Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserinde Tanzimat'la birlikte toplumda türeyen Batı'nın ilmini, edebiyatını, felsefesini değil de sadece giyim kuşamını, moda ve eğlencesini taklit etmekle Batılılaştığını sanan alafranga züppe tipini Şatırzade Şöhret Bey üzerinden eleştiriyor.
Çok eğlenerek okudum. Bir çırpıda bitti. Bir yeşil çam klasiği gibi geldi. O dönemin kültürel yozlaşmasını çok güzel işlemiş . Okuyacak olanlara tavsiye ederim
Hüseyin Rahmi Gürpınar okudunuz mu?
Yazarın eserleri oldukça eğlenceli iki eserini arka arkaya okudum ve bir gün içerisinde bitti.
“Şık” Hüseyin Rahmi’ nin kaleme aldığı ilk eseri ve oldukça kısa
Şık'ın yayınlandığı dönemde (1889) Osmanlı İmparatorluğu, II. Abdülhamid'in sıkı sansür politikalarıyla yönetiliyor. İlginçtir ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu eserinde önemli katkısı vardır bu eserinde de bu konuya da önsözde değinilmektedir.
Başkahramanı Şöhret Bey, Batılılaşmayı sadece kılık kıyafete indirgemiş, yüzeysel bir “şık” olmaya çalışırken hem komik hem de trajik durumlara düşmektedir.
Bolca maceralı bir okuma serüveni okuyucuları beklemektedir.
Dil bakımından roman dönemin Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olan eser Günümüz Türkçesi ile derlenmiştir.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Derlemesi için Mehmet Tekin'e teşekkürler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar , ilk romanı Şık’ın 1889’da yayımlandığını, aradan geçen otuz yılın ardından 1919’da ikinci kez basıldığını, o günleri gülümseyerek, biraz da içten bir duyguyla kitabın giriş bölümünde
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın ilk eseri olan Şık, yanlış batılılaşma konusunu ele aldığı bir eserdir. Osmanlı Devleti'nin Lale Devrinden başlayarak Batı'nın bir şeylerini almaya hazır bir
Aziz Nesin'in öykülerini okumayı çok severim. Güldürüyor ama bir yandan da düşündürüyor. Şık'ın hikayesi de öyle. Okurken hep bu benzerlik aklıma geldi.
Kitabın ana karakteri Şöhret bey yani Şık batı medeniyetine hayran birisi. Ama onun ne olduğuna dair en ufak fikri bile yok. Ne biliyor, ne araştırıyor ne de okuyor. Sadece kenardan köşeden duyduğu yalan yanlış birkaç bilgiyle çevresine hava atıyor. Mış gibi yapıyor anlayacağınız. Bu gibi insanlar o zamanlar da varmış, şimdi de var. Yazar da söylüyor bunu: etrafımızda, aramızda dolaşıyorlar diye.
H.R.Gürpınar'ın ilk romanıymış. Gözlem yeteneğini, anlatım şeklini, mizahını beğendim.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Bilgi Yayınevi · 20195,8bin okunma
Şık romanı toplum eleştirisini mizah ve realizmle birleştirdiği erken dönem romanlarından biri olarak, Batılılaşma sürecinin yüzeysel ve taklitçi yönlerini merkeze almaktadır. Roman, dönemin İstanbul’unda “alafranga” görünme arzusuyla şekillenen züppe tipler üzerinden, Batı’yı anlamadan yalnızca dış biçimlerini benimseyen bir zihniyetin trajikomik hâllerini gözler önüne serer. Gürpınar, başkahramanın davranışları, dili ve sosyal ilişkileri aracılığıyla, modernleşmenin içselleştirilmediğinde nasıl bir kimlik bunalımına dönüştüğünü ustalıkla gösterir; bunu yaparken didaktik bir söyleme yaslanmak yerine, güçlü gözlem yeteneği ve ironik anlatımıyla okuru hem güldürür hem de düşündürmeye sevk eder. Roman boyunca kullanılan canlı diyaloglar ve günlük hayata ait ayrıntılar, eseri yalnızca bireysel bir karakter eleştirisi olmaktan çıkarıp dönemin toplumsal yapısına dair geniş bir panorama hâline getirir. Şık, ahlaki çözülme, görgüsüzlük ve sahte modernlik gibi temaları işlerken, Osmanlı toplumunun geçirdiği dönüşümün sancılarını da arka planda hissettirir; bu yönüyle eser, sadece bir “züppe tipi” hicvi değil, aynı zamanda yanlış anlaşılan Batılılaşmaya karşı güçlü bir toplumsal eleştiridir. Gürpınar’ın sade ama etkili dili sayesinde roman, yazıldığı dönemin sınırlarını aşarak günümüzde de güncelliğini korur ve modernleşme tartışmalarına tarihsel bir perspektiften bakmak isteyen okurlar için değerli bir okuma deneyimi sunar.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan okuduğum ilk eser meğerse kendisinin de ilk romanıymış. Kendi ifadesiyle “ustalığını muştulayan bir işaret” olan
Şık romanı, Osmanlı’nın Batılılaşma sürecinden bir kesittir. Güldürürken düşündüren bir roman havasında yazılmak istenen eser, daha çok güldürme havasına yakındır.
Kitabın ana karakteri Şatırzade Şöhret bey, kendine hayran, özenti, maddi durumu pek de iyi olmayan fakat dış görünüşüne önem veren biridir. Sevgilisi Madam Potiş ise onun aksine gayet zeki, erkekleri maddi ve manevi yönden kullanmayı seven bir karakterdir. Şöhret, namı diğer Şık, akılsızlığının ve acemiliğinin de etkisiyle Madam Potiş’in güdümüne girer. Böylece kendisini rezil eden bazı maceralara girer.
Batılılaşma ideolojisinin, aslen saf olan insanları nasıl etkilediğini, mahalle baskısının örneklerini, komik bir gencin hayatını okuyarak öğrenmek ve gülmek isterseniz; buyrun burdan.
Keyifle okuyunuz. Vesselam.. :)
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...