·
Okunma
·
Beğeni
·
2.227
Gösterim
Adı:
Phaidros
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Phaidros
Phaidros
Phaidros ya da Güzellik Üzerine
Phaidros
128 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Platon’un olgunluk dönemi eserlerinden olan Phaidros, dönemin ünlü nutuk yazarlarından Lysis’in aşk üzerine yazdığı yergiye binaen girişilen tartışmayı konu alır. Eserde Lysis’ten oldukça etkilenen, ismi “pırlanta misali parlayan” anlamındaki Phaidros, nutuğu Sokrates’e sunar ve bunun üzerine diyalog gelişir.

Platon’un metinlerindeki ustalık göz önünde bulundurulduğunda, ilkin şu soruyu sormak gerekir diye düşünüyorum: Neden bu diyalog da diğerleri gibi şehir içerisinde geçmiyor da, Phaidros, nutuğu göstererek Sokrates’i ardı sıra şehirden dışarıya çıkmaya zorluyor? Phaidros’ta tartışılan konu tutkulu aşktır ve Platon tavrını belki de ilk defa, ölçülü bir rasyonellikten yana değil de tutkuyla dolmuş bir sapkınlıktan (mani) yana kullanacaktır. Yani diyalogdaki Sokrates’in şehrin dışına çıkması, bir nevi Platon’un kendi kalıplarının dışına çıkması ile paralel gibi görünüyor.

Diyalogun başlangıcında, Phaidros tutkulu bir şekilde Lysis’in nutkunu okur. Nutuk genel olarak aşkın faydadan çok zarar verdiği, aşığın maşukunun mutluluğunu istemekten ziyade sadece kendisine ait olmasını istediği ve uzun vadede bu aşk ilişkisinin maşuk açısından engelleyici ve sakatlayıcı bir tarafının bulunduğu üzerinedir. Lysis bunun yerine, tutkunun dozunun azaltıldığı daha dostane bir sevgiyi önerir. Çünkü dostane sevgi içten gelir ve bu ilişki karşı tarafı mutlu etmek üzerine kuruludur.

Muhtemelen birçok okuyucu için gayet makul ve ölçülü bulunan bu fikirlerin, ben Sokrates’in dilinden dökülmesini beklerdim. Ki benzer bir nutuğu, duygularına kapılarak Sokrates de verir. Ancak “Eros”u bu denli küçümseyen ve bu tanrıyı kötü biçimde vasıflandıran yaklaşıma karşı şüphelidir, duygusal bir yönelmeden ziyade, tutarlılığın yolunu adım adım takip edip şüphelerini ortaya dökmeye başlar.

Sokrates öncelikli olarak düzgün akıl yürütmenin öneminden bahseder ve “aşk” kavramını analiz etmeden üzerine söylenecek her şeyin anlamsız olduğundan dem vurur. Lysis’in problemi, keyfince bir aşk türünü tanımlayıp, bütün aşk türlerini bunun üzerinden eleştirmesidir. Oysa Sokrates, insanı uysal ve hırçın iki atı kontrol eden bir arabacıya benzeterek her aşığın hırçın olan ata tabi olmayacağını, içindeki tutkudan bir şey kaybetmediği halde maşukunu değerden düşürmeksizin de aşık olunabileceğini savunur.

İkinci olarak Sokrates, Lysis’in hor gördüğü sapıtma (mani) halinin bize Tanrı vergisi birçok şey sunduğundan bahseder. Burada biraz μανία (mania) üzerinde durmak gerekiyor. Günümüzde bir şeye karşı duyulan aşırı tutku ve istek anlamında kullanılan mani, çevirmenler tarafından “sapıtma” olarak çevrilmiş. Kleptomani (hırsızlığa karşı duyulan anlamsız ve aşırı istek) gibi örneklerde gördüğümüz üzere, normalden bir sapma olduğu için bu anlamda kullanılması çok yanlış değil. Benzer bir kökenden türeyen μαντική (mantike) ise kehanet ve bilicilik anlamına gelmektedir. Yani ancak aşkın sağladığı mania sayesinde bizdeki tabiriyle “gönül gözü” açılmış, dünyayı farklı bir gözle bilen insanlar türemektedir. İşte burada eros ile philosophia yeniden birbirine kenetlenir. Aşk'ın akıldışılığı gerçekte tanrısal deliliğin (theia mania) bir tipidir.

