Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.143
Gösterim
Adı:
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183665
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi
Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlun ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kamele alan Yaşar Kema, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da Üç Anadolu Efsanesi ile öder.
"kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınc,a öne ağıtları, onra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu. Çukurova'nın, sorumluydu kurda kuşa karşı, şaka değil."
222 syf.
·10/10
Alaaddin Keykubat savaşmak için ilerleyen ordusu ile birlikte Ankara ilinde yer alan Taşlıca köyünde dinlenme kararı verir. Bu köyde Kırmızı Ebe ve oğlu Oruç ile karşılaşırlar. Kırmızı Ebe yorgun düşen askerleri serinletmek adına bir bakraç ayran yapıp askerlere dağıtır. Askerler hem ayran içip hemde mataralarını doldurdular ancak bakraçtaki ayran çok sayıda asker olmasına rağmen hiç azalmıyormuş. Kırmızı ebe bütün askerlere doldurayım mı oğul diye soruyor. Askerlerde ANA DOLU diyerek cevap veriyormuş. Onca askere bir bakraç ayranın yetmesi hatta artması sonucu bu olay evliyalık belirtisi olarak yorumlanır. Neredeyse her asker ANA DOLU dediği için bu coğrafyanın adının Anadolu olarak kaldığı düşünülmektedir. Yanılmıyorsam ortaokul 2. sınıf Türkçe kitabında bulunan bir hikayeydi aklımda kaldığı kadarıyla yazmak istedim.

Bu güzel ülkemizinde anasıdır Anadolu. Bin bir çiçeği, bin bir hayvanı ve ülkemin güzel insanlarını koynunu açıp bağrına basmıştır. Hepsine yetecek kadar bereketlidir. Doğasıyla, toprağıyla bulunmaz bir nimettir. Üzerinde binlerce yıldır kanlar dökülmüş ve altında nice şehitler yatmaktadır.

Böyle güzel bir olay sonucu ismini aldığı düşünülen bu güzel Anadolumuzun yetiştirdiği usta isimlerden biri olan Yaşar Kemal onbinlerce güzel efsanenin belkide en güzellerini seçerek kendi efsane kaleminden tekrar yazarak efsane üstüne efsane katmıştır.
222 syf.
·5 günde·9/10
Yaşar Kemal okuyanlar bilir; onun eserlerini okumazsınız, yaşarsınız. Anadolu'ya dair betimlemeleri ve anlatımları insanı alır götürür başka yerlere. Anadolu'da hissedersiniz kendinizi. Mevcut şu anki Anadolu'dan daha güzel bir yerde belki de. Elbette ki Kemal'in anlattığı, betimlediği Anadolu, günümüzdekinden daha farklı ve daha değerlidir. Bunun nedeni belki de yeniliklerin bizleri yozlaştırması.

İnsanları bir arada tutan şey neydi? Eski günlerden bahsediyorum. Çeşitli halk efsaneleri, masallar, bir aradaki toplu yaşam ve o dönem insanlarının değerlerimizin öneminin bilincinde olması. Bir büyüğün dizleri dibinde onun anlattığı masalları ya da efsaneleri merakla dinleyen çocuklar... Size de çok güzel gelmiyor mu bu? Televizyonun olmadığı günlerde "acaba bugün dedemiz ne anlatacak?" diye düşünen çocuklar. Bir büyüğün her ağzından çıkışta başkalaşan, daha da güzel hale gelen halk efsaneleri... Onların zihnimizde oluşturduğu hayalimsi görüntüler, o efsanelerdeki çeşitli dersler... Keşke, diyorum bazen, eski zamanlarda yaşayabilseydim. Bazı değerlerin yok olmadığı, insanların dertlerinin az olduğu o zamanlarda yaşayabilseydim. Keşke bir büyüğümden bir halk efsanesi dinleyebilseydim. Şahsen, yeni jenerasyon olduğum için eskileri yaşayabilmiş biri değilim. Yalnızca büyüklerin anlattıklarından yola çıkabiliyorum bu konularda, fakat yaşamak için neleri feda etmezdim... Lafı fazla uzattım.

