2 Cilt Takım

Suç ve Ceza

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·816 syf.··
Beğendi
·
2022 41. kitabı
Yıllar sonra Suç ve Ceza'yı bir kez daha okudum.Aklımda ne kadar az şeyin kalmış olduğunu görünce çok şaşırdım. Dostoyevski 1866 yılında Suç ve Ceza'yı yazmaya başlar.Aynı yıl içinde de yayımlanır.Dostoyevski'nin olgunluk dönemi romanlarından biri olarak, çok büyük ilgi görür.Bugün de en çok okunan, tartışılan ve eleştirilen romanlardan biri Suç ve Ceza.Dostoyevski Suç ve Ceza'yı Fransız yazar Pierre François Lacenaire'nin hayat hikâyesinden esinlenerek yazmış. Dostoyevski, dönemin manevi değerlerinin zayıflığını, fakirlikle mücadele etmeye çalışan, üniversite öğrencisi Raskolnikov'un tepki ve eylemleri üzerinden gösterir.Romanın merkezine Raskolnikov'un psikolojisi yerleştirilmiştir.Başkarakterin etrafında çok fazla karakter bulunur.Bu karakterler onun çelişkilerini yansıtır.Rusça raskolnik, " aykırı görüşlü" anlamını taşıyormuş. Raskolnikov, yaşlı tefeci kadını öldürmeyi,  annesini ve kızkardeşini yoksulluktan kurtarmak, üniversiteden mezun olabilecek kaynağı sağlamak ve kendisi gibi zor durumda bulunanlara yardım edebileceğini düşünerek planlar.Âdeta bir insanlık görevi olarak görür bu cinayeti başlangıçta.Onu ilgilendiren, acı çeken insanlığın yazgısıdır. Planı istediği gibi gelişmeyince, yaşlı tefeci kadınla birlikte, kadının kız kardeşi hamile Lizaveta'yı da öldürür. Cinayet sonrası Raskolnikov çektiği acıyı sanki bilinçli olarak yaratır.Kurtuluşu da kendi gibi suçlu saydığı Sonya'da bulur. Raskolnikov ideolojisine bağlı olarak harekete geçer, suç işler, vicdan azabı çeker. Porfiri Petroviç, Raskolnikov'u adalete teslim etmekle görevli görünse de aslında Raskolnikov'un kendisini sorgulaması ve anlaması işlevini görür. İkinci okumamda benim için en ilginç karakter Svidrigaylov oldu.İyilik ile kötülük arasında gidip gelişleri, bencilliği, yaşamdan bıkmışlığı
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Cem Yayınevi · 2003194,5bin okunma
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 10:31
Devamlı erteleyip durduğummuhteşem eseri sonunda okudum. Artık bende Suç ve Cezayı okuyanlar kategorisindeyim. Devamlı geçiştirmemin nedeni; Dostoyevski'nin eserlerinde sosyal olay - olguların beraberinde getirdiği kişilik tahillerinin çok yoğun olması nedeniyle anlamakta biraz zorluk çekeceğim düşüncesi. Bu okuduğum 6. Dostoyevski eseri belkide onun etkinsindendir zorlanmadım hatta gayet anlaşılır ve akıcı bir kitap diyebilirim. Kitaba dönecek olursam kitabın konusunu okumamış olsakta az çok fikir sahibiyizdir. Suç ve Ceza, yalnızca kurgusal bir hikâye değil. Konusu ve yazım tarzı bir yana, felsefesi de oldukça değerli. Ki bu iki etmeni de şekillendiren, kitabın sadece önemli bir öyküye değil, sağlam bir düşünceye de sahip olması. Bu düşüncenin sahibi romanın kahramanı, hepimizin yüreğinde bir katilden ziyade tuhaf şekilde kahraman olan Raskolnikov, roman boyunca bizlere işlediği suçun psikolojik yönüyle onun dayanılmaz ahlâki boyutunu anlatmaya çalışır. Diğer yandan geliştirdiği düşünce sisteminin doğruluğunu kanıtlamak istercesine bütün toplumu bir deneye tabi tutar: bunca yoksul ve yoksulluk içerisinde ölümü mutlak insan içerisinde ben bir bit miyim, insan mı? Bu soru, temelde yine Raskolnikov’un geliştirdiği düşünce sistemindeki “süper insan” veya “sıradan insan” ayrımında hangi tarafa ait olduğunun muhakemesidir. Raskolnikov, şöyle düşünüyor : Binlerce insanın canına kıyan Napolyon ve İskender tarihte onur, şeref ve güç ile anılırken neden ben bir insanı öldürünce katil olayım? Üstelik ona göre, adalet için cinayet işlemenin bir sakıncası yoktu. Ona göre öldüreceği kadın zaten dünyada olmaması gereken kötü birisiydi. 1866 yazılan bir eser, kapitalizmin izlerini taşıması ve insan üzerindeki etkisinden bahsetmesi. 160 sene sonra bile aslında sistemin hâlâ
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Cem Yayınevi · 2003194,5bin okunma
Bizim vicdan ve ödev anlayışımız nedir?
