Tembellik Hakkı

Paul Lafargue
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 00:19
Paul Lafargue bu eserinde aslında sadece tembelliği savunmaz; insanın insanca yaşama hakkını savunur. Kitap günümüzde bile hâlâ çok güncel çünkü modern dünyada da “çok çalışmak = başarılı olmak” algısı devam ediyor. Kısa olmasına rağmen, okuyanı ciddi şekilde düşündüren ve bakış açısını sarsan bir eser. Özellikle sürekli yorgun hisseden, hayatın sadece çalışmaktan ibaret olduğunu düşünen kişiler için oldukça etkileyici olabilir.
1000Kitap
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kızıl Panda Yayınları · 013,3bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 6. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 14:24
Bu kitap bana anı kalsın diye bir kaç özel not içerecek :) yıllar yıllar sonra hayal ettiğim ve daha fazlası olan bir durum ile gönlümü hoş eden bir kitap olarak kalacaksın tembellik. Kitabı öğrencim getiriyor son ders bitimine kadar okuyup teslim ediyorum . Öğrencimle kitap alışverişine mi sevineyim , onlarla kitaplar hakkında konuşabildiğimemi bilmiyorum ama hayalimin üstünde bir güzellik oldu bana . Evet kitaba gelirsek savunulan şey güzel ama uygulamanın bana göre olması imkansız bir sistem . Çalışmak insanı bitirir ,çalışma senden aldığıyla burjuvayı daha da keyif içşnde yaşatır desem de bu keyif hali üst kademeleri de büyük pisliklere sürükleye bir sistem . Keşke denildiği gib çalışmadan insani haklarımıza ulaşabilsek .
1000Kitap
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kızıl Panda Yayınları · 013,3bin okunma
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2022 22:01
“Makinenin insanlığın kurtarıcısı, insanı ücretli emekten kurtaracak olan tanrı, ona boş zaman ve özgürlük verecek olan tanrı olduğunu henüz anlayamıyorlar.” Ortaya ilk çıkışı “Çalışma Hakkının Reddi” başlığıyla yayımlanan yazılar olan bu manifesto, özellikle zamanına göre ortada olan bariz bir soruna akılcı bir çıkış yolu sunuyor. Bu kitap doğası itibariyle bir komünist manifesto, kapitalizme başkaldırıdır. Özellikle 1800’lerin sonunda işçilerin yaptığı 12 saat mesailere, tatil günlerinin bir bir kaybolmasına, düşük ücretlere mecbur bırakılmaya karşı, çalışmanın *neredeyse* tamamen reddi gibi marjinal, ama bir o kadar da *Bir büyük problemi göz ardı edersek* dahice bir çözüm sunuyor. İlk bakışta belki de mantıklı görünen bu önermede göz ardı edilen bir gerçek var. Tüm bu fikirler, insanların bir diğerine hırslanmadan elindekine razı olacağı sanrısı ile yazılmış. Ancak tarih bize gösterdi ki ve bugünkü yaşantımız bize gösteriyor ki, 5 saat çalışan milletler 3 saat çalışan milletleri ezmek için fırsat kolluyor. Hayatın pratiği, Komünist Manifesto’da da söylendiği gibi sadece sınıflar arası çatışmalarla geçmiyor. Tembellik hakkını kullanacak milletler bir jenerasyon sonra uyandığında başka bir milletin kontrolü altına girmekten korkarak daha fazla çalışıyor, rakibinin daha fazla çalıştığını gören milletler daha erken uyanıp daha fazla çalışıyor. Bugünkü teknolojimiz ile daha fazla emeğin değil daha iyi fikirlerin kazandığı bir dünyadayız, ancak pratikte söylediğim devam etmekte. Daha fazla emeğin yerini daha iyi ve daha pratik çocuklar yetiştirmek alırken, kimse “Bu kadar zeki çocuk bize yeter.” diyip köşesine çekilmiyor. Çünkü insanlar böyle yaratıklar değiller. Bu benim için bir eleştiri de değil. İnsanlar böyle yaratıklar olmadıkları için dünyanın kesin hakimi
