"Tesadüf" gibi görünen olaylar aslında bireyin tercihleri, zaafları ve basiretsizlikleriyle ilgilidir. Hüseyin Rahmi, karakterler aracılığıyla, “kendi yaptığımız hataları kadere mal etmeyelim” der. Tesadüfü bahane edenler, çoğu zaman aldanmayı seçmiş insanlardır. Sorumluluk dahi kabul etmezler. Kitap boyunca bazı karakterler yalan söyler, kandırır, çıkar peşinde koşar. Ancak öz dedem Hüseyin Rahmi tıpkı hakettikleri gibi, bu kişileri olayların sonunda pişman, yalnız veya rezil hâlde bırakır.
Eserdeki ilişkilerde çokça hile, kandırmaca ve “aşk oyunları” vardır. Yazar, bunları gözler önüne sererken aslında samimiyetin, karşılıklı güvenin önemine dikkat çeker. Özellikle erkek karakterlerin kadınlara karşı çapkınca ve sorumsuz tavırları insanı sinir ediyor.
Romandaki en beğendiğim tip hafif ukala ama bir o kadar da ağzı laf yapan karakterlerden biri olan Hayati. Hayati olmasa kitabı sinir harbiyle nasıl bitirirdim bilmiyorum.. çünkü baş karakter dalkavuklukla kendini zeki sanan ya da üç kuruşluk fikirle yirmi beş kuruşluk caka satan tiplerden biri ve İNANILMAZ sinir bozucu. Beyefendi öyle çok konuşuyor ki, sanırsın diline saat kurmuşlar. Her kelimede ayrı bir kibir, her cümlede başka bir felaket! Zekâsı da tıpkı terziden alınma frakı gibi: Üstüne oturmuyor ama giymeye pek hevesli! Bildiğin İstanbul’un yürüyen ukalalığı! Kendini Shakespeare sanıp mahalle dedikoducularına methiye düzen, cümle kurarken kelimeleri birbirine çarptıran bir dil cambazı...
Hayati ve Mail Beyler, zekâsını öyle nadir kullanıyor ki, görenler antika sanır. Ne zaman iki laf edecek olsa, kelimeler kibarca sıraya girip 'önce sen' diyor. Kendisi hem filozof hem falcı mübarek herbişeyler ........ Geçmişi çarpıtır, geleceği uydurur, ortasını da lafla doldurur!
Tesadüf tam bir delifişek romanı! Hüseyin
Başroldeki Mail beyefendiye kitabın son sayfasına kadar söve söve nihayet bitirdim kitabı. Olay örgüsü o kadar ustalıkla anlatılmış ki ne kadar karışık olursa olsun kafamda karakter ve olay örgüsü çok net oluştu. Hüseyin Rahmi Gürpınarın kitaplarını çok beğenerek ve severek okuyorum bu kitabı da yazarı için almıştım. Okuması çok keyifli ve akıcı fakat dediğim gibi baş karaktere fena kuruldum vicdansızlık ve akılsızlığın bir karakterde toplanması gibi bir durumdu. Hala etkisinden çıkamadım
Gürpınar eserlerinde genellikle döneme ışık tutmaya çalışıyor. Yaşadığı dönemin sıkıntılarını dile getirmiş. Büyücüler, falcılar, yuva bozan kadınlar, arkadan bıçaklayan arkadaşlar ve tabiki ahlaki tabular. Yazarlık tekniği olarak eksik olduğu söylenir. Bu eserde de öyle olduğu seziliyor. Tabi bunlar tecrübesiz zamanların eserleri olduğu için normal. Diğer yazarlara nazaran Gürpınar Baba-Anne ve Evlat ilişkilerine çok değinmiyor. Bunda da kimsesiz büyümenin etkili olduğu aşikar...
Kitap başta biraz sıktı ama sonra telafi etti kendini.