Üç Anadolu Efsanesi isminin de belirttiği gibi, halk efsanelerini anlatıyor. Bir büyüğün her ağzından çıkışta başkalaşan efsanelerdir bunlar demiştik, Üç Anadolu Efsanesi için de denebilir ki; halk efsanelerini bir de Yaşar Kemal'in ağzından dinleme keyfidir bu eser. O destansı dili olsun, betimlemeleri olsun Yaşar Kemal sizleri alıyor Köroğlu'nun Karacaoğlan'ın yanına götürüyor. Kitap üç tane halk efsanesinden oluşmakta: Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik. Her efsane birbirinden güzel. Kemal kimi yerlerde dersler çıkarmış Köroğlu'nun yaşadıklarından, kimi yerlerde de Karacaoğlan'ın çektiklerinden kaybolan değerlerimizin önemini vurgulamış.

Efsanelerin içeriğinden bahsetmeyeceğim. Zaten çoğu kişi az çok bu efsaneleri duymuştur ya da biliyordur. Bendeniz bu efsanelerden bihaber idim. Böyle şeyleri sevdiğimi iddia etsem de efsaneler hakkında fazla bir bilgim yoktu. Bu açıdan bu eser benim adıma çok yararlı oldu diyebilirim. Anadolu'nun aslında ne denli önemli olduğunu, değerlerimizi barındırması açısından bir anne şefkati kadar olan gönlü bolluğunu daha iyi anladım. Bu eseri okuduktan sonra Anadolu'ya bakış açım da değişti. Önceleri Anadolu dediğimiz şeyi yalnızca bir bölge; coğrafi bir olgu olarak görürdüm. Kitabı okuduktan sonra anladım ki Anadolu canlı bir kavramdır. Yüzyıllardan bu yana yaşayan bir kavramdır Anadolu. Gerek değerleri ile gerekse de kitapta anlatıldığı gibi efsaneleri ile.

Bu açıdan, bir şeye daha ulaştım aslında: Anadolu, canlı bir kavramsa onu besleyen şeyler de üstte bahsettiğim türden şeyler olmalıydı. Yine Anadolu gibi köklü ve değerli kavramlar. Onu yaşatan, üstündekileri bir arada tutan kavramlar. Bunları açıklamaya ne haddim var ne de bilgim fakat efsaneler açısından değerlendirmek isterim, Kemal'in kaleminin ışığında. Efsaneler ilk çıktığı andan bu yana dediğim gibi insanları birleştiren bir kavram olmasının yanı sıra insanlar arasındaki samimiyeti artırıcı olgulardır. Her milletin çeşitli efsaneleri, destanları mevcuttur. Bunlar o milletin köklerini, bir nevi o milletin 'o' millet olmasının yapı taşlarını oluşturur. Çünkü millet eskilerden bu yana o efsanelerden dersler çıkararak günümüze ulaşmış, kimi şeyleri doğru yanlış olarak ayırt edebilme yetisine sahip olmuşlardır. Mesela bir Alageyik efsanesindeki Sultan Ana'nın herkesten çok doğruyu haykırması, kadınların da halkta bir yerinin olduğunu, bir Köroğlu efsanesindeki çeşitli olaylar, haksızlığa karşı susmamak gerektiğini öğütler bizlere. Geleceğe elbette bakmalıyız fakat geçmişi unutursak halimiz ne olur? Bizi 'o' millet haline getiren efsanelerden, değerlerden kopar isek tıpkı gökyüzüne salınan balon misali bir süre sonra yerden; değerlerimizden çok uzaklaşırız. Mutlaka yer ile bağlantımız olmalı şeklinde düşünüyorum.

