Post Mortem

Albert Caraco
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
111
Basım Tarihi:
2008
İlk Yayın Tarihi:
1968
Yayınevi:
Versus Kitap Yayınları
Orijinal Adı:
Post Mortem
ISBN:
9789944989787
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·111 syf.·
2018 23. kitabı
Eee... Post Mortem olup da Post Mortem'i okumamak olmazdı tabii. Hatta bu zamana kadar bekletmiş olmak bile ayıp oldu ama... Sanırım bu kitaptan kaçışım, kasvetli ve huzursuz edici olmasına dair duyduklarımdandı. Ha bir de, ifade etmeden geçmeyeyim, nickimi bu kitaba borçlu değilim. Hatta kitabı, nicki kullanmaya başladıktan çok sonra öğrendim. Kitap bana o kadar kısa geldi ki, epub formatında okumanın da verdiği şüphecilikle, kitabın epub formatının kırpılmış olduğunu düşündüm ve bunca zamandır okuduğum epub ve pdf kitaplara dahi şüpheyle yaklaştım bir an. 100 küsur sayfalık kitap, epub formatında ancak 40 sayfaya yakın bir sayfada sona erdi. Yine de bu bile yeteri kadar örseleyici idi. Post mortem, ölümden sonrasını ifade etmektedir. Tıbbi olarak, ölümden sonra vücutta meydana gelen değişimler ve buna ait bulgular, post mortem bulgular olarak ifade edilir. Kitapta elbette ki bu ölüm sonrası halinin maddesel etkilerinden değil, geride kalanlar üzerindeki ruhsal etkilerinden bahsediliyor. Anlatıcımız, Sayın Anne'nin ölümünden sonra hayatında meydana gelen değişimlerin yanında, Sayın Anne'nin, hayattayken de kendisini nasıl şekillendirdiğini ve bugünkü düşüncelerini meydana getirdiğini anlatıyor. Kitabın temeli bu konu üzerine kurulu. Sayın Anne, küçük yaşta annesiz kalmanın etkilerini taşıyor ve annesizliğin acısını çıkarmak, annesiyle yaşayamadıklarını yaşayabilmek için tek çocuk sahibi olmak istiyor ve onu yetiştirme tarzı da tıpkı, çocukken annesinin kendisini yetiştirmesini isteyeceği tarzda oluyor. Bu aşamada aklıma gelen ve yine dem vurmaktan çekinmeyeceğim konu şu: Çocuklarınızı kendi açlıklarınızla doyurmaya kalkmayın ve onları kendiniz gibi yetiştirmeye çalışmayın. Her birey, kendi başına bir dünya iken, aynı hayatları çocuklar üzerinde kopyala- yapıştır
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
Keşke "Anneler" ölümsüz olsa..
6/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2022 17:52
Türk Yahudi kökenli, Fransız asıllı Uruguay vatandaşı filozof, yazar, denemeci ve şair olan Albert Caraco bu eseri annesi vefat ettikten hemen sonra kaleme alıyor ve yedi günde tamamlıyor eserini. Annesinin üzerinde bıraktığı etkilerden tutun, hayat görüşüne, felsefesine, misyon ve vizyonuna kadar her şeyden bahsetmiş yazar. Nedense annesi ve babası hakkında sürekli 'Sayın anne' ya da 'Sayın baba' tabirini kullanıyor. İnsanın kendi benliğinde indirgediği bir felsefesi olması güzel, kendi fikirlerini ve annesinin cesurca fikirlerini yazıya dökmesi her ne kadar cesurca gözüksede annesinin kadın düşmanlığı Caraco'yada geçmiş, bir ara kadınlar hakkındaki ezici görüşleri anlatmak istediği konunun da önüne geçerek ben de sanki kitap Orta Çağ'da bir rahip tarafından yazılmış izlenimi yarattı. Bu kadar bilgili, entellektüel düşünür bir adamın karşı cins hakkında bu kadar kıt kafalı olmasına üzüldüm doğrusu. Sanırım yazar biraz da Aristoteles 'in görüşlerinden etkilenmiş olabilir. Kadınlar konusuna hiç girmeseymiş çok daha dokunakli bir anneye övgü, adına yadediş eseri olabilirmiş ancak bence yine de bir şans verilmeli diye düşünüyorum, içerisinde çok fazla alıntı yapılacak güzel söz mevcut. Son sayfalara doğru ise annesi ile kurmuş olduğu ruhani bağ ister istemez duygulandırıyor insanı, anneler keşke ölümsüz olsa dedirtiyor... "...sanki yatağı bile onu bekliyor, büyük ve küçük gardıropları, komodini ve şifonyeri, mantoları ve giysileri, çamaşırı, bibloları ve incik boncukları, hepsi onu bekliyor. Yaşayanlar geçip gidiyor, geriye nesneler kalıyor.."
