• 196 syf.
    ·8/10
    Devletin ne olduğunu başka kitaplardan bolca etkilenerek oluşturduğu bir kurguyla ve kendine has kalemiyle yazmış.

    Yasar Kemal'in dedigi gibi ulkemizde ne yazikki gereken degeri goremedi. Bence livanelinin en basarili kitabi budur.

    Öyle çiçekten böcekten bahsetmez. Ulkenin kanayan yarasina bodoslama dalmış. Helal olsun.

    Bir adada insanlar mutlu mesut yaşarken adaya birinin gelmesiyle işler bok olmaya baslar. Devami kitapta.

    Iyi okumalar.
  • Ülkemizde kitap satışlarının en çok gerçekleştiği internet siteleri olan Kitapyurdu, D&R ve İdefix, kitap kurtlarının en uğrak noktaları arasında yer alıyor. Bugün de Türkiye'nin en büyük kitap sitelerindeki verilere göre en çok satan kitapları listeledik.
    Kitapseverler kitapyurdu.com (Kitapyurdu) gibi platformlar üzerinden herhangi bir zahmete girmeden istedikleri kitapların siparişini verebiliyorlar. Bu yazımızda sizlerin sevebileceği en çok satanlar listesindeki kitapları derledik. En değerli bilgilerin bulunduğu kitaplar, okuyucusunda köklü değişiklikler yaratabiliyor.

    Ülkemizdeki kitap okuma oranları düşük olsa da internet sitelerindeki çok satanlar bölümleri, aslında bu oranların bizi biraz yanılttığını gösteriyor. Zira listede yer alan kitapların önemli bir kısmı, dünya edebiyatında da büyük bir yere sahip. Ayrıca bu listemizde ülkemizin de değerli yazar ve araştırmacıların eserlerini göreceksiniz.

    Kitapyurdu, D&R ve İdefix çok satanlar (Özet liste):

    Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov
    Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Simyacı - Paulo Coelho
    Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking
    Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu
    Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse
    Gör Beni - Akilah Azra Kohen
    Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
    Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
    Seninle Başlamadı - Mark Wolynn
    Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
    Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu
    Momo - Michael Ende
    Hayvan Çiftliği - George Orwell
    İnsan Nedir? - Mark Twain
    Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond
    Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
    Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery
    1984 - George Orwell
    Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig
    Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
    Kitap alışverişi yapılacak yerlerin sayısı da git gide azalırken bizleri kitapsızlık gibi bir dertten kurtaran internet siteleri yardımımıza koşuyor. Kitapyurdu, D&R ve Idefix gibi internet sitelerinde çok satanlar bölümünde bulunan kitaplar da kitap seçimi konusunda fazlasıyla yardımcı oluyor. Peki çok satanlar listesinde bulunan kitaplar arasından seçtiklerimiz neler?

    Türkiye'de en çok satan 25 kitap:

    25. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini:
    Uçurtma Avcısı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2004
    Baskı sayısı: 69. baskı
    Sayfa sayısı: 375
    Uçurtma avcısı, insanların fark etmeden nasıl rahat bir hayat sürdüğünü tüm satırlarıyla gözler önüne seriyor. İçeriğinde baba ve oğulu konu alann kitapta ihanet ve sadakatin bedeli işleniyor. Okuyucular burada zengin ve kültürlü toprakların yok oluşunu görecekler.

    23. Fahrenheit 451 - Ray Bradbury:
    Fahrenheit 451

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2012
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 242
    Bradbury burada televizyonların dünyaya hüküm sürdüğü kitapların ise sonunun geldiği dünyada bir itfaiye erini işliyor. Bilim kurgu roman türünü ise okuyanların gözünde çok farklı bir yere taşıyor. Kanadalı şair Margaret Atwood’un kitap hakkındaki görüşleri ise şu şekilde: “Yazılmış en iyi bilim kurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.”

    22. 1984 - George Orwell:
    1984

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Celal Üster tarafından ustaca çevrilen 1984 romanını sıklıkla duymuşsunuzdur. Okuyanan algısını genişleten bu kitap, yazarın geleceğe yönelik kâbuslarını içeriyor. Zihinlerin kontrol edilip insanların makineleşmiş bireylere dönüştürüldüğü bir dünya düzeninde kim yaşamak ister ki.