Geçmişte doğru yapılanlar kadar yanlış yapılanlar elbette ki olabilir, olacak da. Asıl mesele o yanlışlara bakarak doğruyu tasdik edebilme ve doğrulardan da yanlışlarımızı düzeltebilmektir bana göre. Bu açıdan, bir Köroğlu, bir Karacaoğlan unutulmaya layık mıdır? Zaten bu efsanelerde anlatılanlar da yenilikler, farklılıklar değil midir? Bir yenilik sonucu bir takım gericiler tarafından yaptırılan aksilikler de anlatılmaz mı efsanelerde? Geçmişi unutmadan geleceğe bakabilmektir asıl mesele, kimi insanlar bunu başarmıştır. Yaşar Kemal bunu en iyi başaran yazardır bana göre. Geçmişin de yanılabileceğini ama bunun değerlerimizi unutmamıza yol açamayacağını kanıtlayan bir yazardır. Gerek İnce Memed'de geçmişte yapılmış olan aksilik ve haksızlıkları anlattığı, gerekse de bu eserinde ve Ağrı Dağı Efsanesi'nde değerlerimizin önemini vurguladığı gibi.

Sözün özü, Yaşar Kemal gerçekten de aydın bir insandı. Onu, eserlerini okuyarak, okutarak anmalıyız zannımca. Anadolu'nun canlı bir varlık olduğunu bizlere hatırlatan bir kalem. Üç Anadolu Efsanesi de bunun belli olduğu eserlerinden yalnızca bir tanesi.
222 syf.
Efsaneler kültürel öğelerimizden biridir. Mâl edildiği topluluğun kültür motiflerini, tarihini, inançlarını barındırması açısından önemli bir yer tutar.
Adana-Toroslar coğrafî konumuyla, kültürel değerleriyle ve zengin anlatımıyla birçok efsaneye ev sahipliği yapar.
Meselâ derler ki; Lokman Hekim heryeri gezmiş, tüm dertlere devayı Toroslarda bulmuş, ölümsüzlüğün ilacını yine burada aramıştır.
Şahmeran, ejderha ve kız, Hızır hikâyeleri, Alageyik, Köroğlu ve tabi ki Karacaoğlan dilden dile, nesilden nesile anlatılır durur.

Yaşar Kemal Üç Anadolu Efsanesi ile yaşadığı toprakların özelliklerini nakış nakış işler. Kullandığı dil ve anlatımıyla buralardan biriyle konuşuyormuşsunuz gibi..

"Ormandan efil efil bir yel eser. İncecik, okşayan bir yel... Sular şıkır şıkır. Dallarda yaz kuşlarının sesi, koyaktan bülbül sesleri gelir. Bir kayalıktan batan güneşe yönlerini dönmüş sürmeli geyikler. Bir cennet dünya ki ortalık dünya derim sana..."

"Sen kendini gurbet elde sanma. Burada babayın atayın evinde say kendini. Öz kardaşıyın...Sevda zor. Senin sevdan daha daha da zor. Daha da belalı. Altından kalkılır. Sen dağları delen Ferhadı bilin mi? Zora dağ dayanmaz. Sevdaya dağ dayanmaz kardaşım..."

Tasvir ettiği kişiler de öylesine tanıdık...


Üç Anadolu Efsanesi elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan biri. Türkülerle, ağıtlarla anlatım bir o kadar doyurulmuş , tatlandırılmıştır...

Ala gözlerini sevdiğim dilber
Uyuyup uykuya kanamaz oldum
Deli miyim mecnun muyum ben neyim
Sevdasın serimden atamaz oldum...

Keyifli okumalar...
222 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kelimelerle ifade edilemeyen şeyler olduğuna inanırdım hep. Harflere bölündükçe azalan, küçülen duygular, noktalama işaretlerine sığdırılamayan ünlemler ve sorular..

Tabi bunların hepsi, Yaşar Kemal 'i tanımadan önceydi.
Onun kaleminin mürekkebi Anadolu' nun özünden oluşuyor. Kelimeleri, hiçbir anlaşılmama ihtimalini barındırmıyor içerisinde.
Her ne kadar beni düşünmeye zorlayan ve çok kolay anlamadığım yazarlara ve eserlere karşı büyük bir hassasiyetim olsa da, Yaşar Kemal okurken kelimenin tam anlamıyla ruhum dinleniyor.

