Ricardo hani Vatansız Ricardo, bir alıntı ekledi.
22 May 00:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
Şura Leyla Çakar, bir alıntı ekledi.
10 May 20:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Öyleyse istediğine erişmene çok kalmadı. Biliyor musun, şu insanların istekleri çok gülünç. Eğer ben şimdi şu anda bir işaretimle istediğim biçimde küçük, güzel bir oğlan çocuğu olabilseydim, sen de bir işaretinle zarif ve iyi bir yaşlı adam olacak olsaydın, ikimiz de bu işaretleri yapmaktan vazgeçip nasılsak öyle kalmayı yeğlerdik.”

Knulp, Hermann HesseKnulp, Hermann Hesse
Okuryazar@, bir alıntı ekledi.
05 May 12:43 · Kitabı okudu · İnceledi

Sana ben anlatırdım
Şarkıların dilini,
Sen burada, sen burada olsaydın,
Gelirdi kulağına,
Unuttukça mutluyum,
Mutluyum unuttukça
Derdi bir ses, sıcacık..
Ama ben mutluluğa
İçimden inansaydım.

Dokuza Kadar On, Özdemir AsafDokuza Kadar On, Özdemir Asaf

Ferhan: Ne var bu gülümseyişin altında?

Nilgün: Sen varsın.

Ferhan: Anlamadım?

Nilgün: Sen varsın dedim ya. Ya ben az önce evde oturuyodum,kendi kendime dedim ki çok şükür Ferhan var dedim.Çok şükür dedim.

Ferhan: Yani sırf bunu söylemek için mi geldin?

Nilgün: Değmez mi?

Ferhan: Ne münasebet.Yanında başka bir mazeretin daha olsaydı mesela manava da gidiyor olsaydın bu kadar değerli olmazdı.

Yeditepeİstanbul

“Sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
Hava lezzetli ve aydınlık
— fakat iyice ısınmadı daha —
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık...
Bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
Herhalde çoktan öldürülmüştük
sen Londra’da olsaydın
ben Tobruk’ta olsaydım,
bir İngiliz şilebinde yahut...”

Meri, bir alıntı ekledi.
29 Nis 13:33

Ben senin gibi olsaydım / sen benim gibi olsaydın.
O zaman durmaz mıydık aynı rüzgarda?
Ama biz yabancıyız.”

Ellerin Zamanlarla Dolu, Paul Celan (Sayfa 62)Ellerin Zamanlarla Dolu, Paul Celan (Sayfa 62)
Nidanur, bir alıntı ekledi.
22 Nis 06:51 · Kitabı okudu · Beğendi

Ben bu kışı sevmedim,renkli kazaklarımı giyip kartopu oynadığım eski kışları özlüyorum.

Sen Olsaydın Yapmazdın Biliyorum, Kürşat BaşarSen Olsaydın Yapmazdın Biliyorum, Kürşat Başar
Avare Sameeit, bir alıntı ekledi.
19 Nis 18:32

Mefisto*:
(Tanrım)...Beni affet. Herkes benimle alay edebilir ama ben yine de parlak sözler söyleyemem. Eğer gülmeyi unutmamış olsaydın, benim laf ebeliğime sen de gülerdin. Güneşlerden ve diğer dünyalardan söz açamam. Ben, yalnızca insanların kendilerini nasıl azaba soktuklarını görüyorum.

Faust, Johann Wolfgang Von GoetheFaust, Johann Wolfgang Von Goethe