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kızıl Panda Yayınları · 013,3bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 17. kitabı
Yazar komünist bir perspektifle kapitalizmi oldukça sert bir şekilde eleştiriyor. Ona göre sistem, insanların “tembellik hakkını” ellerinden alarak burjuvayı besliyor. Hatta burjuvazinin, inanmadığı halde dini söylemleri yaymayı planladığını; çünkü dinin dünyayı bir “çile yeri” olarak tanımlayarak insanları çalışmaya daha kolay yönlendirdiğini savunuyor. Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta, Antik Çağ filozoflarına yapılan gönderme. Bu filozoflar çalışmayı hor görmüş, özgür insan için değersiz bir uğraş olarak nitelendirmiştir. Onlara göre çalışmak, kölelere özgü bir durumdur. Yazar ayrıca Tanrı’nın 6 gün çalışıp sonra dinlenmeye çekildiği düşüncesini de ele alır ve bunu deist bir bakış açısıyla yorumlar: Tanrı dünyayı yaratmış ve sonrasında geri çekilmiştir. Kendi açımdan bakarsam; çalışmaya karşı değilim. Hatta tamamen boş duran insanın hem kendisi hem de çevresi için tehlikeli olabileceğini düşünüyorum. Ancak şuna karşıyım: Eğer birileri rahat etsin diye çalışıyor ve bunun karşılığını alamıyorsam, bu çalışmak değil, köleliktir. Sonuç olarak kitap, “tembellik” gibi genelde olumsuz bir kavramı savunarak okuyucuyu rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren bir metin sunuyor.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kızıl Panda Yayınları · 013,3bin okunma
Kahrol kapitalizm al sana bombe
Puan vermedi·64 syf.··
2025 98. kitabı
Bir işçinin sabahın köründe yola çıkıp akşam karanlığında yorgun bir bedenle evine dönmesi sistemin gözünde bir başarı hikâyesidir. Ne ironiktir ki çalıştıkça yoksullaşırız… “Çalışmak erdemdir” sloganı kapitalizmin en büyük yalanıdır. Fakirlerin alın teriyle zenginlerin saraylarını ayakta tutan en ustaca kurulmuş sömürü düzenidir. Biz de satrançtaki piyonlarız işte…Bu sistemde emek, kutsal bir değer olarak görülmesi gerekirken ucuz bir metadır, satılabilir bir maldır. İşçisin sen işçi kal music.apple.com/tr/album/tamirc... Tüketmek için üretmek, üretmek için daha çok tüketmek zorundayız. Reklamlar, markalar, statü savaşları hepsi birer zincir halkası. Modern kölelik maaş bordrolarıyla ölçülüyor. Biz hâlâ “daha çok çalış, başarırsın” masalıyla avutuluyoruz. Masala inanmaya devam mı? Oysa gerçek şu: Ne kadar çalışırsak çalışalım, sistem bizden hep bir şey eksiltir bazen uykumuzu, bazen sağlığımızı… “Kapitalist ahlak; emekçinin bedenini aforoz ediyor, üreticiyi en asgari ihtiyaçlarına indirgemeyi sevinç ve tutkularını yok etmeyi, dur durak bilmeden çalışan bir makine rolüne mahkum etmeyi ideal olarak benimsiyor.” (s.3) yıldızlı alıntı ve kitabın anafikri diyebileceğim alıntısı. “Tembellik Hakkı”, aslında yaşama hakkıdır. Günün üçte ikisini çalışarak, kalanını yorgunlukla geçirerek yaşamak, yaşamak değildir dostlar. :( İspanyollar için çalışmak kölelikten beterdir. (s.4) Türkler için ise “hayatta kalma mücadelesidir.” Sömürü, sadece biçim değiştirir. Bir zamanlar ağalar vardı, şimdi şirketler var. Emek, hâlâ aynı değersizlikle el değiştiriyor. İncil’de Matta’da geçen “kır zambakları” ile ilgili bir ayet var. Soren Kierkegaard’ın Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş kitabında da geçiyor. İnsan durgunluk içinde yaşamayı kuşlara ve çiçeklere
İnceleme
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Kapitalizm nasıl sona erer?
