“Geçmişteki bir olayı yeniden yaşadığı veya bir heyecanı tekrar hissettiği zaman hayretle karışık ani bir sızı duymayan var midır? "Ben bunu daha önce de yapmıştım." Neden bu sözler insanı daima derinden sarsar? Işte ben de trende oturmuş, o dümdüz uzanan Essex kırlarini seyrederken kendi kendime soruyordum.”
Hercule Poirot, artık yaşlanmış ve romatizma nedeniyle Styles Köşküne tanışmıştır ve bu malikane de, yıllar önce kalmış, o sırada cinayet olaylarına şahitlik etmiştir.
Malikanenin yeni sahipleri burayı pansiyon gibi işletmektedirler ve her şey bunlarla ilgili aslında.
Eksi dostu Hasting’i yanına çağırır. Poirot suçlunun kimliğini bildiği halde dostuna onun ismini söylemez ve onu X olarak tanımlar. Çeşitli cinayetlerin sorumlusu olan X, tekrar harekete geçecektir. Olayları, hasting’in anlatımıyla dinliyoruz. Poirot’un ölmesine çok üzüldüm, sanki yakınımı kaybetmiş gibi...
'Öyle kızmıştım ki, başına bir şey vurup onu gebertebilirdim!' dediğini kim bilir kaç defa duydun? Aslında bu sözler doğrudur. Öyle anlarda insanın belleği çok berraktır. O adamı veya kadını öldürmeyi ister. Ama bunu yapmaz. Çünkü bunu yapabilmek için iradenin isteğin emrine girmesi gerekir. Küçük çocuklarda bu fren henüz mükemmel bir şekilde çalışır halde değildir. Kendisine öfkelendiği için, "Doğru otur, yoksa başına bir şey vurup seni öldürürüm, diyen küçük bir çocuğu hatırlıyorum. Gerçekten de böyle yapmıştı. Bir dakika sonra da kendisinin tekrar canlanıp ayağa kalkmaması karşısında dehşete düşmüştü. Çünkü aslında kendisini gerçekten çok seviyordu.. Dediğim gibi hepimiz de aslında katil adaylarıyız. X.'in sanatı ise şuradaydı: O, cinayet isteğini uyandırmıyor, yalnızca buna olan normal ve uygun karşı koymayı ortadan kaldırıyordu. Uzun uzun çalışmalar sonunda mükemmel bir hale soktuğu bir