Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kitap biteli 1 saat oldu hâlâ duvarla bakışıyoruz.
7/10
·163 syf.··
2024 20. kitabı
Yani şu kitabı alın 5 kişiye okutun hepsi de farklı yorumlar diye düşünüyorum. O kadar farklı ki... Kitap bittikten sonra bi 10 dakika kadar şimdi noldu, ne demeye, ne anlatmaya çalıştı burda diye düşündüm.Ve bu düşündürmesi, farklı bi bakış açısı kazandırması o kadar kıymetli ki benim için... Karakterin yaşadıkları çok geçti bana onun o iç sıkıntısı, o kapana kısılmışlığını ben de onunla yaşadım resmen ve o balo dışında "maske" takmayan, dürüst, entrikalardan uzak kahramanımızın nasıl da o dönem entrikalarına kurban gittiğini ve hâlâ hiç bir şeyin farkında olmadığını ve hatta belki de o "manevi maskeyi" takmanın onun yararına olacağını düşünerek resmen onun iç sıkıntısıyla okudum. Gayet akıcıydı.Psikolojik tahlilleri,karakterin iç düşünce ve kuruntularıyla klasik Dostoyevski romanlarında biriydi.Tavsiye ediyorum ama kitap öylece okunup da bir kenara konulacak türde değil.Bana kalırsa üstüne oturup bi süre düşünülmesi gereken bir eser özellikle o son sayfadan sonra.Ve kitabı okurken sürekli aklıma Franz Kafka'nın şimdi Türkçeye çevirmeye çalışacağım ama muhtemelen çok da başarılı olamayacağımı bilsem de eklemek istediğim bir sözü geldi: " Hayatın bir kostüm partisi olduğunu ve partiye gerçek yüzümle katıldığımı fark edince kendimden utandım."
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
bir ben var benden içeri benden öte benden ziyade
8/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2019 38. kitabı
Bay Golyadkinin Bay Golyadkine karşı mücadelesi diyerek tek cümleyle özetlemek isterdim ama bu esere haksızlık olur. Sıradan ve monoton bi hayat süren kahramanımız Golyadkinin hayatını ona zıt karakter de başka bir başka Golyadkin girmesiyle alt üst olur. Onunla yaşadığı mücadelenin yanı sıra kendi düşüncelerinin zıtlıklar göstermesi kahramanımızı bayağı bi zorluyor. İnsanın içinde bastırdığı duygular br gün canlı kanlı bi şekilde karşısında beliriverirse ne olur acaba diye bi soru gelebilir aklınıza ? Bu kadar eveleyip gevelemektense Barış Abimiz güzel özetlemiz bi şarkısında bir ben var benden içeri benden öte benden ziyade....
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2020 22:50
Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi. Yazar, kahramanın iç çelişkilerini ve deliliğini o kadar ustaca kaleme almış ki, deliliğin sınırında hissettim kendimi. Hiç ara vermeden yaklaşık 100 sayfa okuduğum için de olabilir tabi Kitap sizi kısa süreliğine kişiliği bölünen bir insana dönüştürüyor. İster istemez karakter ile kendinizi özdeşleştiriyorsunuz ve aslında öteki beninize düşman kesiliyorsunuz. Edebi açıdan ustaca yazılmış olmasına rağmen içeriğinin ruhumu daraltmasından ötürü tavsiye etmeyeceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Rahatsız edici dünyalara misafir olmak, bir insanın deliliğinin, iç sesindeki ve hareketlerindeki çelişkilerin tabiatını merak ediyorsanız ve psikopatolojiye ilginiz varsa bu kitap biçilmiş kaftan.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
7/10
·192 syf.··
2021 11. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2021 20:06
Dostoyevski okumak her zaman benim için bir sınav olmuştur ve bu kitaptan anladığım kadarıyla olmaya da devam edecek. Dili ağır, yazdıkları tamamen grift, her an beyin fırtınası yaptıracak bir kitap. Psikolojik eserleri çok tercih etmememe rağmen okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
6/10
·163 syf.··
2020 90. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2020 15:02
D. ‘ nin kitaplarını çok severim ancak çanta kitabı yapmamdan kaynaklı mı bilmiyorum. Bu kitabına adapte olamadan çok uzun sürede bitirdim. Bana sıkıcı geldi kendileri.