    21. Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery:
    Küçük Prens

    Tür: Hikaye, Roman & Masal
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 7. baskı
    Sayfa sayısı: 112
    Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dile çevrilmiş ve yayınlanmış bir kitap. Her ne kadar çocuk kitabı gibi gözükse de anlatısı bizleri çok başka yerlere götürüyor. Kitapta geçen bir bölüm ise görenlerin aklına dolanıyor. “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

    20. Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley:
    Cesur Yeni Dünya

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2003
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 349
    Okuyucusunu Ford’dan sonra ki 632. yıla götüren kitapta daha önce görmeye alışkın olmadığımız şeyler bulunuyor. Bu yılın bulunduğu süreçte insanlar kuluçka merkezlerinde üretiliyorlar. Üstelik kadınların üretilmesi tamamen yasak.

    19. Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond:
    Tüfek Mikrop ve Çelik

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2002
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 664
    Tüm kıtalarda bulunan insanların tam 13 bin yıllık tarihini ele alan kitap, dünyanın farklı noktalarındaki toplumların nasıl bir gelişim sürecinde olduğunu ortaya koyuyor. Microsoft’un sahibi Bill Gates, kitapla ilgili: “Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.” ifadesini kullanıyor.

    18. İnsan Nedir? - Mark Twain:
    İnsan Nedir?

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Mark Twain tarafından oldukça özenle yazılan ve sadece 250 adet kopyası üretilen İnsan Nedir? kitabının bu versiyonu, 240. nüsha ele alınarak yazılmış. Bu kitapta kendi kendinizi sorgulayacak kadar etkileyici cümlelerle karşılaşacağınızı söyleyebiliriz.

    17. Hayvan Çiftliği - George Orwell:
    Hayvan Çiftliği

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2001
    Baskı sayısı: 59. baskı
    Sayfa sayısı: 152
    Listemizde de yer bulan 1984 kitabıyla tanınan Orwell’in bir başka başyapıtı Hayvan Çiftliği; Stalin, Lenin, Marx gibi tarihi kişilerin yansıtılmasını tasvir eden domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanları karakter olarak ele alıyor.

    16. Momo - Michael Ende:
    Momo

    Tür: Roman/Öykü
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kız olan Momo’nun etraftan buldukları veya kendisine hediye gelen eşyalar dışında hiçbir şeyi yoktur. Bunların dışında Momo, muhteşem bir dinleyici olma özelliğiyle kendisini öne çıkarıyor.

    15. Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Kral Kaybederse

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Hayatın bizleri ne zaman ne şekilde hangi olayla karşılayacağı tahmin edilemez bir gerçek. Kitabımızın kahramanı kral ise hiç beklemediği kadar büyük bir darbeyi yiyor hayattan. Tahttan inse de tahtından indiğine inanmayan bir kral… Budayıcıoğlu bu kitabında avına av olan bir avcının yuvarlanışı işliyor.

    14. Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck:
    Fareler ve İnsanlar

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Birisi zeki ve diğeri fiziksel olarak kuvvetli olan iki tarım işçisini konu alan kitapta dostluk ve dayanışma bir kez daha irdeleniyor. Sadece insanların insanlarla olan ilişkileri değil aynı zamanda insanların doğayla olan önemli ilişkisi de kitaba konu oluyor.

    13. Seninle Başlamadı - Mark Wolynn:
    Seninle Başlamadı

    Tür: Psikoloji Bilimi
    Yayın tarihi: 2016
    Baskı sayısı: 27. baskı
    Sayfa sayısı: 280
    Psikoterapinin, ilaçların ve diğer yöntemlerin yıllardır çözemediği sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor. Wolynn’in usta kaleminden çıkan Seninle Başlamadı, travma terapileri alanında insanı anlamak için önemli bir basamak olarak bizleri karşılıyor.

    12. Bülbülü Öldürmek - Harper Lee:
    Bülbülü Öldürmek

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2014
    Baskı sayısı: 29. baskı
    Sayfa sayısı: 355
    Piyasaya ilk olarak 1960 yılında sürülen kitapta Amerika’da yaşanan ırkçılık, ayrımcılık ve eşitsizlik, bir çocuk kahramanın gözünden aktarılıyor. Pulitzer ödülüne sahip olmasıyla da ün salan Bülbülü Öldürmek, Ülker İnce’nin çevirisiyle önümüze çıkıyor.

    11. Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo:
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Tür: Dünya Klasik
    Yayın tarihi: 2013
    Baskı sayısı: 19. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Fransız edebiyatı denince akla ilk gelenlerden olan Hugo, toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgileniyordu. 1829 yılında yayınladığı bu roman ile Victor Hugo, idam cezasına taviz vermez bir şekilde karşı geldi. Bu idefix ve kitapyurdu üzerinde en çok satanlar arasında.

