Osman, Kuş Öğüdü'ü inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Şiiri ben yazarım sen çay yap yeter"

"İsmet özel'in şiir yazdığı bir çağda en az 40 yıl daha yeni bir şiir kurulmayacağına kanaat getirip, ses biçem- üslup- kurgu ve imlasızlık denemelerini mülkiyet hakkı olmadan bir kaç dostuyla paylaşmaktan başka amacı yoktur"

"Ben bu yürrk yangınını bir gülüşe takas ettim"

"Kuş öğüdü dinlenmeli kitabı yazılmışsa okunmalı"

Okunmasını tavsiye ederim.
Şiirleri sahiplenmek yerine mülkiyet hakkı yoktur diyip arkadaş olarak gördüğü okuyucu ile paylaşan bir şair'in kitabı; sence okunur mu?

Merve SÜZÜK, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Olgunlaşan insan
için tek gerçek: Ben. Liberalizm, hakiki insan millettir, diyor. Fert, hodgâmlıktan kurtulmak, yani insanca
bir hayata kavuşmak istiyorsa devletin içinde erimeli. Devleti Tanrılaştırıyor liberalizm. Bundan daha
büyük istibdat olur mu? Siyasî hürriyet dedikleri, ferdin devlete ve kanunlara teslimiyetinden ibaret.
Çağdaş insan “Hukukun forsası”. Sosyalizm de komünizm de bir nevi “içtimaî liberalizm”. İnsanlara karşı
hürmüşüz de, özel mülkiyet canımıza okuyormuş. Özel mülkiyet kalktı mı hürriyetimiz tamamlanılmış.
İstedikleri bütün insanların yoksul, bütün insanların dilenci olması. İçtimaî liberalizmin insanlara vaadi:
Cihanşümul dilencilik. (Nitekim siyasî liberalizmin armağanı da cihanşümul kölelik olmuştur.) Her şey
herkesin olacakmış. Herkes kim? Toplum. Daima bir tecrit, daima hayalî bir varlık, hayalî ve ezici…

Bu Ülke, Cemil MeriçBu Ülke, Cemil Meriç

Ölümüne okumak
Afgan kadınlarının ortalama yaşam ömrü 44 yıl.
Kadınların sadece yüzde 2’si doğum kontrolü uygulayabiliyor.
Her 3 Afgan kadınından birisi, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalıyor.
Evliliklerin yüzde 70-80’i çeşitli nedenlerle baskı altında gerçekleştiriliyor. Bu nedenler arasında, aile anlaşmazlıklarını çözmek ya da borç ödemek önde geliyor.
Birçok erkeğin, ergenlik öncesi yaşta birden fazla eşi var.
Kız çocuklarının yüzde 57’si 16 yaşından önce evlendiriliyor. Bir kız çocuğunun 16 yaşından önce evlendirilmesinin yasak olmasına karşın, bu tür evlilikler resmi kayıtlarda yer almadığından herhangi bir yaptırım uygulanamıyor.
Dul kalan kadınlar, ölen kocalarının akrabalarıyla evlendiriliyor.
Kuzeydeki Faryan bölgesinde, kadınların yüzde 80’i gündelik hayatlarında şiddet görüyor; sağlık, eğitim ve hukuk hizmetlerinden tümüyle yoksunlar.
Tecavüz, yasalarda açık bir şekilde suç olarak tarif edilmiyor.
Bir Afgan kadını başına 6.6 çocuk doğumu düşüyor; ki bu dünya ortalamasının iki buçuk katından da fazla.
Kadınların mülkiyet ve miras hakkı anayasal koruma altında değil.
Kâbil dışında aşiretler tarafından kontrol edilen, dini liderlerin ve yerel kültürün geleneklerinin geçerli olduğu bölgelerde, recm (taşlanarak idam edilme) uygulanıyor.
(Kaynak: Birleşmiş Milletler İnsani İlişkiler Koordinasyon Ofisi’ne bağlı IRIN -Integrated Regional Information Networks-Bölgesel Bilgi Ağı Birimi- ve BM Küresel Kadın Fonu.)

Ölümüne okumak...

Kadına dair Bir bakış
Kadınlara gösterilen bu saygının nedeni, Hıristiyanlıkla Alman duygululuğudur; bunun da nedeni, duyguyu, içgüdüyü ve istemi, aklın üstünde tutan romantik harekettir. Asyalılar daha akıllı, kadınların aşağı olduğunu açıktan açığa kabul etmektedirler. “Yasalar kadınlara erkeklerle eşit haklar tanıdığından, onlara aynı zamanda erkek akılları da vermeleri gerekir.” Asya, evlilik kuruluşlarında, bizimkilerinden daha ince bir namusluluk gösteriyor; çokkarılılığın normal ve yasaya uygun bir töre olduğunu kabul ediyor, bizlere aynı şeyi yapıyorsak da “gerçek tekkarılılık var mıdır ki?” sözünün ardına saklanıyoruz. Üstelik kadınlara mülkiyet hakkı vermek kadar büyük saçmalık olabilir mi! “Bütün kadınlar, birkaçı dışta kalmak üzere, savrukluğa eğilimlidirler.” Çünkü şimdiyi yaşarlar yalnızca, tek Açıkhava sporları da çarşıda alışveriş yapmaktır. “Kadınlar, para kazanmanın erkeğin işi, harcamanınsa kendi işleri olduğunu düşünürler,” işbölümü kavramları böyledir. “Bu bakımdan, bence kadınlara, kendi işlerini yönetmelerine izin verilmemeli, ister babası, ister kocası, ister oğlu, ister devlet olsun, bir erkek nezareti altında bulundurulmalıdırlar. Tıpkı Hindistan’da olduğu gibi, kendileri elde etmedikleri herhangi bir malın tasarrufunda bulunmaları için, hiçbir zaman tam yetki verilmemelidir. Fransız Devrimi’yle en son noktasını bulan, hükümetin genel bozukluğunun nedeni, XIII. Louis’in kadınlarının lüksü ve savrukluğuydu.

