Melih, Fitness Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar'ı inceledi.
 8 dk. · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çok beğendiğim ve çevremde spora ilgisi olan herkese önerdiğim kitap. Keşke spora ilgisi olmadığı halde, kendinde,yanlış bilgileriyle, spor yapanlara diledikleri gibi eleştiri yapma hakkı bulanlar da okuyabilse.

Sosyal medyada bilimle ilgili paylaşımları olan bir grubu takip etmekteyim. Yaklaşık 2 yıl önce bir paylaşımda bulundu. Paylaşımın içeriğindeki çizimde; bir tarafta beyni küçük çizilmiş spor yapmış kas kütlesi kazanmış bir birey, diğer tarafta etrafında kitaplar olan, kafatasını tamamen dolduran ve kıvrımları daha belirgin çizilmiş ışık saçan bir birey. Açıkça spor yapanların aptal olduklarını ima eden bir görsel.Paylaşımın altında binlerce beğeni ve yüzlerce yorum: "saatlerinizi vücut geliştirmeye harcayacağınıza biraz da kitap okuyun, aptalların uğraşacağı bir şey, kız tavlamak için yapıyorlar,protein tozu içip dev gibi oluyorlar..."
Çoğu bilgisizce yapılmış yorumlardı. Kulaktan dolma bilgilerle de söylediklerini desteklemeye çalışıyorlardı.
Spor yapan tüm bireylerin kitap okumadığı gibi dev bir yanılgı var. Halbuki spor yaparak geçirdiğiniz süre(bunu iş olarak yapmayan bireylerde) tahminen ortalama haftada 3-4 gün, günde 1-1,5 saat(vücut geliştirme için konuşursak). Yani kitap okumak için de yeterince zaman var.
Kız tavlamak için yapmak kişinin tercihi. Karşı cinse güzel görünmeyi istemekte yanlış bir şey görmüyorum. Kadınların büyük çoğunluğu hipergamiktir. Kendisinden daha uzun boylu daha iri erkekleri daha çok beğenirler. Makyaj yapan kadınlar da güzel görünmek ister, ki makyaj yapan kadınların karşısında bu erkeklere laf söylemek, kadınlara makyaj yaparak güzel görünmeye çalışıyorsun, bizi kandırıyorsun demekten daha kolay sanırım. İsteyen makyaj yapar, isteyen vücut geliştirme. Durumu cinsiyetçiliğe indirgemek de yanlış. Kadınlar spor yapmıyormuş gibi bir durum oluşturmayalım durduk yere.
Protein tozu konusuna gelirsek. Peynir altı suyunun mikrofiltreleme yöntemiyle toz haline getirilmiş halidir. Şu an piyasada köşebaşında bir markette bulabileceğiniz antibiyotik verilmiş bir tavuktan daha az zararlıdır muhtemelen. İnsanlar protein tozu ek gıdasını, steroidlerle (testosteron, büyüme hormonu vb.) karıştırırlar ve bilgilerini sınamadan istedikleri gibi fikir beyan etmekten hiç çekinmezler.
Sosyal medyadaki o paylaşımda, bilimle ilgilenen bilgiye değer veren, kendilerini ışık saçan bireyler olarak gören insanlar doğru olduğunu düşündükleri yanlışları savunarak çok bilgili oldukları konusunda kendilerini tatmin etmişlerdi.
Yalnızca bu paylaşımdan yola çıkarak daha pek çok çıkarım yapılabilir.

Anlattıklarımın kitapla bağlantısına gelirsek; Serkan Yimsel: fitness eğitmeni, beslenme danışmanı, düzeltici egzersiz uzmanı. Yani kendisi bilirkişi. 15 yılı geçkin fitness endüstrisi tecrübesiyle karşısına çıkan sahte kuralları, bilgi kirliliklerini sorgulayıp gerçeğe ulaşma çabasıyla bu kitabı yazmış. Sayılamayacak kadar fazla olan safsatalardan 100 tanesini seçmiş kitabı için.Her safsatayı kaynaklar göstererek yıkıyor.
Doğru bilinen yanlışlara örnek başlıklar vererek incelemeyi bitireyim:
Efasne 3: Fit insanlar daha sağlıklıdır!
Efasne 9: Yağlar kasa dönüşebilir!
Efasne 19: Acı yoksa gelişme de yok!
Efasne 36: Göbek ve kalça inceltmek için mekik çekip basenlere yönelik egzersizler yapılmalıdır!
Efasne 65: Ağırlık çalışmak boyu kısaltır!
Efasne 78: Deadlift egzersizi beli sakatlar!
Efasne 86: Hamilelikte kesinlikle ağırlık kaldırılmamalıdır!

