Sesler Adacığı (Babil Kitaplığı #3)Robert Louis Stevenson

·
Okunma
·
Beğeni
·
490
Gösterim
Adı:
Sesler Adacığı
Alt başlık:
Babil Kitaplığı #3
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Isle of Voice The Bottle Imp Markheim Thrawn Janet
Çeviri:
Handan Balkara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
"Benim için Stevenson hakkında yazmak yakın bir dost hakkında yazmak kadar güç. Aslında söz konusu yakın dost 1894 yılında Pasifik'te kaybolmuş bir adada öldü, bense beş yıl sonra güneyde kaybolmuş bir şehir olan Buenos Aires'te doğdum. Bazı yazarların imgeleri yapıtlarından çok daha canlıdır; Byron ve Goethe bunların en seçkin örnekleridir. Diğerleri için ise bunun tam tersi söz konusudur; Shakespeare'i çok sayıdaki oyun kişileri arasında neredeyse göremeyiz. Sherlock Holmes ve Doktor Watson, Sir Arthur Conan Doyle'un görülmez bir adam olmasını sağlamışlardır. Stevenson'a gelince, yazar ve yapıtları, düşleyen ve düş aynı yoğunlukla varlıklarını sürdürürler. Bu seçkide yer alan öykülerden ikisinde mekân güney denizleridir. 'Markheim' bilinmeyen bir şehirde geçer; 'Çarpık Janet' ise İskoçya'da. Bu öyküleri seçmemin nedeni yaşlı belleğimde yaşamaya devam etmeleridir. Çocukluğumdan beri Robert Louis Stevenson benim için mutluluk biçimlerinden birini oluşturdu."
-Jorge Luis Borges-
Komşunuza bakıyorsunuz,zenginin teki,tekrar bakıyorsunuz,çalışmıyor,tekrar bakıyorsunuz,paraları oraya buraya dağıtıyor,sonra diyorsunuz ki,bu herif paraları nereden buluyor?

Zengin denince aklıma gökdelenler gelir,Bill Gates gelir,otel gelir,yüzünü görmediğim akrabam gelir.Paraları nasıl buluyorlar diye düşünürüm.

Para denince aklıma emek gelir,zaman gelir,yetenek gelir ama öyle kazanıldığını
düşünmem.

Nasıl kazanılır ki bu para?Elimize cebimize koyduğumuz zaman para mı fışkırıyor?Otları yaktığımızda mı çıkıyor?Ağaçtan mı toplanıyor?Yastığımızın altına mı düşüyor?Dile benden ne dilersen diyen cin mi gönderiyor?Gökten zembille mi iniyor?

Öykülerinde bu dediklerimi anlatmış yazarımız,ve bu paranın açtığı sıkıntıları.

Parayı hayatınızdan çıkarırsanız mutlu olursunuz diyenlere itimat etmeyin sakın,parasız zaman mı geçer,parasız hayalinizdeki evi yapabilir misiniz,kitap alabilir misiniz,gezebilir misiniz,yok yok,hiçbirini yapamazsınız.Hepsi yalan.

Bir bakmışsınız elinizde bir şişe,ucuza almışsınız hatta şöyle rivayetler var,Napolyon bu şişeyi kullanmış dünyayı fethetmiş,yalıları,jetleri,fillaları olan insanlar bu şişeyle sahip olmuş.Tek sıkıntı eğer ölürseniz,şişeyle cehenneme yollanacaksınız.Şişeyi alan herkes inançlıymış demek ki,sürekli el değiştirip durmuş,kimse tam olarak keyfini çıkaramamış,satamayanlar delirmiş,satanlar derin bir oh çekmiş.

Ağaçtan para toplanıyormuş,bunu bilen büyücüler insanları kandırmış,emeğiyle kazandığını söylemiş,çil çil paraları nasıl geliyormuş diye sorgulamamış insanlar,sorgulayamamışlar,büyücüler para uğruna insanları katletmiş,sonunda kendileri de paralarıyla yok olmuş.