Anlatı
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
ÜZÜNTÜLERİNDEN DAHA DEĞERLİ OLDUĞU İÇİN İNTİHAR EDEN ADAM
7/10
·111 syf.··
2018 51. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 02:26
Albert Caraco uzun zamandır dikkatimi çeken bir yazardı. Basılı okuduklarımla birlikte telefondan da okuduğum bazı kitaplar var. Sayfa sayısı 32 olunca, hemen e-kitap olarak başladım. İyi ki de okumuşum. Yazarda hissettiğim en kuvvetli duygu yabancılaşmaydı. Hüznünde dahi, sanki bir başkasından bahseder bir sakinlik ve kayıtsızlık vardı. Misal, ''... fikirlerim beni hislenmekten men ediyor, hatta üslubum hislenmenin yakınına yanaşmamı bile yasaklıyor.'' Bir başka örnek: ''Köklerimi acının olduğu kadar zevkin de reddi içine salıyorum, sevgim ermişçe bir ilgisizliğe varıyor, artık bu ilgisizlikle kaynaşmışım, bütün yaşamım bir ölüm okulu, aslında pek bir meziyetim yok ve çocukluğumdan beri kendimi asla rahat hissetmedim, kalıcı rahatsızlıkların eline düşmüşüm ve ancak deva buldukça varlığımı sürdüyorum.'' Kaleminde insanı oldukça şaşırtan bir etki var. Bazen sarsıcı diyebileceğimiz, bazen de şaşırtıcı bu kısa kitap, yazarın bütün hayatını ve bilhassa ölümünü öğrendiğimizde, bir nevi kanıt niteliğinde. Yazar annesi ve babasına, evlat acısı yaşatmamak için, ölmek kararını çoktan vermişken, intihar etmemiş. Önce annesini, kısa zaman sonra babasını kaybetmiş. Babasını kaybettikten 2 saat sonra da intihar etmiş. Yaşamak için değil, ölmemek için bir sebebi kalmamış. Zaten yaşamak için hiç sebebi olmamış. İçinde hep bu tuhaf yabancı hisle yaşayan yazar, anladığım kadarıyla çok da kibar bir insanmış. Dünya neredeyse umrunda olmamasına rağmen, hatır onun için hep önemli olmuş. Aslını isterseniz düşünceleri neredeyse tutarsız, aynı paragraf içinde birbiriyle çelişen cümleler kurmuş. Tutarlı düşüncesi bir tek ölümden yana olmuş. Eylem olarak da anne ve babasına davranışları hep tutarlıymış. Bunun dışında içindeki garip zihin çalkantıları, vurduğu kayayı hiç aşındırmamış
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2016 296. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2016 22:44
Kaosun Kutsal Kitabı Albert Caraco'nun en bilinen kitabı ve bu sebeple ben de önce onu okumuş ve çok beğenmiştim. Fakat bir yandan yazarın  bu kadar kötümser, negatif nasıl olabildiğine de hayret etmiştim.Post Mortem'i okuduktan sonra, keşke önce bu eseri okusaydım diye düşündüm. Yazar hakkında çok daha fazla fikir sahibi olmamı sağladı çünkü. Post Mortem annesinin ölümü üzerine yazılmış bir nevi analiz ve kendi şifrelerini de çözdüren kitabı. İstanbul'da doğan, Seferad bir ailenin çocuğu olan Caraco, annesinin etkisinde kalmış. Son derece dominant bir karakter olan annesi tüm düşüncelerini oğluna sevecenlikle empoze etmiş, bunu kitabı okudukça hissettim. Akciğer kanseri olup bunu kendisine söylemeden, ölümüne kadar sürekli annesiyle birlikte vakit geçirmiş. Hastalık sürecini, ölümünü, sonrasını ve çocukluğundan itibaren kendisiyle olan ilişkisini, yönlendirmelerini kaleme almış. Nihilist, pessimist bir yazar olan Caraco yine annesinin etkisiyle kadınları, cinselliği reddetmiş. Kitabında bundan da söz ediyor. Babasını da 2 yıl sonra kaybedince kendisi de yaşamına son veriyor.