Gereksiz kelimeler vardı, bazı yerlerde çok ince ayrıntıya girmiş buna hiç gerek yoktu.
Mail in iki kadın arasında gidip gelmesi...
Biri nikahlı eşi Saibe diğeri metresi Şöhret.
Hani bir söz var ya sevmediğini bile bile sevdim seni ölümüne ...
Yüz güzelliğinden çok kalp güzelliği demiştik.
Saibe de çok güzel ama Şöhret aşırı çekici bir bakan yine bakar o tarz.
Mahallede bir kadın var tütsü gibi bir şey yaktırıyor iyi sıhhatde olsunlara(cin) güya.
Onlardan haber alıp iki kadını da kafasına göre yönlendirir
Paragöz,bir o kadar aç bir dolandırıcı bir kadın. İki kadını aynı anda idare edip ondan öğrendiğini diğerine satan, bunun karşılığında paralarını alıp yön veren bir dolandırıcı kadın.
Sonunu tahmin etmiştim ama bu kadar ilerisi değil
Son ana kadar heyecanla okunabilecek bir kitap , Devamı olsa güzel olurdu biraz kısa geldi baba kitap. Uzatsa neden uzadı demem , kendimce farklı hikayeler çıkabilirdi.
Yazarin daha once de bir cok kitabi gibi guldururken dusunduruyor insani.Mail Bey'in hovardalik hikayesi,ibretlik olaylar, komik haller ve acikli bir son.Severek okudum.
Hüseyin Rahmi Gürpınar ilginç kitap isimleriyle 1887 yılında çıkardığı Şık'tan bu yana dikkatimizi çeken, tuhaf mı tuhaf bir öykü ve roman yazarıdır. Annesi o daha 3 yaşındayken gerçek yurdumuza göçmüş, babası da yeniden evlendiği için onu anneannesinin yanına göndermiştir. Hanımlar içinde büyüdüğünden olsa gerek, oldukça ilginç bir hanım dünyası vardır. Büyüme evresinde şahit olduklarını ilerde roman ve öykülerinde kullanmış, hayatı boyunca da artık ne kadar tiksindiyse hiçbir evlilik yapmamıştır. Belki evlenmemesinin sebepleri bir romanında kendinden yola çıkarak oluşturduğu bir karakterin tuhaf eğilimlerinde de (yatağa bilerek idrar damlatmadan uyuyamamak) gizlidir, bilinmez. Sanırım örgü ördüğünü Gürpınar'ı okuyan birçok kişi biliyordur. Bütün hayatını gözlerden uzakta geçirmiş ve eserlerini yaşadığı ıssız bir köşkte kaleme almıştır. Bu köşkten bakalım bu kez ne ortaya çıkarmış?
Tesadüf'te yalın bir dil kullanmış olsa da eski zamanların tozlu satırlarıyla dolu olduğu için bir parça okuması zordu, ben de akışına bırakarak okumayı denedim. Anlamı bütünden çıkardım, bu şekilde de gayet anlaşılır oldu. Roman eski kelimelerle dolu diye ürkmeyin, dil açısından okuması çok keyifli bir kitap. Oldukça espri dolu, ilk bölümlerde kahkaha atmamanız imkansız. Sayfa sayfa altını çizdiğim komik ifadeler vardı.
***
Tesadüf'ün bana ne kattığını bilmiyorum ama hali hazırdaki düşüncelerimin katılaştığını söyleyebilirim. Bunun da sebebi, bu dünyanın matematiği ile ilgili. Rüzgar yaprakları kurutur, ufalanan yeşiller hüzünle renklerini toprağa bırakır. Yaprağı diri tutan güneştir, sevdalıyı yaşatan aşkıdır. İNSANI, İNSAN YAPAN İYİ AHLAKTIR. Ahlakın da iyisi var kötüsü var. Şimdi sevgileri kese kağıdı dayanıklılığında sevgililer, utanmadan birbirlerine bu kelimeleri harcarken
Roman; büyücü Nefise, okuma yazması olmayan herkesin söylediklerine inanan saf Gülsüm, Mail Bey, Mail Beynin karısı Sahibe ve Mail Bey'in metresi Şöhret arasında geçmektedir.
İlk defa 1898'de yayınlanan roman büyücü, cinci, hoca gibi hileyle insanları dolandıran kişilerden medet ummanın zararlarına değiniyor. Bu açıdan baktığımızda hala bu gibi kişilerden yardım bekleyen bazı kimseler bulunduğu için günümüzde de güncelliğini koruyor.
Kurgu döneminde yazılan romanlarla benzerlik taşımaktadır. Olayların hızlı gelişmesi, karakterlerin birbirleriyle ilişkili olması bu benzerliklerdendir. Mail Bey'in eşi ve metresi arasındaki olaylar aracılığıyla açık bir ahlaki yönlendirme bulunmaktadır.
TesadüfHüseyin Rahmi Gürpınar
Huseyin Rahmi Ahmed mithat efendi ayni Roman tarzi yazarlar by Romanda kişi konuşmaları o kadar gūzel yansitilmiş ki hayran hayran konuşulanları sesli okumak o sesleri dışardan duymak istiyorsunuz basit ama gūzel iyi okumalar
TesadüfHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 2019255 okunma
-
Öncelikle, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kalemine hayran kaldım. Ve diğer tüm kitapları bir an önce almak için sabırsızlanıyorum. #Tesadüf kitabına gelince tanımı olmayan bir şevkle okudum kitabı. Ara verdiğim zamanlarda aklımın takılı kaldığı bir kitaptı. Benim bir süre daha etkisinde kalacağım, bizlere aktarmak istediği mesele ise şuydu zannımca;
İnsan, derin muhabbetle kendisini seveni, ömrü dahilinde ömrünü vereni, varsayalım ki gönlü yok bu mukaddes mevkisinde sevilenin, en azından konuşmak istemese de güzellikle dinlemeli ve eklenmelidir ki insana hürmetle, teslimiyetle varan birisinden kötülük ihmali dahi düşünülmemelidir. Zaman geçer, anlamlar değişir, insanlar eksilir, özlenecek insanlardır bunlar...bu kez yüreğinin varmak için çırpındığı anlarda bir taş kenarında ağlamakla yetinirsin...çünkü artık anlamların mukayese edilmeyeceği değerleri bulamazsın. Evvelinde anlık duygular sonrasında sahih duygular saklı kaldığı mecralardan, kimsesiz kaldığın bir zamanda sarmaşık gibi dolanırlar sana...ama ne yazık ki... o gülüşü bir hatıra, muhabbeti desen, zindan olmuş sana. Sağına dönsen de soluna dönsen de artık ne fayda.
-
Güzellikle, muhabbetle kalın okurlar.
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Bir solukta olmasa da kolayca okunup bitirilebilecek bir eserken teknik aksaklıklar( nişanlanma sürecim) sebebiyle bir hali geç bitirdiğim bir kitap oldu. Fakat çok sevdim. İlk 20-30 sayfası pek sarmasa da devamı harikaydı.
Türk edebiyatı okumayı çok seviyorum. Bu kitapları okurken Kendimi o zamanın sokaklarında , o zamanın kıyafetleri ile o insanlar arasında geziyormuş gibi hissediyorum. Zaman makinesinde yolculuk yapmak gibi... sonra görüyorum ki üstünden asırlar geçmesine rağmen insan her çağda aynı. Karısını aldatan Mailler her çağda var. Kendini ona mecbur hissedip susan sahibeler, ahlaksız Şöhretler ve insanların cahillikleri üzerinden para kazanan Nefiseler...
Sonunu merakla ve heyecanla takip ettiğim bir kitap oldu. Tıpkı diğer Hüseyin Rahmi eserleri gibi bu da harikaydı.
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...