Para lanettir,diye söyler amcam,kimin eline geçerse bela eksik olmazmış.Elinize 5 lira alın bakın kaç elden geçmiş,kaç kişinin ekmeğiymiş,bazıları eli gitmeyerek verir paraları.Ve o parayı alan kişi çarçur eder,size kadar gelir.
Parayla bir şey almıştır,artık onun değildir,ancak lanetlemeyi de unutmamıştır.Lanet gerçektir,bir taş bile ne belalara yol açar,çünkü taşında bir ruhu vardır,insanlar taşın içine ruhunu katmıştır.

Geçmişe dönüp baktığımızda kimsenin hiçbir şeyle yetinmediğini görürüz,hep fazlası,hep fazlası diye çırpınmışlar,ellerine ise kocaman sıfır geçmiş.

Piyango parası birine tutsa,61 Milyon TL,kim iyi düşünür ki,dünyanın elinde olduğunu düşünür,yani ben düşünürüm.60 Milyon,50 Milyon derken dibi gözükür artık paranın,değeri bilinmez çünkü.

Siz ne kadar para kazanırsanız kazanın 5 kuruşun bile değerini bilin,cimri olun demiyorum,ne kadar emek verdiğinizi düşünün yeter.Hırsa kapılmaya gerek yok,her halükarda elinize baktığınızda aynı şeyleri göreceksiniz.
Paranız her zaman olsun,ama parayı nasıl kullandığınız önemli,huzur için mi harcıyorsunuz,yoksa daha fazlası için mi?

3 tane hikaye var kitapta,okunması kolay,masal tadında,fantastik ögelerin bulunduğu bir kitap.
Unutmadan söyleyeyim,olaylar Hawaii'de geçiyor,oraların havasını tatmak istiyorsanız,mutlaka okuyun,hem genel kültür kasmış olursunuz.

Keyifle kalın :)
Üstad Borges'in hazırlayıp sunduğu her kitap gerçekten çok güzeldir. Babil Kitaplığı serisinden olan Sesler Adacığı fantastik edebiyatın öncülerinden Stevenson'un hikayelerinden oluşuyor. Hepsi birbirinden güzel sürekleyici ve şaşırtıcı. Yine hikayelerinde şeytanlar, cadılar, büyücüler cirit atıyor . Stevenson'un hikayelerindeki müthiş derinlik insanı alıp başka yerlere götürüyor. Dr. Jekyll ile Bay Hyde'daki müthiş yaratıcı zekasını yine bu kitapta görüyoruz. Hastalığından dolayı yumuşak iklime ihtiyaç duyduğu için pasifik adalarında (Miami ve Thaiti) yaşamış olan yazar burada baş yapıtı olan Define Adası ve diğer öykülerini kaleme almıştır. İskoçya Edinburg doğumlu Stevenson 44 yaşında Vailima'da hayata veda etmiştir. Markhiem öyküsündeki Raskolnikov'u andıran cümleleri okumak insanı heyecanlandırıyor gerçekten. Stevenson okuyorsanız her şeye hazırlıklı olun derim.
Sesler Adacığı,yazarın dört öyküsünden oluşuyor.Bu hikayelerde insanlık hallerinin ne denli çeşitli olabileceğini görüyoruz.Suç işleyip aynı anda iyi biri olmaya çalışan,hırslı olup merhameti unutmayan karakterlerin iç çekişmelerini de.Mekanların,karakterlerin yazarın iyileşme umuduyla gittiği topraklardan izler taşıması da hikayelerin zenginliğini arttırıyor.
Markheim yazarın diğer bir eseri “Dr Jekyll ve Bay Hyde”ı anımsatıyor.Özellikle şu cümlesiyle: “Doğamı yalanlamak için yaşadım ben.Bunu herkes yapar;tüm insanlar dışlarında büyüyüp onları boğan bu maskeden daha iyidirler aslında.”
Jorge Louis Borges, herkesin anlayamayacağı/anlamakta zorlanacağı, anlayamadığı için de sevemeyeceği, fakat yoğun ve titiz bir zihinsel emek ve dikkat ile öykülerinin labirentinde kaybolanların değil yalnızca sevmek, fanatik bir tutkuyla bağlanacağı bir yazar. Bir edebiyat devi. Bir.. bir.. bir.. Neyse, adam büyük işte, uzatmayayım!

