7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Günay Gafur, bana göre ülkemizin en başarılı polisiye yazarlarından biri. Onu ilk olarak Kâhin kitabıyla tanıdım. Ardından diğer eserlerini de okuyunca, kalbimde özel bir yer edindi. Yeni kitabı çıktığında, onu kucağıma yeni doğmuş bir bebek gibi alıp aynı heyecan ve özenle sayfalarını aralamaya başladım... Arka kapak yazılarını okumayı pek tercih etmediğim için kitaba polisiye beklentisiyle başladım. Her ne kadar içinde “katil” ifadesinin geçtiği bölümler olsa da, bu kitapta karşımıza çıkanlar alışıldık katillerden çok daha fazlası var. Dünyanın en tehlikeli katilleri bunlar. Kimler mi? 1980 darbesi ve yüzlerce masumun hapiste işkence ile ölmesi. 1993 yılında şairlerin, yazarların diri diri yakıldığı Madımak Katliamı. 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi ve iki yıl sonra gelen ekonomik kriz. Ekonomik krizden sebep intihar edenler. Darbe girişimi, Soma'daki maden kazası ve elli bin insanın öldüğü deprem felâketi. Bombalı saldırı, yılbaşı katliamı, tren kazası, kadın cinayetleri, Yenidoğan Çetesi. Biz neler yaşamışız ama... İçim karardı resmen Cidden çok zorlandım okurken. O günleri tekrar tekrar yaşadım resmen. Kitabın adı niye Empat? Çünkü günümüzde empati duygusundan yoksun pek çok insan var. Oysa insanlar empati kurabilseydi, dünya çok daha güzel bir yer hâline gelebilirdi. Çünkü bir başkasının acısını hissedebilen kişi, kötülüğe karşı daha güçlü bir duruş sergiler ve çözüm üretirdi. Aslında ben de çok Empati yaparım. Başkalarının üzüntülerini, sevinçlerini hissederim. Bu iyi bir şeymiş. İnsan olmanın en önemli ölçüsüymüş meğer. Kitapta defalarca vurgulanan bir cümle var: Unutma sakın! Katillerimiz nefes kadar yakın! Cidden öyle değil mi? En basitinden orman yangınları. Yüzlerce hayvanın yanarak ölmesi. Kitabın genel akışını ve anlatımını oldukça beğenmeme rağmen,
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202613 okunma
Alamut
10/10
·576 syf.··
2026 43. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde kapağını kapatıp rafa kaldırırsın. Bazıları ise son sayfayı bitirsen bile aklından çıkmaz. Alamut benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Sadece bir hikâye anlatmıyor; inanç, güç, özgür irade ve insanın nasıl yönlendirilebildiği üzerine sürekli düşündürüyor. Okurken bir süre sonra karakterleri değil, kendi düşüncelerini de sorgulamaya başlıyorsun. En çok da şu soru kaldı aklımda: Gerçek dediğimiz şey gerçekten bizim gerçeğimiz mi, yoksa bize gösterilen mi? Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım. Son sayfayı bitirdiğimde hem bitmesine üzüldüm hem de "İyi ki okumuşum." dedim. Kesinlikle uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri olarak kalacak.
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20126bin okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2026 6. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 11:11
Oldukça etkileyici ve gerçekçi bir kitaptı. Ataerkil zırvaların, dinin erkek cinsiyetine verdiği ayrıcalıkların, (insanların çoğu "yalnızca dini kötüye kullandıkları için böyle" diyor ama katılmıyorum. Sonuçta Kur-an'da "kadınlarınız sizin tarlanızdır, dilediğiniz gibi sürün" ya da "kadının şahitliği tek başına yarımdır. Kadınlarınızı size itaat etmedikleri takdirde önce uyarın, sonra odalarında yalnız bırakın, gerekirse vurun. Erkeğe dört eş helaldir" gibi ayetler mevcut.) ve bunların iyi niyetli olmadığını, saygı ve merhamet içermediğini kör olmayan biri gayet anlayabilir diye düşünüyorum ve tam olarak dinin kurallarının uygulanması, Taliban'ın yönetimi/Şeriat ile denk bir tablodur. Bu sebeptendir ki Din ile yönetilen hiçbir ülkenin refahı yükseklerde olamaz. Özellikle de kadınlar, bu kitapta örneği görüldüğü gibi böyle bir sistemde en çok ezilen taraf olacaktır. Dogmatik bilgilere ve görüşlere körü körüne inanmak ve taklit etmek cehaletten başka bir şey getirmez. Hali hazırda kadın haklarına karşı hassas bir insanken böyle bir kitap okumak beni öyle bunalttı ki anlatamam. Öte yandan, "ben yalnızca okurken bunalıyorum fakat binlerce kadın bunları deneyimliyor" diye düşünüyorum. Bu gerçeği böylesine açık ve sansürsüz bir şekilde okumak midemi bulandırıyor. Milyonlarca hemcinsim ve onlar için bir şey yapamamak beni hem öfkelendiriyor hem de üzüyor. Küçük Meryem'in babasının, dört eşi olmasına rağmen evdeki hizmetçiyle de ilişki yaşayıp; "Harami, p*ç" olarak göreceği ve hayatı boyunca gözlerden uzak tutmak isteyeceği kızı Meryem'i pislik dünyasına dahil etmesi. Sonra utanç saydığı Meryem'den daha çocuk yaşında kurtulmak isteyip 45 yaşlarında ped*fili, pislik bir morukla evlendirmesi, o moruğun her gün ona t3cavüz edişi, hamile kaldığında çocuğu düşürüp, ona bir
Edebiyat
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Pembe Bir Kapak, Simsiyah Bir Yalnızlık: Mutfak İtiraf ediyorum; toz pembe kapağını ve ismini gördüğümde beni çok daha neşeli, çıtır çerez bir hikaye bekliyor sanmıştım. Ama içeriği beni hayli şaşırttı! Kitap aslında 3 bölümden oluşuyor. İlk iki hikâye, anneannesini kaybettikten sonra yapayalnız kalan Mikage'nin 'mutfaklara' sığınışını ve Yuichi ile arasında kurulan özel bağı anlatıyor. Üçüncü bölüm ise farklı karakterlerin yer aldığı, yine kayıp ve yalnızlık duygusunu işleyen bağımsız bir öykü. Yazar, toz pembe bir dünyanın arkasına kapkara bir yalnızlık gizlemiş. Ancak bunu öyle zarif ve incelikli bir dille anlatıyor ki insanın içine umutsuzluk değil, dinginlik bırakıyor. Böylesine hüzünlü olup da ruha bu kadar iyi gelen çok az kitap okudum. Ve tabii ki Eriko... Hayatımda okuduğum en güçlü, en sıra dışı ve en şefkatli karakterlerden biriydi. Yaşadığı büyük acıyı güzelliğe ve anneliğe dönüştüren o asil duruşunu hiç unutamayacağım. Kısaca Mutfak, benim için harika bir modern Japon klasiğiydi. Mutlaka şans verin ama eğlenceli bir şey beklemeyin!
