Spoiler İçerir!
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Cengiz Aytmatov okumayı seviyorum. Beni öyle dinlendiriyor ki her seferinde kendimi Orta Asya'nın(Türkistan'ın) o uçsuz bucaksız bazen yemyeşil bazense sapsarı bozkırlarında buluyorum. Yazarın betimlemeleri çok gerçekçi ve güzel. Aynı zamanda işlediği karakterlerin de düşünce ve duygularını çok güzel yansıtıyor. Deve Gözü hikayesini beğendim ama bana sanki yarım kalmış bir hikaye gibi geldi. Kemal karakterinin hayallerine kavuştuğunu görmek isterdim en azından. Yahut keçi güden kızla bir gelecekleri oldu mu? Abakir kıza ne dedi? Bunları bilmek isterdim ama sanırım yazar bize bırakıyor sonunu. Baydamtal Irmağı hikayesi ise bana bir İran filmini anımsattı: Serçelerin Şarkısı. İkisinde de hırs var. İkisinde de hırsı yüzünden kaybetmek var. Tavsiye ederim güzeldi.
Deve GözüCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20214,028 okunma
Papatya çaylarınızı hazırlayın !!!
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Başına ne geleceğinden habersiz ormana karataç çileği toplamaya giden Elbis bir tilkiyi takip eder ve kendini canavarlarla dolu Nyxhaven akademisinde bulur. Mini minnacık bir sorun vardır. O da Elbis’in insan olması. Şimdi Elbis’in oda arkadaşı yarı elf Viktor’dan, güzeller güzeli sınıf arkadaşı siren Lenora’dan, yakışıklı ve acımasız vampir prensi Azel ve onun çetesinden… özetle tüm okuldan saklaması gereken bu sırrı açığa çıkmadan artık uyanması gerekmektedir. Ya da oradan tüymesi… Ya da insan olduğunu saklayarak uyum sağlamaya çalışması… Ama öyle kolay mı? Yazarın da dediği gibi “GÜLDÜRME BENİ.” Elbis tabii ki tüm tuşlara basacak. Siz de o tuşlara basarken çok eğlenecek ve çok güleceksiniz… Sonra ne mi olacak: KAOS! Arkadaşlık, kavgalar, esrarengiz dersler, güzeller güzeli bir tilki, mucizelerle dolu bir balo, sırlarla dolu bir kütüphane ve kaybolan arkadaşlar… Aklınızı oynatacağınız bir son !!!!! Papatya çaylarınız demli olsun arkadaşlarım :)
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 20263 okunma
Reklam
Bataklıklardan Akzambaklara
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
"Bir milletin kaderi, sadece liderlerinin dehasına değil; o milletin içindeki her bir bireyin, öğretmenin, memurun, askerin ve köylünün omzundaki sorumluluk bilincine bağlıdır." Selam
Akzambaklar Ülkesi FinlandiyaGrigory Petrov · Bilge Kültür Sanat · 2017124,5bin okunma
10/10
·272 syf.··
2026 48. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:49
Kendi çocukluğunuzla konuşma şansınız olsaydı ona ne sorardınız? Alex Schulman'ın son romanı olan "17 Haziran" benim yazarla tanışma kitabım. İskandinav edebiyatını genelde kaba bulmuşumdur ta ki Schulman'a kadar... Metne bayıldım.. O kadar çok paylaşıldı ki eminim pek çok kişi konuya hakimdir, ben bilmeyenler için kısaca özetlemek isterim: Metin ana kahramanımız Vidar'ın bir kolide tesadüfen 1980'lerdeki yazlık evinin numarasını bulmasıyla başlıyor. Öylesine aradığı telefon açılıyor ve karşısındaki ses yıllar önce ölen babasının sesi.. Başta küçük bir heyecan olarak başlayan bu arama, bizi Vidar'ın çocukluğuna götürüyor. 17 Haziran 1986 tarihine... Her aramanın aynı tarihe çıkmasının nedenini Vidar'la birlikte keşfetmeye hazır mısınız? Kitap o kadar merak uyandırıcıydı ki bir günde bitirdim. Metnin kurgusu zekice inşa edilmiş, ipuçları o kadar ustaca yerleştirilmiş ki hayran olmamak imkansız. Metin bana şunu sordurdu: Ya şu an gayet iyi olduğunu düşündüğünüz çocukluğunuz aslında hiç de öyle değilse? O telefon görüşmesini yapmayı mı tercih edersiniz, yoksa o telefonu kapatır ve olanları unutur muydunuz? Vidar için ikincisi seçenek bile değil.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026608 okunma
son nefese kadar
10/10
·472 syf.··
2026 12. kitabı
️Bir Kitabın İçine Sığan O İnce Düşünce️ ​Okumak, sadece kapağı açıp satırlarda ilerlemek değildir; bazen bir yazarın zihnindeki dünyayı, onun kaleminden çıkan mürekkebin iziyle sahiplenmektir.
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202644 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:31
Max Frisch’in "Andorra" adlı eseri, ön yargıların ve faşizmin bir toplumu nasıl adım adım ele geçirdiğini anlatan sarsıcı bir başyapıttır. Oyunda, dışlanan ve "Yahudi" etiketi yapıştırılan Andri’nin, sırf toplum öyle istediği için en sonunda bu kimliği acı bir şekilde kabullenmesi işlenir. Hikayenin kırılma noktası, "Kara Kilise" askerlerinin şehri işgal edip halkı vahşi bir Yahudi Taramasına tabi tuttuğu o dehşet anıdır. Tüm kasaba kendi canını kurtarmak için suspus olurken, uydurma bir yürüyüş analiziyle Andri rızasızca ölüme sürüklenir. Seyirciyi şoke eden asıl gerçek ise Andri’nin aslında bir Yahudi değil, öğretmenin kendi öz oğlu olduğunun anlaşılmasıdır. Bu sarsıcı son, gerçeği bilmesine rağmen kariyerini, toplumsal statüsünü ve itibarını korumak için yıllarca susan öğretmen Can’ın vicdan azabıyla kendini asmasına yol açar. Öte yandan Andri’nin hem sevgilisi hem de üvey kız kardeşi olan Barblin, uğradığı tecavüzün ve kaybettiği ailesinin acısıyla akli dengesini tümden yitirir. Finalde saçları kazınmış halde sokakları beyaza boyayan Barblin, Andorra’nın üstüne sıçrayan kanı kireçle kapatmaya çalışan çılgın bir vicdan sembolüne dönüşür. Mahkeme önünde „Biz suçsuzduk, sadece görevimizi yaptık“ diyen kasaba halkının ikiyüzlülüğü, kariyer ve konfor uğruna nelerin feda edilebileceğini gösteren tokat niteliğindedir. Frisch, insanın kendi konumu ve korkuları için gerçeği kurban ettiği an, kolektif bir cinayetin suç ortağı olacağını yüzümüze çarparak perdeyi kapatır.
AndorraMax Frisch · Suhrkamp Verlag Yayınevi · 199548 okunma
Reklam
Reklam