Puan vermedi·64 syf.··
2022 21. kitabı
Paul Lafargue, Fransız kökenli Marksist, iktisatçı ve yazardır. Tıp öğrenimi görmüştür; ama 3 çocuğunu da arka arkaya kaybettiği için tıptan soğumuş kendini sosyalist düşünceye adamıştır. Karl Marx'ın kızı ile evlenmiştir. Fransız Sosyalist Partisinin kurucuları arasında yer almış, işçinin hakkını savunmuş, işçilerin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulunmuştur. Yaşlılığın bedenini ve zihnini körelttiğini görmek istemeyen yazar, 70 yaşını aşmayacağını belirtmiş ve 69 yaşında karısıyla beraber intihar etmiştir. Kitaba geçecek olursak, tembellik hakkının tarih boyunca soylulara, burjuvazi kesimine verildiğini belirtmiştir. Gelişen makineleşme sürecinin işçi kesimine de bu hakkı tanıması gerektiğini düşünmüş ve sert bir şekilde kapitalist düzeni eleştirmiştir. Eleştirileri kapitalist sisteme olduğu kadar Fransa da metalaştırılan her şeye karşı sert bir şekilde karşılık vermiştir. Çalışma dogmasıyla sürekli ezilen proleteryayı da yeren Lafargue zorunlu çalışmanın toplumun bozulmasının sebebi olarak görmüştür(Tüm bireysel ve toplumsal sefaletler proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu). Bir çok veriye ve söyleme dayanarak yazdığı kitapta insanların daha az çalışması gerektiğini ve bu çalışma şeklinin de gündelik hayatta bir sorun oluşturmayacağını belirtmiştir. Kitap 1883 yılında yazılmıştır. ''Kör, ahlaksız ve canice çalışma tutkusu, özgürleştirici makineleri özgür insanları köleleştirme aracına dönüştürüyor; makinelerin üretkenliği insanları yoksullaştırıyor''. Yazar o kadar haklı çıkmıştır ki, bugün sanayi devrimi ve teknolojik devrim büyük bir yol almıştır. Buharlı makinelerden, 6.0 devrimi ile insan zekasının kodlanması yani yapay zekalar ortaya çıkmıştır. Peki tüm bunlar, bu gelişmeler insanlığa hizmet etmesi gerektiği noktada neden yaşam koşullarını daha
1000Kitap
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Peki sizce ileride yok olacak meslekler neler?
10/10
·64 syf.·
2021 29. kitabı
Fark ettiniz mi bazı kadınlar, bilhassa ömrünü ev hanımlığına adamış olanlar, makinelerden ve makineleşmekten hoşlanmazlar. Mutfağa aldığınız en küçük bir alete bile karşı çıkarlar. Çünkü onların hayatları boyunca öğrendikleri tek şey ev işleridir. Gelişen teknoloji ve icat edilen makineler, bu kadınların yaptıkları işleri daha kısa sürede, daha az hatalı ve daha az emek harcayarak yapmaya başlayınca, bu kadınlar hayatlarını bir hiç uğruna harcamış gibi hissediyorlar ve makineleri hayatlarına dahil etmekte zorlanıyorlar. Örneğin hamur yoğurmak, hamur açmak, sarma sarmak vs. öğrenmesi zor ve meşakkatli işlerken ve ev hanımlarınca bir üstünlük göstergesiyken birkaç liraya alınan bir makinenin de aynı işi yapabileceği fikri hoşlarına gitmiyor ve kabul etmeyi reddediyorlar. Makineleşmek, ev hanımlığı gibi (bunu bir meslek olarak adlandırmak doğru mu bilmiyorum) çoğu meslek kolunun işini kolaylaştırırken çoğu meslek kolunu da ortadan kaldırdı ve kaldırmaya da devam ediyor. Gelişen teknolojiyle birlikte son bulan mesleklere dair bir araştırma yaparken “Gerçekten mi, böyle bir meslek mi varmış?” derken buldum kendimi sürekli. Ama sanırım o kadar eskilere gitmeye gerek yok çünkü günümüzde de birçok meslek kaybolmaya yüz tuttu. Örneğin bankacılık. Bütün işlerimizi telefon bankacılığı ve ATM’lerden halledebiliyorken banka çalışanlarının ömrünün çok da uzun olmadığını kestirmek zor değil. Ya da esnaflık. Artık tüm dünyanın daha çok tercih ettiği bir alışveriş türü var ki o da online alışveriş. Market malzemeleri, kıyafetler, çantalar, ayakkabılar ve kitaplar… Bunları satan insanlar da ileride işsiz kalacaklar arasında başı çekiyorlar. Hele ki büfeler… Bir otomat da pekala bir büfecinin yerini tutabilecekken bu mesleğin daha ne kadar devam edeceği meçhul… Kitabın bir bölümünde