9/10
·741 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2020 22:51
Sizce birini öldürmek çoğunluğun iyiliğine hizmet ediyorsa meşru ve ahlâkî sayılabilir mi? Yoksulluk sebebiyle üniversiteye ara vermek zorunda kalan Raskolnikov'un aklını bu gibi sorular kemiriyordu. Sosyalist düşünceye göre, suç, sosyal düzenin bozukluğuna karşı bir tepkiden ortaya doğar. Bütün kötülüklerin nedenini ortamın bozukluğunda aramak gerekir. Eğer toplum güzel bir biçimde düzenlenecek olursa ortada tepki gösterilecek bir neden kalmayacaktır. Böylece de bütün suçlar hemen yok oluverecektir. Raskolnikov'un teorisine göre insanlar iki gruba ayrılmaktadır: olağanüstü insanlar ve sıradan insanlar. Sıradan insanlar hiçbir zaman yasaların dışına çıkamaz ve söz dinler kişiler olarak yaşamak zorundadırlar. Olağanüstü insanlar ise her türlü suç işlemeye kendilerinde hak görür, bütün yasaları çiğnerler. Bu olağanüstü kişiler, sıradan insanların uyması gereken yasaları oluşturan kişilerdir zaten. İşin en ilginç yanı ise bu iyiliksever kişilerden, insanlığın kurtarıcılarından birçoğunun korkunç birer kan dökücü olmasıdır. Raskolnikov'un kafasını kurcalayan mesele Napolyon gibi birçok liderin amacı doğrultusunda oluk oluk kan akıtabilmesi ve bu gibi eylemlerin toplum nezdinde ahlâkî sayılmalarıdır. Raskolnikov, insanlığı kurtarmak gibi bir ideali gerçekleştirme safhasında olağanüstü insanların birtakım sınırları aşmakta hakkı olduğunu iddia eder. Toplumu sömüren, yoksulların bir nevi kanını emen birini öldürerek onun sahip olduklarını ihtiyaç sahiplerine dağıtması onun için ahlaki bir eylemdir. "Sen ne dersin bu işe, yapacağın binlerce hayırlı işle ufacık cinayet unutturulamaz mı?.. Bir hayata karşılık kötü yola sürüklenmekten, mahvolmaktan kurtulacak binlerce hayat!.. Hem toplumun dengesi içerisinde bu verimli, bu aptal, bu huysuz kocakarının
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Cem Yayınevi · 2003194,5bin okunma
Puan vermedi·816 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 21:55
Üzülüyorum. Eğer Raskolnikov gibi bir karakterli bir kitap bulamazsam. Tüm okuma hevesim kaçacak. Çünkü o ilmek ilmek işlenmiş karakterli birisi. Yer yer kendimi buldum. Hatta bazen benim tepkime n'olurdu diye ölçmeye bile başladım. Okuduklarım arasında en tuhaf insan. Şunu da söylemeliyim ki Dostoyevsky en saçma ,boş muhabbetleri bile uzun uzun düşünmüş olmalı. Yoksa kimin aklına bunlar gelir ki? Fark ettim ki bazı düşüncelerine açıkça yer vermiş. Hatta bunun üzerine sayfalarca bile yazmış. Bundan birkaç yıl sonra tekrar okuyacağım. Belki gözden kaçırdığı yerler vardır.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Cem Yayınevi · 2003194,5bin okunma
Puan vermedi
. . Dostoyevski, Raskolnikov’un iç dünyasında aslında hepimizi gezdiriyor. Bir suçun sadece kanla değil, düşünceyle de işlendiğini gösteriyor :( Okurken bazen öfkelendim, bazen de sustum. Çünkü her satırda bir sorgu var: “İyi insan kimdir?”, “Vicdan susar mı?”, “Adalet nedir?” Raskolnikov’un çelişkileri o kadar insanca ki, onu yargılamak yerine anlamaya çalışıyorsun. Suç işleyen bir adamdan çok, kendini affetmeye çalışan bir insan görüyorsun. Kitap karanlık ama bir o kadar da gerçek. Dostoyevski kelimeleriyle ruhun derinliklerine iniyor; sanki herkesin içinde bir Raskolnikov varmış gibi. Suç ve Ceza, bana göre sadece bir roman değil, insanın kendi vicdanıyla yüzleşme hikâyesi. Okuduktan sonra sessiz kalıyorsun, çünkü bazen en ağır ceza, insanın kendi kalbinde saklı oluyor. . Alıntı “- Şimdi neden hiçbir iş yapmıyorsun? - Yapıyorum. - Ne yapıyorsun? - İş yapıyorum. - Ne işi yapıyorsun? - Düşünüyorum.”