Sokrates, bu şekilde aşkın felsefe ile birliğini sağladıktan sonra, Lysis’in başka bir problemi olan yazım tarzı üzerinde durur. Eski bir Mısır mitinden hareketle yazı yazmanın belleği körelttiği, insanları gerçek yaşamdan uzaklaştırdığı, gerçekten bilen insanlar değil de “bilgili adam bozması” ürettiğini anlatır. Yazı yazmanın makul görülebilecek tek bir yöntemi vardır, o da anlaşıldığı kadarıyla Platonvari diyaloglardır. Çünkü onlar “öyle nutuklar ki hem kendilerini hem de ekicilerini müdafaaya yetilidirler ve kısır kalmayıp, başka ruhlarda başka nutuklar yaratacak tohumlar vereceklerdir”. Aksi türlü metinler, temellendirilmemiş ve tartışmaya açık olmayan, tek taraflı kuru bilgiler topluluğundan ibaret müsveddelere dönüşürler.

Sonuç olarak söz konusu felsefe olduğunda kümülatif bir ilerlemeden bahsedemiyoruz. Platon geçmişte kaldığı için, günümüz filozoflarından daha yetersiz ya da yanlış diyemiyoruz. Aksine bugün birçok çağdaş filozofun çıkmazlarına Antik Çağ filozoflarından çözüm yolları bulabiliyoruz. Bu eser de yakın zamanda çokça üzerine düşündüğüm aşk ve akıl ikilemine farklı bakış açılarıyla oldukça kıymetli katkılar sundu. Adım adım, satır satır incelenerek okunması gereken eserlerden.
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Güzellik dediğiniz şey nedir?
Çirkin olamayan bir kadın güzel değildir diyor Karl Krauss. Peki gerçekten öyle mi?
Düzgün, bayağı bir simetriye sahip olan birisini düşünün... Güzelliği elbette dikkat çekmeyecektir. Şöyle ki; çok seyirlik bile olsa tamamen düz bir ovanın insanı kendisine odaklayan bir yönü yoktur. Oysa çalı çırpı içerisinde hapis kalmış bir parça yeşillik nasıl da dikkat çeker. Belki vahalar bu sebeple efsanevidir. Izdıraba eş görülen kum çölünün ortasında bir parça yeşillik ve bir kaç tane ağaç nasıl da güzel görünür insana. Felsefenin kuru odununu elime alıp konuşmam gerekseydi, herşey güzel olsaydı güzellik diye bir şey olmaz derdim. Ki aynı şey çirkinlik için de geçerlidir...

İşte insanda da durum aşağı yukarı budur. Ölçüsünce her şeyden biraz serpiştirilmiş, kararlı bir yüz insana güven verir. Oysa alelade bir yüzde belirmiş çok güzel bir çift göz... İşte bu güzelliktir. Güzelliğin belirmesi için, çirkinlik de lazımdır.

Gelgelelim idealist Helenlere ki onlar, çıtayı arşa çıkarmışlardır. Onlara göre, mutlak güzel; dışsal olarak güzel ve ruhen iyi olandır. Dışta ve içte kusurdan uzak olan bu idealarına da kalos kagathos demişlerdir. Ama tuhaf bir şekilde, bu sıfatı genç erkeklere yakıştırmışlardır. Meydanlara diktikleri nü erkek heykelleri tesadüfi değildir yani.

Büyük filozof İbn Arabi ise konuya Helenlere göre tersten bakmıştır. O'na göre alemde en güzel olan şey kadındır. Hatta tecelliyatın en mükemmel şeklinin kadında görülebileceğini de iddia etmiştir. O konu biraz derinlere doğru gidiyor, bu konuya devam edeyim.

Güzellikten bahsedip de Arthur Shopenhauer'dan birşeyler söylememek de olmaz şimdi. Shopenhauer, konuya genetik diyemiyorum ama tam anlamıyla olmasa da antropolojik olarak bakmıştır. Nedir bu bakış?
Türler ve de insanlar, neslin devamlılığı ve mükemmelliği için kendileri için en hibrit tipi beğenirler. Burnu uzun olana göre güzel; burnu kısa olandır, esmere göre ise beyaz tenli birisi güzelliğin tanımıdır. Böylece zıt kutuplar birbirlerini çekerek, onlardan dünyaya gelecek neslin standart olması amaçlanmıştır. Amaçlayan kim? Doğa... Devamı Aşkın metafiziği'nde.

Bir de doğa demişken, panteist gözlemcilere de biraz değinmeliyim. Onlara göre doğa, tüm ihtişamıyla en güzel olandır. Diğer güzellikler onun yanında yansıma hükmündedir. Falan...