Kadınlarla alışverişimiz ne kadar az olursa, o kadar iyidir. Kadınlar “gerekli kötü” bile değildir; hayat onlarsız daha güvenli ve rahat olur. Erkekler kadınların güzelliğindeki tuzağı gördüler mi, üretimin saçma güldürüsü sona erdi demektir. Aklın gelişmesi, üretim istemini zayıflatır ve engeller, böylece soyu kurutmayı başarır. Tedirgin istemin çılgınca trajedisinin daha güzel bir sonu olamazdı; yenilge ve ölüm üstüne kapanan perde, neden yeni bir hayata, yeni bir mücadeleye, yeni bir yenilgeye bir defa daha açılsın? Bu kuru gürültü, insanı sadece acıklı bir sona götürecek olan bu sonsuz acı, daha ne kadar bizi aldatacak? İstemin karşısına çıkıp ne zaman meydan okuyacağız, ona hayatın sevimliliğinin bir yalan olduğunu ve en büyük nimetin ölüm olduğunu ne zaman söyleyeceğiz?...

A. Levent IŞIK, bir alıntı ekledi.
17 May 14:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Önceleri biz insanların hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturulan devlet, zamanla büyüdü. Bireyi korumak için oluşturulmuş olan devlet, birey üzerinde tiranlık kurmaya başladı.

Güya "iyiliksever devleti" temsil eden krallar, imparatorlar, sultanların baskı ve zulmü altında insanlar ezildi. Yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, kişisel özgürlükleri hiçe sayıldı. Asırlar "despot devlet"in izlerini taşıdı.

Ekonominin gelişmesine paralel olarak devlet faaliyetleri de genişledi. Faaliyetleri genişledikçe harcamaları arttı. Harcamaları arttıkça daha fazla vergilemek zorunda kaldı. Bu da yetmedi, sınırsızca ve sorumsuzca borçlandı. Para basma yetkisini kötüye kullandı.

Sonuçta ekonomide sorunlar ortaya çıkmaya başladı. İsraf ve savurganlıklar çoğaldı. Devlet, asıl varlık nedenini unuttu. Ve devlet, sosyal faydasından çok sosyal maliyeti olan bir kurum olmaya başladı.

Leviathan, Thomas HobbesLeviathan, Thomas Hobbes
Pelşîn, bir alıntı ekledi.
16 May 20:06

Özgür bir varlık mülkiyet altına alınamaz; bir kadına sahip olmak da kölelere sahip olmak kadar adaletsiz bir durumdur. Her insan özgür doğar, herkesin eşit hakları vardır.
Buna göre bir cinsiyetin diğerini tekelinde bulundurması meşru bir hak olarak görülemez.

Yatak Odasında Felsefe, Marquis De SadeYatak Odasında Felsefe, Marquis De Sade
CEYLAN, bir alıntı ekledi.
15 May 04:33

..kitaplar komşularımdan daha zengin olduğum yegâne mülkiyet türünü teşkil ediyor.

Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları, Thomas de Quincey (Sayfa 89)Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları, Thomas de Quincey (Sayfa 89)
sitare, bir alıntı ekledi.
14 May 23:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Devlet yalnız vatandaşın sosyal menfaatlerini korumak ve desteklemek için kurulmuş bir cemiyettir. Medeni menfaatler deyimi ile hayat hürriyet sağlık ve mülkiyet kavramları kastedilmistir.

Düşünme ve Konuşma Özgürlüğü, John Bagnell BuryDüşünme ve Konuşma Özgürlüğü, John Bagnell Bury
Ilayda Caner, bir alıntı ekledi.
14 May 13:33

KAHRAMANLIKLARIMIZ (!)
Caiphas’ın, insanın halkı uğruna ölmesi haktır düsturu, tiranların ve ayak takımının düsturudur, yani toplumsal yozlaşmanın iki aşırı ucuna özgüdür.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 53 - İş Bankası Kültür yayınları)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 53 - İş Bankası Kültür yayınları)
Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
14 May 05:30 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Göçmen kuşlar gibi ahenk içerisinde ve aynı sesi veren , çöllerin bağrında, ırmak boylarında, deniz sahillerinde hareket halinde bulunan toplum şimdi özel ve tekelci mülkiyet murdarı başında vahşice ve kin güdürek " Bu onu pençesiyle öldürür/ o da bunu gagasıyla düdükler."

İslam Ekonomisi, Ali Şeriati (Sayfa 43)İslam Ekonomisi, Ali Şeriati (Sayfa 43)