2024 Okuma Raporları
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Cem Yayınevi · 2003194,5bin okunma
Uzun bir incelemeden merhabalar
10/10
·687 syf.·
2021 41. kitabı
KARAKTER REHBERİ: • Rodion Romanoviç Raskolnikov (Rodya): Başkarakter • Alyona İvanovna: Tefeci kadın • Lizaveta: Tefecinin kız kardeşi • Bay Marmeladov: Meyhanedeki sarhoş, Sonya'nın babası • Katerina İvanovna: Marmeladov'un eşi, Sonya'nın analığı • Lippevehzel: Katerina Ivanovna'nın ev sahibesi • Sonya: Fahişe, Rodya'nın sevdiği kadın • Amalya Feodorovna: Raskolnikov'un ev sahibesi • Nastasya: Hizmetçi • Pulheriya Aleksandrovna: Rodya'nın annesi • Avdotya Romanovna (Dunya, Duneçka): Rodya'nın kız kardeşi • Pyotr Petroviç Lujin: Dunya'nın nişanlısı • Andrey Semyoniç Lebezyatnikov: Petroviç'in ev arkadaşı • Razumihin: Rodya'nın üniversiteden arkadaşı • Nikodim Fomiç: Karakol komiseri •İlya Petroviç: Komiser yardımcısı • Zamyatov: Karakol sekreteri • Zosimov: Hekim • Arkadiy İvanoviç Svidrigaylov: Dunya'nın işvereni • Marfa Petrovna: Svidrigaylov'un karısı Rodion Romanoviç, annesi ve kız kardeşinden ayrı, başka bir şehirde tek başına yaşamakta olan bir hukuk fakültesi öğrencisidir. Düştüğü maddi sıkıntılar sebebiyle öğrenimine ara verir, annesinden gelecek paraya kavuşana kadar değerli eşyalarını rehin vererek hayatını idame ettirir. Cinayet işlemeye karar verdiği gün, eşyalarını rehin verdiği tefeci kadını öldürmesiyle birlikte hayatının dönüm noktasını yaşar ve hayatı bir daha hiç eskisi gibi olmaz... Kurgu, her ayrıntısı bizi başka bir sorgulamaya iten, üzerine düşünülmüş bir kurgudur. Örneğin başkarakterin hukuk öğrenimi görüyor olması, planlanan ve istenen bir cinayetin yanı sıra planlanmayan ve istenmeyen bir cinayetin daha gerçekleşmesi, tek tanık olan Svidrigaylov'un intihar etmesi, birinin çıkıp suçu üstlenmesi ve cinayetin onun üzerine kalması, çalınan değerli eşyaların bir yere gömülmesi ve bir daha yüzüne bakılmaması, Rodya'nın yoksulluk çektiği halde
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
Hakkım var mı?
Puan vermedi·687 syf.··
2023 51. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2023 22:54
Öncelikle buraya bir inceleme yazmadan önce ne kadar düşündüğümü bilemezsiniz. Öylesine bir kitap okudum ve kafamda öylesine sesler belirdi ki anlatamam. Kitabın her detayını anlayabilecek bilgiye sahip olduğumu maalesef düşünemiyorum, bir inceleme yazmaya da hakkım var mı emin de değilim açıkçası. Ancak kitaptan öylesine etkilenmiş bir haldeyim ki fikirlerimi yazarak hiç değilse biraz somutlaştırmam gerektiğini fark ettim. Şunu belirtmeliyim ki bu inceleme okuduğum başka bir inceleme ve kitap üstünden gidecek. Bir kaç sayfalık fikir alma araştırmamda okuduğum en iyi inceleme buydu. sizlerin de mutlaka okuması gerek diye düşündüğüm için ve bazı fikirlerimin kaynağını belirtmek adına buraya bağlantısını bırakıyorum : hukukpolitik.com.tr/2016/11/01/dost... Raskolnikov babasının ölümünden sonra fakir kalmış annesinin arqada gönderdiği parayla okumaya çalışan bir üniversite öğrencisi aslında. Ancak yoksulluk ona büyük bir utanç vermeye başlıyor, bu durumdan dolayı okulunu dondurmak zorunda kalması bir yana, tanıdığı insanlara gözükmek bile istemiyor. Bir gün bir kadının rehin eşya aldığını ve karşılığında para verdiğini öğrenince babasından kalma bilezik kardeşinden kalma bir yüzüğü götürüyor. Ancak bu kadının insanları kullandığını, ederinden az para verdiğini zamanında para getirilmezse eşyayı hiç vermediğini, fark edince aslında bu kadından hem iğreniyor hem de nefret ediyor. Bu kadını düşünürken gittiği meyhanede iki gencin konuşmasına şahit oluyor ve aralarından birinin "Ben bu kocakarıyı kolayca öldürebilirim..." dediğine şahit olunca irkiliyor. Ancak genç bunun söylemesinde kendinde nasıl bir haklılık payı olduğuyla devam edince aslında Raskolnikov'un da ilgisini çekiyor ve eve giderek işleyeceği cinayeti
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
10/10
·705 syf.·
2015 5. kitabı
Suç ve Ceza, ciddi anlamda okuma alışkanlığı kazandığım kitap. Ne zaman okuduğun en iyi kitap ne ya da kitap tavsiyesi istense aklıma ilk gelen kitap. Ayrıca 10 puan verdiğim tek kitap(tı, Kayıp Zamanın İzinde yi okuyana kadar). Romanın kahramanı Rodion Romanovich Raskolnikov 'un psikolojik buhranlarına, topluma bir türlü uyum sağlamak istemeyişine, sivri diline ve parlak zekasına tanık oluyorsunuz. Dostoyevski, kahramanımızın hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlakı sorgulanmasını, ailesini ve aile ilişkilerini, dostlarını, düşmanlarını, tüm bunlarla olan ilişkilerini inceliyor ve muhteşem betimlemelerle sizlere de yaşatıyor. Dostoyevski öyle bir karakter yaratmış ki adamın katil olmasına rağmen sempati duymayan yoktur sanırım Raskolnikov' a. Suç olgusuna farklı bir perspektiften bakabilmeyi mümkün kılıyor bu da. Hikayedeki anlatım o kadar ayrıntılı ve gerçekçi ki sanki Dostoyevski kendisi yaşayıp da yazmış. Hatta bununla ilgili bir de doğruluğundan emin olamadığımız mevzu var. Kitap yayınladıktan sonra savcı, Dostoyevski hakkında dava açmış. Gerekçesi ise: " Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır. " olmuştur. Kitap okuyorum, diyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir klasik. Albert Camus gibi büyük bir yazarın da takdirini almış ve ;" Suç ve Ceza'yı okuduktan sonra, ilk kez yeteneğim hakkında bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme ihtimalimi ölçüp tarttım " dedirtmiş bir şaheser.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
SUÇ VE CEZA - Dikkat Spoiler içerir!