Daha ilk cümlede kendimi onun büyülü kalemine bırakıp, hiçbir çaba sarf etmeden, coşkun bir pınar gibi oluk oluk yüreğime akmasını yaşıyorum her seferinde.

Bitmez tükenmez bir hazinenin yeniden keşfine çıkıyorum. Hissedilebilecek ne varsa o mümtaz satırlarda, tek kelime atlamadan hepsini yaşıyorum.

Üç Anadolu Efsanesi büyülü bir iklim. Okurken nasıl da her yaşa hitap ettiğini fark ettim. Küçük bir çocuğa uyumadan önce de okuyabilirsiniz, güzel bir paket yapıp babanıza da hediye edebilirsiniz. Zaten bir eseri ölümsüz kılan, onun her kaba sığabilecek mahiyette olmasıdır.

Özellikle Karacaoğlan 'ı Yaşar Kemal' den dinlemek, Anadolu 'nun ve Çukurova' nın topraklarında yaşayan her kelimeyi, deyimi içine sindirmiş, o sıcacık dilinden okumak tarifsiz bir keyif verdi bana. Sazını alıp karşıma oturduğunu hissettim. Duydum onu. :)

Dedim ya, kelimelerle ifade edilemeyen şeyler olduğuna inanırdım hep.

Ama kelimelerle ifade edilemeyen hiçbir şey yok artık..
222 syf.
·6 günde·10/10
Üç Anadolu Efsanesi, üç türkü, üç mücadele, üç yiğit, üç güzel, üç aşk... Bir at, bir saz, bir geyik... Bir Anadolu... Bir Yaşar Kemal, bir usta kalem, bir doğa aşığı, bir insan sarrafı. Bir kitap, güzel bir kitap. Bir tat, roman tadı, harika bir tat. Bir istek, bir Yaşar Kemal daha okuma isteği. Bir ben...
222 syf.
Bu kitabi ilk kitapliğimda görmüştüm. Ne ara kitapliğima girmiş hatirlamiyorum bile. Galiba arkadasim vermisti.
Ah...ah... bir insan nasil o kadar zaman görmez bu kitabi da yeni okur -yeni dedigim yazin- ve incelemesini gec yapar. Sahi ben niye bu kadar bekledim ki . Sindireyim oyle yaziyim diye dusunmuş olsam bu kitap zor , ağir bir kitap değil. Neyse geçelim bunlari.
Yazarin dili gayet sade ve yalin , hep dedigim gibi. Bu yuzden rahatca okunabilecek bir eser. Zaten eser efsanelerden olusdugundan gayet eğlenceli de.
Bu kitabi okurken hep bilindik bircok efsane filimleri aklima geldi. Ne kadar filimdekine benziyor ona gore yazmidigi dusuncesi olustugu olsa da gercek, kitaplardan filimlere , dizilere aktarilmakta.
Yazarin bu efsaneleri anlatmaya yatkin olmasi aklima direkt , " Bu kitabi Yasar Kemal'den baskasi yazamazdi . " dusuncesi , algisi bir an da yerlesti zihnime , ne kadar dogru tartisma konusu.
Kitabin tamamini degerlendirmek istesem -ki bu benim seviyemin ustu bir sey , cunku o kadar tecrubemin ve bilgimin oldugunu sanmiyorum sonucta dunyaca bilindik bir yazarin eseri - gayet akici ve olaylar duz bir sekilde yani akisi bozulmadan ilerliyor.
Efsane olduğundan abarti ve olaganustulukler de olabilmekte. Kitapta bahsedilen üç anaolu ozani , kahramani -artik ne denilebilirse - bizim icin onemli kisiler.Bu kahramanlari sadece halk ozani olarak bilsekte efsaneye gore bircok ozellik ve unsurlarda vardir. Bilindik efsaneleri sevdigin bir yazardan tekrar ogrenmek hostu. Ve sanki o ani yasiyoruz gibi anlatmasi bizi kitabin kahramanlarindan bir gozlem yapan biri gibi hissetti. Burdan Yasar Kemal ' e sevgi ve saygilar. Gercekten ölmeden bizlere degerli eserler birakmistir. Bizde bu gibi yazarlari eserleriyle yaşatiyoruz.
Kitabin iceriginden cok genel olarak seyler bahsettim. Spoi vermek istemedim.
Gayet guzel bir eserdi , tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
222 syf.
Yaşar Kemal...
Bir koca Yürek, bir koca Çukurova...
Her yazdığında ayrı bir Anadolu, ayrı bir gerçeklik...