Sevgiye dair bilinen en eski kitap olan güvercin gerdanlığı'nda da güzellik üzerine anektodlar yer almıştır ama günümüz insanına göre fazla ruhani kaldığı için değinmeyeceğim. Sahi günümüz insanına göre güzellik nedir? İşte bunu tek kelimeyle özetleyebilirim: erotizm! Freud bunu gayet açık bir şekilde ifade edebilmiştir ama kader ağlarını Freud için de örmüş ve Freud, gayet emin bir şekilde yargı dağıttığı koltuğunda aşık olmaktan kurtulamamıştır. Neyse o da ayrı bir mevzu.

Kitaba girersek -ki çok uzattım artık girmeliyim- eserin bir dialog olduğunu belirtmeliyim. Sokrates ve Phaidros arasındaki beyin fırtınası kısa ve "felsefi bir dille" anlatılmıştır. Pek çok düşünürün sevgi ve aşk arasındaki farkı belirtme ihtiyacı bu eserde de gözden kaçmamaktadır. O dönemin binlerce felsefi sorusundan birisi olan, iyilik aşık olana mı yoksa olmayana mı yapılır? Sorusu da her iki açıdan akıllıca işlenmiştir. Oldukça kısa, hacimsiz bir eser, kısa okumalar için tercih edilebilir gibi. Keyifli okumalar dilerim şimdiden.
112 syf.
·Puan vermedi
Aşk nedir, ne yapar? Aşkın işlevselliğine dair... Tikele olan muhabbetle başlayan yolcuğun, tikeli kapsayarak tümele uzanışına ve sonunda ideal güzel/mutlulukla tanışılmasına verilen isimdir, aşk. Birçoğumuzun daha yolun başında eriştim/kavuştum sanısıyla elinden uçup gitmesine göz yumduğu bu yolculuğun aslını Platon özetler. Aşk başlangıçta güzeli sevmektir. Bu sevgi tikel olan güzel ile başlayıp daha sonra ideal bir güzele dönüşür. İdealle ilişkiden ortaya çıkan mutlluluk maddiyatla olan/tikelle olan ilişkiden ortaya çıkan mutluluktan daha yücedir. Çünkü ideale ulaşan için tikel yoktur artık, tikelde tümel vardır. Tikeli de içinde barındıran bir tümel. Yani aşk, güzeli sevmekle başlar. Peki güzel kimdir? Ona ise karar veren göz değil, gönüldür.
112 syf.
Remzi Yayınevi'nin çıkardığı, Platon'un Sokratesçi döneminin temel metinlerini bir araya getiren "Diyaloglar"dan sonra okuduğum Phaidros; aşk (ki platonik aşk'ın tanımı bu kitapta yapılır), adalet, erdem, retorik, idealar ile ilgili birbirinden kıymetli yargılar içeren bir eser olmanın yanı sıra, her zamanki gibi kendi fikrini söyledikten sonra kendi fikrine zıt yargılar kurarak kendi yargısını çürütmeye çalışan bir Sokrates ile kendini gösteriyor. Eser Platon'un olgun döneminde verdiği bir üründür. Sokrates; gerçek ve sahte aşk arasındaki farkı, metafiziksel kavramlarla ortaya atmış ve kişinin asıl seveceği kişinin, ona tanrısal güzelliği hatırlatan kişi olduğunu söylemiştir. Bu bağlamda sıkça geçen "tanrısal" ifadesini "delilik" ile ilgili konularda da görüyoruz. İnsana verilen en iyi armağanın tanrısal delilik olduğunu söyler. Burada ifade ettiği delilik şudur ki; kişi dünyaya gelmeden evvel tanrısal gerçekliği görür ve bu dünyada bunu arar. Bulamayınca insanlar tarafından delirdiği düşünülür. Bu sebeple de, en iyi şeyin bu olduğu söylenir. Ayrıca belirtmekte fayda var ki, Sokrates yaptığı açıklamalarda platonik aşkın, bizim bildiğimizin aksine, karşılıksız sevgi değil, iki kişinin birbirini birbirlerine derince adamalarını ifade eder. Burada gerçek sevgi, sevdiğimiz kişide aradığımız tanrısallıktır. Ayrıca sahte aşk kavramıyla belirtilen şey ise, salt bedensel hazlardan elde edilen (sanılan) sevgidir. Ayrıca, retorik ile ilgili konuşmalar olurken, insanların gerçeklikten ziyade ağzı iyi laf yapanların daha kabul gördüğünü ifade eder. Hatta bu durumu mahkeme ile örneklendirir. Uzun lafın kısası, bu eserde uzunca tartışılan "aşk", günümüzde algılanılması gereken bir aşk'tır. Bu eserdeki tartışılan "aşk" ile ilgili, asılsızca yargılarla Platon'u eleştirmeye kalkışanların, olaya hangi açıdan baktığı da malumdur. Platon ve hocası Sokrates, kendi yöntemleriyle okuyucusuna mükemmel düşünme teknikleri kazandırıyor. Bu yöntemle de, sorgulayıcı bir kişilik geliştirmesini sağlıyorlar.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Phaidros’un en önemli özelliği adını aynı zamanda yazar Platon’dan alan Platonik aşkın tanımını da içeriyor olmasıdır öyle sanıyorum ki. Çünkü Phaidros gayet ince ve yakışıklı bir erkektir. Platon’u ve onun adının geldiği Platonik Aşk kavramını da az çok bildiğinizi düşünüyorum. Mesele anlaşılmıştır umarım.