İnsan ve Toplum
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
9/10
·64 syf.··
2025 158. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 15:01
Tembellik Hakkı – Paul Lafargue Bu kitap gerçekten bana çalışma ve üretkenlik üzerine öğretilen her şeyi sorgulattı. Lafargue, adeta “çalışmak için yaşamak zorunda değilsiniz” diye haykırıyor. İlk başta biraz kışkırtıcı geliyor çünkü hepimize küçüklükten beri çalışmanın kutsal olduğu öğretildi. Ama kitabı okudukça onun derdinin insanları tembelliğe özendirmek değil, insanın kendine ve hayatına daha fazla zaman ayırabilmesi gerektiğini anlatmak olduğunu fark ettim. En çok hoşuma giden şey, yazarın mizahi dili oldu. Yer yer çok sert eleştiriler yapsa da gülümseyerek okudum. Fabrika sisteminin insanı nasıl köleleştirdiğini, “çalışma ahlakı”nın aslında kapitalizmin bir dayatması olduğunu o kadar net anlatıyor ki, günümüz dünyasında bile geçerliliğini koruyor. Beni en çok düşündüren kısım, insanların aslında keyif aldıkları şeylere zaman ayırabilmek için çalıştıkları halde bütün zamanlarını işte harcadıkları gerçeği oldu. Lafargue, daha kısa çalışıp daha çok dinlenmenin insanı daha mutlu ve yaratıcı yapacağını savunuyor. Buna çok katıldım. Genel olarak kitap bana, “çalışmak zorundayım” düşüncesini sorgulatıp “nasıl yaşamak istiyorum?” sorusunu sordurdu. Küçük ama etkili bir manifesto gibi.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
Daha önce bilmediğim Paul Lafargue'i bu kitapla tanımak güzel oldu. Fransız kökenli Marksist, iktisatçı ve yazardır. Tıp öğrenimi görmüştür; ama 3 çocuğunu da sağlık problemlerinden kaybettiği için tıptan soğumuş kendini sosyalist düşünceye adamıştır. Karl Marx'ın kızı ile evlenmiştir. Fransız Sosyalist Partisinin kurucuları arasında yer almış, işçinin hakkını savunmuş, işçilerin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulunmuştur. Yaşlılığın bedenini ve zihnini körelttiğini görmek istemeyen yazar, 70 yaşını aşmayacağını belirtmiş ve 69 yaşında karısıyla beraber intihar etmiştir. Kitapta sanayi devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının ve işçi sınıfının üstünden keyif çatan soylu sınıfın birbirleri üzerindeki etkisinden bahsediliyor. Günde 12-14 saat çalışmanın insanı insanlıktan çıkardığı, burjuvazinin “çalışmadan” daha çok zenginleşirken yoksulun açlıkla kırbaçlandığı modern kölelik konusunu ele alıyor. Kısaca toplumun her kesimi tembellik yapma hakkına sahip olmalı diyor. Bu hakka sadece üst kesim, din adamları ve yöneticilerin sahip olmasını haksız bulur. Üstelik bu düzeni savunan herkesi suçlu bulur... Tembellik hakkını sadece burjuvaziye değil, gelişen makineleşme sürecinin işçi kesimine de bu hakkı tanıması gerektiğini düşünmüş ve sert bir şekilde kapitalist düzeni eleştirmiştir. Makineleşmenin insana kolaylık sağlaması, insanın kendine ayıracağı zamanı arttırması gerekirken insanı makinayla yarıştırmanın korkunç olduğu, aşırı üretimin aşırı tüketim doğurduğu ve bir çok kötülüğün burdan başlayarak devam ettiğini anlatıyor. Çok sade bir dille yazılmış, herkesin anlayabileceği ve herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kapitalist düzene, tükenmez alışveriş arzusuna, emeğin sömürüsüne, çalışmaya evet paranın insanları köleleştirdiğini düşündüğü bu sisteme