Hatice ayan, Kar Kurdu'yu inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 15 günde · 9/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı, takip ettiğim ve okuduğu kitapları nitelikli bulduğum arkadaşların paylasimlarinda gezinirken gözüme çarpan ve okumak için sabırsızlanıyorum dediğim kitaplardan biriydi Kar Kurdu.
Kitap yaklaşık 100-150 sayfa karmakarışık gitti benim için, karakterler çok fazla hele rus isimleri akılda tutmak... kim kimdi? Bağlantısı neydi bu karakterle? Kim kgb ? Kim ss subayı? Vs vs... içine giremedim bir türlü, fakat öyle bir yerde kişiler birleşip karşımıza çıkıyor ki sonra aksiyon filmi tadında, okurken sayfaları nasıl geçtiğinizi bile anlamıyorsunuz.
Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hitler gibi ölümünün üzerindeki sır, sorular hala cevaplanmamış, açığa çıkmamış bir cani!!! stalinin ölümü üzerine yazılmış mükemmel bir kitap. Milyonlarca insanın hayatına malolmuş ve milyonlarcasinin da hayatını etkilemiş bir caninin gerçekten doğal yollardan olmemesini diledim kitabı okurken, gerçekten bunu bir insanın başarmış olduğunu umuyorum.
Kitabı okurken ne kadarı kurgu ne kadarı gerçek kestirmemiz mümkün değil, yazar bunu okuyucuya o kadar güzel aktarmış ki bazen kendimi google girip karakter isimlerini , yer isimlerini ararken buldum.
Tavsiye edebileceğim bir kitap, herkese keyifli okumalar diliyorum.

Furkan İşlen, Yabancı'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

Başlangıcı sarmayabilir. Ancak bir kaç sayfa çevirdikten sonra bırakmak istemiyorsunuz. Çook severek okuduğum ve hayatın anlamsız olduğunu anladığım bir kitap. Zaten okuduktan sonra, Camus'un diğer kitaplarını da okumak isteyeceksiniz.

Benim gibi kpss ye hazırlanıp kitap okumaya az zaman ayırmak zorunda olan kaç kişiyiz? Delicesine okumak istiyorum ama imkanlar el vermiyor :)

Okumakbirnefes, İnsan Olmak'ı inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 10 günde · 10/10 puan

Psikoloji üzerine okumalar yapmayı oldum olası seviyorum, bu kitabı da geçtiğimiz hafta fuardan almak nasip olmuştu. Çoğunlukla yabancı yazarlardan okuduğumuz kavramları bir Türk’ün kaleminden okumak beni mutlu etti. Zira genelde -doğal olarak- her yazar kendi toplumu üzerinden örnek verdiğinden mütevellit, tam bir bağdaşım kurmak ister istemez zor oluyor. Bu bağlamda kitap “bizden” oluşuyla 1-0 öne geçiyor denebilir. İçeriğe gelirsek; İnsan Olmak, temel düzeyde bir kitap. İçinde teorik bilgilerden çok günlük hayatın pratiklerini barındırıyor. Bize bazen göremediğimiz, çoğu zamansa görmezden geldiğimiz, kendimizi anlatıyor diyebilirim. Bilhassa yaşadığımız bazı marazların temelinde nasıl “çocukluk” döneminin yattığını, klişe olan “çocukluğa inmek” tabirinin aslında ne kadar yerinde olduğunu inceden inceye düşündürüyor. Bu noktada okurken hem kendi çocukluğunu sorgulatıyor insana hem çocuk yetiştirmenin ne denli “ince” bir iş olduğunu. Son bölümlere kadar genel manada sorunları incelerken “Kendini Yaşamak” bölümüyle bize bu marazlardan nasıl sıyrılabileceğimizin ipuçlarını veriyor. İpucu diyorum zira bunu tam manada başarabilmenin her zaman mümkün olamayacağının kendisi de farkında görünüyor ki daha çok sorunların kaynağını ön planda tutuyor. Bu bağlamda “çözüm” önerilerinin azlığı bir eksiklik olmaktan çıkıp, insanı kendi kaynaklarını ıslah etmeye itiyor. Son olarak, yazarın üslubunu çok sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Zaten kendisinin roman türünde eserleri de varmış, bakmak gerek.
Velhasıl, bence her insanın alıp okuması gereken bir eser. Son sayfalara yaklaşmışken yazarın geçtiğimiz günlerde vefat ettiğini öğrenmek üzse de, arkasında bize kıymetli eserler bıraktığından bir Fatiha’yı üzerimize borç biliyorum.