Düzenlediği etkinlik sayesinde bana bir hayli, Yaşar Kemal aşılayan Li-3'e çok çok teşekkür ederim.

Okuduğum kitaplara gececek olursam, etkinlik kapsamında okuduğum kitapların tümünden bahsetmek istiyorum. İlk kitabım;

Tek Kanatlı Bir Kuş,
Anadolu'da bir kasaba, kasaba ama kimseler buraya giremiyor, korkuyorlar girmeye. Posta Müdürü olarak o kasabaya atanan Remzi Efendi ve eşi Melek Hanım'ın bu kasabaya kadar gelişlerindeki maceraları anlatıyor. Türlü türlü insanlar, türlü türlü yaşanmışlıklar... Kısacık ama dolu dolu bir kitap.
Kitaptan anladığım aslında, şimdi dahi bir çok yerleşim yerimiz o kasabaya benzer durumda...

İkinci ve üçüncü kitabım;

Ağrıdağı Efsanesi, Köroğlu-Karacaoğlan-Alageyik Efsaneleri,
Efsaneler efsanesi, buram buram Anadolu, Çukurova efsanesi... Bildiğimiz, bir kere de olsa duyduğumuz efsanelerimiz dört efsanede, fakat Yaşar Kemal anlattı mı başka anlatıyor, sanki ilk kez duymuş gibi okudum. Karacaoğlan, övüncümüz, (bizim ilçe girişinde 'Karacaoğlan Diyarı Feke'ye Hoş Geldiniz' yazar.) türküleri dilden dile, ama bu sefer farklı, Yaşar Kemal farklı, toprağım farkı...

Kitapları okurken en ufak bir yabancılık çekmedim tek kelimesine, her sayfada sanki karşımda annem var da onunla konuşuyorum.
Bilin mi'ler
Menevşeler
Yarbuzlar
Çobanaltanlar...
Gayrılar
Bireler, keleler...

Ben bir yandan kitabı okuyorum, bir yandan annemi soru yağmuruna tuttum. Yok şu türküyü bilin mi ananey, bu türküyü bilin mi ananey?.. Annemle birlikte okudum desem yeridir yani.
Türküleri sordukça da biraz ağlattım annemi,(kulakları çınlasın) söylediğim türküyü kendi de söylüyor, sonra başlıyor ağlamaya...

Efsanelerimiz kadar bizim, Anadolu'nun ağıtları da çoktur. Annemden öğrendiğim bir tanesini eklemek istiyorum sona yaklaşırken...
Mekanı cennet olsun, ben dört beş yaşlarında ancak varım zar zor hatırlıyorum, Hayriye Ebem* vardı. Evi de evimize haylice uzak. Bize gelirdi elinde deynek, yerli şeftali yerdik beraber. Geldiğini görür görmez üzüm bağına koşardım kucağıma alabildiğim kadar üzüm ceplerime de şeftali toplar gelirdim eve. Daha başka da hiçbir şey hatırlayamıyorum o günlere dair. İşte, uzatmayayım çok da lafı, o Hayriye Ebem'in kız kardeşi, bacısı diyeyim, Çobanboğan deriz, bizim köyle ilçe arası, bir yer orada pamuk hasatından dönerlerken kocasıyla trafik kazasında ölmüşler.
Bunun üstüne de Hayriye Ebem'in annesi bir ağıt yakmış:
Çobanboğan'ın arası
Kanınan doldu deresi
Abilerin hep geliyor
Parayınan yok çarası

