bir süre fakat daimi bir alan sağlarsak her zaman Ölü bir ozan olacağımızı düşünüyorum.. Her şeyi vaktinin olduğunu, Carpe Diem'in de bir şekilde özümsenmesi gerektiğini düşünüyorum..
135 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Evet itiraf ediyorum sonunu okurken hüngür hüngür ağlamama engel olamadım. Ve bence kısa olmasına rağmen içerisinde çok şey barındıran mükemmel bir kitap.
Başlangıç aileden geliyor elbet ve arada istemsizce hepimiz yapıyoruz bence. Mesela siz çok okumak isteyip de okuyamadınız ve hayalinizde hep doktor olmak vardı. Ee siz olamadınız ama bir evladınız var ve şartları da uygun neden olmasın ki? İşte bu mantıkla hareket eden, karşısındaki çocuk da olsa bir isteği var mı diye değer vermeden kendi isteklerini dikte ettiren aileler oldukça bol. Kötü düşündükleri için değil elbet, kendi çektiklerini çekmesinler diye ama sonuç öyle değil işte :( Sonuçta karşınızda aklı, fikri ve kalbi olan bir birey ve kendi seçimlerini ailenin de öngörüsünü dikkate alıp devam edebilecek bir beden.
Ve tabiki eğitim ayağı var diğer tarafta ve zaten kitabın ana konusu bunun üzerine geleneğe bağlı olan ve katı disipliniyle ünlü bir akedeminin okul ve yatakhane arasında geçen hayatlarının okula dahil olan yeni edebiyat öğretmenleriyle değişmesinden bahsediyor.
Bu öğretmenin tek isteği: Anı yaşamaları ve hayatlarını olağanüstü kılmaları. Başarabiliyor mu? Bence evet
Aslına bakarsanız toparlayıp yazılacak o kadar şey var ki bu kitap hakkında ama benim kelime dağarcığım buna yetmez. O yüzdendir ki kesinlikle okunması gereken bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum.
160 syf.
Ülkemizde eğitim sisteminin, öğretmenin, velinin, öğrencinin sorgulandığı bu dönemde (gerçi her dönemde var ama son yıllarda aşırı bir bozukluk mevcut) bu kitabı okumak herkese iyi gelecektir. Sistem açısından bize vereceği detaylı bir bilgi yok bu kitapta ama eğitimcinin ve eğitim kurumlarının(dolaysıyla sistemin ama genel bağlamda) insana bakışının nasıl olabileceği ile ilgili fikir veren güzel bir eser.
Filmi de en az onun kadar güzel.

Özgür ve can sıkıcı olmayan bir eğitimin öğrencileri olumlu yönde etkileyeceğinin güzel bir örneği. Bu kitapta uygulanan eğitim tarzını ülkemizde uygulamak oldukça güç olacaktır. Zira alt yapısı olmayan ve neyi amaçladığı belirsiz bir ucube sistemimiz var. Ama en azından öğretmen ve öğrenci bu tarz bir yaklaşımı (kitapta kaleme alındığı gibi) sergileyerek eğitimimizdeki sıkıcı ve despot yönlerinin etkisini en alt seviyeye çekebilir. Bu da olmazsa en azından aşağı yukarı doğru bir uygulamanın nasıl olduğunu öğrenmiş olursunuz bu eser sayesinde.

Ayrıca içinde çok güzel (kimi zaman düşündüren, kimi zaman entellektüel, kimi zaman güldüren...) sohbetlerin olduğu bir kitap!

Çoğumuz bu kitabı okumuşuzdur ya da en kötü ihtimal filmini izlemişizdir. Bu yüzden sizi çok sıkmadan burada bitireyim sözlerimi.

Bir sinema tutkunu olarak filmi de alın izleyin derim!