‘AŞK’ konulu bir kitap olduğundan bana göre en iyi kitaplarından biridir. Sonuç olarak hepimiz hayatımızda en az 1 kere birine aşık olduk, birini sevdik. Gerçi sonra merhum Ferdi ağabeyimin de dediği gibi: Bana ne güneş doğmuş, ne gün ağarmış, benim dünyam daha dünden kararmış, bir boşluk içindeyim, kayboluyorum...

AŞK bir insanın bir insana duyabileceği en güzel histir. Bu güzelliği, çirkinleştiren nedir peki? Bunu bile bile, en çok sevildiğini sizinle hissedeceğini bile bile başkalarına koşulması. Başkasına da değil, başkalarına... Her neyse, en güzel baharları sizin bahçeleriniz görsün dostlarım.

Bir AŞK kitabı üzerinde çalışıyorum. Niyetliyim. Çok niyetliyim. Hani bastırayım, satayım değil de hüzünlenince okuyayım diye tam kendi kafama göre yazıyorum. Aslında bana destek olursanız, biraz da gaza getirirseniz yazmaya devam edeyim sizlerle de paylaşayım ve bana fikir verin diyorum. Uygun mudur ya? Biraz çekingen kalıyorum bu konuda ve fikirlere hiç olmadığım kadar açığım.

İyi okumalar dilerim güzel insanlar..
112 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Aşıklar, arzuları tükendiği zaman, daha önce yapmış oldukları iyiliklerden ötürü pişmanlık duyarlar. Aşık olmayanlara gelince, onların pişmanlık duyacakları herhangi bir zaman yoktur. Çünkü iyiliği bir zorunluluk altında değil de bile isteye, gönüllerinin dilediği biçimde, güçleri yettiği kadar yaparlar.
112 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Aşk sevgi güzellik retorik ve delilik üzerine muhteşem bir eser.Eser içerisinde birçok anlamı barındırıyor,açıklamalar ve bilumum dönem kokan anlamlarla açıklanmış harika bir kitap.Yazının insanlar için tembellik olduğunu sadece görüntüden ibaret olduğu birleştirilmiş birçok anlam ve kavram barındırmakta
96 syf.
·Puan vermedi
platon'un aşk hakkındaki görüşlerini, bir başka ifadeyle "platonik aşk"ın ne olduğunu öğrenebileceğiniz kitaptır.

platon'un herhangi bir konudaki görüşlerinin sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi için şu iki şeyin bilinmesi gereklidir: görünenler dünyası - idealar dünyası ayırımı; kendiliğinden var olan varlıkların varlığı ve bunların ölümsüzlüğü. aslında kendiliğinden var olan varlıklar ile idealar dünyası arasında sebep sonuç ilişkisi vardır diyebiliriz, bir başka ifadeyle bunlar birbirleriyle zorunlu bir ilişki hâlindedirler. bu iki hususu hakkıyla anlayabilen birisi platon'un bütün diyaloglarını oldukça rahat bir şekilde anlayabilir. bir örnek verelim:

phaidros diyaloğunda "delilik" mevzusu çok önemli bir yer tutar. ancak bu delilik, bayağı delilikten farklıdır ve tanrıların verdiği armağanlar arasında en iyisidir([244a]). platon'un ortaya attığı delilik ile bayağı delilik arasında nasıl bir fark vardır? bayağı deli, maddî sebepler neticesinde temyiz kudretini yitirmiş ve bu dünyayla arasındaki rabıtayı koparmıştır; ayrıca bunu bilinçli bir tercihle de yapmamıştır, bir başka ifadeyle bu dünyayla arasındaki ilişkiyi zorunluluktan kesmek zorunda kalmıştır. oysa tanrısal delilik kişinin hür iradesine dayanır, çünkü o kişinin ruh'u dünyaya gelmeden evvel tanrısal güzelliğe ve gerçekliğe tanıklık etmiştir, bu dünyaya geldiğinde ise anımsama yoluyla tanrısal güzelliği/gerçekliği tekrar göz önüne getirir ve arzulamaya başlar; o güzelliğe/gerçekliğe ulaşmak için gökyüzüne/idealar dünyasına uçmak ister, ancak bunu başaramaz ve başaramayınca da gözlerini gökyüzüne diker ve bu dünyayı boşlar; bu dünyadaki hiçbir şeye önem vermediği için, bir başka ifadeyle bu dünyayla arasındaki ilişkiyi kestiği için de başkaları onu çıldırmış olarak görür. aslında kişinin bu durumu tanrısal bir deliliktir ve tamamen gerçeklere ulaşmak arzusundan kaynaklanır. platon, phaidon diyaloğunda ise gerçeklere ancak ruh'un sağlıklı bir tefekkür faaliyetiyle -ya da aklını kullanarak diyebiliriz- ulaşabileceğini iddia eder, bunu da değerlendirmeye katarsak şu sonuca ulaşabiliriz: aslında tanrısal delilik, bir insanın içinde bulunabileceği en aklıbaşındalık hâlidir. işte bayağı delilik ile tanrısal delilik arasındaki farkı anlayabilmek için, platon'un ruh'un varlığı -yani kendiliğinden var olan bir varlığın varlığı- ve görünenler dünyası - idealar dünyası ayırımı konusundaki görüşlerini hakkıyla bilmek gerekiyor.