Ağla hatın anam ağla
Alı kaldır kara bağla
Abılanı gelin ettin
Fındığınan gönül eğle
...
(*genel olarak yaşlıların tamamına ebe, dede deriz)

Yürek yanınca, kederlenince ağızdan çıkan şiir olurmuş, ağıt olurmuş.. Nice, ağıtlar yakıldı, nice efsaneler yazıldı şu koca Anadolu'da...

Okuyan canlar, çok çok teşekkür ederim...

Kitapla kalın hep iyi kalın...
222 syf.
Henüz Yaşar Kemal ile tanışmadıysanız mutlaka okumaya başlayın. Kültürümüzü en iyi yansıttığını düşündüğüm yazar.
Bunu her kitabında görebilirsiniz.
Vermek istediği tüm mesajlar "iyi insan ol, dürüst ol, muhtaç durumda olanlara yardım et, değerlerine, onuruna, namusuna sahip çık." Çok kıymetli.

Kitap Karacaoğlan, Köroğlu ve Alageyik efsanelerinden oluşuyor. Türk kültürünün önemli parçası olan bu aşıklar Yaşar Kemal'in usta kalemiyle buluşunca cok keyifli bir kitap çıkmış ortaya.
Karacaoglan efsanesini ilk sayfadan itibaren elimden bırakamadan okudum.
Köroğlu efsanesini bitirdigimde hıçkıra hıçkıra ağladım.
Alageyik efsanesi de yine hayranlıkla okudum ve bittiğinde yine hüzünlendim.

YAŞAR KEMAL | Hayatı, Eserleri, Okuma Sırası videomu izlemek isterseniz tıklayabilirsiniz.

https://youtu.be/ek4BYSZQsoM
.
222 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir Yaşar Kemal klasiği daha... Yıllar önce tam da Çukurova dolaylarında okuduğum ve tekrar okuma isteğiyle elime aldığım buram buram Anadolu kokan bir kitap.
Anadolu'nun kültür ormanında gözü keskin mi keskin bir siyah bir kartal üstad. 16.yy'dan bu yana çeşitli varyantlarla anlatılan Köroğlu, üstadın kaleminden adeta şaha kalkmış bir at gibi canlanmış vaziyette. her cümlesi bir atın kabarmış yelesi gibi, kitabın akıcılığını sorarsanız kır at misali ;hızlı çevik çetin...
Köroğlu adaletin,başkaldırının, geleneğin eşsiz timsali. Eserde rastlanılan motifler : At motifi, üç m. kırk m. ve kılık değiştirme motifi.
At motifi en dikkate değeridir benim için. bilindiği üzere at, yüzyıllardır Türk milletinin yaşamında var olmuş can yoldaşıdır. İnsanoğluna en zor itaat eden canlıdır da aynı zamanda.
Atatürk'ün Sakarya'sı, Hz. Ali'nin Düldül'ü, Fatihin Dede Korkut'un, Yavuz'un atları... ve Köroğlu'nun Kıratı
nal sesleri kişnemeler ter kokularını duyarsınız kitapta.

** Ve Karacaoğlan (ım) Torosların uslanmaz aşığı O.
Yaylaların, obaların, Türkmen kızlarının yağız delikanlısı O.
Sazının üstüne saz sözünün üstüne söz yoktur Onun.
Sözün sultanı sazın sultanıdır O.
17.yy Aşık edebiyatının en mukaddes şairlerinden olup asırlar sonrasında adından bu denli övgüyle söz ettirecek kadar güçlü kalem. Onun sanatında obalarda yanan ocakların duman kokusu gelir. bir bakarsanız pınarbaşına kızlar inmiştir bir bakarsınız yaylalarda başında yazması, elinde su testisi, ayağında yemenisiyle kutnu zıbın giymiştir.
ve onun Elif ile olan içler yakan aşk hikayesi...
Bir hikaye insanı ancak bu denli mi etkiler, ağlatırdı hatta?
ağlattı...
hele de yaşadığım coğrafyanın ismi geçince ... ne mutlu ki üzerinde gezdiğim şu topraklardan Karacaoğlan gibi büyük zat geçmiş. Aşklar yaşamış. Murat alıp murat vermiş. Ne büyük, ne büyüksün sen Anadolu'm! !
Sonsuz saygıyla minnetle ...
222 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal şaşırtmadı yine...

