Tembellik Hakkı

Paul Lafargue
Çevirmen:
Engin Sunar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2023 34. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2023 10:58
"İnsanlığın ilk çağları üretimlerinin niteliği dolayısıyla nasıl taş devri, tunç çağı olarak adlandırıldıysa çağımıza da sahtecilik devri adı verilecektir." Tembellik hakkımı kullanmak istiyorum! Bize öğretilen hep çok çalışmaktı. Bu kitap ile artık çalışmak istemediğimi anladım. Belki de emekli bile olabilirim. Sevgili kitap seninle Yüksel Bey'in tavsiyesi ile tanıştım. Yüksel Bey'in tabiri ile hacmi küçük etkisi büyük bir kitap. Yüksel Bey'e teşekkürü bir borç bilirim. Tembellik Hakkı  öyle bir zamanda karşıma çıktı ki... Mayıs ayında ülkemizde Tekstil Sektöründeki gelişmeleri takip ettiğim on beş günlük bir seminere katıldım. Haziran ayında İtalya'daki Tekstil Fuarı ile tüm dünyadaki gelişmeleri gözlemleme şansına sahip oldum.  İşte bu kitap Sanayi Devrimi ile İngiltere'de ki özellikle Tekstil alanında işçilerin çalışma saatleri, hakları ile ilgili bilgiler verdi. Geçmiş ve şimdiki dönem hem Türkiye'de hem de Dünya'daki gelişmeleri izlemek benim açımdan çok değerli bir tecrübe oldu. Bu arada kardeşim hep bana geçmiş hayatımda sen saray hizmetçisiydin diye şaka yapardı. Ve artık tarih bunu kanıtladı. Sadece o dönemde köleler böyle çalışırmış.  Filozoflar, saraylılar, zenginler günde üç saatten fazla çalışmazmış. Diğer zamanlarda düşünmek, okumak ve çok tabii dinlenerek zamanlarını geçirirlermiş. Gel zaman git zaman burjuva ve kapitalist sistemler insan doğasına ters olan on sekiz saat çalışmaları Sanayi Devrimi'nin de oldukça etkisi ile kabul etmiş... Değişen pek de bir şey yok gibi... Sözde sekiz saat çalışıyoruz. Ancak yolda üç saat, evde beş saat. Etti on altı saat... Böyle olunca ne okumaya, ne düşünmeye zaman kalıyor. Oysa ki en verimli yaşlarımız pek çoğumuz için böyle geçiyor. Yani sözün özü: Bizlerde bu yüzyılın köleleriyiz. Kitap benim için bir milat
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
7/10
·52 syf.··
2023 66. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2023 19:21
Harika bir düzen eleştirisinin tatmin etmeyen bir tercümesini okudum. Kitapta o kadar hiciv ve laf atma var ki, muhteşem derecede keyif verici olması gereken kitap, kötü tercümeden dolayı katledilmiş resmen. Zamanına bomba gibi düşen eserlerin aynı etkiyi sonraki zamanlarda da sürdürebilmesi için, eleştirilen, laf atılan hatta yerin dibine sokulan isimler hakkındaki o zamanda bilinen ama sonraki zamanlarda bilinmez olan isimler, parantez, not vs ile açıklanmalı, tercümelerde isim verilip geçilmemeli. Herkes sürekli bu isim kimmiş, neden burada yerin dibine sokuluyor vs gibi yan araştırma ve okuma yapmaz, yapamaz, ve ben de yapmadım açıkçası. Kitap bu tür zayıf tercümelerle değer ve albeni kaybediyor, oysa hala güncel bir konu ve mevzu hala kanayan bir yara. Herşeye rağmen, okuyun, hakkında düşünün ve tartışın. İnsanın günde üç saat çalışmasını idealize eden bir yazar, okunmaya değer doğrusu... Elime geçerse almancasını veya başka bir tercümesini de okurum diye düşünüyorum. Kitapla kalınız...
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
Tembellik bir hak mıdır yoksa lüks mü?