    10. Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Her Şey Değişir

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 256
    Önemli olanın bocaladığımızda yere yığılmayıp amaçlarımızdan vazgeçmeyip yeniden ayağa kalkmak olduğunu bizlere söyleyen Her Şey Değişir, kendi kendimizi sürekli olarak bir motivasyon döngüsüne sokabilmemiz ve her işimizde en iyisine ulaşabilmemiz için birebir.

    9. Gör Beni - Akilah Azra Kohen:
    Gör Beni

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 592
    Kalemini ustaca kullanan Azra Kohen’in yeni kitabı Gör Beni’yi okuyanlar, bir süre kendilerine gelemediğini ifade ediyor. Ufuk açıcı, bakış açısı genişletici Gör Beni, başarılı dili ve akıcı anlatımı ile bir çırpıda kendisini bitirtiyor.

    8. Vazgeçebilmek - Guy Finley:
    Vazgeçebilmek

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2018
    Baskı sayısı: 11. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Mutlu olma yolunuzda bazı şeylerin size engel olduğunu mu hissediyorsunuz ve size yol gösterecek bir kılavuza mı ihtiyacınız var? Vazgeçebilmek isimli kişisel gelişim kitabı bu noktada hayatınızı kutarabilecek nitelikte. Vazgeçebilmek kısa ve öz bir şekilde her şeyden vazgeçmenizi size söylüyor. Tabii bu kitabın olayı, vazgeçme yolunuzda size duvarları nasıl yıkacağınızı adım adım aktarmak.

    7. Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse:
    Livaneli’nin Penceresinden

    Tür: Röportaj
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 432
    Anadolu insanının kültür dağarcığında yerini almış büyük sanatçı, yazar ve şair olan Ömer Zülfü Livanelioğlu’nun Türkiye’yi gördüğü pencere çok başka. Zafer Köse ile yaptığı söyleşi ile de Livaneli, Türkiye toplumunun manzarasını çıplak gerçekliğiyle bizler için ortaya koyuyor.

    6. Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Camdaki Kız

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Hayatlarımızda bizlere özel bazı dönüm noktaları vardır. Bazı bazı zamanlar çocukluğumuzun acılarını bizlere tekrardan yaşatacak olan kişileri gözlerinden tanır, başkasına değil ona aşık oluruz. Hayatın kendisi bizi ona kilitler. Kaderimizin yazılı olduğu evlerimizde yaralarımızı alır, o yaralarımızla beraber gelişir ve yine aynı yaralarımızın bizleri götürdüğü yerlere gideriz. Ne var ki mutluluk, her zaman yaralarımızın götürdüğü yerde değildir. Lüks içinde yaşayan ama kaderi en başından kötü yazılan Camdaki Kız’ın sizleri büyüleyeceğine eminiz.

    5. Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking:
    Zamanın Kısa Tarihi

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 72. baskı
    Sayfa sayısı: 255
    İlk olarak yayınlandığı 1988 yılından bugüne kadar 40 farklı dile çevrilen ve tam 9 milyonun üzerinde basımı gerçekleştirilen insanlığa büyük katkıları bulunan Hawking’in kitabı, uluslararası bir üne sahip. 1988’den günümüze bilimsel alanlarda gerçekleşen yenilikler ile yepyeni bir ön söze Hawking’in ağzından sahip olan Zamanın Kısa Tarihi, solucan delikleri ve zaman yolculuğuyla ilgili çarpıcı bir bölümü de kaleme alarak kitabına ekledi.

    4. Simyacı - Paulo Coelho:
    Simyacı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2010
    Baskı sayısı: 149. baskı
    Sayfa sayısı: 184
    Brezilyalı şarkı sözü yazarı Coelho’nun kitabı da 1988 yılından gelme. Yayınlandığı günden beri dünyayı birbirine katan 6 yılda 42 ülkede 7 milyondan fazla satılan roman, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinde hazinesini aramaya giden bir çobanın öyküsünü konu alıyor.

    3. Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Şeker Portakalı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 135. baskı
    Sayfa sayısı: 200
    Yazarın başyapıtı olarak kabul edilen Şeker Portakalı, yetişkin kişilerin dünyalarının sınırlamalarına hayal gücüyle karşı gelen Zeze’nin acı, yoksul ancak ümit dolu hikayesinden bahsediyor. Yazarın çocukluğundaki derin yaraları gün yüzüne çıkaran kitap, sizleri derinden etkileme özelliğine sahip.

    2. Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov:
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 100
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kitabı okuduktan sonra fazlasıyla etkilendiği ve ülkedeki tüm eğitim kurumları başta olmak üzere özellikle askerlerin okuması için Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi tavsiye ettiği biliniyor. Zamanın geçip gitmesiyle değişen her nesil kendisine ait söylemleri, ihtiyaçları ve talepleri ortaya çıkarıyor. Petrov’un kaleminden çıkan bu kitap, yeni nesillere eski ve zaman aşımına uğramış yönetim biçimleri ve yasaların zorla uygulanamayacağını öne sürüyor.