O güzel dili, halktan kopma, asırlıklarla bezenmiş o muhteşem dil bu eserde de karşımızda.

3 ayrı halk hikayesinden oluşuyor kitap. Sözlü edebiyatın,geleneğin bel kemiği sayılabilecek üç hikaye.

•Köroğlu
•Karacaoğlan
•Alageyik

Okurken kendinizi Yaşar Kemal'in dizinin dibinde buluyorsunuz. Başınızı okşamasa da bunları anlatıyor size :))
222 syf.
·9/10
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı. Böylece yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğunu öğrenmiş oldum.Kitabı okurken içine çekildim diyebilirim.
Kitapta Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik efsanelerinden bahsediliyor. İnsan Köroğlu'nda sevinirken, Karacaoğlan ve Alageyik'te hüzünleniyor.
Kitapta eskiden aşıklara ne kadar değer verildiği, onlara nasıl saygı duyulduğu anlatılıyor.
Alageyik efsanesinde insanın vazgeçemediği tutkuları ve alışkanlıkları yüzünden başına neler gelebileceği gözler önüne serilmiş.Kitapta da beni en çok etkileyen Alageyik efsanesi oldu.Son sayfada yazılan türkü insanı hüzünlendiriyor.
222 syf.
·5 günde
Yine Yaşar Kemal... Yine doğayla insanın destansı mücadelesi... Kitap; Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerinden oluşmakta. Üç efsanede de kahramanlığın yanısıra Yaşar Kemal'in tabiriyle insanı yalım eden sevda teması işlenmiş. Bu bazen kavuşmayla bazen de ayrılıkla sonuçlanıyor. Özellikle Alageyik efsanesinde insanın kendiyle hesaplaşmasını, ikircikli halini, tutkularına yenik düşmesini görüyoruz. Yaşar Kemal insanı her haliyle anlatmış; hüznü, sevinci, korkuyu, aşkı, cesareti... Üslubuna gelince fazla söze gerek yok, tasvirlerle alıp götürüyor zaten.
Okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
İyi okumalar...
Sana bir öğüdüm olsun ki, kulağına küpe yap da bu öğüdümü ölünceye kadar taşı kulağında. Ömrün oldukça hiçbir adama böyle tepeden, böyle karıncaya bağırır gibi bağırmayacaksın. Bilmediğin insanlara böyle davranman senin çiğliğini gösterir. İnsanlara böcek gibi, karınca gibi bakamazsın. Şu evren içinde ne kadar yaratık varsa en kutsalı insandır. Hiçbir insanı küçük göremezsin, aşağılatamazsın. İnsanı aşağılatan önce kendisini aşağılatmış demektir. Kendisine saygısı olan, olumlu, sağlıklı bir adam başkalarına da en büyük saygıyı duyar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754183665
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi
Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlun ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kamele alan Yaşar Kema, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da Üç Anadolu Efsanesi ile öder.
"kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınc,a öne ağıtları, onra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu. Çukurova'nın, sorumluydu kurda kuşa karşı, şaka değil."

Kitabı okuyanlar 1.985 okur

  • ukelipolly
  • Kezban Şirin
  • Muhittin kaya
  • Eylem U.K.
  • Öner TURAN
  • Kübra Demir
  • Lokman Furan
  • Gamze Serdaroğlu
  • Mehmet Çakmak
  • Rahime

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (2)
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları