Ferahnaz

“Şiir Etkinliği”
Burası 1K, burada bir etkinlik biter, öteki başlar! Sevgili 1000 Kitap sakinleri 🎉 Şiir etkinliğimize bu ay da kaldığımız yerden devam edelim diye dümeni elime aldım yüksek müsaadenizle. Etkinliğin amacı keşfetin şiirsiz kalmaması, şiirle dolup taşması bir nevi 🙌🏻 Şiir okumayan kalmasın diye buranın altına şiir kitabı pdfleri bırakacağız. (Elbetteki tercihen kitap alınması lakin biliyorsunuz ki bazen alınamıyor.) Şairlere gelince, daha önce hiç şiir okumamış ya da okuyacak yeni şair arayanlar için de öneri listemiz: Özdemir Asaf Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmed Arif Attila İlhan Ahmet Haşim Ahmet Erhan Arkadaş Zekai Özger Bedri Rahmi Eyüboğlu Behçet Necatigil Cahit Külebi Cahit Sıtkı Tarancı Can Yücel Cemal Süreya Edip Cansever Faruk Nafiz Çamlıbel
Etkinlik
Ferahnaz
Ekler misiniz? :)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
21. Yüzyılın Kahini
10/10
·278 syf.··
2019 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 16:28
Anahtar Sözcükler: İletişim, İletişimsizlik, yabancılaşma, bürokrasi, çatışma, kafkaesk, dava, simgesel anlatı. Her şeyi halledip mutlu sona götüren yolu bulabilecek miydi? (Franz Kafka-Dava, 1925) Öncelikle bu yazım bütünüyle bir Dava incelemesi değildir. Kafka’yı bir nebze olsun anladığım ölçüde yansıtmaya çalışacağım bir yazım olacaktır. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumlar. Yabancılaşma sorunsalı ile konuya giriş yapmak istiyorum. Günümüzde insan sosyal bir varlık olarak toplumsal bir hayat düzenin içerisinde yer alır. Bununla beraber gelişen teknolojinin ve hızlı değişimlerin insanı yalnızlaştırdığı bir bakıma yabancılaştırdığı gerçeği hepimizin malumudur. Teknolojinin hızlı gelişimi, insanlık tarihinin yüzyıllardır süre gelen normlarını görmezden gelir hatta onun nezdinde yok hükmündedir bile denebilir. Evet bir düzen gerçeği var. Bu düzenin bir dili, kuralı ve şartları var. Onun dilinden konuşup yalnızlaşmak mı yoksa dilini öğrenmeyip dışarda kalarak yalnızlaşmak mı? Öylesine tehlikeli bir düzen. Düzene savaş açmaksa neredeyse imkânsız, bir kere savaşayım desen, kendini hazırlasan ve karşısına çıksan hemen değişim gösteriyor, evrim geçiriyor ve senin verilerini anında geçersiz kılıyor. Düzenin silahları ise oldukça kuvvetli, teknoloji ise günümüzün en bilinen düzen silahıdır. Bu değişime yetişemeyen ve irdelenmesi gereken en temel unsur ise Ahlaksal normlarımızdır. Hızlı bir düzen gelişimi ve değişimi karşısında aynı oranda ahlaksal gerileyiş insanlığımızı tehdit etmektedir. Kimilerimizde bu durum iç sızı olarak kendi varlığını hissettirir. Esasen bu durumu; “Gerçek Olanın Acısı” şeklinde ifade etmek daha doğru olacaktır. Düzenin saçmalığı karşısında kimilerinin(!) umutsuzluğunu eserlerinde yansıtmaya çalışır Kafka. Gregor Samsa gibi, Josef K.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201564bin okunma
Ferahnaz isimli okura yanıt verildi
Ferahnaz
Estağfurullah ne kusuru, ben Dava'ya hakim olmadığım için eksik ifade etmişim kendimi yoksa hemfikiriz. Parantez açmam gerekirse demek istediğim anlamlandırma derecesi aslında. -muş gibi yapmak değil de gerçekten yaşamak. Yoksa sözünü esirgemeyen "el" daima var. Kalıplar ve kalıpçılar yakamızı hiç bırakmayacak zaten..
