Robert Langdon, çözmen gereken birkaç mesele var.
Zaman olarak kısa ama içerik bakımından uzunn bir yolculuğun başlangıçı ;1300 Yılının 7 Nisan gecesi... Başladık 7 Nisan gecesi Dante ile kutsal yolculuğa, 14 Nisan'a kadar durmadık. Önce Cehennem ile başlayan yolculuğumuzun akabininde Araf geldi ve en son kurtuluş olarak adlandırılan “Cennet” kısmı. Yalnız değildik o yolda, rehberlerimiz vardı. Rehberler demişken, Cehennem ve Araf'ta Vergilius vardı, Cennet yolculuğunda Beatrice vardı. Yürüdük, dağlar aştık, nehirler geçtik, yorulduk sonunda amaca vardık.“Düşlemin gücü burada tükendi ; artık isteğimi, istencimi dengeli bir çark gibi döndürüyordu,güneşi yıldızları döndüren sevgi.”
Kitabın tamamına genel hatlarıyla ilgili bilgi birikimim böyle aktarabilirim incelemeye. Daha da detaya inelim, bölüm bölüm inceleyelim.
1. Bölüm: Cehennem
“Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor.” ( Cehennem / Birinci Kanto)
Diye giriş yapıyor Dante Alighieri. Ne deseniz var. Varoluşun temelinde yatan en büyük soru, “ Bu hayatta benim amacım ne?” “Sonum ne?” “Nereye gidiyorum?”
“Ummayın sakın gökyüzünü görmeyi, öbür yakaya, sonsuz karanlıklar, sıcaklar, buzlar diyarına götürmeye geliyorum sizi” (sf 51)
Net bir tasviri yapılamayan Cehennem’in ürkütücülüğü sarıyor dizeler ile birlikte. Tüyler ürpertiyor, tüm hücrelere kadar derin bir işleyiş.
“Aydınlıklar dünyasına dönmek için, rehberimle yeraltı geçidine daldık, mola vermeyi aklımızdan bile geçirmeden,
o önde ben peşinde yukarılara tırmandık
sonunda yuvarlak bir delikten
gökyüzünün taşıdığı güzel nesnelere baktık;
buradan dışarı çıktık, görmek için yıldızları.”
Dedi ve Cehennem yolculuğunu