Ömer Hayyam’ın Rubailer kitabı, hayatı, zamanı ve varoluşu sorgulayan benzersiz bir başyapıt. Sayfalarını çevirdikçe insan kendi ruhuna bir ayna tutuyor. Hayyam’ın bu ince zekâsı, hem bir şairin duygusallığı hem de bir filozofun derinliğiyle harmanlanmış. Dünya nimetlerini inkâr etmeyen ama aynı zamanda bunların geçiciliğini hatırlatan dizeleriyle, her satırda hayatın ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar güzel olduğunu duyumsuyorsunuz.
Bu baskının kapağındaki minyatürler ise adeta içerikteki ruhun görsel bir yansıması gibi: Dostluklar, sohbetler, şaraplar ve çiçekler arasında geçen o kadim zamanı gözlerinizde canlandırıyor. Bir bakıma Hayyam’ın “anı yaşa” felsefesinin resmedilmiş hali.
Çevirmenlerin özeni, Hayyam’ın çok katmanlı şiirlerine sadık kalarak Türkçeye aktarmış; okurken hem orijinalin kadim havasını hissediyor hem de ana dilimizin zarif tınısıyla buluşuyorsunuz.
Benim için bu kitap, sadece bir şiir derlemesi değil; adeta insanın kendi hayatı üzerine bir yolculuk. Biraz hüzün, biraz kahkaha, bolca düşünce… Ve sonunda, her satırda kendinizi buluyorsunuz.
Okumaktan çok, yaşamaya çağıran bir kitap.