21. Yüzyılın Kahini
10/10
·278 syf.··
2019 8. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 16:28
Anahtar Sözcükler: İletişim, İletişimsizlik, yabancılaşma, bürokrasi, çatışma, kafkaesk, dava, simgesel anlatı. Her şeyi halledip mutlu sona götüren yolu bulabilecek miydi? (Franz Kafka-Dava, 1925) Öncelikle bu yazım bütünüyle bir Dava incelemesi değildir. Kafka’yı bir nebze olsun anladığım ölçüde yansıtmaya çalışacağım bir yazım olacaktır. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumlar. Yabancılaşma sorunsalı ile konuya giriş yapmak istiyorum. Günümüzde insan sosyal bir varlık olarak toplumsal bir hayat düzenin içerisinde yer alır. Bununla beraber gelişen teknolojinin ve hızlı değişimlerin insanı yalnızlaştırdığı bir bakıma yabancılaştırdığı gerçeği hepimizin malumudur. Teknolojinin hızlı gelişimi, insanlık tarihinin yüzyıllardır süre gelen normlarını görmezden gelir hatta onun nezdinde yok hükmündedir bile denebilir. Evet bir düzen gerçeği var. Bu düzenin bir dili, kuralı ve şartları var. Onun dilinden konuşup yalnızlaşmak mı yoksa dilini öğrenmeyip dışarda kalarak yalnızlaşmak mı? Öylesine tehlikeli bir düzen. Düzene savaş açmaksa neredeyse imkânsız, bir kere savaşayım desen, kendini hazırlasan ve karşısına çıksan hemen değişim gösteriyor, evrim geçiriyor ve senin verilerini anında geçersiz kılıyor. Düzenin silahları ise oldukça kuvvetli, teknoloji ise günümüzün en bilinen düzen silahıdır. Bu değişime yetişemeyen ve irdelenmesi gereken en temel unsur ise Ahlaksal normlarımızdır. Hızlı bir düzen gelişimi ve değişimi karşısında aynı oranda ahlaksal gerileyiş insanlığımızı tehdit etmektedir. Kimilerimizde bu durum iç sızı olarak kendi varlığını hissettirir. Esasen bu durumu; “Gerçek Olanın Acısı” şeklinde ifade etmek daha doğru olacaktır. Düzenin saçmalığı karşısında kimilerinin(!) umutsuzluğunu eserlerinde yansıtmaya çalışır Kafka. Gregor Samsa gibi, Josef K.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201564bin okunma
Ferahnaz
Öncelikle toplumsal bir hayat düzeni(?) başlı başına insanı toplumdan izole yaşamaya iten bir durum bence. Ki adına düzen diyerek yumuşattığımız şey aslında tamamiyle belirlenmiş kalıptan başka bir şey değil. Doğumumuzdan itibaren kalıplara sokuluyoruz; aile, inançlar, ahlak kuralları, çevre, arkadaşlar, öğretmenler, patronlar, hükümet, yasalar... Sonra da kalıplarımızda özgür(?) bir şekilde sosyal varlıklar olduğumuz yanılgısına kapılıyoruz. Ama fazlasıyla yanılıyoruz. Çünkü kalıplara ses çıkarmadığımız sürece kalıpları göremiyoruz ses çıkardığımız anda ise varlığını sert bir şekilde gösteriyor. Samsa gibi Bay K da kalıpların dar geldiği kişilikler ve okurken maalesef birçok kişiye tuhaf geliyorlar. Çünkü dediğiniz gibi onları tam olaral anlamak için ancak aynı yollardan geçmek gerekiyor. Aksi takdirde etrafımızda K gibi birçok kişilik var fakat kimse düzene sesini çıkarmıyor aksine uyumsuz(?) damgasını yapıştırıyorlar. Ki yardımcı olmayı geçtim zaten.  Herkes paçasını kurtarma derdinde. Herkes K'nın yardım istediği ama arkasını dönüp giden kişilikler.. Neyse neyse biz sosyal ve özgür varlıklarız.. Ve Beckett'ı görmek sevindirdi Godot'dan mütevellit sembollerin altında kala kala bitirmiştim zira Kafka da metaforik ögelerden asla vazgeçmiyor her adımda bir sembol, okurdan fazla dikkat istiyorlar. Ki benim en sevdiğim beyin yakan yazarlardan ikisi de. :) Alıntıların yine nokta atışıydı. Kapsamlı ve düşündürücü bir inceleme olmuş, ben çok ertelemeyim artık. Emeğine sağlık Anıl hocam. :)