Aynı saniyelerde kapıyı açmış, dışarı çıkmak için hareketlenmişti ki elim aniden elinin üzerini buldu. Saniyeler içinde yaşanmış bir andı. Bu da ondan aldığım arsız bir cesaretti.
"Dikkatli ol."
Ben yaptığıma şaşkındım ama o şaşırmadı. Bocalamadı. Elini geri çekmedi. Sıcaktı teni. Yaptığım şey için içimdeki deli cesaretine kızdım ama geri adım da atmadım. Keskin kahveler gözlerimdeyken başını yavaşça aşağı yukarı salladı. Kendince küçük ve kibardı elleri ama benim elim, üzerinde küçücük kalmıştı. Bir parmağı, elinin üzerindeki serçeparmağıma ağır ağır dolandı. Belli belirsiz okşadı sanki. Ya da bana öyle geldi.
Bakışlarımı gözlerinden koparmamıştım. Sessiz bir kelimesi vardı.
Sen de.
Başımı aşağı yukarı sallamakla yetindim. Elimi çekmesem bir süre daha kalacak gibiydik.
Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.
Yazar yeri gelince anonim portreler ele çizer. "Bu balçıktan insanlar, aralarında hiç konuşmadan yürürler. Kiminin sırtında bir tutam çalı, kiminin bir çuval saman vardır. Kimi bir keçi yavrusunu kucağına almıştır. Kimi bir mandayı dürtükleyerek önüne katmıştır. Boz eşek, lsmail'in ardından başını önüne eğmiş küçük küçük adımlarla yürür. Kadınların pek çoğunun omuzunda asılı bir torba içinde bir yavru, başı aşağıya sarmış uyuklamaktadır (Yaban, 59)". Bu isimsiz portre Anadolu realite si içinde daima görülür; muharrir bunu birkaç satırla ve bütün bir hayatın akışını plastik ve hareketli tarafıyla hulasa etmiştir.
Yakup Kaclri'de insansız tabiat yok gibidir; hiçbir zaman realiteyi tasvir etmek maksadıyla tasvir yaptığı ela görülmez; çizdiği pek kısa dekorlar hariç hemen daima insan ve tabiatı, in san ve çevreyi birbiriyle alakalı olan taraflarından görür. Dış dünyaya bütün duyularıyla bakabilmesine rağmen umumiyetle sansasyonları aşar ve satıh estetiğinden kurtulur. Hatta öyle ki, sansasyonlardan hemen atlayarak hislere ulaşan muharrir bir anda fikirlere doğru açılmaya meyillidir.