Puan vermedi·52 syf.·
2022 31. kitabı
Karl Marx'ın damadı olan Paul Lafargue'nin emek sömürüsüne karşı kaleme aldığı kısa bir yazı. Kitabın adı cezbedici ama kafanızı karıştırmasın. Hiç çalışmayıp, yan gelip yatmayı savunmuyor. İşçilerin birer köleymişçesine saatlerce çalıştırılımasına ve çalışmanın kutsallaştırılmasına karşı çıkıyor. Yazarın sahip olduğu ideolojik duruşunu savunmasam da eserin kaleme alındığı dönemde çalışma sürelerini, çalışmanın bir işkence biçimine dönüştüğünü, ve sömürünün korkunç bir düzeye ulaştığını düşünürsek yazar çok haklı. Özgür olarak dünyaya geliriz ama yaşayabilmek için çalışmak ve özgürlüğümüzden feragat etmek zorunda kalırız ve gittikçe de kölesi oluruz paranın ve sistemin. İnsan ömrünün, sadece çalışarak harcanması; okunacak o kadar kitap, izlenecek o kadar film, gezilecek o kadar yer, tanışacak o kadar insan varken hayatımızın çok büyük bir kısmını çalışmaya bağlıyoruz. Dünya düzeninde çoğu insan sabah istemediği vakitte uyanıp, istemediği bir yere, istemediği bir işi yapmaya gidiyor. Lafargue’a göre günde 3 saat çalışmak kâfi, çalışmayı bir zorunluluk olarak dayatmaksa yanlış. Yazar dünyaya birilerinin hizmetinde çalışmaya ve onların servetinin büyümesi yolunda biricik hayatımızı harcamaya gelmediğimizi anlatıyor. Son olarak da işçilere değinmek istiyorum. Dünya işçi sınıfı tarih sahnesine çıktığından bu yana patronlara karşı sayısız hak kazandı. Önce 12 saatlik iş günü, sonra 8 saat, sonra hafta sonlarının kazanılması. Haftalık çalışma saatinin düşürülmesi.. Neticede çok çalışmak yorar. Sahip olduğum tembellik hakkını kullanıp incelememi burada bitiriyorum.
Edebiyat
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
Tembellik Hakkı
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Kitap isminden ilk planda çıkardığınız anlamdan çok daha fazlasını içeriyor. Kapitalist dünyada 12 saate bulan çalışma saatlerinin, insanları düşünme, sanat yapma haklarından alıkoyduğunu biliyoruz. Peki makineleşmenin, robotik alanların çoğalmasına rağmen insanlar neden o kadar saatler çalışmaya mahkum oluyorlar? Bu çarpık düzen, marksist ideler aracılığıyla eleştiriye tabi tutuluyor. Kitap bir nevi kapitalizm eleştirisidir.
Felsefe
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
8/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2021 837. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2021 20:36
Tembellik Hakkı kitabını aslında daha yeni okudum ama yeni ve güncel, tekli bir baskı daha çok ilgimi çekti. Aynı zamanda birleşik bir kitaba göre tek kitabın daha kapsamlı, daha fazla anlatım içereceğinden emindim ve bu konuda da yanılmadım. Tanıtım yazıları, anlatımlar, çevirideki dilin daha güncel oluşu hep bir basamak üstteydi. Önceki incelemem dışında bahsedeceğim fazla bir şey olmadığından Tembellik Hakkı ile alakalı kısmı tekrar ekleyeceğim: Tembellik Hakkı eseri içinse çok fazla yorum yapabiliriz. Mesela yazarın çok garip bir hayat hikayesi olduğu, Küba’dan geldiği, her öğrencinin başının belası Karl Marx’ın damadı olduğu, fikirleri ve yaşamından etkilendiği, siyasi fikirleri yüzünden akademiden atıldığı, çocuklarının hepsinin sırasıyla ölmesi sonrasında sosyalist düşünce eylemlere bütün hayatını adayarak bu seviyelere geldiğini belirterek başlayabiliriz. Aslında bu kadarla da sınırlı değil. 