Pirimizin "Babil Kitaplığı" adını taşıyan, kendi hazırladığı ve onlarca yazara ait öykülerin derlendiği bu nefis kitap dizisi,Ttürkçede ilk basımını Dost Yayıncılık tarafından bundan 15-16 yıl önce yapmıştı. Yeni baskı çıkmayan bu diziyi, şimdi de Kırmızı Kedi Yayınları basmakta.

Bir kitapçıda bulduğum Dost serisine konmak üzere olduğumdan, sizlere birkaç gün evvel bitirdiğim Kırmızı Kedi'ye ait Stevenson öyküleri derlemesi olan bu kitabı tanıtmazsam olmazdı.

Borges, Stevenson'ın bu öykülerini seçmesinin nedenini şu şekilde açıklamış: "Bu öyküleri seçmemin nedeni yaşlı belleğimde yaşamaya devam etmeleridir. Çocukluğumdan beri Robert Louis Stevenson benim için mutluluk biçimlerinden birini oluşturdu."

Gelecekte benim de yaşlanacak olan şu belleğimde bir çeşit mutluluk biçimi alacak mı diye meraklandığım, Borges'in mutluluğunu paylaşmak istediğim ve bu büyük beyinle hiç olmazsa anılarda ortaklık kurmak niyeti taşıdığım ve tüm bunlardan öte, R. L. Stevenson favori yazarım olduğu için, alıp okudum. Borges nasıl mutlu olmuştu bilemem ama beni fazlasıyla keyiflendiren bir eser oldu.

Bu fantastik edebiyat dizisini aralıklarla okumaya devam edeceğim. Şimdilik diyeceğim şu ki;

Kitap nefis.

Okuyun!..
Böyle safsatalar benim alanıma girmez; hangi mecburiyet yüzünden sürüklenip gittiğin de umrumda değil, sonuçta doğru yöne sürüklenmiş ol yeter.
Sanırım böyle bir topluluk içinde yalnız kalmaktan şeytan bile korkardı ama Keola korkuyu aşmış, ölümle cilveleşmeye başlamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sesler Adacığı
Alt başlık:
Babil Kitaplığı #3
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059658065
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Isle of Voice The Bottle Imp Markheim Thrawn Janet
Çeviri:
Handan Balkara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
"Benim için Stevenson hakkında yazmak yakın bir dost hakkında yazmak kadar güç. Aslında söz konusu yakın dost 1894 yılında Pasifik'te kaybolmuş bir adada öldü, bense beş yıl sonra güneyde kaybolmuş bir şehir olan Buenos Aires'te doğdum. Bazı yazarların imgeleri yapıtlarından çok daha canlıdır; Byron ve Goethe bunların en seçkin örnekleridir. Diğerleri için ise bunun tam tersi söz konusudur; Shakespeare'i çok sayıdaki oyun kişileri arasında neredeyse göremeyiz. Sherlock Holmes ve Doktor Watson, Sir Arthur Conan Doyle'un görülmez bir adam olmasını sağlamışlardır. Stevenson'a gelince, yazar ve yapıtları, düşleyen ve düş aynı yoğunlukla varlıklarını sürdürürler. Bu seçkide yer alan öykülerden ikisinde mekân güney denizleridir. 'Markheim' bilinmeyen bir şehirde geçer; 'Çarpık Janet' ise İskoçya'da. Bu öyküleri seçmemin nedeni yaşlı belleğimde yaşamaya devam etmeleridir. Çocukluğumdan beri Robert Louis Stevenson benim için mutluluk biçimlerinden birini oluşturdu."
-Jorge Luis Borges-

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Yusuf Turgut
  • Haldun Lenger
  • ludmilla.92
  • Hülya Açılan
  • ALEYNA YILMAZ
  • Yunus Emre Altınova
  • Çöl Erguvanı
  • NeverMore
  • Gizem Kanat
  • Mustafa Bağdat

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (3)
9
%22.2 (2)
8
%22.2 (2)
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0