Felsefe
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
Puan vermedi·111 syf.·
2018 38. kitabı
Post mortem..ölüm sonrası şeklinde anlamlandırabileceğimiz negatiflik yayan bir yas kitabı yada yazarın içini döktüğü daha doğrusu kustuğu bir yapıt kendisi zaten kötümserliği ile tanınan bir yazar ancak onda çok ayrı bir hava var kesinlikle kitapları okunası.Bir diğer kitabıyla okumaya devam edeceğim yazar olmuştur kendisi. Bu kitabı iyi bir başlangıç.
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
8/10
·111 syf.··
2024 81. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2024 00:26
POST-MORTEM (ÖLÜM SONRASI) Türkiye'de yaşayan Sefarad bir ailenin oğlu olan Albert Caraco 1919 yılında İstanbul'da doğdu. Yıllar boyunca intihar etmek istemiş ama ailesini üzmemek için bunu gerçekleştirmeyen yazar annesinin kaybı ve en son babasının da ölümünden sonra intihar etmiştir. En bilinen eseri olan Kaos'un Kutsal Kitabı'ndan sonra hemen Post-Mortem kitabını okudum. Kitap, yazarın biyografisi ve aynı zamanda akciğer kanserinden kaybettiği annesinin ölüm sürecini, anılarını, kadınlar ve cinsellik hakkındaki felsefelerini , hayatındaki anne figürünü anlattığı aforizmalardan oluşuyor. Yazar annesinden "Muhterem Valide", ve "Sayın Anne" olarak bahsediyor. Annesinin etkisinde kalmış, kadınlarla ve cinsellikle arasına mesafe koymuş Caraco. "Üzüntülerimden daha değerli olduğumu hissediyorum." Yazarı daha yakından tanımak isteyenlere kitabı tavsiye ediyorum. Kaos'un Kutsal Kitabı'nı ise muhakkak okuyun diyorum. İyi geceler...
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
Sayın Anne
Puan vermedi·111 syf.··
2026 5. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 21:23
Annesinin ölümü üzerine yazılmış kısa, otobiyografik nefret-sevgi metni. “Sayın Anne” hem doğuran hem hadım eden figür. Yalın, keskin, paradoksal; nihilist Caraco’nun en kişisel ve lirik eseri. Okurken hem itiyor hem büyülüyor. Anne’ye tapınma ile iğrenme arasında gidip gelen yıkıcı bir yas-intikam metni.
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
6/10
·111 syf.··
2025 41. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 21:07
albert caraco annesinin ölümünden sonra hayata dair bakis acisini degistirmis gibi duruyor. yas tutmadigini soylese de annesinin ölümü onu etkilemis. en baslarda annesini sevmedigini, onu bazi seyler (ki sonradan tesekkur ettikleriyle de ayni seyler bu) icin sucladigini soyluyor. ama sayfalar devam ettikce, annesinin sevdigi ozelliklerinden daha cok bahsetmeye basliyor. baslarda mesela, annesinin batil inancli olusundan yakiniyor ama sonradan annesinin ölümüne yakin donemde bu inanclardan kurtuldugunu, melankolinin onu hic gozukmedigi kadar guzel yaptigini soyluyor. annesi hakkinda begenmedigi pek nokta yok aslinda. kadinlarla arasinda bir iliski gelistirememesi icin annesini hem sucluyor hem de ona tesekkur ediyor. cunku annesi ona hep kadinlari kotulemis anlasilan, kendisi de bazi yanlarini gostermis ve bu onu tiksindiren yanlari oglan tum kadinlara atfettigi icin kadinlardan hep uzak durmus. aslen anti-feminist bir durusu yok, erkeklerin kadinlara dunyayi cehennem ettiginin farkinda ve bunu surekli soyluyor ama kadinlar hakkinda bir fikri de yok yazarin. onlari sadece annesi uzerinden tanimliyor kafasinda sadece. bazi yerlerde ise dediklerinin anlamlari karisik, mesela bir yerde kadinlarin basarili denilebilecek bir sanatsal eser cikarmasinin oldukca nadir oldugundan bahsediyor, ama bundan onceki sayfada da kadinlarin erkeklerin koydugu yasalar yuzunden nasil kurban konumunda yasadiklarindan da bahsediyor. eger boyle bir zihniyeti varsa kadinlarin eser cikaramamasinin asil sebebinin erkeklerin engel olusu oldugunu savunmaz mi? bunu acikca belirtmemis. soyle bir kisim var: "Kadınlar bizim düşmanımız, anneler de bu üzücü kuralın istisnası değiller, anneler bizi kadınlardan kurtarmaya yarıyor, eserler bizi annelerden kurtar­maya yarıyor, eserler Tin'in evlatlarıdır,