    1. Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Bir Ömür Nasıl Yaşanır

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 288
    Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi, Türk tarih profesörü İlber Ortaylı bilge kişiliğinden yaşı her ne olursa olsun fark etmeksizin herkesin faydalanabileceği yaşam tecrübelerini aktardığı eseriyle karşımıza çıkıyor. En çok satanlar listelerinin başında seyreden Bir Ömür Nasıl Yaşanır, kişinin çocukluğundan itibaren ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulacağını örneklerle anlatıyor.

    Kitapyurdu, D&R ve Idefix en çok satanlar listelerinin göze çarpan 25 kitabını derlediğimiz bu haberimizden seçip okuyacağınız kitaplarla bakış açınızı bir hayli genişleteceğinizi garanti edebiliriz.
  • 196 syf.
    İnsanoğlu doğuştan mı kötüydü yoksa kötülük öğretiliyor muydu?

    İyilik ve kötülük neye göre belirleniyor?
    Çocukluğumda duyduğum bir masala göre zemheri soğuğunda, serçe ile yavrusu bir dala konmuş. Biraz sonra bıyıkları buz tutmuş ve gözleri soğuktan yaş içinde bir avcının yaklaştığını görmüşler. Serçe yavrusu, " Bak anne," demiş, "ne kadar merhametli bir adam, gözleri yaş içinde. " Anne yavrusunu ses çıkarmaması için uyarmış, " sen onun gözündeki yaşa değil, elindeki kana bak!! " demiş.

    Livanelinin her kitabında olduğu gibi kitabı bitirdikten sonra tüylerim diken diken içim isyan dolu.
    Boşvermişlik bir kıvılcımın nasılda insanların hepsini yakıp kavurduğunu en acılı şekilde hissettim.