Çılgın Şapkacı, Olasılıksız'ı inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Adam Fawer'ın okuduğum ilk kitabı değildi ama son kitabı da olmadı. Emapati'yi Olasılıksız kadar sevmedim; Olasılıksız kitabına okuduğum diğer kitaplar kadar değer vermedim. Ön yargı ile yaklaştığım kitap en sevdiğim yazarla tanışmama vesile oldu.
Kitap akıcı bir olay örgüsü ile yazılmış ve yazar her ayrıntıya kitabı sarsacak yansımalar eklemiş. Ayna yerine konulan kelimeler; çarpıcı bir konu ve yazarın sade ama sürükleyici diliyle kitap sizi sadece bir konuyla sınırlamıyor: birçok hayat, birçok olay ama en önemlisi kuantum fiziği ile ilgili değerli bilgiler de bahşediyor size.
Demem o ki bu kitabı okumak için seçmenize gerek yok, rafta gördüğünüz an eliniz istemsizce gidecektir raflara.

Zuzan, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

"Kitap okumak ve tek başına bir yerlere gitmek dışında bir şey yapmak istemiyordu."

Bülbülü Öldürmek, Harper LeeBülbülü Öldürmek, Harper Lee
Murat Sezgin, Taşbademleri'ni inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitaplarla iç içe olmak, kitap okumak bazen insanın kendinden çıkıp kitabın içine konmaktır. Bazen kitabın gözleriyle hayatı yaşamaktır. Bazen sadece iç içe olmayı istemektir. Kitap okumak bazen de ne içinde ne de dışında olduğumuz yekpare, geniş bir anın parçalanmaz akışında kendimize anılar biriktirmektir. Şövalye, zamanın silmediği anı, ölümün dindirmediği acı yoktur, dese de zaman insanı siler anıları değil, kim ne derse desin.

Küçük kitapçı dükkânına elinde eskimiş siyah çantası, omuzları yılların yükünü yüklenmiş, tıraşlı yüzüne yaşlılığın en masum ifadesini takınmış yaşlı bir amca giriyor. Genç çalışan oturduğu kalabalık ve dağınık masada bir elini alnına dayamış, dalgın bir şekilde kitabını okuyor. Gencin gözlerinde akşama doğru insanın gözlerine bulaşan yorgunluk emareleri var. Dükkâna birinin girdiğini hissediyor ama önemsemiyor. Dükkâna giren yaşlı amca genci bozmamak için raflardaki kitaplarla ilgileniyor. Bir süre sonra dayanamamış olacak ki gence: “-Tiyatro kitaplarının yeri neresi yavrum?” diye soruyor. Genç yarıda kesilmeyi sevmediğinden cümlesini bitirip yavaşça yerinden kalkıyor, ileri geri hareket edebilen, içinde tiyatro kitaplarının olduğu rafı yaşlı amcanın önüne kadar itiyor. Yaşlı amca teşekkür edip raftaki kitaplara tek tek bakmaya başlıyor. Genç masasına oturup yaşlı amcayı izliyor. Yaşlı amca gence dönüp “-Tiyatro eserleriyle aran nasıl?” diye soruyor. Genç genelde roman ve hikâye okumayı sevdiğini okusa bile bilindik tiyatro eserlerini okuduğunu söylüyor. Yaşlı amcanın yüzünde acı bir gülümseme beliyor, “Ben devlet tiyatrolarında eserleri sergilenmiş bir tiyatro yazarıyım, bu soruyu kime sorsam hep aynı cevapları veriyor,” dediğinde genç bu cümle karşısında afallıyor. Bozuntuya vermemek için, “sanırım tiyatro eserleri görmek ile bakmayı ayırt edebilmiş şanslı okurlara daha çok hitap ediyor, onun için de ilgi daha az olabilir” diyerek utancını saklamaya çalışıyor. Yaşlı amca genci bu sıkıntısından kurtarmak için gençlik yıllarından bahsetmeye başlıyor. Genç arada başıyla onaylayarak hiç kesmiyor yaşlı amcayı. İçinde kalmış olacak ki Emine Şenlikoğlu’nun manken gibi olduğu zamanların ne güzel olduğundan, o zaman eser ayırt edilmediğinden, şimdiki zamandan sitem ediyor. Amca geçmişin hüznüyle dolup dükkândan çıkmaya hazırlanırken genç, yaşlı amcaya müsaade ederse bir kitabını diğer dükkânlardan bulup imzalatmak istiyor ve yaşlı amcanın izniyle kitabı bulup imzalatıyor. Yaşlı amca eline eskimiş siyah çantasını alıp dükkândan çıkıyor. Gencin gözleri masada yarım bıraktığı kitaba takılıyor, yaşlı amcayla daha fazla ilgilenmeye lüzum görmemenin utancı daha da büyüyor…