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
8/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Kaosun kutsal kitabından sonra aynı sarsıcı,tokatlayan bir lezzet aradım bu kitapta da ancak bana göre yanlış sıralamayla okudum yazarı.Bu kitap Kaosun kutsal kitabı gibi editöryel bir kitap değil çünkü yazar yaşıyorken yazmış eserini. Farklı olarak daha soft ve sakin dokunuşlu cümleler bulacaksınız.Annesinin kansere yakalandıktan sonra ölüme kadar sürecek bir zaman dilimini içeren hisler,düşünceler,bakış açılarını kendi nihilist tavrıyla anlattığı lezzetli kitap. Nihilist okumaları,Albert Caraco’nun çarpıcı özgünlüğünü seven,tekrara düşmüş edebi eserlerden sıkılmış herkese tavsiye ediyorum.Tercih edeceklere keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
Albert Caraco başta annesini sevmediğini söylüyor. İnsani zayıflıklardan tiksiniyor. Kadınların doğum yapması, hamile kalması, adet kanamaları yada erkeklerin bazı davranışları, aşk gibi şeylerden. Annesinin ölümünden sonra onu yüceltip kafasında onu sevebileceği bir yere koyuyor. Sonra da çizdiğim anne benim annem değil itiraf ediyorum diyor. Acı ve zevki reddediyor. Dünyaya duyduğu nefretiyse en saygın hissi olarak görüyor. Annesinin zayıflıkları onu Albert Caraco'nun gözünden düşürüyor. Belki de annesinin ölümüne üzülmesini yada bundan acı duymasını, kendi insani yönünü gösterdiği için onu idealleştirerek reddetmeye çalışıyor. Sevdiği şey dünya üzerindeki zayıf annesi değil daha yüce bir şey olacak böylece. Acının çaresi aşkınlıktır diyor. Çünkü bu adam yaşamayı reddetmiş. Acı duymak bile onun için yaşamak demek. Sonda ise "Ben yaşadım mı hiç bilmiyorum. Benim yaşamım çevrilecek bir sayfadan fazlası olmadı, yaşım elliye gelirken, elimde mürekkebin kararttığı sayfalar kaldı yalnızca. Yaşamım diye adlandırmaya cüret edemediğim şeyin tek olayı annem oldu, onun zaferi tamdır ve benim kendimi tin olarak hissetmem için yetecek kadar tenim var" demiş. İlginç adammış rahmetli.
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma

Yazar Hakkında

Albert CaracoYazar · 7 kitap
ALBERT CARACO, yaklaşık dört yüzyıldır Türkiye’de yaşayan Sefarad bir ailenin oğlu olarak 1919 yılında İstanbul’da doğdu. Aile ilk önce Orta Avrupa’ya (Viyana, Prag, Paris) göç etti. II. Dünya Savaşı arifesinde, Nazi tehdidi karşısında Güney Amerika’ya göç etmek zorunda kaldı. Hayatını mutlak anlamda yazıya adamış münzevi bir kişilik olan Caraco; cinsellikten Yahudi sorununa, sembolizmden felsefi meselelere ve edebiyata dek her alanda, uzlaşmaz, sarsıcı ve provokatif metinler yazdı. Fransızca, Almanca, İngilizce ve İspanyolcaya son derece hakim olan Caraco, metinlerini Fransızca kaleme alan, aydınlanma geleneğinin takipçisi, modern üsluplu “klasik” bir yazardır. Geniş bir külliyata sahip Caraco genellikle nihilist ve karamsar bir yazar olarak görülür ve Cioran’a benzetilir. Yıllar boyunca intihar etmek istemesine rağmen ailesini üzmemek için bunu gerçekleştirmeyen Caraco, 1971 yılında babasının ölümünden birkaç saat sonra hayatına son verdi.