platonik aşkı da bu şekilde ele alabiliriz. şöyle ki, tanrısal güzelliği seyreden ruh bu dünyaya düştüğü zaman tanrısal güzelliği/gerçekliği unutmuştur. bu kişi, ilerleyen yaşamının bir ânında, tanrısal güzellikten pay almış birisini gördüğü zaman tanrısal güzelliği de anımsayacaktır. bu anımsamayı hakkıyla hayatına uyarlayabilirse, en mükemmel olan'a, yani tanrı'ya benzemeye çalışacaktır. içindeki bu arzuya ulaşabilmek için ise tanrısal güzelliği kendisine hatırlatan kişiye âşık olacaktır. böylece, hem sevgilisini hem de kendisini tanrı'ya benzetebilmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır, bir başka ifadeyle kendisini sevgilisine adayacaktır. aslında burada şu sonuca rahatlıkla varabiliriz: platonik aşkın ilk boyutu tanrı'ya duyulan aşktır. çünkü yukarıda yazdıklarımı dikkatli bir şekilde incelerseniz eğer, siz de kişinin âşık olma sebebinin tanrı'ya ulaşmak olduğunu rahatlıkla fark edebilirsiniz. ancak, yine de platonik aşkın ikinci boyutunu, yani "sevgilinin varlığını" hatırlatırım size. bu sadece tanrı'ya duyulan aşk değil, aynı zamanda tanrısal güzellikten pay alan ve tanrı'ya ulaşmaya çalışan bir başka insana da duyulan aşktır. görüldüğü gibi, platon'da sahici aşk - sahte aşk ayırımı vardır; sahici aşk tamamen metafiziksel kavramlarla -ruh, tanrı- izah edilip gerekçelendirilirken, sahte aşk lysias'ın ve sokrates'in ilk söylevlerinde de belirtildiği gibi yalnızca bedensel hazza ulaşma arzusundan kaynaklanır. demek ki platonik aşk karşılıksız bir aşk değilmiş, bilakis içinde derin bir felsefe barındıran ve iki insanın kendilerini birbirlerine adamaları şeklinde tezahür eden bir aşkmış. işte platon'un aşk hakkındaki görüşlerini de yine kendiliğinden var olan varlıklarla ve idealar dünyasıyla izah etmiş oluyoruz.
112 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Platon birçok eserinde kendisini dışarıdan izleyen biri olarak lanse etmiştir. Daha çok Sokrates'i konuşturmuş, kendi düşüncelerini onun ağzından ifade etmiştir. Eseri iki arkadaşın su kenarında yaşlı bir ağacın altında Aşk konulu bir söylevi ile başlıyor. Sayfalar ilerledikçe birçok konuya değiniyor Platon. Daha çok söylevi yazan kişilerin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini anlatırken, çok çarpıcı örnekler vererek, etkisiz olan bir söylevin ne gibi sonuçlar doğuracağını aynı şekilde doğru bir söylevin yaratacığı etkiden bahsetmiş. Yer yer okuduğum cümlelerde bugüne ait öngörüleri gördüm. Özellikle bugünün siyasetçileri ile geçmiş siyasetçiler arasında pek bir farkın olmadığını anlıyorsunuz. Siyasetçi bilgisiz ve niteliksizse aynı şekilde hitap ettiği şehirdeki insanlarda bu niteliklerde ise onları kandırmak çok kolay oluyor. Yanlış olanı doğru gösterecek kabiliyete sahip olan kişilerin toplumları yanlış eylemlere yöneltiyor. Bilmiyorum ben okurken bugünleri gördüm ve mukayese ederek zevkle okudum. Herkese okumayı tavsiye ederim...
104 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Platon'un; bazı başarısızlıklarla karşılaşıp hayatının tehlikeye girdiği bir Sicilya gezisinin olduğunu, bu seyehatinden dönüşünde savaş ortamından dolayı Aigina'da esir alınarak köle pazarında satışa çıkarıldığını, tesadüf eseri orada bulunan birkaç dostunun gerekli fidyeyi ödeyerek onu özgürlüğüne kavuşturduklarını, daha sonra mevzubahis fidye parasını dostlarına geri ödemek istediğini, dostlarının bu parayı kabul etmediğini, kabul edilmeyen bu para ile bir bahçe alarak oraya Akademi'yi kurduğunu öğrenmiş oldum. Bu bilgi bende gizli kalmış bir kütüphanenin canlı yayında keşfi heyecanını verdi. Demek ki Platon'u Platon yapan birkaç dostmuş. Onun kadar şanslı mıyız?
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Platon'un diyalogları içerisinde en zorlanarak okuduğum diyalog Phaidros oldu. Bazen bir paragrafı defalarca okudum, bazen de bir sayfayı. Her seferinde sorunun ben olduğumu düşündüm ama en sonunda kararımı verdim. Sorun ben değil çeviri. O kadar kötü bir çevirisi var ki cümleler anlaşılmıyor. Oysa diyaloğun konuları son derece güzel. Furkan Akderin'in başka çevirilerini de okudum. Onlarda sorun yoktu. Bu kitapta ya çevirmenin ya da editörün sorunu var. Neyse gelelim kitabımıza. Diyalog Sokrates ve Phaidros arasında geçiyor. Platon'un olgunlukla yaşlılık arasında yazdığı ara diyaloglardan biridir. Dolayısıyla Sokrates'tan çok Platon'un fikirlerini içerir. Özellikle idealar alemi, bilginin önceden gelmesi konularını bu diyaloğunda detaylı bir şekilde ele alır. Diyaloğun ana konusu ise aşktır. Sonra sırasıyla güzellik ve retorik konusu gelir. Bir de çeviri iyi olsaydı bu güzelim konular daha zevkle okunurdu. Diyaloğu okumanızı tavsiye ederim ama başka çevirisini okuyun, benim gibi eziyet çekmeyin.
Herhangi bir konu hakkında doğru düşünmek isteyenler için temel bir ilke vardır. Neyin üzerine düşüneceklerini iyi bilmelidirler, yoksa her zaman hata yaparlar. Ancak insanların çoğu her bir şeyin özünü bilmediklerinin farkında değildir.
Platon
Sayfa 16
Aşkta şanssız olanlar başkalarını üzmeyen şeylerin üzücü olduğuna inanırken, aşkta şanslı olanlar haz vermeye layık olmayacak şeyleri de överler.
Platon
Sayfa 10

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Phaidros
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Phaidros
Phaidros
Phaidros ya da Güzellik Üzerine
Phaidros

Kitabı okuyanlar 286 okur

  • Sadık Kocak
  • Merve Ayan
  • .Z.
  • Buğrahan Bilen
  • phosphenes
  • Fatih Özdemir
  • AdemYıldırım
  • Laika
  • Hasan Suphi
  • XyZ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%2.4 (2)
8
%2.4 (2)
7
%0
6
%1.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0