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Ayrıntı Yayınları · 201513,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 23:35
Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı, yüzeyde kışkırtıcı bir başlıkla başlar ama asıl gücünü, çalışmayı ahlaki bir erdem olarak kutsayan modern zihniyeti yerinden etmesinden alır. Lafargue, çalışmayı özgürleşmenin değil, itaatin bir aracı olarak konumlandırır; insanın yaşamını zenginleştiren yaratıcılık ve düşünme alanlarının “fazla çalışma” adına nasıl budandığını gösterir. Metnin temel hamlesi, çalışmaya duyulan saygının doğal değil, tarihsel ve ideolojik olarak inşa edilmiş bir refleks olduğunu açığa çıkarmasıdır. Kapitalist sistem üretimi artırma sıkıntısı değil tüketimi canlı tutma sıkıntısı çeker. Bu yüzden ihtiyaçlar doğal olarak doğmaz, bilinçli olarak kışkırtılır. İnsanlar gerçekten ihtiyaç duydukları için değil, arzulamaları öğretildiği için tüketir. Çalışma burada tüketimi sürdürebilmek için zorunlu bir döngüye dönüşür. Aynı mantık ürünlerin niteliğinde de görülür. Üretilen şeylerin uzun ömürlü olması değil, hızla eskimesi ve yeniden talep yaratması esastır. Dayanıklılık değil, yenilenme zorunluluğu teşvik edilir. Böylece hem emek hem zaman hem de nesneler bilinçli bir geçiciliğe mahkûm edilir. Lafargue’ın eleştirisi tam da burada keskinleşir: Sorun üretimin kendisi değil, onu yöneten aklın insan hayatına karşı kayıtsızlığıdır. Kitap, kapitalizmin yalnızca emeği değil, insanın hayata dair beklentilerini de sömürdüğünü ima eder. Kişi, kendisini sömüren düzeni gönüllü olarak sürdürmeye başlar. İnsanlar daha çok çalıştıkça daha az yaşar; üretim artar ama hayat daralır. Lafargue daha az çalışmanın üretkenliği düşürmek bir yana, onu niteliksel olarak artıracağını savunur. Aşırı çalışma, verim değil, tekrar ve israf üretir. Lafargue’ın tembellik kavramı, miskinlikten ziyade zamanın geri kazanılmasıdır: düşünmeye, sevmeye, sanata ayrılan zaman. Bu açıdan metin,
Düşünce
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma

Yazar Hakkında

Paul LafargueYazar · 7 kitap
Paul Lafargue (15 Ocak 1842-26 Kasım 1911); Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamı. Küba'nın Santiago kentinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte göçtüğü Fransa'da Tıp Akademisi'ne yazıldı. Üniversitede, kralcı hükümete karşı giderek genişleyen gençlik devinimine katıldı. Yine aynı dönemde yoğun bir okuma uğraşına daldı. Hegel'den Feuerbach'a, Fourier'den Comte'a kadar pek çok düşünürün yapıtlarını okumasına karşın, özellikle Proudhon'dan etkilendi. 1865'te Marx'la tanışmasının, üzerindeki Proudhon etkisinin kırılmasında büyük rolü oldu. Marx "yakışıklı, zeki, enerjik ve sportif" bulduğu bu gencin, kızı Laura'yla evlenerek aileye katılmasına da izin verdi. Siyasal etkinlikleri nedeniyle Akademi'den uzaklaştırılınca, öğrenimini Londra'da tamamladı ve karısı Laura'yla birlikte yeniden Paris'e döndü. Art arda üç çocuğunu da yitirmesi üzerine tıptan soğudu; kendini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme adamaya karar verdi. Fransız Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı, işçi devinimlerinin örgütlenmesine yazılarıyla katkıda bulundu. 1911 yılında karısıyla birlikte kendini öldürdü. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü tutmuş oluyordu.