    Kitabın içeriğini daha berrak anlatmak gerekirse,
    Günümüz siyası rejimlerin kendi çıkarları uğruna yaptıkları eylemleri ve bu eylemlerin olaylara hiç alakası olmayan insanların üzerinde ki etkisini anlatan muhteşem bir yapıt mutlaka okumalısınız
    Son Ada yı yitirilişimizin hikayesini anlattımm.
  • 160 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    LİVANELİ ve HUZURSUZLUK!!!
    Okuma listemde olan bu kitabı zorunlu olarak çıktığım “küçük bir sağlık sıkıntısı tatilim”de vakit geçsin diye elime almamla aynı gün bitirmem bir oldu.
    Öyle uzun uzun Livaneli’nin kariyeriydi, edebi üslubuydu kitabın diliydi vb. mevzulara girmeyeceğim. Livaneli’yi bilen bilir bilmeyen de varsa merakı zahmet edip araştırır beni bağlamaz.
    Kitap bir solukta bitti bitmesine de; olan da bana oldu. Önce sağ yanım şöyle uzatmadan bir iki klişe ile klasik Livaneli, acıklı hikâye vb incelemeni karalayıp geçiver dedi, demesine de gel de sen bunu inceden sızlayan sol yanıma anlat. Pistir huyu sol yanımın inatlaşmaya gelmez bilirim. Geçti karşıma; neey? Bu hikayeye birkaç klişeyle inceleme mi, dedi. Öyleyse hiiç zahmet etme, sen gibiler zaten böylesi hikâyelerin Hüseyin’i olamaz diye lafı bir soktu ki sormayın. Durum bununla da kalsa iyidi de. Kitabın kahramanları da insanlığa küskün, kırgın acı ve keder dolu bakışlarıyla bir bir dizildi karşıma iyi mi.
    Önce 8 yaşındaki çocukluğu tarumar edilmiş çocuk kadın Nergiz girdi söze; “Kutsal Şengal Dağında uçurumdan kendimi attığımda ne dediğimi duymadın? Diye haykırdı yüreğime doğru, sonra küskün gözlerini çevirdiği uçuruma doğru ilerlerken; ya da duydun da anlayamadın mı ki acaba” dedi. Çocuk hüzünlü sesiyle; Hüseyin bile yüreğimden kopan bu feryadı Mardin’den alıp, teee Amerikalara götürdü” dedi, kendini uçurumun boşluğuna bırakırken.
    Sonra, Zilan ile Meleknaz geldiler karşıma; ikisi de o koca derin siyah gözlerini yüreğimin taa orta yerine saplayarak; “hadi ama bizim yaşadıklarımıza yabancı değilsin biliyoruz, eskiden bu tür hikayeler senin için sıradan bir iş bir rapordu, unutmuş gibi yapmaya devam et sen, Dünyayı kurtaracak değilsin ya, ne de olsa zihnin istem dışı oluşan arşivin yüzünden önce kaybettiğin sonra uzun uğraşlar sonucu yakaladığın günlük 4-5 saatlik uyku düzenini bozma zahmetine girme canım, bizim bazılarını huzursuz eden hikayemiz senin için ne ki, boş ver, bizi de zihnindeki arşive ekle, kapat zihninin kapılarını” diyerek son darbeyi sol yanımın orda yerine indirip, yüreğimin üzerinden kaldırdıkları iki çift kederli göz kendi derin bakışlarının karanlığında geldikleri gibi sessizce kayboldular.
    En azından yaşanan insanlık dramının söz de mazereti olan konu hakkında birkaç cümle yazmak şart oldu. Bu bağlamda; geçmişten günümüze kanın durmadığı ve durmayacağı Ortadoğu’da varlığını her şeye rağmen sürdüren Ezidiler’in hikayesi aslında kitap.
    İnsanlığın Kırılan Dalı olan ve Zilan’ın da dediği gibi: Şengal Dağı kadar büyük derde sahip olan ve günde üç kere Güneşe dönüp dua eden Ezidilerin, İslâm'ın acımasız bir yorumuyla yönetildiği coğrafi bölgelerde şeytana taptıklarına ilişkin kalıp yargılar gölgesinde, dirsek teması ile varlıklarını sürdürme çabaları üzerine yazılan acı kaderlerine ilişkindir bu hikaye.
    Daha önce Ortadoğu’da haklarında 73 kez “ölüm emri” çıkan Ezidiler için bu süreç IŞİD’den önce El-Kaide tarafından gerçekleştirilen katliam dünyanın ikici en fazla can almış terör eylemidir.Daha dün sayılan günlerde ise kendisini “İslam Devleti” olarak adlandırarak “hilafet” ilan eden Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak ve Suriye’deki ilerleyişinde 3 Ağustos 2014 de Ezidiler için katliamın “74. fermanı” yeniden ilan edildi. Bu duruma dur demek bir yana “iyi olmuş” diyebilen korkunç zihinlerin kan donduran söylemleride basında ve kamuoyunda yer aldı. Bu kadar çok hedef olmalarının nedenlerinden biri ise; özellikle Hz.Hüseyin’in ölümünden sorumlu tutulan, bu nedenle Sünni Müslümanların sevmediği, Şiilerinse nefret ettiği Emevi hanedanının ikinci halifesi Yezid bin Muaviye’yi çağrıştırır şekilde “Yezidi” olarak bilinmelerinin yanı sıra bir de şeytana taptıklarına olan doğru bilenen yanlıştır. Ezidilikle ilgili kendi kültürel kaynakların yazılı değil, sözlü olarak bilinmesi de bir başka yanlış anlaşılma nedenleridir. Arapça konuştukları söylenen Ezidilerin aslında anadilleri Kürtçedir. Bundan dolayı da yaşadıkları bölge halklarının diline “Yezidi” olarak geçtiği söylenir. Bu durumda onların katlinin en önemli nedeni olarak da acımasız yorumlanan İslami yönetimlerin her daim hedefi durumunda olmaları demek yanlış olmaz zannımca.
    Özetle kitabı tavsiye etmekle kalmıyor, esas kahramanların acı kaderlerinin nedenlerine ilişkin basit araştırma ve bilgilenmeyi şiddetle tavsiye ederim.
  • 484 syf.
    ·Puan vermedi
    Livanelinin kaleminin keskinleştiği yapıtlarından en önemlisi kitabı okurken kendini kitabın içindeki sayfalarda bulursun kah Maya'ya bakan nefret dolu bakışlara sahip birisi oluyorsun kah otel resepsiyonunda ki küçük çocuk oluyorsun. Akıcılığın hat safhada olduğu kitapta sayfaları ne denli çevirdiğini anlamayacak derece sürükleyiciliğe sahip. Profesör ile Maya'nın gittiği sahilde onlarda birlikte üşüyüp Maya'nın profesörün yatağına girmesiyle onlarla ısınıyorsun. Mavi alay olayına değinmesi ve böyle bir olayın yaşandığını kitaptan öğrenmem ayrıca bir güzellik. Zülfü LİVANELİ bu yapıtla Türk Edebiyatına güzel bir şaheser kazandırmış oldu. Tabi Maya'nın rüyasında gördüğü ve benim de etkisinden çıkamadığım benzetmesi olağanüstüydü. Benzetmeyi size şöyle hatırlatmak isterim. "Fil dişinden borazanı üfleyen cüce" günlük hayatında gördüğü şeyleri bu denli güzel bir şekilde birleştirmesi Zülfü LİVANELİ'nin kitabı nasıl bir ilham kaynağıyla yazdığını ortaya koyuyor.
  • 484 syf.
    ·13 günde·10/10
    Off be zülfü abi ne yaptın bana Nadia ve Max'ın hikayesinde gözyaşlarıma hakim olamadım