O genç bendim maalesef. Elimde de Sait Faik’in Lüzumsuz Adam’ı vardı o zaman. Kitabın ismiyle yaşadığım utanç daha da artmıştı. O amca dükkândan çıktıktan sonra kendime çok kızmıştım; hem daha fazla ilgilenmediğimden hem de yaptığı işi yüzene karşı ben ilgilenmiyorum dediğim için. Sonra amca yine geldi ve ilk karşılaşmayı telafi etme şansı buldum. Ama o günün utancı hala içimdedir, bu tür olayları bir daha yaşamamak için. Bunun için de bazen kitapların arasına ayraç koyar gibi anılar da koymak lazım.

Azıcık da kitaptan bahsetmek elzem oldu gibi. Kitabın adı anlattığı konuyu simgelemek için çok zekice düşünülmüş. Taş bademlerini elle ya da dişle kırmak zordur. Çekiçle ya da taşla kırmak gerekir. Kitap 3 perdelik bir oyun. Kitabın konusu başta çok karışık geldi bana. İki taraflı bir konu üzerinden şekilleniyor kitap. İlk tarafta düğün gününde evleneceği adam öldürülen Kezban var. İkinci tarafta ise Minik Kızı diye bir nine. Minik Kızı’nın oğlu Kezban’ı sevdiği için başkasıyla evlenmesini istemiyor ve düğün gününde Kezban’ın eşini öldürüyor. Minik Kızı’nın oğlu hapiste ölüyor. İki taraf da ölen kişiler için birbirini suçladığı için aralarında yıllardır süregelen bir husumet var. Bir türlü barışmamak inadı yüzünden yazar Taşbademleri ismini uygun bularak oyunu kaleme almış. Yazarla birebir tanıştığım için kitabın arasına güzel bir anı koymuş oldum okuyarak…

Ahmet Can Tutar, Bir Kurt Cobain Romanı'ı inceledi.
 8 saat önce · Kitabı okudu · 6/10 puan

Bu kitabı Kurt Cobain’in hayatının son yıllarını okumak için almıştım. Kitap birkaç karakterin ağzından anlatılıyor ve maalesef hikayenin yarısından sonra kimin anlattığı zar zor anlaşılıyor. Kitapta bana göre oldukça fazla betimlemeler vardı ve bu betimlemeler bir süre sonra beni zorlamaya başladı ve kitaptan kopardı.
Kitabı Kurt Cobain hakkında diye almama rağmen kitabın %50-55’inin farklı karakterlerin yaşadığı olayları anlattığını söyleyebilirim. Kitapta okuduğuma sevindiğim bir kaç şey var bunlarda oldukça az. Açıkçası kitabı okurken çok zorlandım ve bitmesi için çok çabaladım. Kurt Cobain’i içeren bir kitap olduğu için ve birazda olsa Kurt Cobain hakkında yeni şeyler öğrettiği için 6 puan verdim.