Olaylardan çok yazarın olayların arasına gizlediği mesajlara odaklandım ki yazarın da amacı bu zaten ve kendi hayatım hakkında düşündüm. Kitap Santiago’nun fiziki yolculuğu değil aslında her insanın ruhsal yolculuğunu anlatıyor, bu nedenle bir sürü yan karakter görüyoruz ki onların yolculuklarına da dahil olabiliyoruz.
Yazar olaylar arasında geçiş yaparken bence boşluklar bırakmış mesela ben yeni bir karakterle tanıştığımda oraya nasıl geldik diye sordum hep ama sanırım yazarın da anlatmak istediği kıssadan çok hisse olduğu için boşlukları bırakmakda sakınca görmemiş.
Eğer kitabı üç kelimeyle özetlemem gerekirse bu umut,cesaret ve inanç olurdu.
Okuması keyifli bir kitaptı, eğer tartışabileceğiniz bir arkadaşınız ya da grubunuz varsa sabaha kadar tartışabilirsiniz. Tadından yenmez.
The AlchemistPaulo Coelho · Harper Collins Publishers · 2003246,5bin okunma
20 yasimdayken okusaydim anlayamayacagim, muhtemelen 30’umda da okurken anlamadigim yerleri mevcut. Dingin bir kitap. Sonunun daha etkileyici olmasini beklerdim. Hayati, yasadiklarimizi bukadar anlamlandirmaya calisan bir kitabin sonu biraz sığ buldum. Ama genel olarak guzel.
The AlchemistPaulo Coelho · Harper Collins Publishers · 2003246,5bin okunma
Mısır piramitlerine giden Endülüslü bir çobanın hikayesini anlatır. Hayata dair öğreneceği kimi değerler birer fırsat olarak karşısına çıkmaktadır. Okuması sürükleyici bir kitaptır. Lisedeyken severek okumuştum.
okuması zevkliydi güzeldi insana düşündürtecek bir şeyler katacak bir kitaptı sadece kısmen spir: fatima'ya noldu şimdi anlamadım unuttuk mu onu hala çölde çocuğu mu bekliyor:(
The AlchemistPaulo Coelho · Harper Collins Publishers · 2003246,5bin okunma
Tamam, VAY. Az önce Simyacı'yı bitirdim ve... bu kitaba hava gibi ihtiyacım varmış. Ciddiyim. Eğer hayatta biraz kaybolmuş, tıkanmış ya da "eh işte" modunda hissediyorsanız? Okuyun bu kitabı. Ruhunuza sarılmış gibi hissettiren, basit bir çoban çocuğunun hazine peşindeki hikâyesi kılığına girmiş bir şaheser.
Özet (Spoıler yok!):
Santiago, rahat koyun çobanlığını bırakıp Mısır piramitleri yakınlarında bir hazine dair çılgın rüyasının peşine düşen bir çoban. Kulağa basit geliyor, değil mi? ASLA! Yolculuğu, tuhaf işaretlerle, aniden ortaya çıkan bir kralla, şüpheli hırsızlarla, bir kristal dükkânı macerasıyla, çöl bilgeliğiyle ve ruhani bir akıl hocasına dönüşen gizemli bir simyacıyla dolu çılgınca güzel bir serüvene dönüşüyor. Ama aslında hikâye hazineyle ilgili değil. Her şeyle ilgili.
NEDEN BAYILDIM (ve kitabın yarısını fosforlu kalemle çizdim):
"Evren Seninle" Hissi: Şu cümle: "Bir şeyi gerçekten isterseniz, bütün evren onu gerçekleştirmeniz için işbirliği yapar." VAY CANINA, hemen fosforlu kalemi kaptım! Moralim bozukken bu cümle klişe gelmiyor, bir can simidi gibi. Santiago'nun Tanca'da SOYULMASI gibi engeller artık çıkmaz sokak değil, garip sapaklar gibi geliyor.