Saygılar.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
İsmini çok defa duyduğum filmi ve Robin Williams ile meşhur, çok okunan, çok seyredilen bir hikâye.
Anlatımı akıcı, okuması hızlı ve sürükleyici. İlk başlarda klasik amerikan tarzı film hikâyelerine benzerken sonrasında ters köşe oluyorum.
Konusuna; özel okulda disiplin ve başarı odaklı eğitim gören lise öğrencilerinin, yeni öğretmenlerinin, yeni sistemi ve gelenekçi olmayan uygulamalarıyla buldukları özgüvenlerinin bedelini ödemek zorunda kalmalarının durumu diyebiliriz.
Aslında eğitimin zorunlu ve gerekli olması hem anne-babaları hem de çocukları zorluyor. Anne-baba gelecek kaygısıyla çocukların yetenekleri ve isteklerini zaman zaman göz ardı ederek mantıklarına göre bir yol çizerken, çocuklar karar verme yetileri gelişince bu durumdan memnun olmayıp değişik tercihlerde bulunabiliyorlar. Bu da tam bir çatışma ortamı meydana getiriyor. Daha da kötüsü hangi yaşta olursa olsun anne-babadan karşılıksız sevgi ihtiyacı bekleyen çocuklar bu dönemde bocalayarak değişik yanlış fikirlere sahip olabiliyorlar.
Bunun gibi konulara dokunan, film tadında kimi zaman gülümsemenize engel olamayacağınız, doğru ve değişik tespitlerin de olduğu ünlü bir kitap. Daha ne olsun iyi okumalar.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Eğitim sistemi.. Konu başlığı bu olunca herkesin söyleyecek onlarca şeyi var. Yok efendim sistem mi varmış, böyle mi eğitim olurmuş, çocuğa böyle mi bir şey öğretilirmiş,eğitimciler eskisi gibi değilmiş, mışta mişte.. Herkesin şikayetçi olduğu ama bir türlü elini taşın altına koyup şikayetçi olduğu şeyi değiştirme amacı gütmediği, değiştirmeye çalışana da bir etiket yapıştırıp arkasından konuştuğu kısaca herkesin konuşup kimsenin yapacak bir şey bulamadığı eğitim sistemi..

Şimdilerde eğitim alan bir birey sonrasında ise eğitimci olacak benim bu konuda söyleyecek onlarca şeyim var ama söylemem gereksiz,boşuna,zaman kaybı. Şimdi çoğumuz çevçevenin içinde bulunan resimleriz . Hepimiz sadece kendimizden haberdarız. Ama asıl güzellik çevrenin içinden değil dışından bakıldığında.. Kitapta aynı bunun gibi. Baktın bir şey göremiyorsun yer değiştir yeterli gelmedi mi yeniden yer değiştir. Görebilene kadar aradığın şeyi görüş açını sürekli değiştir. Hem ne kadar çok yerden bakarsan o kadar fazla güzellik görürsün.

Kitabı öneririm dostlar. Herkese hepinize. Öğretmen olana, olmak isteyene.. ebeveyn olana, olmak isteyene.. Herkese..

Keyifli okumalar.: )
"Tamam, durun!" Keating dörtlüye seslendi. "Başlangıçta Bay Pitts ve Bay Overstreet'in diğerlerinden farklı adım attığını fark etmişsinizdir. Pitts çok uzun, Knox da çok kısa adımlar atıyordu; ama çok geçmeden bir uyum yakaladılar. Bizim teşvikimiz de bunu daha belirgin hale getirdi." dedi.