    Wagnerin 59 yıl sonra şileye gelip nadiası için o soğuk şubat ayına rağmen onu anıp serenadını çalmasını asla unutmayacağım

    Arkadaşlar bu kitabı hemen alın ve okuyun. Kitap buram buram tarih kokuyor zülfü livanelinin en çok sevdiğim yanı kitabını okurken geçmişle ilgili birçok şey öğreniyorsunuz. Kitabı bitirirken boş bir şekilde degil de dolu dolu bitiriyorsunuz

    Seni unutmayacağım Wagner
  • 464 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Herkesin kendince bir önemliler listesi vardır muhakkak, benimde var tabi ve bu listemin ilk sırasın da yer alır Ömer Zülfü Livaneli! Bundan 10 yıl önce ilk gençlik çağlarımda müziğinden dolayı hayranlığımı kazanan bu adam meğer iyi bir de edebiyatçıymış ve ben bundan bir habermişim düşünebiliyor musunuz? Onunla ilk “Serenad” kitabı sayesin de tekrar dan tanıştım ve bu kadar geç tanışmış olmama hayıflanmadığım zaman yok denecek kadar azdır diyebilirim. Elbette o bir insanoğlu ve mükemmel kavramı onun için de geçerli değil, lakin tanıdığım en kültürlü, en seviyeli, en barışçıl ve sözüne en güvenilir adamlardan olduğu da bir gerçek. Kişisel hayranlığımı bir tarafa bırakırsak, yazdığı her yazıyı okumayı yeni öğrenen çocuklar gibi büyük bir iştah ve keyifle okurum çünkü bilirim ki bana bir artı daha kazandıracak ve bilinmeyenler haznemi biraz daha daraltacak..
    Gelelim kitabımızın yorumuna; kitap Doğan Kitap’dan çıkmış Zafer Köse tarafından yayına hazırlanmış, orta zekalılar cenneti ve sanat uzun hayat kısa kitaplarının birleştirilmiş bir hali olarak okuyucuya sunulmuş. Bununla ilgili detaylı bir yazı yazmış Zafer Köse kitabın giriş kısmın da, bu yazıyla karşılıyor bizi ve Zülfü Livaneli’den, kitabın içeriğinden bahsediyor. Bu yazıyı okurken bile kafanızda bir çok düşünce şekilleniyor ve büyük bir iştahla çeviriyorsunuz sayfaları..
    Aslında bu iki kitabın birleşmesinden oluşan eser deneme mahiyetin de yazılmış sekiz ayrı bölümden ve bu bölümler altında işlenmiş, değinilmiş yüzlerce konu dan bahsediyor, ama ağırlıklı olarak benim anladığım Türkiye’nin geçmişten bugüne gelişiminde ki çarpıklıktan, eskiye duyulan özlemden, sanata ve kültüre yeteri kadar değer verilmemesinden dem vurulmuş sıklıkla..
    Eğer Z. Livaneli düşüncelerini, ideolojisini, kendisi ve yaşantısı süresince edindiği birikimleri merak ediyorsanız, bu kitap tam da aradığınız kaynak diyebilirim. 461 sayfadan oluşuyor kitap, her sayfası ve değindiği her konu ayrı bir hazine mahiyetinde benim nazarımda. Zaten hayat görüşünü ve kişiliği çok ayrı tuttuğum bu adamı kendi düşünceleriyle oluşturduğu ve yorumladığı bu eser de tamamıyla anlayabileceğinizi ümit ediyorum.
    Tarih, sanat, okumak, yazmak, kültür eksiklikleri, kaybolan değerler üzerine altını çizdiğim onlarca satır var ve tabi ki öğrendiğim bir sürü yeni bilgi. En çok da “okumak” üzerine değinmiş ve hatta bununla ilgili demiş ki “ Sürüden ayrılan insanı hiçbir rejim sevmez. Sürüden ayrılmanın, birey olmanın ve kendi kafasıyla düşünmenin en önemli göstergesi ise okumaktır.”(syf.35)
    İnsanların kendine, dünyaya ve düzene karşı yaptığı haksızlığın karşısın da ne kadar üzülse de hala umudunun olduğunu şu satırlardan anlayabiliriz mesela “ Hele sevildiğini bilmek... Birisinin sizi düşündüğünü, iyi olmanız için uğraştığını, sizi koruduğunu hissetmek. Bir de paylaşma duygusunu eklemek gerekiyor buna. Ekmeği, düşünceyi, sevgiyi paylaşmak. Sait Faik’in cümlesiyle söylersek eğer, her şey bir insanı sevmekle başlıyor.” “Jean-Paul Sartre “Başkaları cehennemdir!” demişti. Biz bu kültürden gelmiyoruz. Bizim Akdeniz aydınlığı vurmuş kültürümüz de “Yalnızlık Allah’a mahsus!” denir. Ve inanılır ki “insan insanın zehrini alır!”. (syf. 44-45)
    Ünlü bilim insanları, şairler, yazarlar hakkın da belki de hiç bilmediğimiz yönlerini anlatıyor ve onlarla ilgili bilgilendiriyor bizleri, bunu her konu da işlemiş ve örneklerle de anlatmış. Mesela diyor ki “Çünkü önemli olan bir şeyi istemek değil, çok istemek! Başka bir şey düşünemeyecek kadar çok istemek, tutku derecesine yükseltmek. Ben bu işten para kazanır mıyım? Bu meslekte istikbal var mı? Gibi soruları soramayacak kadar büyük heyecan fırtınalarına yakalanıp sürüklenmek. Albert Einstein bir gün çok ünlü biri olmak için çalışıp çabalamadı herhalde. İzafiyet teorisini meşhur olup, para kazanmak için düşünmedi.”(syf.59-60)
    En çok ve en üzülerek değindiği konu Türkiye’nin kültür eksikliği diyebilirim ve bu konuda hayli muzdarip olduğunu hemen her satır da anlamak mümkün. Kültür tanımını yaptığı şu satırlardan bunu daha net anlayabilirsiniz sanırım; “Ve kültür yarım yamalak eğitim verilen okullardan alınan bir belge değil, bir halkın tarihini kapsayan ve o halkın insanlık tarihi içinde ki yerini belirleyen varoluş biçimidir.” (syf.102)
    Türk edebiyatının köklerinden gururla bahsediyor ve günümüz gençliğinin bu değerlere yeteri kadar merak duymamasından, araştırmamasından hayli dertli olduğunu da bu satırlarıyla anlayabiliyoruz; “Çağdaş edebiyatı Yunus Emre’den, Karacaoğlan’dan, Fuzuli’den, Pir Sultan Abdal’dan, Şeyh Galib’den, Evliya Çelebi’den, Baki’den, Nedim’den, Nefi’den ayrı düşünmek mümkün mü? Köksüz edebiyat olur mu hiç?” (syf.111)
    Günümüz Türkiye’sinin en büyük sorunlarından biri olarak Tv izleme alışkanlığının okumayı nasıl unutturduğunu ve insanların bir makine gibi her gün birbirini tekrar eden bir hayat yaşamaya mecbur edildiğini ise şu satırlar da üzülerek özetlemiş; “Belki de bu yüzden kahvehanelerimiz milyonlarca kitap düşmanıyla dolu. Belki de bu yüzden İslam dini “Oku!” emriyle başlıyor, ama din kuralları bile insanlarımıza okutmayı başaramıyor.” (syf.115)
    Livaneli’nin tam bir Nazım aşığı olduğunu bilmiyordum doğrusu, bir çok yazısın da ona yer vermesi, ondan bahsederken ki heyecanını okuyucuya dahi yansıtabilmesi ve onu çok özlediğini belli eden şu satırları beni ziyadesiyle duygulandırdı diyebilirim “Kozmonotların Nazım’ı bilmelerini isterdim. O zaman belki de dudaklarından onun dizeleri dökülecek ve insan zihninin kavrayamadığı evrene bakarak, “Merhaba Kainat” diye mırıldanacaklardı, “Merhaba Kainat!”. Çünkü bilimin sustuğu nokta da şiir başlar ve evrenin gizli kapıları şiirle açılır.” (syf.160)
    Bir barış elçisi olduğunu düşündüğüm Livaneli, savaş karşıtı düşüncelerini içtenlikle paylaşmış ve hiçbir şekilde lafını esirgememiş sorumlularından. Mesela Filistin’de öldürülen çocuklar için o kadar ciğeri yanmış ki şu satırların dan savaşa lanetler yağdırdığını duyabiliriz; “Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının, koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini. Ama elimizden bir şey gelmiyor, kahrolarak yaşıyoruz. Benim tek pusulam vicdandır. Vicdanı olmayan her insan Nazi’dir.” (syf.166)
    Ve “savaşlar bir erkek davranışıdır” diyerek hemcinslerini kızdırma olasılığını da üstlenip ekliyor “Belki de ileride bu çıldırmış dünyayı kadınlar düzeltecek.” Umuyoruz ki bize yüklediği bu misyon da haklılık payı vardır sevgili Livaneli’nin..
    Kaybolan değerlerimizle ilgili yaptığı hatırlatmalar dan benim en çok ilgimi çeken tabi ki mektupla ilgili söyledikleri oldu, ne diyebilirim ki insan kendi gibi düşünenleri bildikçe sanırım yalnızlık hissiyatı kayboluyor. Bu konuyla ilgili de diyor ki; “Modern dünya da mektup yazmayız. Eşe dosta yazılan küçük notlar ve sayfalarca süren mektuplar hayatımızdan çıkıp gitmiştir. Bir köşeye oturup olanları düşünmek de öyle. O da sürgüne gönderilmiştir artık. Düşünmeden yaşarız. Kafalarımız, çıkarlarımızın nerede olduğunu sezmemize yarayan antenlere, duyargalara dönüşmüştür.” (syf.205)