"Kişisel Efsane" Kavramı Çarpıyor: Ne mi? Gerçek amacınız, büyük hayaliniz, ruhunuzu titreten şey. Bu kitap adeta fısıldıyor: "Evet, BİR TANESİ VAR. Git bul. Önemli." Ürperdim resmen.
Rüzgârla, Güneşle, Çölle Konuşma Sahnesi: Kulağa delilik gibi geliyor ama inanılmaz derin. Her şeyle... bağ kurmakla ilgili. Gözlerim doldu belki?
Küçük Cümlelerle DEV MESAJLAR: "Kalbin neredeyse hazinen oradadır" ya da "Maktub" (Yazılmıştır) gibi cümleler. Bunlar sıradan alıntılar değil, içinde bir şeyleri açan küçük anahtarlar gibi.
Mekke Hayalini ERTELEYEN Adam: OFFF. Bu çok sert vurdu. "Ya olursa"larınızı hayatın
Bu kitaptan öğrendiğim şey asla pes etmemek. Yıllar geçse de elinden herşey alınsa da umudunu hiç bir zaman yitirmemek. Ki kitabı okuduğunuz da dedigimi daha iyi anlayacaksınız.
Vesselâm
The AlchemistPaulo Coelho · Harper Collins Publishers · 2003246,5bin okunma
Kitabı çok sevdim. Gerçekten duyulduğu kadar varmış. Güzel bir kalemle saran bir hikaye. En sonunda felsefik yorum bize kalmış. Sanki eski ninnilere gitmişim de oradaki bir kahramanım gibi ya da peygamber olmuşum da mutluluğu arar gibiyim. İçiniz cıvıl cıvıl etsin güzel bir hikayeyle şenlensin istiyorsanız okumanızı öneririm!
Kitabı hem beğendim hem de çok sevmediğim yanı oldu. Neden bu kadar popüler olduğunu anlasam da bir çok yer beni rahatsız etti.
İlk önce zaten yazarın kendisi de söylemiş, Sufizm onu kitabı yazarken çok etkileyen şeylerden biriymiş. Bence belli de oluyor. Herkesin tasavvuftan ve Mevlana Celaleddin-i Rumi 'araklayarak' yazıp, popüler olduğu kitapların arasına böylece eklenmiş.
Kitaptaki birçok İslam'a ve müslümanlara karşı olan yanlış ifade epey rahatsız edici. Belki bazı ülkelerin, kabilelerin içinde bazı adetler vardır ama çoğu yazarın anlattığı gibi İslam'ın bir parçası değildir.
Bazı kullanılan kelimeler bana göre ırkçı bile sayılabilir.
Kitabın başında yazar diyor ki, yazdığına çok güveniyorumuş, bir gün başaracağını da biliyormuş. Bende şöyle düşündüm, kendine güvenen biri, ve Amerika kıtasında doğup yaşayan biri, neden güvenine rağmen herkesin yazdığı Endülüs, Afrika, Arap ülkelerini tercih etmiş?
Bukadar maceradan sonra, bukadar öğrenilmişlikten sonra, ki karakterin kendisi de defalarca söylediği gibi, bu ona göre onun hazinesi, sonda bütün maceraların sebebi maddi olması biraz hayal kırıklığına uğrattı.
Sonuç olarak hem beğendiğim, bazı yerleri anlamlı bulup, altını çizdiğim ve öğrendiğim bir kitap olsa da, sahip olduğu popülerliği haketmiyor. Yazarın başka kitaplarını okumam için de bir teşvik olmadı.
The AlchemistPaulo Coelho · Harper Collins Publishers · 2003246,5bin okunma
!
"Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir."
Amaç neydi? Yolda olmak mı, hedefe varmak mı? İşte Simyacı size bunu anlatıyor. Hedefe varmak için düştüğünüz yolda geçirdiğiniz zaman, yaşadığınız her olay size ne katabilir. Kaybettiğini sandığınız anda aslında kazandığınızı bilmek. .
Öğrenmek, evreni okumak, yaradılışı kavramak ve insanlığın ulaşabileceği en büyük sırra kavuşmak...