10/10
·704 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 14:39
Suç ve Ceza, bireyin vicdanı ile kanun arasında kalışını, ahlakın ve inancın insan üzerindeki etkilerini çok derin şekilde işler. Karakterlerin psikolojik çözümlemeleri oldukça başarılıdır. Raskolnikov’un içsel dönüşümü, kitabın asıl teması olan “suçun yalnızca mahkemede değil, insanın içinde de cezalandırıldığı” fikrini gösterir. Bu kitap yalnızca bir cinayet romanı değildir; aynı zamanda bireyin ruhsal çöküşünü, iç hesaplaşmasını ve arınma sürecini derinlemesine anlatan bir psikolojik yolculuktur. Romanın başkahramanı Raskolnikov, yoksulluk içinde yaşayan bir üniversite öğrencisidir. Zekidir, fakat aynı zamanda gururlu, içe kapanık ve karamsardır. Toplumun adaletsizliğine karşı geliştirdiği felsefesi onu, insanların yararına bazı “önemsiz” kişilerin ortadan kaldırılabileceğine inandırır. Bu düşünceyle yaşlı bir tefeci kadını öldürür. Ancak cinayet, onu özgürleştirmek yerine, ruhsal çöküşe sürükler. Kitap boyunca Raskolnikov’un iç dünyası büyük bir ustalıkla işlenir. Cinayetten sonra vicdanı susmaz, çevresindekilere karşı paranoya, öfke ve korku karışımı bir ruh haliyle davranır. Özellikle Sonya ile olan ilişkisi, romanın en önemli dönüm noktalarındandır. Sonya, fahişelik yapmak zorunda kalan ama inancını ve merhametini kaybetmemiş bir genç kızdır. Raskolnikov’un vicdanıyla yüzleşmesinde ona rehberlik eder. Raskolnikov’un cinayeti işlemesinin ardından gelen sorgu süreci, hem dışsal (polis müfettişi Porfiry ile olan görüşmeler) hem de içsel sorgulamaları içerir. Porfiry, onu suçunu itiraf etmeye zorlamaz; sabırla bekler ve psikolojik baskı uygular. Bu yöntem, Raskolnikov’un suçluluk duygusunu derinleştirir. Romanın sonunda Raskolnikov suçunu itiraf eder. Sibirya’da cezasını çekerken Sonya da onunla birlikte gider. Kitap, Raskolnikov’un manevi anlamda kurtuluşa
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
Spoiler! Raskol'un iç dünyasına baktım, buyurmaz mısın?
10/10
·849 syf.·
2026 86. kitabı
Kitabı okumadım... Petersburg şehrinde gezinen bendim. Kutu gibi odada kaldım; kapıyı açmak için yatağımdan kalkmama gerek kalmayacak kadar küçük bir odada... Üniversite öğrencisiydim. Kendi dünyamda, hiç kimseyi almadan yaşadım; yaşamak denirse... Parasızdım fakat bunu dert etmiyordum. Çünkü elimdeki son kuruşları dahi yardıma muhtaç insanlara veriyordum. Bu onları sevdiğim için değil, o an onu yapmak istediğim içindi. Aileme karşı sürekli bir borç altında kalıp minnet duyguları beslemek yoruyordu. Bir şeyler yapmalıydım ama bunu üstümdeki pejmürde elbiselerle yapmak ağırıma gidiyordu. Dilenebilirdim, evet, evet dilenmek... Ama kibrim buna müsaade etmiyordu. Kimseden karşılıksız bir şey almaya alışkın değildim. Bu, onların alanıma girmesini kolaylaştırdığı için buna müsaade edemezdim. Çünkü ben özel bir ruhtum... Belki de ruhum, Napolyon'un evrimleşmiş hâliydi. O benim durumumda olsa acımadan kılıcını savurur, öldürür ama sorgulanmazdı. Çünkü o bir kahramandı. Neden ben de kendi zihnimin imparatoru olmayayım ki? Zihnim, para kazanmaya çalışmadığı kadar kusursuz bir cinayet planı yaptı(!). Evet, çünkü o iğrenç bir kadındı. Ölmeyi hak ediyordu! Boşuna oksijen masrafı! Yeryüzünden bir pisliğin gitmesine neden olmak! Ahh, harika... Bunu ancak benim gibi yüce düşünceler sahibi biri yapabilirdi... Yaptım da... Ama hayır, hayır! Duraklamam pişmanlık gibi görünmesin. Pişman değilim. Yine olsa yine o baltayı alabilirim... Ama bu hezeyanlar da neyin nesi?.. Ahh, bu halüsinasyonlar! Nefret ediyorum. Herkesten nefret! Yaşadığım gerçekler hiç de hayalimdeki gibi tatminkâr değil... Neden beni suçlu görüyorsunuz? Bir adamı öldürmek madem suç, peki içkiye sarılıp da ailesini yok eden zihniyet? Bu da bir cinayet değil mi? Svidrigaylov gibi arzularının peşinde
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.