"Bu deneyin amacı dikkatleri Pitts'e ya da Overstreet'e çekmek değildi. Ben başkalarının varlığının söz konusu olduğu bir durumda, kendi sesimizi duymanın ve kendi inançlarımızı korumanın ne kadar zor olduğunu göstermek istedim. Eğer içinizden biri, farklı bir tempoda yürüyebileceğini düşünüyorsa, kendisine neden el vurduğunu sorsun. Çocuklar, hepimizin içinde kabul görme ihtiyacı vardır; ama kendinize özgü olan şeylere, sizi farklı kılan özelliklere de inanmalısınız. Bu aptalca ya da pek popüler olmayan bir şey olsa da. Frost'un dediği gibi 'Ormanda yol ikiye ayrılıyordu, ben az geçilen yolu seçtim. Farkı da bu yarattı.'"
"Şiiri sözcüklerle sınırlamayın. Müzikte, bir fotoğrafta, bir yemeğin hazırlanış biçiminde esin kaynağı olan herhangi bir şeyde karşımıza çıkabilir, ama yine de kesinlikle sıradan değildir. Gökyüzü ya da bir kızın gülüşü, ne konuda olursa olsun yazın ve sonunda şiirinizin kurtuluş gününü, kıyamet gününü ya da herhangi bir günü anımsatmasını sağlayın. Önemli olan yazdığınız şiirin bizi aydınlatması, bizi heyecanlandırması, bir esin kaynağı olması ve kendimizi bir nebze ölümsüz hissetmemizi sağlamasıdır; gerisi boş."
Hager bir süre çocukları seyretti, ardından "Bay Meeks, Overstreet ve Anderson, siz normalde solak mısınız? diye sordu.
"Hayır, efendim."
"O zaman neden sol elinizle yiyorsunuz?"
Çocuklar birbirlerine baktı. Knox grup adına konuşup, "Eski alışkanlıkları yıkmanın iyi olacağını düşündük, efendim," diye açıkladı.
"Eski alışkanlıkların nesi varmış, Bay Overstreet?"
"Mekanik yaşamı devam ettiriyorlar, efendim," dedi Knox. "Zihninizi sınırlandırıyorlar."
"Yarını düşlüyoruz ama yarın gelmek bilmiyor.
Bir zafer düşlüyoruz
Aslında hiç istemediğimiz
Yeni bir gün düşlüyoruz
O yeni gün zaten gelmişken
Kavgadan kaçıyoruz
Durup dövüşmemiz gerekirken
ve hala uyuyoruz
Çağrıyı dinliyor ama kulak asmıyoruz
Gelecek için umutlanıyoruz, gelecek yalnızca planlardan ibaretken
Bilgeliği düşlüyoruz, her gün köşe bucak kaçtığımız
Bir kurtarıcı diliyoruz,kurtuluş ellerimizdeyken
Ve hala uyuyoruz
Ve hala uyuyoruz
Ve hala diliyoruz
Ve hala korkuyoruz.."
Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor
Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz.
Yeni gün çoktan geldiği halde
Yeni bir gün düşlüyoruz.
Yapılması gereken savaşlardan kaçıyoruz.

Çağrıyı duyuyoruz, ama hiç önemsemiyoruz
Gelecek henüz bir planken, o gelecek için ümitleniyoruz.
Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz
Kurtuluş elimizdeyken, kurtarıcı için dua ediyoruz.

Ve hala uyuyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala dua ediyoruz
Ve hala korkuyoruz...
"Ah ne güçtür bizler için inançları ve dersleri bir yana bırakmak. Ailemiz, geleneklerimiz ve çağımız bizi bunlara öylesine koşullandırmıştır ki. Acaba biz Walt gibi gerçek doğamızın dile gelmesine nasıl izin verebiliriz? Önyargılardan, alışkanlıklardan ve etkilerden kendimizi nasıl soyutlayabiliriz? Bunun cevabı sevgili gençler, her zaman yeni bir bakış açısı bulmaya gayret etmemiz gerektiğidir."
"Gelin dostlarım.
Henüz vakit çok geç değil.
Yeni bir dünya arayalım,
Bunun için günbatımına dek uzanalım.
Gücümüz yetmese de
Yeri, göğü sarsmaya,
Yine de sahibiz gerekli cesaret ve isteğe.
Zaman ve kader bizi zayıflatsa da.
İrademiz yeterlidir,
Çabalamaya, aramaya, bulmaya
Ve asla pes etmemeye."
N. H. Kleinbaum
Tennyson'un Ulyses'inden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.

Kitabı okuyanlar 6.134 okur

  • Rose
  • Demet Çiftçi
  • Ayşenur Sezer
  • Gul
  • deniz
  • Ahyelüz
  • Kübra Taş
  • sudem
  • Nursel Dayı
  • öykü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72
Erkek
%28

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (507)
9
%17.9 (299)
8
%18.2 (303)
7
%5.7 (95)
6
%2.2 (36)
5
%1.3 (21)
4
%0.2 (3)
3
%0
2
%0.2 (4)
1
%0.3 (5)

Kitabın sıralamaları