Yıllar önce okul kütüphanesinden alarak okuduğum bu kitap, her zaman favorilerim arasındaydı. Sonsuzlukta bir kütüphanem olacağını söyleseler, rafların ilk sıralarında yer alacak kitaplar arasına olurdu kesinlikle..
SimyacıPaulo Coelho
Simyacı kitabını okumama öğrencilerim sebep oldu. Sürekli: “Hocam Simyacı çok güzel de mi? Hocam Simyacı’yı okudunuz mu?” gibi sorular gelince mecbur alıp okumaya karar verdim. Kitabı aldığım esnada kitabın beni kendine doğru çektiğini hissettim. Ciddi anlamda uzun süredir beni bu denli kendine çekebilen bir kitap olmamıştı. Açık okumaya başlayınca kendimi bir bilge ile yolculuğa çıkmış gibi hissetim. Neticede yolculuğumuz gayet keyifli geçti.
Kitabın olay örgüsü baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Fakat ben Mevlana’nın bu hikâyesini okumadığım için bu konuda yorum yapmayı düşünmüyorum.
“Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor. Zaten bir kitabın en önemli özelliklerinden biri de karakter yaratma becerisidir. Çoğu başarılı kitap, karakteri ile anılıyor. Örneğin; Rodion Ramonoviç Raskolnikov, Oblomow ve Prens Lev Nikolayeviç Mışkin gibi. Yazar Santiago karakteri ile bunu başarmış. Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.
Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Nasihatlerin genel amacı “kişinin kendi kişisel menkıbesi gerçekleştirmesi”dir. Kitabın belki eleştirilebilecek tek yanı burası çünkü bu noktadaki nasihat sayısı gerekenin üstüne çıkmış ve sıkıcılık yaratmış. Bu konudaki nasihatler daha az olabilirdi.
Netice olarak hem
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,5bin okunma
Paulo Coelho yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarıydı. Bir süre gazetecilik de yapan Paulo Coelho, 1986 yılında Hıristiyanların Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da Santiago de Compestela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini Hac (özgün adı: "The Pilgrimage") adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan romanı Simyacı, Coelho'yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. 42 ülkede yayınlanan, 26 dile çevrilen Simyacı, benzersiz bir başarıya ulaştı ve bu kitap sayesinde Gabriel Garcia Marquez'den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar oldu. Paulo Coelho'nun kurduğu Paulo Coelho Enstitüsü, ülkesindeki yoksul çocuk ve yaşlılara yardım etmektedir. Coelho, UNESCO'nun Kültürlerarası Diyaloglar programında danışman olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nu düzenleyen Schwab Vakfı'nın yönetim kurulundadır. Paulo Coelho pek çok saygın ödülün sahibi oldu; bunlar arasında Dünya Ekonomik Formu'nun verdiği Crystal Award ve Fransız Légion d'Honneur nişanı da vardır. Yazar 2002 yılında Brezilya Edebiyat Akademisi'ne kabul edildi. Coelho, ayrıca pek çok saygın basın kuruluşu için haftalık köşe yazıları yazmaktadır. Paulo Coelho Rio de Janerio'da yaşamaktadır.
Elif adlı romanı, Portekizce'den sonra ilk olarak Türkçeye çevrildi ve Mart 2011'de yayınlandı. Romanda, yazar ve yetenekli bir keman virtüözü, sıradışı genç bir Türk kızı Hilal'in Sibirya'yı baştan başa geçecekleri bir yolculuk sırasında, kendileri, birbirleri ve varoluşları ile yüzleşmeleri anlatılmaktadır. Kitabın tanıtımı için açtığı yarışmayı Aleph by Raif Kurt videosuyla, Türk sanatçı Raif Kurt kazanmıştır.
Türkçe'ye "Okçu'nun Yolu" (The Archer) adıyla çevrilen son kitabını 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda altın madalya kazanarak tarihi bir başarıya imza atan milli okçumuz Mete Gazoz'a adadı.