MutfakBanana Yoshimoto · Beyaz Baykuş Yayınları · 2026812 okunma
《♡ S A F A H A T ♡》
10/10
·1088 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
96 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 18:39
Bu yıl yaptığım en iyi okumalardan biri bu asil kitabı okumaktı. Safahat sadece bir şiir kitabı değil, bir insanın vatanıyla, toplumla ilgili dertlenmesidir. Şair, toplum için sanat anlayışını benimseyerek dertlerini öyle güzel dizelere dökmüştür ki, hem toplumsal ve vicdani meselelere değinmiş hem de bu duyguları estetik bir dille ifade etmiştir. Safahat, 7 kitabın birleşimiyle oluşmuş 1075 sayfalık bir eserdir. Şair bu dev eserinde, toplumsal gerçekleri, dini sorumluluklar ve düşüncelerini, vatan sevdasını, doğu-batı meselelerini ve gençlerle ilgili ideallerini anlatmıştır. Kitabın Safahat (1), Süleymaniye Kürsüsünde (2) ve Hakkın Sesleri (3) bölümlerinin ilkinde şair yoksulluk, cehalet, tembellik, ümitsizlik gibi toplumsal sorunlara değinirken; 2. bölümde bunları İslam dünyasının geri kalma sebepleri olarak anlatır. 3. bölümde ise, ayetlerle destekleyerek, bu durumların getirdiği olumsuzlukları dizelerinde net ve açık bir dille ifade eder.Tembellik, cehalet, ümitsizlik, yoksulluk insanın ruhunu aşama aşama kemiren, birbirini doğuran ve besleyen kavramlardır. Tembellik, insanın ruhuna oturan bir yüktür. Eğer beden ve zihin çalışmayla ışıldamazsa, tabiri caizse ter atarak güçlenmezse, tembellik cehalete götürür. Cehalet, insanın ruhundaki maneviyatı besleyen azalarını körelten, hayata bakışını daraltan, hayata bakan penceresini soba kurumu gibi siyaha boyayan bir durumdur. Cehalet ve tembellik, insanın ruhunu çepeçevre saran ümitsizlik sarmaşığını besler, geliştirir. Hâlbuki Yusuf Suresi 87. ayette Rabbimiz: "Kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’tan ümidini kesmez." buyurmaktadır. Ümitsizlik bir müminin kalbinde bulunamaz. Velev ki bir mümin kalbinde ümitsizlik olduğunu fark ederse, o yabani ot gibi olan duygu kalbinde bitmeden söküp koparmalıdır ki ruhu ışığa
Şiir
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
Harlan Coben'in son dönem romanları arasında beni en çok etkileyenlerden biri kesinlikle Beni Kandıramazsın oldu. Kitabın en güçlü tarafı, okuyucunun gerçek ile yanılsama arasında sürekli gidip gelmesini sağlaması. Daha ilk sayfalarda yaşanan olay öyle güçlü bir soru işareti bırakıyor ki, roman boyunca zihniniz sürekli aynı soruya dönüyor: Gördüğümüz şey gerçekten doğru mu? Ana karakter Maya, son yıllarda okuduğum en ilgi çekici karakterlerden biri. Yaşadığı travmalar onu hem güçlü hem de kırılgan bir insan hâline getirmiş. Olaylara yaklaşımı klasik polisiyelerdeki dedektiflerden oldukça farklı. Sezgileriyle hareket ediyor ama aynı zamanda mantığını da kullanmaya çalışıyor. Onun yaşadığı iç çatışmaları okumak en az gizemin kendisi kadar etkileyiciydi. Roman boyunca dikkatimi çeken en önemli şey, teknolojinin hikâyeye doğal şekilde yedirilmiş olmasıydı. Günümüzde güvenlik kameraları, dijital kayıtlar ve elektronik veriler hayatımızın parçası. Coben bunları sadece süs olarak kullanmıyor; olay örgüsünün temel taşlarından biri hâline getiriyor. Kitabın temposu neredeyse hiç düşmüyor. Her bölüm sonunda yeni bir soru ortaya çıkıyor ve cevap ararken daha büyük bir gizemin içine giriyorsunuz. Bir noktadan sonra kimseye güvenememeye başlıyorsunuz. Bu duygu roman boyunca çok başarılı korunmuş. Karakterlerin çoğunun geçmişinde sakladığı sırlar var. Ancak bu sırlar yalnızca okuyucuyu şaşırtmak için kullanılmıyor. Her birinin hikâyedeki olaylarla doğrudan bağlantısı bulunuyor. Bu nedenle final geldiğinde hiçbir gelişme havada kalmıyor. Final kısmını özellikle çok beğendim. Son yıllarda birçok polisiye roman gereksiz yere karmaşık finaller yazmaya çalışıyor. Beni Kandıramazsın ise şaşırtıcı olmasına rağmen mantığını hiç kaybetmiyor. Son sayfayı kapattığımda bütün olayların yerine
Beni KandıramazsınHarlan Coben · Martı Yayınları · 2023215 okunma