1911’de yaşlılık sorunlarını yaşamak istemediği için kendine verdiği 70 yaşını aşmadan ölmüş olmalıyım sözünü yerine getirerek eşiyle beraber kendisini öldürmesi bile ilginç bir eylemdir. Tembellik Hakkı ise aslında aklınıza gelen pek çok şeyi kapsadığı gibi Avrupa toplumunda da bir öncüllük görevi olmuştur. Yazarın karşı durduğu bir durum vardır. Aslında buna içten içten çoğumuz karşıyızdır. Oğlak Burçları hariç tabi. :)))))))) Çalışmanın bir hak değil zorunluluk olduğu bir sanayi toplumu geçmiş dönemin başta Chaplin olmak üzere her daim karşıtları olduğunu gördük. Akabinde bu çalışma ve dinlenememe aslında insanın geri gelmeyecek olan zamanından çaldığı kadar emeğinden de çalarak insana hakkı olan kazancın çok azını vermiş, adeta günlerce süren çalışma sonrası tam isyan etme aşamasında verilen ufak bir maaşla kitlenin uyanışının ve isyanının engellenmesi sağlanmıştır.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2022 100. kitabı
Kitap iki bölümden oluşuyor . Biri Lafargue ikinci bölüm Bob tarafından anlatılmış. Tembellik aslında 3 saat çalışma olarak anlatılıyor. Kısaca dinlenmek iyidir.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
10/10
·52 syf.··
2019 42. kitabı
Kendi döneminde yaşayıp, zamansız bir kitap yazabilen ,her dönemin yazarlarını hep severim. Lafargue onlardan biri. Dönemindeki çalışma şartlarını, çocuk ve kadın işçilerin durumunu ve 17 saate varan çalışma saatini eleştiriyor Lafargue. Küçük burjuvanın ve siyaset insanlarının işçi sınıfını büsbütün köleleştirmeyi amaçladığını ve bu durumun işçilerin çalışmayı kutsaması sebebiyle gitgide daha kötü bir hal aldığını söylüyor. Lafargue en büyük öfkeyi bu çalışma şartlarına karşı direnmeyip, taşkın ve gönüllü çalışıp ayrıca bunu karılarına ve çocuklarına da dayatan işçilere yöneltiyor yani. Çok severek okuduğum bir kitap oldu. Say yayınlarnın kitaplarını bir incelemenizi de tavsiye ediyorum.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 17:27
Bu kitapta Paul Lafargue aylaklığı, tembelliği övmekten çok insanların yaşamaya vakit ayırması gerektiğini savunuyor. kapitalist düzenin dayattığı çalışma dürtüsüne bir eleştiri getiriyor. Fazla çalışmanın insanı yıprattığı, çocukların çalışmasının adaletsizliğini kadınların ve işçilerin insanlık dışı yaşantılarını konu alıyor. Bir solukta okunacak kitap olduğunu nitelendirmek isterim. “Asıl iş çok çalışmak değil, keyif alarak çalışmakta.” O yüzden keyifli okumalar dilerim.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2022 6. kitabı
Az ve öz dedikleri bu kitap olsa gerek Kitap isminden ziyade kapitalist sistemin getirdiği ağır çalışma koşullarını ve koşulların toplumda yer edinmesini kutsallaştıran kanaat önderleri,din adamları, dönemin aydınları hatta bu düzende çalışan işçilere bile eleştiriler getiriyor. Gayet sade bir dille ele alınan bir kitap. Ayrıca say yayınların yapmış olduğu çeviride pek yerinde buldum.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma
6/10
·52 syf.··
2019 7. kitabı
İnsanın tembellik yapması gerektiğini gerekçeleriyle dünya düzenine özellikle işçi sınıfını çok çalıştıran ülkeler için isyan niteliğinde yazılmış bir kitap
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Say Yayınları · 201613,3bin okunma

Yazar Hakkında

Paul LafargueYazar · 7 kitap
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi. 1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi. Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu. 1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.