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
7/10
·163 syf.··
2019 737. kitabı
Kitabı kesinlikle çok dikkatli bir şekilde okumak lazım. Benim beğendiğim ve sevdiğim bir kitap oldu fakat eğer dikkatli bir şekilde okumazsanız kitaptan sıkılmanız ve hiçbir şey anlamamanız olası. Hikaye memur Petroviç Golyadkin’in akşam bir davete gidip kapıdan geri gönderilmesiyle başlıyor.Golyadkin içeri girmek için çareler arıyor, gece yolda bir adam görüyor ve eve birlikte geliyorlar. İşte bu gizemli adamla yaşadıkları kitabın ana konusunu oluşturuyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
Merhaba Uzun zamandır Dostoyevski okuyamıyordum ve bu kitabı çok büyük bir hevesle okumaya başlamıştım ki beni maalesef hüsrana uğrattı . Kitabın konusu toplumun icinde toplumdan kendini ayrı tutan.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
5/10
·163 syf.··
2020 15. kitabı
Anlamakta güçlük çektiğim bir roman oldu malesef. İsimlerin benzerliği kafa karıştırıcı niteliğe sahipti. Evvela kendisine sonra da etrafına yabancılaşan bir roman karakteriyle çıkıyor karşımıza Dostoyevski. Kendi içinde çekişmeler yaşayan romanın baş kahramanı aynı şekilde etrafına da yabancılaşmış ve herkesin kendi arkasından iş çevirdiği , kötü düşüncelere sahip olduğu kanısında. Dikkatimi ve ilgimi çeken bir romandı fakat isim benzerlikleri kitaba olan konsantrasyonumu etkiledi diyebilirim.
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
7/10
·163 syf.··
2020 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2020 22:04
Kitap Yakov Petroviç Golyadkin'in bir gün tıpatıp aynısını görmesini konu alıyor. Kitabın konusu hoşuma gitti. Golyadkin'in ruh halini yazarın çok iyi ifade ettiğini düşünüyorum. Bu arada asıl Golyadkin'i de ikinci Golyadkin'i de aşırı sinir bozucu tip olarak tarif edebilirim. Yani bu karakterin yaptığı şeylerden baya rahatsız oldum, kitabın içine girip Golyadkin'e şöyle konuşacaksın gibi sözler söyleyesim geldi. Karakterle çok bağ kuramadığım için çok zevkli bir şekilde okuyamadım. Kitaba dikkatimi vererek okudum ama sürükleyicilik konusunda biraz sıkıntılı buldum kitabı. Bunun çeviriden kaynaklı olduğunu da düşünüyorum çünkü kitabı okurken de çeviriden kaynaklı bir şeyler olduğunu hissettim. Şu ana kadar karbon kitaplardan çok kitap okudum.Nedense bu kitapta çeviri gözüme battı. Kitap kötü bir kitap değil ama bende bir etki bırakamadı. Normalde kitap bittikten sonra boşluğa düşüp kitap hakkında düşünmem gerekirdi. Bu kitap bittikten sonra sadece bu konu daha güzel işlenebilirdi dedim. Bazıları bu kitaba Dostoyevski'nin en iyi kitabı diyor. Ben buna katılmıyorum. Kitap sadece konusu ve kahramanın yaşadığı çatışmalar için bile okunur ama yine de en iyi kitabı demek çok iddialı bence. Dostoyevski'ye göre ortalama bir kitap diye düşünüyorum.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma
Gerçekler Gerçek Değil
6/10
·163 syf.·
2023 27. kitabı
Kahramanımız sıradan bir memur iken küçük görünen büyük yanlışlar ile hayatı ellerinden kayıp gidiyor. Güçsüz ve basiretsiz olduğu için engelleyemiyor. Çaresizliğin kitabını yazmış Distoyevski. Kendi olmanın üzüntüsü ve pişmanlığı mücadele ediyor kahramanımız ve kitabın sonunda hak ettiği yere düşüyor.
Şizofreni
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 201730,3bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.