İnsan türü olarak diğer tüm canlılardan daha az korunaklıyız. Olası salgın hastalıklar karşısında devasa bir hedef kitleyiz. Düşünsenize, bizden milyarlarca var. Sürekli hareket, birbirimizle temas halindeyiz. Üstelik kırılganız. Sadece fiziksel açıdan iyi olmak yeterli değil; ruhsal bakımdan da iyi olmamız gerekiyor, sağlıklı kalabilmek için
Cehalet bulaşıcıdır. Cehalet salgın bir hastalık gibidir. Bir kez vücuda girdi mi bu virüs hızla yayılır. Onu durduracak tek bir aşı var: Kitaplar! Acilen dönelim kitapların dünyasına.
"Ne yani halkımı kan emicilerin insafına; haydutun, eşkiyanın yağmasına mı bıraksaydım? Zaten yeterince acı çekmediler mi? Kuzeydeki kırımı unuttunuz mu? Siirt'ten, Bitlis'e, Van'a kadar bütün Kürt ve Ermeni mülkünü viran eylemediler mi? Ölümün soğuk nefesinden, zulmün kara pençesinden nasibini almadı mı herkes? Analar, süngünün ucunda son çığlıkları dudaklarında moraran bebelerinin cansız bedenlerine sarınıp paralanmadılar mı? Kirlenen namusları uğruna diri diri toprağa gömmediler mi bedenlerini? Sonra Malatya, Sivas cehennemine sürülen bir kıyamet muhacir... Zulasında bir parça kara ekmeği açlığına katık edenler, ciğerlerindeki yangını çmurlardan süzülen pis sularla söndürmeye çalışanlar... Açlıktan kırılanlar, salgın hastalıklarla can çekişenler, anaların kuruyan memeleri... Tiran olan kim ha, tiran olan kim dersiniz?"