    Son zamanlar da dünya da şiddetin ve terörün ne denli arttığına, insanların nasıl hep birlikte aynı coğrafya da yetiştikten sonra birbirlerine bu denli düşman kesilmelerine dikkat çekerek bununla ilgili bir sosyal mesaj niteliği taşıyan şu satırlarına da değinmeden edemeyeceğim; “ Kim diyebiliyorsa ki, “Ben şiddetin her biçimine karşıyım. Sağcı, solcu, dini, etnik ve resmi; kısacası hangi kimlik altında ortaya çıkarsa çıksın terörü, şiddeti, insan canına kastetmeyi nefret duyarak reddediyorum”, işte o insan, ülkesini iç savaştan korumaya çalışmaktadır.” (syf.209)
    İnsan sevgisini her fırsatta dile getiren Livaneli hala onlardan umudunu kesmediğini de her fırsatta yineliyor ve kendisi için diyor ki “ben iflah olmaz bir iyimserim” :) Hep de böyle kalmasını temenni ediyoruz elbette, biz sevenlerinin ondan öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum.. Ve ne kadar severse sevsin, ne kadar umutlu olursa olsun insanın insana yaptığı zulme kayıtsız kalamadığını şu satırlarla özetliyor; “ İnsan, kendi cinsini kitle halinde yok eden tek canlı türü! Bunu hiçbir hayvan yapmıyor. Kendi cinsinden olanı öldürmüyor. Kendi türüne işkence yapmıyor. İşkence kavramı başlı başına bir insan icadı! Doğada işkence yok. Kısacası dünyanın en vahşi yaratıkları bile, insanların birbirine uyguladığı zulmü bilmiyor, tanımıyor.” (syf.211)
    Biliyorum çok uzun bir yorum oldu siz okuyanlar için ama bu kitabı öyle bir iki satırda ifade edebilmek inanın hem yazarına, hem de bu kaynak mahiyetinde ki kitaba haksızlık olur diye düşündüm. Eğer sonuna kadar sıkılmadan okumayı başarabildiyseniz zaten ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. Livaneli’yi anlamak isteyenler için bu kitap bir rehber kaynak vazifesi görmektedir adeta ve dediğim gibi benim gibi düşüncelerine önem veren okuyucuların kendileri için alacağı hayli mesajlarla dolu bir eser, eğer sizin de bir Livaneli hayranlığınız varsa hiç durmayın bu kitabı hemen temin edin ve yanınıza bolca fosforlu kalem alın, zira ne çizmekten usanacaksınız ne de sonunun gelmesini isteyeceksiniz :) Ve bu arada son bir not daha ekleyeyim hemen; kitabı okurken Livaneli’nin kimleri okuduğunu hangi kitapların üzerinde titizlikle durduğunu sizlerde dikkatli bir okuyucuysanız hemen anlayacak ve notlarınızı alacaksınız, diyorum ya kaynak diye hakikaten öyle, şu anda alınacaklar listem hayli coşmuş durumda belki elliyi buldu tavsiye listesi ama düşüncelerini bu kadar önemsediğim bir yazarın sözü senettir benim için, o yüzden hepsi okunup sizlere yorumlanacaktır şimdiden bilgisini verelim :)
    Bana katlandığınız için teşekkür ediyor ve bir daha ki kitap yorumun da görüşmek üzere esen kalın diyorum sevgili kitapsever dostlar :)